⚖️ Tevbe Suresi — Karşılaştırma

Mustafa Çavdar Şinasi Güneş
1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 11 12 13 14 15 16 17 18 19 20 21 22 23 24 25 26 27 28 29 30 31 32 33 34 35 36 37 38 39 40 41 42 43 44 45 46 47 48 49 50 51 52 53 54 55 56 57 58 59 60 61 62 63 64 65 66 67 68 69 70 71 72 73 74 75 76 77 78 79 80 81 82 83 84 85 86 87 88 89 90 91 92 93 94 95 96 97 98 99 100 101 102 103 104 105 106 107 108 109 110 111 112 113 114
9:1. Ayet
Mustafa Çavdar
Bu, Allah ve Allah’ın mesajlarını tebliğ eden elçisinden kendileriyle ahit/antlaşma yaptığınız müşriklere bir ihtardır/ültimatomdur, kesin uyarıdır: 2/100- 177, 8/56- 57, 9/2- 3- 12- 13,
Şinasi Güneş
Allah ve elçisinden, o ortak koşanlardan sözleştiğiniz kimselere, ilişkiyi kesme [ilanıdır].
9:2. Ayet
Mustafa Çavdar
Bundan böyle bu topraklarda dört ay daha serbestçe dolaşabilirsiniz ama şunu iyi bilin ki Allah’ı asla atlatamayacaksınız ve Allah kâfirleri rezil rüsva edecektir. 2/90, 5/33, 9/6- 14- 63
Şinasi Güneş
O yerde dört ay [9:5] seyahat edin ve bilin ki, siz Allah'ı aciz bırakıcı değilsiniz. Allah ise, gerçekleri örtenleri rezil edendir.
9:3. Ayet
Mustafa Çavdar
İşte bu, Allah ve Allah’ın mesajlarını tebliğ eden elçisinden en büyük hac gününde insanlara bir bildiridir: Allah ve elçisinin müşriklerle hiçbir ilişkisi kalmamıştır. Eğer bundan böyle tövbe ile dönüş yaparsanız işte bu sizin için daha hayırlı olur. Eğer yüz çevirirseniz iyi bilin ki Al 148
Şinasi Güneş
Allah ve elçisinden, hac gününün büyüğünde, insanlara bir bildiridir: Allah'ın ortak koşanlarla ilişkisi yoktur. Ve elçisinin de. Eğer hatanızdan kesin dönüş yapıp Allah'a itaate yönelirseniz, o size hayırlı olandır. Eğer yüz çevirirseniz bilin ki, siz, Allah'ı aciz bırakıcı değilsiniz. Gerçekleri örtenleri can yakıcı bir azapla müjdele.
9:4. Ayet
Mustafa Çavdar
Yalnız, müşriklerden kendileriyle yaptığınız antlaşma şartlarını ihlal etmeyen ve tam olarak uyan ve sizin aleyhinize başkalarıyla işbirliği yapmayan kişiler bunun dışındadır. Siz bunlarla yaptığınız antlaşmanın şartlarına süresi doluncaya kadar uyun zira Allah sorumluluğunu yerine getirenleri sever. 2/27- 28, 3/134, 9/8- 12, 16/91- 92, 60/8- 9,
Şinasi Güneş
Sözleştiğiniz ortak koşanlardan, sonrasında size karşı hiçbir şekilde eksiklik yapmayan ve aleyhinizde kimseye arka çıkmayanlar bunun dışındadır. Onlara olan sözünüzü, süresine kadar tamamlayın. Allah, vahyin sınırlarına uyup korunanları sever.
9:5. Ayet
Mustafa Çavdar
Antlaşma yaptığınız müşrikleri her gözetleme noktasında bekleyin. Yakalayın ve tutuklayıp hapsedin. Eğer tövbe edip yanlıştan dönüş yapar, namazı kılar ve zekâtı da verirlerse onları serbest bırakın. İçlerinde hala anlaşmaya uymayanlar varsa, dokunulmaz haram aylar çıkınca bulduğunuz yerde öldürün. Doğrusu Allah, eşsiz bir bağışlayıcı ve sonsuz rahmet kaynağıdır. 2/194-217, 5/2, 9/36, 98/1...6
Şinasi Güneş
Haram [dokunulmaz] aylar [9:2] çıktığında da, o ortak koşanları, bulduğunuz yerde etkisiz hale getirin, onları tutuklayın, onları hapsedin ve onlar için her gözetleme yerine oturun [1]. Eğer hatalarından kesin dönüş yapıp Allah'a itaate yönelirler, salatı ikame ederler ve arınmanın bedelini yerine getirirlerse, yollarını serbest bırakın [9:11]. Allah, bağışlayandır, merhamet edendir.
9:6. Ayet
Mustafa Çavdar
Eğer müşriklerden birisi sana sığınırsa, onun sığınma isteğini kabul et, ta ki Allah’ın kelamı Kuran’ı işitsin. Sonra da onu güven içinde olacağı yere ulaştır. İşte bu onların gerçekleri bilmeyen bir toplum oluşundandır. 4/89- 90, 6/19, 30/7- 56,
Şinasi Güneş
Ortak koşanlardan biri yanına gelip, senden korunup kollanma isterse, Allah'ın kelamını [2:75, 48:15] işitene kadar, onu koruyup kolla. Sonra da onu, güvenli yerine ulaştır [1]. Bu, onların bilinçsiz bir halk olmalarındandır.
9:7. Ayet
Mustafa Çavdar
(Sözlerinde durmayan) Müşriklerin Allah katında ve elçisinin yanında antlaşmalarının nasıl bir değeri olabilir. Yalnız Mescidi Haram’ın yanında antlaşma yaptıklarınız hariç. İşte onlar ahitlerinde/sözlerinde durduğu müddetçe siz de verdiğiniz ahdinizde/sözünüzde durun. Zira Allah sorumlu davrananları sever. 9/1-10-12-13, 13/20, 33/22- 23,
Şinasi Güneş
O ortak koşanlar için, Mescid-i Haram'ın [dokunulmaz eğitim öğretim kurumunun] yanında sözleştikleriniz dışında, Allah katında ve elçisinin katında bir sözleşme nasıl olabilir? Onlar, size karşı dosdoğru oldukları sürece, sizde onlara karşı dosdoğru olun. Allah, vahyin sınırlarına uyup korunanları sever.
9:8. Ayet
Mustafa Çavdar
Antlaşmalarının nasıl bir değeri olabilir ki, eğer onlar size üstün gelselerdi ne ettikleri yeminlere ne de yaptıkları antlaşmayı gözetirlerdi. Dilleriyle sizi hoşnut etmeye çalışırlarken içten içe size diş biliyorlar, zaten onların çoğu yoldan çıkmış fasık kimselerdir. 2/100, 3/118- 119, 5/59, 8/56- 57,
Şinasi Güneş
Nasıl olabilir ki? Eğer size üstün gelseler, ne bir bağ, ne de bir yükümlülük gözetmezler [9:10]. Ağızlarıyla sizi razı ederler, kalpleri ise kaçınır. Onların çoğu yoldan çıkmıştır.
9:9. Ayet
Mustafa Çavdar
Onlar Allah’ın ayetlerini az bir menfaate değiştiler. Üstelik başkalarını da onun yolundan alıkoydular. Gerçekten onlar ne berbat işler yapıyorlar. 2/174- 175, 7/45, 14/2- 3,
Şinasi Güneş
Allah'ın ayetlerini az bir bedel karşılığı satıp, O'nun yolundan alıkoydular. Onların yapmakta oldukları şeyler ne kötüdür.
9:10. Ayet
Mustafa Çavdar
Onlar, bir mümini koruyup gözetmezler. İşte onlar hak hukuk tanımayanlardır. 9/1-7,
Şinasi Güneş
Onlar, bir mümin için ne bir bağ, ne de bir yükümlülük gözetmezler [9:8]. İşte onlar, saldırganlık yapanların ta kendileridir.
9:11. Ayet
Mustafa Çavdar
Eğer tövbe eder yanlıştan döner namazı kılar ve zekâtı verirlerse, işte o zaman sizin din kardeşiniz olurlar. Biz bilmek isteyen toplum için ayetlerimizi etraflıca açıklıyoruz. 25/70- 71,
Şinasi Güneş
Eğer hatalarından kesin dönüş yapıp Allah'a itaate yönelirler, salatı ikame ederler ve arınmanın bedelini yerine getirirlerse [9:5], dinde kardeşlerinizdir [1]. Bilinçli bir halk için, ayetleri ayrıntılı olarak açıklıyoruz.
9:12. Ayet
Mustafa Çavdar
Eğer antlaşma yaptıktan sonra yeminlerini bozar ve dininize dil uzatırlarsa, o zaman kâfirlerin elebaşları ile savaşın. Çünkü onların yeminleri yok hükmündedir. Bu davranışlarına belki son verirler. 2/100, 3/118119, 5/59, 8/56- 57, 9/8- 50,
Şinasi Güneş
Eğer taahhütlerinin ardından, yeminlerini bozar ve dininize dil uzatırlarsa, buna son vermeleri için, küfrün önderleriyle çarpışın. Zira, onların yeminleri yok hükmündedir.
9:13. Ayet
Mustafa Çavdar
Yaptıkları ahit/antlaşmaya uymayan, elçiyi yurdundan çıkarmak için her şeyi yapan ve size karşı saldırıyı ilk başlatan bu toplumla hala savaşmayacak mısınız? Korkuyorsanız, asıl korkulması gereken Allah’tır Eğer gerçekten müminseniz. 2/190, 3/173- 174- 200, 4/90, 8/30, 17/76, 33/26- 39, 60/8- 9
Şinasi Güneş
Yeminlerini bozan, elçiyi çıkarmaya yeltenen ve ilk önce size karşı başlatan bir halka karşı çarpışmayacak mısınız? Yoksa, onlara karşı derinden saygı duyup, endişe mi taşıyorsunuz? Eğer inanıp güvenenler iseniz, Allah, derinden saygı duyup rızasını kaybetme endişesi taşımanıza daha hak sahibidir.
9:14. Ayet
Mustafa Çavdar
Onlarla savaşın ki Allah sizin elinizle onları cezalandırsın, onları rezil rüsva etsin ve onlara karşı size yardım ve zafer lütfetsin ki böylece iman etmiş toplumun gönüllerine şifa olsun. 4/75- 76,
Şinasi Güneş
Onlarla çarpışın ki, Allah, ellerinizle onları azaba uğratsın, onları rezil etsin, onların aleyhine size yardım etsin ve inanıp güvenen bir halkın göğüslerine şifa versin [1].
9:15. Ayet
Mustafa Çavdar
Ve böylece kalplerinizdeki öfkeyi dindirsin ve Allah, dileyenin tövbesini de kabul eder. Allah, her şeyi bilen ve her şeyi yerli yerince yapandır.
Şinasi Güneş
Ve kalplerindeki öfkeyi gidersin. Allah, gerekli gördüğüne merhametiyle yönelir. Allah bilendir, adaleti sağlayan en doğru hükümleri verendir.
9:16. Ayet
Mustafa Çavdar
Yoksa siz Allah’ın, içinizden tüm çabasını sarf eden, Allah’tan, elçisinden ve müminlerden başkasını sırdaş edinmeyenleri ortaya çıkarmadan sizi kendi halinize bırakacağını mı zannettiniz? Elbette Allah tüm yaptıklarınızdan haberdardır. 2/214, 3/118-142, 9/20, 29/2- 6,
Şinasi Güneş
Yoksa, sizden ellerinden geleni yapanları, Allah'ın ve elçisinin ve inanıp güvenenlerin yanı sıra sırdaş edinmeyenleri bilmeden [1] bırakılmanızı mı hesap ettiniz? Allah, yaptığınız şeyler hakkında haberdar olandır.
9:17. Ayet
Mustafa Çavdar
Müşriklerin, küfürlerine bizzat kendileri şahitlik edip dururken Allah’ın mescitlerini imar etme hakları yoktur. İşte böylelerin yaptıkları ameller boşa gitmiştir ve onlar ateşin içinde kalıcıdırlar. 6/130, 9/107- 108, 16/88, 18/103...107, 23/105, 43/74, 47/1- 8
Şinasi Güneş
Gerçekleri örtmekle kendi aleyhlerinde şahitler oldukları halde, ortak koşanların, Allah'ın mescitlerini bayındır kılmaları olur şey değildir. İşte onlar, amelleri boşa gidenlerdir. Onlar, ateşin içerisinde kalıcıdırlar.
9:18. Ayet
Mustafa Çavdar
Allah’ın mescitlerini ancak Allah’a ve ahiret gününe inanıp güvenen, namazı kılan, zekâtı veren ve Allah’tan başkasından korkmayanlar onarabilir. İşte böylelerinin doğru yolda olmaları umulur. 2/177- 285,
Şinasi Güneş
Allah'ın mescitlerini yalnızca; Allah'a ve ahiret gününe inanıp güvenen, salatı ikame eden, arınmanın bedelini yerine getiren [1] ve Allah'ın dışında hiç kimseye karşı derinden saygı duyup rızasını kaybetme endişesi taşımayan kimseler bayındır kılar. İşte onların, doğru yolu görenlerden olmaları muhtemeldir.
9:19. Ayet
Mustafa Çavdar
Hacıların su ihtiyacını karşılamayı, Mescidi Haram’ı onarmayı, Allah’a ve ahiret gününe iman edenle ve Allah yolunda tüm gayretini sarf edenle bir mi tutuyorsunuz? Bunlar Allah katında asla bir değildir.
Şinasi Güneş
Hac organizasyonunun su ihtiyacını karşılamayı ve Mescid-i Haram'ı [dokunulmaz eğitim öğretim kurumunu] bayındır kılmayı, Allah'a ve ahiret gününe inanıp güvenen ve Allah yolunda elinden geleni yapan kimse gibi mi kıldınız? [Bunlar] Allah katında aynı seviyede değildir [1]. Allah, yanlış yapanlar halkına yol göstermez.
9:20. Ayet
Mustafa Çavdar
İman edip imanı uğrunda hicret eden ve Allah yolunda mallarını ve canlarını ortaya koyup üstün gayret gösterenler Allah katında en büyük makama sahiptirler. İşte bunlar kurtulmuş olanlardır. 3/163- 195, 4/95, 8/3, 9/16, 20/75, 46/19, 59/7-8-9
Şinasi Güneş
İnanıp güvenenler, hicret edenler ve Allah yolunda mallarıyla ve canlarıyla ellerinden geleni yapanlar, Allah katında daha muazzam bir derecededirler. İşte onlar, kazancı hak edenlerin ta kendileridir.
9:21. Ayet
Mustafa Çavdar
Rableri onları katından bir rahmet ve hoşnutluk ve bitmez tükenmez nimetlerle dolu olan cennetlerle müjdeler!
Şinasi Güneş
Rableri onları, O'ndan bir rahmet ve rızasıyla ve orada kalıcı nimetlerin bulunduğu bahçelerle müjdeliyor.
9:22. Ayet
Mustafa Çavdar
Onlar orada ebedi olarak kalacaklar. Şüphesiz ki Allah katında daha nice muhteşem ödüller vardır. 16/97, 29/7, 39/10- 35, 64/9, 65/11, 18/2-3
Şinasi Güneş
Ebediyen orada kalıcılar olarak. Allah, katında muazzam bir karşılık olandır.
9:23. Ayet
Mustafa Çavdar
– Ey İman edenler! Eğer küfrü imana tercih ediyorlarsa babalarınız ve kardeşleriniz dahi olsa onları evliya yani veliler edinmeyin. Sizden kim onları dost edinirse işte onlar zalimlerin ta kendileridir.
Şinasi Güneş
Ey inanıp güvenenler! Eğer imana karşı küfrü seviyorlarsa, babalarınızı ve kardeşlerinizi yakınlar, yol göstericiler, müttefikler edinmeyin. Sizden kim, onları yakınlar, yol göstericiler, müttefikler edinirse, işte onlar, yanlış yapanların ta kendileridir [58:22, 60:1].
9:24. Ayet
Mustafa Çavdar
De ki: – Babalarınız, çocuklarınız, kardeşleriniz, eşleriniz, akrabalarınız, biriktirdiğiniz mallarınız, kesat gitmesinden korktuğunuz ticaretiniz, hoşnut olduğunuz evleriniz eğer size Allah’tan, Allah’ın mesajlarını tebliğ eden Elçisinden ve Allah yolunda cihat etmekten daha sevimli ve önemli ise Allah’ın emri gelene kadar bekleyin! Zira Allah yoldan çıkan fasık toplumu amacına ulaştırmaz. 9/23, 18/46, 24/37, 32/18...20,
Şinasi Güneş
De ki! ''Babalarınız, oğullarınız, kardeşleriniz, eşleriniz, aşiretiniz, işlediğiniz mallar, durgunlaşmasından endişe ettiğiniz ticaret, hoşunuza giden meskenler, size Allah ve elçisinden ve O'nun yolunda elinden geleni yapmaktan daha sevgili olmuşsa, Allah emriyle / işiyle [azabıyla: 9:39] gelene kadar gözetleyin. Allah, yoldan çıkanlar halkına yol göstermez [9:120, 33:6].
9:25. Ayet
Mustafa Çavdar
Andolsun ki, Allah size birçok savaşta yardım etmişti özellikle de Huneyn günü. Hani siz çokluğunuza güvenmiştiniz ama çokluğunuzun size hiç bir yararı olmadı hatta o gün yeryüzü bütün genişliğine rağmen size dar gelmiş ve arkanıza dönüp kaçmaya başlamıştınız. 2/249, 3/172- 173,
Şinasi Güneş
Şüphesiz Allah, bir çok yerde ve Huneyn gününde size yardım etti. Çokluğunuz sizi fazla etkilemiş, fakat sizden bir şey gidermemiş ve o yer, genişliğine rağmen size dar gelmiş, sonra da, arkasını dönenler olarak uzaklaşmıştınız.
9:26. Ayet
Mustafa Çavdar
Sonra Allah, elçisinin ve müminlerin kalplerine bir güven duygusu ve sükûnet indirmiş ve görmediğiniz ordularla sizi takviye ederek kâfirleri cezalandırmıştı. İşte budur kâfirlerin cezası. 3/154, 8/11, 9/40, 33/9, 48/18- 26
Şinasi Güneş
Sonra Allah, elçisine ve inanıp güvenenlere sükunetini indirdi, görmediğiniz ordular indirdi ve gerçekleri örtenleri azaba uğrattı. Gerçekleri örtenlerin karşılığı işte budur.
9:27. Ayet
Mustafa Çavdar
Allah, bundan sonra da dileyenin tövbesini kabul eder. Zira Allah çok bağışlayan ve çok merhamet edendir. 2/128, 4/27- 146,
Şinasi Güneş
Sonra Allah, bunun ardından gerekli gördüğüne merhametiyle yönelir. Allah, bağışlayandır, merhamet edendir.
9:28. Ayet
Mustafa Çavdar
Ey İman edenler! Şüphesiz müşrikler tam bir pisliktir. Bu sebeple bu yıldan itibaren Mescid-i Haram’a yaklaşmasınlar. Eğer ekonomik bir kayıptan korkuyorsanız, bilin ki gün gelir Allah uygun görürse sizi lütfuyla zenginleştirir. Şüphesiz Allah her şeyi bilen ve verdiği hükümde doğru karar verendir.
Şinasi Güneş
Ey inanıp güvenenler! O ortak koşanlar ancak bir pisliktir. Mescid-i Haram'a [dokunulmaz eğitim öğretim kurumuna], bu yıllarının ardından yaklaşmasınlar. Eğer geçim sıkıntısından dolayı korktuysanız, Allah gerekli görürse, ileride armağanından sizi kendinize yeterli duruma getirir. Allah bilendir, adaleti sağlayan en doğru hükümleri verendir.
9:29. Ayet
Mustafa Çavdar
Kitap verilenlerden Allah’a ve ahiret gününe inanmayan, Allah’ın yasaklarını ve elçisinin haber verdiği yasakları tanımayan ve hak dini din olarak benimsemeyenlerle sizin üstünlüğünüzü kabul edip boyun eğinceye ve kendi elleriyle güvenlik vergisi verinceye kadar savaşın! 7/157- 158,
Şinasi Güneş
Kendilerine kitap verilenlerden; Allah'a ve ahiret gününe inanıp güvenmeyen, Allah ve elçisinin haram kıldığını haram kılmayan [1] ve hak dini din edinmeyenlerle, küçülenler olarak elden cizye [2] verene kadar çarpışın.
9:30. Ayet
Mustafa Çavdar
Yahudiler: – ‘Üzeyir Allah’ın oğludur’ dediler. Hıristiyanlar da ‘Mesih Allah’ın oğludur’ dediler. Bu daha önceki kâfir toplumların uydurduğu asılsız sözlere özenerek ağızlarında geveledikleri iddialardır. Allah kahretsin onları nasıl da uyduruyorlar! 5/17- 72- 73, 18/4- 5, 19/35- 88- 93
Şinasi Güneş
Yahudiler: ''Üzeyr Allah'ın oğludur.'' dediler. Hristiyanlar: ''Mesih Allah'ın oğludur.'' dediler. İşte bu, ağızlarıyla söyledikleridir. Önceki gerçekleri örtenlerin sözlerine özeniyorlar. Allah, onları mahvetti. Ne biçim ters yüz ediliyorlar.
9:31. Ayet
Mustafa Çavdar
Onlar, Allah ile aralarına hahamlarını ve rahiplerini (din adamlarını) ve Meryem oğlu Mesih’i koyup Rabler (din koyucu) edindiler. Oysa onlar tek bir İlah’tan başkasına asla kulluk etmemekle emrolunmuşlardı. Zira Allah’tan başka ilah yoktur. O, onların koştukları bütün şirk unsurlarından münezzehtir ve yücedir. 2/255, 9/34, 13/16, 19/36, 37/126, 44/7- 8,
Şinasi Güneş
Bilginlerini ve rahiplerini ve Meryem oğlu Mesih'i, Allah'ın yanı sıra rabler edindiler. Oysa, O'nun dışında bir ilah olmayan, tek bir ilaha kulluk etmeleri dışında bir şeyle emrolunmamışlardı [3:64, 98:5, Tesniye 5:7-8, Luka 4:8][1]. O, onların ortak koştuğu şeylerden münezzehtir.
9:32. Ayet
Mustafa Çavdar
Onlar Allah’ın nurunu ağızlarıyla söndürmek istiyorlar, hâlbuki kâfirler istemese de Allah nurunu/tevhid dinini tamamlayacaktır. 4/174- 175,
Şinasi Güneş
Ağızlarıyla Allah'ın nurunu [24:35] söndürmek istiyorlar. Allah ise, gerçekleri örtenler hoşlanmasa da, nurunu tamamlamak dışındaki seçenekleri reddetmektedir [1].
9:33. Ayet
Mustafa Çavdar
Müşriklerin hoşuna gitmese de gerçek tevhit dinini bütün yönleriyle ortaya çıkarmak için elçisini hak din ve doğru yol rehberi olan Kuran ile gönderen Allah’tır.
Şinasi Güneş
O, ortak koşanlar hoşlanmasa da, diğer bütün dinlerin üzerinde açığa çıkarmak için, elçisini yol göstericiyle ve gerçek dinle gönderendir [48:28, 61:9][1].
9:34. Ayet
Mustafa Çavdar
– Ey İman edenler! İyi bilin ki âlimler ve din adamlarının çoğu, insanları Allah’ın yolundan saptırır ve mallarını batıl yani Allah’ın dininde olmayan yollarla yerler. Altın ve gümüşü biriktirip onları Allah yolunda harcamayanlara can yakıcı azabı haber ver. 9/31, 14/2-3,
Şinasi Güneş
Ey inanıp güvenenler! Şüphesiz bilginlerden ve rahiplerden bir çoğu, insanların mallarını haksızlıkla nasiplenirler ve Allah'ın yolundan alıkoyarlar. Altın ve gümüşü yığıp, Allah yolunda infak etmeyenler var ya, onları can yakıcı bir azapla müjdele [1].
9:35. Ayet
Mustafa Çavdar
O gün bunlar cehennem ateşinde kızdırılacak, onunla alınları, göğüsleri ve sırtları dağlanacak ve ‘İşte bu kendiniz için biriktirdiği 152
Şinasi Güneş
Cehennem ateşinde, [yığdıklarının] üzeri kızdırılıp, onunla alınları [itibarları], yanları [yandaşları] ve sırtlarının [arka çıkanlarının] dağlandığı gün: ''Bu, kendiniz için yığdıklarınızdır, yığdıklarınızı tadın bakalım'' [denir].
9:36. Ayet
Mustafa Çavdar
Allah’ın kitabında/yasasında, O’nun gökleri ve yeri yarattığı günden beri ayların sayısı on ikidir. Bunlardan dördü (savaşın yasak olduğu) haram aylardır. İşte doğru yasa ve takvim budur. O aylarda savaş yaparak kendinize zulmetmeyin! Ama müşrikler size topyekûn savaş açarlarsa siz de onlara karşı topyekûn savaşın. İyi bilin ki Allah, yasaya saygılı davrananlarla beraberdir. 2/190- 194- 217,
Şinasi Güneş
Allah katında, gökleri ve yeryüzünü oluşturduğu gün, Allah'ın yasasında ayların sayısı on iki aydır. Onlardan dördü haramdır [dokunulmazdır][1]. Ayakta tutan hesap işte budur. Onların içerisinde kendinize yanlış yapmayın. Ortak koşanlar, sizinle topyekun çarpıştıkları gibi, siz de onlarla topyekun çarpışın [2]. Bilin ki Allah, vahyin sınırlarına uyup korunanlarla beraberdir.
9:37. Ayet
Mustafa Çavdar
Ayların ve yılların yerleriyle oynamak tam anlamıyla küfürde bir zirvedir. Öyle ki kâfirler Allah’ın haram kıldığı ayların sayısını denk getirmek için onu bir yıl haram bir yıl helal sayıyorlar. Böylece Allah’ın dokunulmaz saydığını ayaklar altına alıyorlar, bu kötü işleri kendilerine güzel görünüyor. Zira Allah kâfirler toplumunu umduklarına ulaştırmaz. 9/36, 2/194- 217,
Şinasi Güneş
Nesi [haram ayların yerini değiştirme uygulaması], ancak küfürde artıştır. Gerçekleri örtenler, onu Allah'ın haram kıldığının sayısına denk getirmek için, bir yıl helal, bir yıl haram kılıyorlar. Böylece, Allah'ın haram kıldığını helal kılarak, onunla saptırılıyorlar. Amellerinin kötülüğü onlara çekici gösterildi. Allah, gerçekleri örtenler halkına yol göstermez.
9:38. Ayet
Mustafa Çavdar
– Ey İman edenler! Size ne oluyor ki ‘Allah yolunda savaşa çıkın!’ denildiğinde adeta yere çakılıp kaldınız? Yoksa siz ahireti bırakıp geçici dünya hayatına mı razı oldunuz? Oysa dünya hayatının zevkleri ahiretin nimetlerinin yanında hiç kalır.
Şinasi Güneş
Ey inanıp güvenenler! Size ne oluyor ki, ''Allah yolunda seferber olun.'' dendiğinde yere çakılıp kaldınız? Ahiretten ziyade, dünya hayatına mı razı oldunuz? Ahirettekine göre, dünya hayatının azı dışında yararlanması yoktur.
9:39. Ayet
Mustafa Çavdar
Eğer savaşa çıkmazsanız, Allah sizi can yakıcı bir azapla cezalandırır ve yerinize başka bir toplum getirir ve O’na hiç bir zarar da veremezsiniz. Zira Allah her şey için bir ölçü koyandır.
Şinasi Güneş
Seferber olmazsanız, sizi can yakıcı bir azaba uğratır. Sizi, sizden başka bir halkla değiştirir [1]. Ve siz, O'na hiçbir şekilde darlık veremezsiniz. Allah, her şeye bir ölçü koyandır.
9:40. Ayet
Mustafa Çavdar
Eğer O’na yardım etmezseniz, iyi bilin ki Allah ona mutlaka yardım edecektir. Hani iki kişinin ikincisi olarak kâfirler onu Mekke’den çıkardıklarında ikisi de mağaradayken arkadaşına ‘Üzülme, Allah bizimle beraberdir’ diyordu ya, o anda Allah, ona katından bir sükûnet ve güven duygusu vermiş ve onu görmediğiniz ordularla desteklemişti. Böylece Allah kâfirlerin davasını alçaltmıştı. Allah’ın davası! İşte o en yücedir. Zira Allah üstün kudret sahibi ve hükmünde doğru karar verendir. 3/9- 194,
Şinasi Güneş
Ona yardım etmezseniz; şüphesiz gerçekleri örtenler onu, iki kişinin ikincisi olarak Mekke'den çıkardığında, ikisi mağaradayken arkadaşı için: ''Hüzünlenme, Allah bizimle beraberdir.'' dediğinde, Allah üzerine sükunetini indirerek onu sizin görmediğiniz ordularla güçlendirip [1], gerçekleri örtenlerin takdir ettiği hükmü en aşağı kıldığında ona yardım etmişti. Allah'ın takdir ettiği hüküm, en yüce / en galip olanın ta kendisidir. Allah üstündür, adaleti sağlayan en doğru hükümleri verendir.
9:41. Ayet
Mustafa Çavdar
Gerek hafif, gerek ağırlıklı olarak hep birlikte savaşa çıkın! Mallarınızla ve canlarınızla Allah yolunda cihat edin! Eğer bilirseniz bu sizin için daha iyidir. 2/216, 8/14- 60- 65,
Şinasi Güneş
Hafif olarak ve ağır olarak [bütün imkanlarınızla] seferber olun ve Allah yolunda mallarınızla ve canlarınızla elinizden geleni yapın. Eğer biliyor olsanız, size hayırlı olan işte budur [61:11].
9:42. Ayet
Mustafa Çavdar
Eğer çabucak elde edilecek bir ganimet ve kolay bir sefer olsaydı kesinlikle sana uyar ve sefere katılırlardı. Fakat bu meşakkatli ve uzun süreli sefer onları yıldırdı. Bir de ‘Gücümüz yetseydi kesinlikle sizinle beraber sefere çıkardık’ diye Allah’a yemin ederek kendilerini helak edeceklerdir. Allah biliyor ki onlar yalancıdırlar. 3/111- 154- 156,
Şinasi Güneş
Eğer yakın bir genişlik ve sıradan bir sefer olsaydı, kesinlikle sana uyarlardı. Fakat bu meşakkat, onlara uzak geldi. ''Eğer gücümüz yetseydi, kesinlikle sizinle çıkardık.'' diye, Allah'a yemin edecekler [9:95]. Kendilerini yıkıma uğratıyorlar. Allah biliyor ki, onlar kesinlikle yalancıdır.
9:43. Ayet
Mustafa Çavdar
Allah seni affetsin. Kimin doğru söylediği senin için ortaya çıkmadan ve yalancıların da kimler olduğunu öğrenmeden niçin savaşa katılmamalarına izin verdin. 8/67, 24/62, 40/55, 48/1- 2,
Şinasi Güneş
Allah senden bunu sildi de; doğru söyleyenler sana açıkça ortaya çıkana ve yalancıları bilene kadar, onlara niçin izin verdin?
9:44. Ayet
Mustafa Çavdar
Oysa Allah’a ve ahiret gününe inanıp güvenenler zaten mallarıyla ve canlarıyla cihat etmek istedikleri için senden izin istemezler. Allah, sorumlu davrananları iyi bilendir. 2/218, 4/74, 61/4-13,
Şinasi Güneş
Allah'a ve ahiret gününe inanıp güvenenler, mallarıyla ve canlarıyla ellerinden geleni yapma konusunda, senden izin istemezler. Allah, vahyin sınırlarına uyup korunanları bilendir [9:88].
9:45. Ayet
Mustafa Çavdar
Senden savaşa katılmamak için izin isteyenler, ancak Allah’a ve ahiret gününe inanıp güvenmeyen kalpleri derin şüphelerle dolu olup bu şüphelerle bocalayıp duran kimselerdir.
Şinasi Güneş
Senden ancak; Allah'a ve ahiret gününe inanıp güvenmeyenler, kalpleri kuşku duyanlar ve kuşkularında dönüp duranlar izin isterler [9:86].
9:46. Ayet
Mustafa Çavdar
Eğer onlar gerçekten savaşa katılmak isteselerdi bunun için bir hazırlık yaparlardı. Fakat Allah, onların isteksiz ve samimiyetsiz davranışlarından dolayı savaşa katılmalarını hoş görmedi ve onları alıkoydu ve onlara ‘Siz de acizler gibi oturanlarla beraber oturun!’ denildi. 2/244, 4/71...77,
Şinasi Güneş
Eğer çıkmak isteselerdi, onun için bir hazırlık hazırlarlardı. Fakat Allah, gönderilmelerini hoş görmeyip, onların cesaretini söndürdü ve: ''Oturanlarla birlikte oturun.'' denildi [9:90].
9:47. Ayet
Mustafa Çavdar
Kaldı ki sizinle beraber savaşa çıkmış olsalardı aranızda fitne ve fesat çıkarmaktan başka bir şey yapmazlardı üstelik içinizde onlara kulak verip onlar adına casusluk yapacak olanlar da vardır. Allah bu casus zalimleri iyi bilmektedir. 2/11- 12- 191, 5/24, 8/15- 16- 39- 45,
Şinasi Güneş
Eğer sizinle çıksalardı, size fenalık etmenin dışında bir şeyi arttırmazlar ve aranıza sokularak, sizi ateşe atmanın / sıkıntıya sokmanın yollarını ararlardı. İçinizde onlara kulak verenler de vardı. Allah, yanlış yapanları bilendir.
9:48. Ayet
Mustafa Çavdar
Onlar daha önce de fitne çıkarmaya çalışmışlar ve sana karşı bir takım entrikalar çevirmişlerdi. Ta ki Allah’ın zafer vaadi gerçekleşti ve böylece kâfirlerin hoşuna gitmese de Allah’ın dini galip gelip güçlendi.
Şinasi Güneş
Şüphesiz önceden de, ateşe atmanın / sıkıntıya sokmanın yollarını aramışlar ve onlar hoşlanmasalar da, hak gelip, Allah'ın emri / işi açığa çıkana kadar, sana karşı türlü işler çevirmişlerdi.
9:49. Ayet
Mustafa Çavdar
Onlardan: – Bana izin ver, beni fitneye/günaha düşürme, diyenler vardır. Haberiniz olsun ki onlar zaten fitne çukuruna düşmüş durumdalar. Cehennem işte bu kâfirleri çepeçevre kuşatacaktır. 3/131, 18/29, 35/36, 38/55- 56, 78/21- 22
Şinasi Güneş
Onlardan: ''Benim için izin ver ve beni ateşe atma / sıkıntıya sokma.'' diyen kimseler de vardır. İyi bilin ki onlar, ateşin / sıkıntının içine düşmüşlerdir. Cehennem, kesinlikle gerçekleri örtenleri kuşatıcıdır.
9:50. Ayet
Mustafa Çavdar
Eğer sana bir zafer gelirse bu onların canını sıkar onlar fenalık geçirirler. Ama size bir mağlubiyet gelirse ‘İyi ki biz tedbirimizi önceden almıştık.’ deyip sevinerek dönüp giderler. 3/118, 4/78- 79,
Şinasi Güneş
Sana bir iyilik isabet ederse, onları kötüleştirir. Sana bir musibet isabet ederse de: ''Biz önceden işimizi tutmuştuk.'' derler. Ve onlar, sevinç içerisinde dönüp giderler.
9:51. Ayet
Mustafa Çavdar
De ki: – Allah’ın bizim için yazdığı zafer veya şahadetten başkası başımıza gelmez. Zira O bizim mevlamız/koruyucumuzdur. Öyleyse müminler yalnızca Allah’a güvenip, dayansınlar! 2/286, 3/150, 10/30, 22/78, 66/2- 4
Şinasi Güneş
De ki! ''Allah'ın bizim için yasalaştırdığı dışında, asla bize bir şey isabet etmez [1]. Bizim yakınımız, yol göstericimiz, müttefikimiz O'dur. İnanıp güvenenler, Allah'a güvenip dayansınlar.''
9:52. Ayet
Mustafa Çavdar
De ki: – Bize iki güzellikten zafer veya şahadetten başka bir şeyin gelmesini mi bekliyorsunuz? Oysa biz, sizin başınıza ya Allah’ın katından bir bela gelmesini veya bizim elimizle sizi cezalandırmasını bekliyoruz. Öyleyse bekleyin bakalım, biz de sizinle beraber bekleyip göreceğiz.
Şinasi Güneş
De ki! ''Hakkımızda iki iyilikten [zafer veya cennetten] biri dışında başka bir şey mi gözetliyorsunuz? Biz ise, sizin hakkınızda, Allah'ın, katından veya elimizden bir azabı size isabet ettirmesini gözetliyoruz. Gözetleyin, biz de sizinle birlikte gözetleyenleriz.''
9:53. Ayet
Mustafa Çavdar
De ki: – İster gönüllü infak edin ister gönülsüz, sizden asla kabul edilmeyecektir. Çünkü siz yoldan çıkmış fasık bir toplumsunuz. 2/270, 4/142, 18/103...107, 32/18...20,
Şinasi Güneş
De ki! ''İsteyerek veya istemeyerek infak edin, sizden asla kabul edilmeyecektir. Siz, yoldan çıkanlar halkı oldunuz.''
9:54. Ayet
Mustafa Çavdar
Onların harcamalarının kabul edilmemesinin nedeni, Allah ve Allah’ın mesajlarını tebliğ eden Elçisine nankörlük etmeleri, namaza üşenerek gelmeleri ve verdiklerini de istemeye istemeye vermeleridir. 3/21- 22- 116- 117,
Şinasi Güneş
Onlardan infaklarının kabul edilmesine, Allah ve elçisi hakkındaki gerçekleri örtmeleri, salata [eğitim öğretim ve sosyal dayanışma faaliyetine] üşenerek gelmeleri [4:142] ve istemeyerek infak etmeleri dışında bir şey mani olmadı.
9:55. Ayet
Mustafa Çavdar
Onların mallarına ve çocuklarına imrenme. Zira Allah bunlarla onlara dünya hayatında azap çektirecek ve sonunda kâfir olarak canlarının çıkıp gitmelerini istiyor. 9/24- 85, 18/46, 57/20, 63/9, 6415
Şinasi Güneş
Onların malları ve evlatları seni etkilemesin. Allah onları, dünya hayatında onlarla azaba uğratmayı ve canlarının gerçekleri örtenler olarak çıkmasını istiyor [9:85].
9:56. Ayet
Mustafa Çavdar
Onlar, kendilerinin sizden olduklarına dair var güçleriyle Allah’a yemin ederler, oysa onlar sizden değillerdir. Aksine onlar korkak bir topluluktur. 2/8- 16, 26/6, 59/19, 58/14, 63/1…4
Şinasi Güneş
Onlar, kesinlikle sizden olduklarına dair Allah'a yemin ediyorlar. Onlar sizden değildir. Fakat onlar, ayrılık çıkaran bir halktır.
9:57. Ayet
Mustafa Çavdar
Eğer bir sığınak, mağara veya girilecek bir delik bulsalar panik halinde kaçarak oraya sığınırlar.
Şinasi Güneş
Eğer sığınacak bir yer veya mağaralar veya girilecek bir yer bulsalar, dönüp oraya doğru vahşice koşarlar.
9:58. Ayet
Mustafa Çavdar
Onlardan sadakaların dağıtımı konusunda sana dil uzatanlar vardır. Onlara verilirse hoşnut olurlar ve susarlar, eğer verilmezse hemen öfkelenir ve homurdanıp dururlar. 2/263- 272, 3/134, 9/60- 79- 103,
Şinasi Güneş
Onlardan, sadakalar [vergi gelirlerinin dağıtımı] hakkında, imalı sözlerle çamur atanlar vardır [9:79]. Ondan onlara verilse razı olurlar. Ondan onlara verilmediğinde ise razı olmazlar.
9:59. Ayet
Mustafa Çavdar
Eğer onlar, Allah ve Elçisinin kendilerine verdiğinden hoşnut olup: ‘Allah’ın verdiği bize yeter, Allah bize lütfundan ileride bolca verecektir, elçisi de. Biz sadece Allah’ın bize takdir ettiğine talibiz deselerdi kendileri için daha hayırlı olurdu. 8/64, 9129, 17/17, 25/31- 58,
Şinasi Güneş
Onlar, Allah ve elçisinin onlara verdiğine razı olsalardı ve: ''Allah bize yeter. Allah bize armağanından yine verecektir, elçisi de. Biz Allah'a rağbet edenleriz.'' deselerdi.
9:60. Ayet
Mustafa Çavdar
Sadakalar Allah’ın kesin hükmü uyarınca yalnızca fakirlerin, engellilerin, bu uğurda çalışanların, kalpleri İslam’a ısındırılacak kimselerin gözetim altındakilerin, borç yükü altında ezilenlerin, Allah yolunda yolda kalmış kişilerin hakkıdır. Allah her şeyi bilen ve her hükmünde doğru karar verendir. 2/177, 4/36, 9/79- 103,
Şinasi Güneş
Sadakalar [vergi gelirleri], Allah'tan bir gereklilik olarak; yoksullar, ihtiyaç sahipleri, üzerinde çalışan görevliler, kalpleri alıştırılanlar, boyunduruk altında olanlar, ağır borç altında olanlar, Allah yolunda olanlar ve yol oğlu içindir. Allah bilgedir, adaleti sağlayan en doğru hükümleri verendir.
9:61. Ayet
Mustafa Çavdar
O inanmadığı halde inanmış gibi görünen ikiyüzlü münafıklardan: – O, herkese kulak veriyor, diyerek nebiyi incitenler vardır. De ki: ‘O, sizin için hayırlı bir kulaktır, zira o Allah’a inanıp güvenir müminlere de güvenir, sizden inanıp güvenenler için o bir rahmettir. Allah’ın elçisini incitenler için çok acı bir azap vardır. 2/285, 5/26, 7/203, 9/128- 129, 10/57- 65,
Şinasi Güneş
Onlardan Nebi'ye eziyet edenler: ''O [her söyleneni dinleyen] bir kulaktır.'' diyorlar. De ki! ''O, sizin için, Allah'a inanıp güvenen, müminlere inanıp güvenen ve sizden inanıp güvenenler için bir rahmet olan [1] hayır kulağıdır.'' Allah'ın elçisine eziyet edenler var ya, onlara can yakıcı bir azap vardır.
9:62. Ayet
Mustafa Çavdar
Onlar sizi hoşnut etmek için size Allah adına yemin edip duruyorlar, oysa gerçekten inanıyor iseler Allah ve elçisi hoşnut edilmeye daha layıktır.
Şinasi Güneş
Sizi razı etmek için Allah'a yemin ediyorlar [9:96]. Eğer inanıp güveniyorlarsa, Allah ve elçisi razı edilmede daha hak sahibidir.
9:63. Ayet
Mustafa Çavdar
Hem onlar bilmiyorlar mı ki Allah’a ve Allah’ın mesajlarını tebliğ eden elçisine karşı meydan okuyanlar için kalıcı olan cehennem ateşi vardır. 2/162, 3/88, 4/14- 93,
Şinasi Güneş
Onlar bilmediler mi ki, kim Allah ve elçisine sınır çizerse, ona, orada kalıcı olarak cehennem ateşi vardır. Dehşet rezillik işte budur.
9:64. Ayet
Mustafa Çavdar
İnanmadığı halde inanmış gibi görünen ikiyüzlü münafıklar kendileri hakkında kalplerinde bulunanı haber veren bir surenin indirilmesinden korkuyorlar. Deki: – Alay edin bakalım nasıl olsa Allah korktuğunuzu ortaya çıkaracaktır. 2/10, 3/7, 9/124- 125, 24/50, 47/29, 63/1…11
Şinasi Güneş
Münafıklar, kalplerinde olan şeyleri onlara haber veren, aleyhlerinde bir sure indirilmesinden çekiniyorlar. De ki! ''Alay edin. Allah, çekindiğiniz şeyleri açığa çıkarandır [47:29].''
9:65. Ayet
Mustafa Çavdar
Onlara niçin alay ettiklerini soracak olursan, ‘Biz sadece şakalaşıp eğleniyorduk’ derler. Deki: – Siz Allah’la, O’nun ayetleriyle ve O’nun elçisiyle mi alay edip eğleniyorsunuz?
Şinasi Güneş
Eğer onlara sorsan, kesinlikle: ''Biz ancak dalmıştık, oynuyorduk.'' derler. De ki! ''Allah ve ayetleri ve elçisi hakkında mı alay ediyordunuz?''
9:66. Ayet
Mustafa Çavdar
Boşuna mazeret üretmeyin çünkü siz inandığınızı (açıkladıktan) sonra (bu alaycı tavrınızla) kâfirliğinizi açığa vurmuş oldunuz, biz sizden bazınızı bağışlasak bile diğerlerini günahta ısrar etmelerinden dolayı mutlaka cezalandıracağız. 3/86- 106, 9/94, 16/88- 89, 32/12, 75/12…15
Şinasi Güneş
Özür dilemeyin, inanıp güvenmenizin ardından gerçekleri örttünüz. Sizden bir tayfadan vazgeçsek bile, suçta ileri gidenler olmalarından dolayı, bir tayfayı azaba uğratırız [1].
9:67. Ayet
Mustafa Çavdar
İnanmadığı halde inanmış gibi görünen ikiyüzlü münafıkların erkeği de kadını da hepsi aynıdır. Onların hepsi kötülüğü teşvik eder iyiliğe de engel olmaya çalışır. Onların elleri de pek sıkıdır. Onlar Allah’ı unutmuşlar Allah da onları unutulmaya terk etmiştir. Gerçekten ikiyüzlüler yoldan sapmış fasık kimselerdir. 2/16-204, 3/119, 59/17...19,
Şinasi Güneş
Münafık erkekler ve münafık kadınlar birbirlerindendir. Herkesçe kabul edilen ortak kötüyü emreder, herkesçe kabul edilen ortak iyiden engellerler ve ellerini kapatırlar [9:53-54]. Allah'ı unuttular, O da onları unuttu [1]. Münafıklar, yoldan çıkanların ta kendileridir.
9:68. Ayet
Mustafa Çavdar
Allah, ikiyüzlü erkek ve ikiyüzlü kadınlara ve inanmadığını açıktan ilan eden kâfirlere içinde kalacakları cehennemi vaat etmiştir. Onların hak ettiği de budur, Allah onları rahmetinden dışlamıştır ve onlara azap vardır. 2/89, 3/87, 4/145, 13/25, 33/65, 48/11-12
Şinasi Güneş
Allah, münafık erkeklere, münafık kadınlara ve gerçekleri örtenlere, orada kalıcılar olmak üzere, cehennem ateşini vaat etmiştir. O, onlara yeter. Allah, onları rahmetinden dışlamıştır. Onlara, kalıcı bir azap vardır.
9:69. Ayet
Mustafa Çavdar
(Ey Münafıklar) Siz de tıpkı sizden önce gelip geçen kâfirler gibisiniz. Üstelik onlar güç ve kuvvet bakımından sizden daha üstün servet ve nüfus bakımından sizden daha fazlaydılar. Onlar paylarına düşen dünyalıklarla sefa sürdüler, siz de payınıza düşen ile dünyada sefa sürüyorsunuz, tıpkı sizden öncekilerin sefa sürdüğü gibi, onların batıl bataklığına düştüğü gibi siz de batılın bataklığına saplandınız. İşte bu tiplerin dünyada yaptıkları, ahirette boşa gitmiştir ve işte onlar gerçekten kaybedenlerdir. 10/62, 18/103…107,
Şinasi Güneş
Sizden öncekiler gibisiniz. Kuvvet olarak sizden daha şiddetli, mallar ve evlatlar olarak daha çoktular. Paylarına düşenle yararlandılar. Siz de, sizden öncekilerin paylarına düşenle yararlandıkları gibi payınıza düşenle yararlandınız. Dalanlar gibi siz de daldınız. İşte onlar, dünyada ve ahirette amelleri boşa gidenlerdir. İşte onlar, kaybedenlerin ta kendileridir [1].
9:70. Ayet
Mustafa Çavdar
Yoksa onlara, kendilerinden önce gelip geçenlerin, Nuh kavminin, Ad ve Semûd kavimlerinin, İbrahim kavminin, Medyen halkının ve altüst olmuş şehirlerin halklarının haberleri gelmedi mi? Elçileri onlara apaçık deliller getirmişlerdi. Oysa Allah, onlara haksızlık etmemişti fakat onlar kendi kendilerine zulmedip yazık etmişlerdi.
Şinasi Güneş
Onlardan önceki; Nuh, Ad ve Semud halkının ve İbrahim halkının, Medyen arkadaşlarının ve alt üst olanların haberi onlara gelmedi mi? Elçileri onlara apaçık kanıtları getirmişti. Allah onlara yanlış yapmış değildi. Fakat onlar, kendilerine yanlış yaptılar.
9:71. Ayet
Mustafa Çavdar
Mümin erkekler ve mümin kadınlar birbirlerinin evliyası/yar ve yardımcılarıdır. İyi ve güzel olanı teşvik eder; kötü ve yanlış olanı da engellerler. Namazı hakkıyla kılarlar, zekâtı da seve seve verirler. Allah’a ve mesajlarını tebliğ eden elçisine itaat ederler. Allah’ın rahmet edeceği kişiler işte bunlardır. Şüphesiz ki Allah üstün güç ve kuvvet sahibidir ve her şeyi yerli yerince yapandır. 2/257, 8/72, 3/104, 4/8- 89- 144,
Şinasi Güneş
İnanıp güvenen erkekler ve inanıp güvenen kadınlar birbirlerinin yakınları, yol göstericileri, müttefikleridir. Herkesçe kabul edilen ortak iyiyi emreder, herkesçe kabul edilen ortak kötüden engellerler [1]. Salatı ikame ederler, arınmanın bedelini yerine getirirler [2] ve Allah'a ve elçisine itaat ederler. İşte onlara, Allah rahmet edecektir. Allah üstündür, adaleti sağlayan en doğru hükümleri verendir.
9:72. Ayet
Mustafa Çavdar
Allah mümin erkeklere ve mümin kadınlara, tabanından ırmakların çağladığı ve içinde kalacakları cennetler ve Adn cennetlerinde de hoş ve güzel meskenler vaat etmiştir. Allah’ın hoşnutluğu ise her şeyden daha büyüktür. İşte muhteşem zafer budur.
Şinasi Güneş
Allah, inanıp güvenen erkeklere ve inanıp güvenen kadınlara, orada kalıcılar olmak üzere, altından nehirler akan bahçeler ve Adn bahçelerinde temiz ve yararlı meskenler vaat etmiştir [1]. Allah'ın rızası ise daha büyüktür [2]. İşte bu, hak edilen muazzam kazancın ta kendisidir.
9:73. Ayet
Mustafa Çavdar
– Ey nebi, inanmadığı halde inanmış gibi görünen ikiyüzlü münafıklar ve kâfirlerle mücadele et! Ve onlara karşı tavizsiz davran ve müsamaha gösterme! Onların barınakları cehennemdir. O, ne kötü son duraktır!
Şinasi Güneş
Ey nebi! Gerçekleri örtenlerle ve münafıklara karşı elinden geleni [mücadeleni] yap ve onlara karşı katı [ödünsüz] ol. Barınakları cehennemdir. Ne sıkıntılı bir varış yeridir [66:9].
9:74. Ayet
Mustafa Çavdar
İkiyüzlü münafıklar o kelimeyi söylemediklerine dair Allah’a yemin ediyorlar, o küfür kelimesini kesinlikle söylediler ve İslam dinine girdikten sonra küfre düştüler ve asla başaramayacakları bir işe giriştiler. Onların öfke ve kin duymalarının nedeni Allah’ın lütfu sayesinde elçisinin inananları zenginleştirmiş olmasından başka bir şey değildi. Buna rağmen eğer tövbe ederlerse kendileri için iyi olur. Yok, eğer yüz çevirirlerse Allah onları dünya ve ahirette acı veren bir azapla cezalandırır. Onlar için yeryüzünde hiçbir veli/dost ve yardımcı da yoktur. 3/86- 106, 6/22- 23, 30/33...36, 41/49- 50,
Şinasi Güneş
Söylemediklerine dair Allah'a yemin ediyorlar. Şüphesiz ki, küfür kelimesini söylediler ve İslam olmalarının ardından gerçekleri örttüler. Ulaşamadıkları şeylere yeltendiler [9:48]. Allah ve elçisinin, armağanından onları kendilerine yeterli duruma getirmesi dışında bir sebepten onları kınamadılar. Eğer hatalarından kesin dönüş yapıp Allah'a itaate yönelirlerse, onlara hayırlı olur. Eğer yüz çevirirlerse, Allah onları, dünyada ve ahirette azaba uğratır. Ve onlara, yeryüzünde, yakından, yol göstericiden, müttefikten ve yardımcıdan hiç kimse de olmaz.
9:75. Ayet
Mustafa Çavdar
Onlardan ‘Eğer Allah bize bolca mal mülk verirse, kesinlikle sadaka vereceğiz ve iyi kimselerden olacağız’ diyerek Allah’a ahit/söz verenler vardır. 2/100- 101- 271,
Şinasi Güneş
Ve onlardan, ''Eğer armağanından bize verirse, kesinlikle sadaka [vergi] vereceğiz ve kesinlikle düzelticilerden olacağız [1][63:10].'' diye Allah'a söz veren kimseler vardır.
9:76. Ayet
Mustafa Çavdar
Ama Allah onlara istedikleri malı mülkü verince, cimrilik ettiler. Böylece verdikleri sözden döndüler. Zaten onlar dönektirler. 17/29- 100, 25/67, 70/19...21
Şinasi Güneş
Armağanından onlara verdiğinde ise, onunla cimrilik ettiler ve onlar, umursamayanlar olarak yüz çevirdiler.
9:77. Ayet
Mustafa Çavdar
Gerek Allah’a verdikleri vaatten dönmeleri ve gerekse yalan söylemeleri nedeniyle kalplerindeki nifak ölüp gidecekleri zamana kadar sürecektir. 2/27- 84, 5/13- 75,
Şinasi Güneş
Allah'a olan vaatlerini değiştirmelerinden ve yalan söylemelerinden dolayı, O'nunla karşılaşacakları güne kadar, kalplerindeki iki yüzlülük onları takip edecektir.
9:78. Ayet
Mustafa Çavdar
Oysa onlar, Allah’ın onların sırlarını ve gizli kapaklı toplantılarını bildiğini ve Allah’ın bütün gizli şeyleri bilen olduğunu bilmiyorlar mı?
Şinasi Güneş
Allah'ın, onların sırlarını ve gizli görüşmelerini bildiğini bilmediler mi? Allah, görünmeyenleri, bilinmeyenleri, sezilmeyenleri bilendir.
9:79. Ayet
Mustafa Çavdar
Üzerlerine düşenden fazlasını gönüllü olarak sadaka veren ve elinin emeğinden başka bir geliri olmayan fakir müminlere zenginler dil uzatıp alay ediyorlar. Allah da onların alaylarını başlarına geçirecektir ve onları acıklı bir azap beklemektedir. 2/263- 273, 9/58- 60- 103,
Şinasi Güneş
İnanıp güvenenlerden istekli davrananlara, sadakalar [vergiler] hakkında imalı sözlerle çamur atanları [9:58] ve ellerinden gelenin dışındakini bulamayanları küçümseyenleri, Allah da küçümseyecektir. Onlara, can yakıcı bir azap vardır.
9:80. Ayet
Mustafa Çavdar
Onların affedilmesi için ister istiğfar/bağışlanma dile ister dileme fark etmez. Onlar için yetmiş defa bile bağışlanma dilesen Allah onları yine de bağışlamayacaktır. Bu onların Allah’a ve elçisine nankörlük etmelerinden dolayıdır. Zira Allah yoldan çıkmış fasık toplumu amacına ulaştırmaz. 9/113- 114, 63/6, 65/8, 9/24, 32/18...20
Şinasi Güneş
Onlar için bağışlama dile veya bağışlama dileme. Onlar için, yetmiş kez bile bağışlama dilesen, Allah onları asla bağışlamayacaktır [63:6]. İşte bu, onların, Allah ve elçisi hakkındaki gerçekleri örtmelerinden dolayıdır. Allah, yoldan çıkanlar halkına yol göstermez.
9:81. Ayet
Mustafa Çavdar
Allah’ın mesajlarını tebliğ eden elçisinin çağrısına katılmayıp geride kalarak oturanlar bu durumdan hoşnut oldular da, mallarıyla ve canlarıyla Allah yolunda savaşmaktan hiç hoşlanmadılar. Bir de başkalarını ‘Bu sıcakta savaşa katılmayın’ diye caydırdılar, de ki: – Cehennem ateşi daha sıcaktır, keşke bunu kavrayabilselerdi. 3/167, 9/4286- 93, 33/9...20
Şinasi Güneş
Geride bırakılanlar, Allah'ın elçisine muhalefet ederek, oturmalarıyla ferahladılar, mallarıyla ve canlarıyla Allah yolunda ellerinden geleni yapmaktan hoşlanmadılar ve: ''Bu sıcakta seferber olmayın.'' dediler. De ki! ''Cehennem ateşi, sıcaklık olarak daha şiddetlidir.'' Kavrıyor olsalardı.
9:82. Ayet
Mustafa Çavdar
Bundan böyle kazandıkları günahtan dolayı az gülecekler çok ağlayacaklar. 53/59...61
Şinasi Güneş
Öyleyse, kazanmakta oldukları şeylerin karşılığı olarak, az gülsünler, çok ağlasınlar.
9:83. Ayet
Mustafa Çavdar
Eğer Allah savaştan dönüşte seni onlardan bir toplulukla karşılaştırırsa ve senden savaşa çıkmak için izin isterlerse de ki: – Benimle beraber asla sefere çıkamayacaksınız ve benimle beraber hiçbir düşmanla savaşamayacaksınız. Çünkü siz baştan evlerinizde oturup kalmayı tercih ettiniz. Haydi, artık geri kalanlarla beraber oturun! 9/91, 48/16- 17
Şinasi Güneş
Eğer Allah seni, onlardan bir tayfaya doğru döndürürse [9:94], onlar da, çıkmak için senden izin isterlerse, de ki! ''Benimle ebedi olarak, asla çıkmayacaksınız ve benimle birlikte düşmanla asla çarpışmayacaksınız. Siz, ilk defasında da oturup kalmaya rıza göstermiştiniz. Öyleyse, geride kalanlarla birlikte oturup kalın.''
9:84. Ayet
Mustafa Çavdar
Ve onlardan biri ölürse katiyen cenaze namazını kılma mezarı başında da durma! Çünkü onlar Allah’a ve Allah’ın mesajlarını tebliğ eden elçisine nankörlük edip karşı geldiler ve yoldan çıkmış fasık olarak öldüler. 2/161- 217, 3/90- 91,
Şinasi Güneş
Onlardan ölen birine ebediyen destek olma [1] ve kabrinin üzerinde de durma. Onlar, Allah ve elçisi hakkında gerçekleri örttüler ve onlar, yoldan çıkanlar olarak öldüler.
9:85. Ayet
Mustafa Çavdar
Onların ne mallarının ne de çocuklarının çokluğu seni imrendirmesin. Allah onları dünyada bunlarla cezalandırmak ve onlar küfre gömülüp gitmişken canlarını almak istiyor.
Şinasi Güneş
Onların malları ve evlatları seni etkilemesin. Allah, onları dünyada onlarla azaba uğratmayı ve canlarının gerçekleri örtenler olarak çıkmasını istiyor [9:55].
9:86. Ayet
Mustafa Çavdar
‘Allah’a iman edin ve O’nun Elçisiyle beraber cihat edin’ diye bir sure indirilse; onlardan imkân sahibi olanlar bile: ‘Bırak bizi oturanlarla beraber olalım!’ diyerek senden izin isterler. 3/167, 9/42- 81- 93, 33/9...20
Şinasi Güneş
''Allah'a inanıp güvenin ve elçisiyle birlikte elinizden geleni yapın.'' diye bir sure indirildiğinde, onlardan genişlik sahipleri senden izin istediler ve: ''Bizi bırak, oturanlarla birlikte olalım.'' dediler [9:45].
9:87. Ayet
Mustafa Çavdar
Evet onlar savaşa katılmak yerine geride kalanlarla birlikte olmaktan hoşnut oldular, böylece kalplerini kapattıkları için artık gerçeği kavrayamazlar.
Şinasi Güneş
Geride kalanlarla birlikte olmalarına razı oldular [dünya hayatını, ahirete tercih ettiler: 9:81]. Ve kalplerinin üzeri damgalandı, artık onlar kavrayamazlar [9:93].
9:88. Ayet
Mustafa Çavdar
Fakat elçi ve onunla birlikte olan müminler, Allah yolunda mallarıyla ve canlarıyla savaştılar. İşte bütün hayırlar onlarındır. İşte umduklarına kavuşacak olanlar da bunlardır. 3/156- 157- 162...174- 195,
Şinasi Güneş
Fakat, elçi ve onunla birlikte olan inanıp güvenenler, mallarıyla ve canlarıyla ellerinden geleni yaptılar. İşte onlar var ya, hayırlar onlar için olanlardır. İşte onlar, başarıya ulaşanların ta kendileridir [9:44].
9:89. Ayet
Mustafa Çavdar
Allah onlar için tabanından ırmakların çağladığı ve içinde kalacakları cennetler hazırlamıştır. İşte budur muhteşem zafer. 3/169...173, 9/111, 36/13...27
Şinasi Güneş
Allah onlara, orada kalıcılar olmak üzere, altından nehirler akan bahçeler hazırladı. Hak edilen muazzam kazanç işte budur.
9:90. Ayet
Mustafa Çavdar
Özür beyan eden çöl Arapları, kendilerine izin verilsin diye geldiler. Allah’a ve elçisine yalan söyleyenler ise oturup kaldılar. Onlardan kâfir olanlara acı bir azap dokunacaktır. 3/167, 9/49- 93
Şinasi Güneş
Araplardan özür beyan edenler, kendilerine izin verilmesi için geldiler. Allah ve elçisine yalan söyleyenler ise, oturup kaldılar [9:46]. Onlardan gerçekleri örtenlere, can yakıcı bir azap isabet edecektir.
9:91. Ayet
Mustafa Çavdar
Allah’a ve elçisine içten bağlılık gösterdikleri sürece güçsüzler, hastalar ve savaş için harcayacak bir şeyi bulunmayanlar sorumlu tutulmayacaklardır. İman davasında samimi olanları kınamak için bir neden yoktur, Zira Allah eşsiz bir bağışlayıcı ve sonsuz merhamet sahibidir. 9/20- 21,
Şinasi Güneş
Zayıflara, hastalara ve infak edecek bir şey bulamayanlara [1], Allah ve elçisine karşı samimi oldukları sürece, onların üzerine bir güçlük yoktur [48:17]. İyileştirenlerin aleyhine bir yol yoktur. Allah, bağışlayandır, merhamet edendir.
9:92. Ayet
Mustafa Çavdar
Binek vermen için sana geldiklerinde: – Size binek temin edemiyorum, dediğin zaman, harcayacak bir şey bulamadıkları için üzüntülerinden gözlerinden yaş dökerek geri dönenlere de bir günah ve kınama yoktur.
Şinasi Güneş
Ve, kendilerini bindirmen için sana başvurduklarında: ''Sizi üzerine bindirecek bir şey bulamıyorum.'' dediğinde, infak edecek bir şey bulamamalarından dolayı, hüzünlü bir halde gözlerinden yaş akarak dönenlerin de [aleyhine bir yol yoktur].
9:93. Ayet
Mustafa Çavdar
Bu hususta sorumluluk ancak, varlıklı oldukları halde savaşa katılmamak için türlü bahaneler uydurarak senden izin isteyenleredir. Onlar geride kalanlarla beraber olmaktan hoşnut oldular ve böylece, Allah’ın emirlerine kalplerini kapattıkları için anlayamazlar. 3/167, 9/42- 81- 86, 33/9...20
Şinasi Güneş
Yol ancak; kendilerine yettikleri halde, senden izin isteyenlerin aleyhine vardır [9:45]. Onlar, geride kalanlarla birlikte olmalarından razı oldular ve Allah da, kalplerinin üzerini damgaladı. Artık onlar, bilinçli olamazlar [9:87].
9:94. Ayet
Mustafa Çavdar
Savaştan dönüp onlarla karşılaştığınızda size bir sürü bahaneler sıralayacaklar, De ki: – Boşuna bahane üretmeyin zira biz size asla inanmayacağız çünkü Allah sizin haberlerinizi bize bildirdi, bundan böyle Allah ve elçisi sizin yaptıklarınızı görüp değerlendirecektir. Sonra da gizli ve aşikâr her şeyi bilenin huzuruna çıkarılacaksınız o da size yaptıklarınızı bir bir haber verecektir.
Şinasi Güneş
Kendilerine döndüğünüzde, size özür bildiriyorlar. De ki! ''Özür bildirmeyin, size asla inanıp güvenmiyoruz. Allah, sizin haberlerinizden bizi haberdar etti [1]. Allah, işinizi görecektir, elçisi de. Sonra, görünmeyeni, bilinmeyeni, sezilmeyeni ve görüneni, bilineni, sezileni bilene döndürülürsünüz de, yapmakta olduğunuz şeyleri size haber verir [9:105].''
9:95. Ayet
Mustafa Çavdar
Seferden dönüp onlarla karşılaştığınızda onlara ilişmemeniz için Allah’a yemin edeceklerdir, onlara yüz vermeyin! Zira onlar birer pisliktirler ve sonunda yaptıklarının karşılığı olarak varacakları yer de cehennemdir. 4/61- 62, 58/14...16
Şinasi Güneş
Onlara döndüğünüzde, onları umursamamanız için Allah'a yemin edecekler [9:42]. Onları umursamayın. Onlar, ahlaken kokuşmuşlardır ve kazanmakta oldukları şeylerin karşılığı olarak, barınakları da cehennemdir [9:125].
9:96. Ayet
Mustafa Çavdar
Onlar, siz onlardan razı olasınız diye yemin edip dururlar, siz onlardan razı olsanız bile Allah bu yoldan sapmış fasık toplumdan asla razı olmayacaktır.
Şinasi Güneş
Onlardan razı olmanız için size yemin ediyorlar [9:62]. Onlardan razı olsanız da, Allah, yoldan çıkanlar halkından razı olmaz.
9:97. Ayet
Mustafa Çavdar
Araplardan bazıları küfürde ve ikiyüzlülükte çok katıdırlar ve Allah’ın elçisine indirdiği nizamın sınırlarını tanımamaya daha yatkındırlar, Allah ise her şeyi bilen ve her hükmünde doğru karar verendir. 11/13- 14- 35, 25/4- 5
Şinasi Güneş
O Araplar, küfür ve nifak yönünden daha şiddetli ve Allah'ın elçisine indirdiği sınırları bilmemeye daha yatkındırlar. Allah bilgedir, adaleti sağlayan en doğru hükümleri verendir.
9:98. Ayet
Mustafa Çavdar
Bu Araplardan bazıları Allah yolunda harcamalarını zarar sayarlar ve onlar sizin başınıza belaların gelmesini beklerler. Belaların en kötüsü onların üzerine olsun, Allah her şeyi işiten ve bilendir. 9/53- 54, 73...79,
Şinasi Güneş
Araplardan, infak ettiği şeyleri ağır bir borç sayan ve hakkınızda dönüp duran / olup biten şeyleri gözetleyen kimseler vardır. Kötülük çemberi onların üzerinedir [48:6]. Allah, işitendir, bilgedir.
9:99. Ayet
Mustafa Çavdar
Ama bu Arapların içinden kimi de vardır ki Allah’a ve ahiret gününe inanıp güvenir yaptığı harcamaları Allah’a yakınlığa ve elçinin dua ve desteğini almaya vesile bilir. Evet, bu harcamalar onlar için Allah’a yakınlık vesilesidir, zamanı geldiğinde Allah onları rahmetine gark edecektir, zira Allah eşsiz bir bağışlayıcı ve sonsuz rahmet sahibidir. 2/177, 3/92, 22/32...35,
Şinasi Güneş
Ve Araplardan, Allah'a ve ahiret gününe inanıp güvenen ve infak ettiğini Allah katında yakınlıklar ve elçinin destekleri edinen kimseler de vardır. İyi bilin ki o, onlara yakınlıktır [1]. Allah, onları rahmetine dahil edecektir. Allah, bağışlayandır, merhamet edendir.
9:100. Ayet
Mustafa Çavdar
Muhacir ve ensarın iman ve sadakatte öncü olan ilklerinden ve iyilik yolunda onların izini takip eden müminlerden Allah razı olmuş, onlar da Allah’tan razı olmuşlardır ve onlara tabanından ırmakların çağladığı ve içinde ebedi olarak kalacakları cennetler hazırlanmıştır. İşte budur büyük kurtuluş. 4/114, 30/38-39,
Şinasi Güneş
Muhacirlerden ve Ensardan ilk öne geçenler ve iyileştirmekte onları izleyenler [8:72-74, 59:9]. Allah, onlardan razı olmuştur, onlar da O'ndan razı olmuştur. Onlara, orada ebedi olarak kalıcılar olmak üzere, altından nehirler akan bahçeler hazırlamıştır. Hak edilen muazzam kazanç işte budur.
9:101. Ayet
Mustafa Çavdar
Çevrenizdeki Araplardan inanmadığı halde inanmış gibi görünen ikiyüzlü münafıklar var, bir de şehir halkından münafıklıkta ileri gidenler var ki onları siz bilmezsiniz biz biliriz. Biz onlara bu dünyada azap üstüne azap yaşatacağız ve ahirette de korkunç bir azaba uğrayacaklar. 2/8...20, 3/167-168, 4/142...146
Şinasi Güneş
Çevrenizdeki Araplardan iki yüzlü kimseler vardır. Ve Medine ahalisinden de, nifakta ileri gidenler vardır. Siz onları bilmiyorsunuz, biz onları biliyoruz. Onları iki kez [türlü türlü, kat kat, defalarca] azaba uğratacağız. Sonra onlar, dehşet bir azaba döndürülürler.
9:102. Ayet
Mustafa Çavdar
Ve günahlarını itiraf etmiş olan diğer bir grup var. Onlar iyi işleri kötü işlere karıştırmışlar. Umulur ki Allah onların tövbelerini kabul eder, zira Allah eşsiz bir bağışlayıcı ve sonsuz rahmet sahibidir.
Şinasi Güneş
Ve diğerleri de suçlarını itiraf ettiler. Onlar, düzeltici ameli, diğer kötüsüyle karıştırmışlardı. Allah'ın onlara merhametiyle yönelmesi olasıdır. Allah, bağışlayandır, merhamet edendir.
9:103. Ayet
Mustafa Çavdar
Onların mallarından bir kısmını kendilerini arındırmak için sadaka olarak al ve onlar için dua ile destek ol! Zira senin dua ve desteğin onlar için bir iç huzurudur. Allah her şeyi işitendir, her şeyi bilendir.
Şinasi Güneş
Onların mallarından sadaka [vergi] al ki, onları onunla temizlersin ve arındırırsın. Ve onlara destek ol. Senin desteğin, onlara sükunet verir. Allah, işitendir, bilgedir.
9:104. Ayet
Mustafa Çavdar
Onlar Allah’ın, evet O’nun, kullarının tövbesini kabul ettiğini, sadakalarını da alıp kabul ettiğini ve Allah’ın tövbeleri, her zaman kabul eden ve merhametli olduğunu bilmiyorlar mı? 2/37, 25/68...73,
Şinasi Güneş
Allah'ın, kullarından hatasından kesin dönüş yapıp kendisine itaate yönelenlerin yönelişini kabul edenin ve sadakaları alanın [1] ta kendisi olduğunu bilmediler mi? Allah, hatasından kesin dönüş yapıp kendisine itaate yönelenlerin yönelişini kabul edip merhamet edendir.
9:105. Ayet
Mustafa Çavdar
De ki: – Bundan böyle ne yaparsanız yapın Allah yaptıklarınızı görüp değerlendirecek. Elçisi ve müminler de, sonra gizli ve aşikâr her şeyi bilenin huzuruna çıkarılacaksınız O da size yaptıklarınızı bir bir haber verecek.
Şinasi Güneş
De ki! ''Yapın bakalım. Allah, elçisi ve inanıp güvenenler, işlerinizi görecektir. Ve, görünmeyeni, bilinmeyeni, sezilmeyeni ve görüneni, bilineni, sezileni bilene döndürüleceksiniz ve yapmakta olduğunuz şeyleri size haber verecektir [9:94].
9:106. Ayet
Mustafa Çavdar
Bir de durumları Allah’ın takdirine kalmış diğer bir grup daha var ki, Allah onları isterse cezalandırır isterse tövbelerini kabul eder. Zira Allah her şeyi bilen ve her şeyi yerli yerince yapandır. 48/11...17
Şinasi Güneş
Ve Allah'ın emri için [bağışlanmayı] bekleyen diğerleri [9:118]… Ya onları azaba uğratır, ya da onlara merhametiyle yönelir [3:128]. Allah bilgedir, adaleti sağlayan en doğru hükümleri verendir.
9:107. Ayet
Mustafa Çavdar
Bir de müminlere zarar vermek, kâfirliği yaymak, müminlerin arasına fitne ve fesat sokmak ve bir de Allah ve Elçisi’ne karşı daha önce savaşanlara yardım ve yataklık yapmak üzere bir mescit (adı altında bina) yapan kimseler var. Bunlar, ‘Biz yalnızca iyi bir amaç için yapmak istedik kötü bir niyetimiz yoktu’ diye yemin ederler. Allah şahittir ki onlar kesinlikle yalancılardır. 9/41...47, 63/1...3
Şinasi Güneş
Zarar vermek, gerçekleri örtmek, inanıp güvenenlerin arasında ayrılık çıkarmak ve daha önce Allah ve elçisiyle savaşanlara gözcülük yapmak amacıyla mescit edinenler… ''Biz, en iyisi dışında bir şey istemiyoruz'' diye yemin ediyorlar. Allah şahitlik ediyor ki, onlar kesinlikle yalancıdır [1].
9:108. Ayet
Mustafa Çavdar
Orada asla onlarla birlikte olma! Ta baştan beri tevhit ve Allah’a saygı temeli üzerine bina edilmiş olan mescit içinde bulunman daha uygun. Orada günahlardan arınmayı seven insanlar var, zira Allah arınanları sever.
Şinasi Güneş
Ebediyen orada durma. Önceden, vahyin sınırlarına uyup korunmak üzere temeli atılan mescit, orada durmana daha hak sahibidir. Orada, temizlenmeyi ve yararlı olmayı seven er kişiler vardır. Allah, temizlenenleri ve yararlı olanları sever.
9:109. Ayet
Mustafa Çavdar
Binasını Allah’a saygı ve O’nun rızasını kazanmak üzerine inşa eden kimse mi daha hayırlıdır, yoksa binasını kaymak üzere olan bir uçurum kenarına yapıp da onunla beraber cehennem ateşine yuvarlanan kimse mi? Allah böyle müminlerin aleyhine çalışan zalimleri emellerine ulaştırmaz. 26/91...103,
Şinasi Güneş
Binasının temelini, Allah'ın sınırlarına uyup korunmak ve rızası üzerine kuran kimse mi, yoksa, binasının temelini, yıkılmak üzere bir uçurumun kenarına kurup, onunla cehennem ateşine yuvarlanan kimse mi hayırlıdır? Allah, yanlış yapanlar halkına yol göstermez.
9:110. Ayet
Mustafa Çavdar
Onların kalplerindeki kuşku üzerine inşa ettikleri bu bina, kalpleri dert ve sıkıntıdan paramparça olana kadar ancak dayanacaktır. Allah her şeyi bilen ve yerli yerince yapandır. 9/64- 124- 125, 24/50, 57/13...15
Şinasi Güneş
Onların bina ettikleri binaları, kalplerinin parçalanması dışında, kalplerinde bir kuşku olarak kalmaya devam edecektir. Allah bilgedir, adaleti sağlayan en doğru hükümleri verendir.
9:111. Ayet
Mustafa Çavdar
Allah, kendi yolunda savaşan öldüren ve öldürülen müminlerden canlarını ve mallarını cennet karşılığında satın almıştır. İşte bu, hem Tevrat’ta, hem İncil’de ve hem de Kuran’da Allah’ın gerçekleştirmeyi üst 162
Şinasi Güneş
Allah, inanıp güvenenlerden; Allah yolunda çarpışanların, etkisiz hale getirenlerin ve etkisiz hale getirilenlerin, kendilerine Tevrat, İncil ve Kur'an'daki gerçek bir vaat olarak, canlarını ve mallarını, onlara verilecek cennetle satın almıştır [2:207]. Sözünü, Allah'tan daha tastamam yerine getiren kim vardır? Öyleyse, O'nunla alışveriş yaptığınız bu alışverişinizle sevinin. Hak edilen muazzam kazancın ta kendisi işte budur.
9:112. Ayet
Mustafa Çavdar
Onlar ki Allah’a tövbe edenler, yalnızca Allah’a kulluk edenler, Allah’ı övüp yüceltenler, seyahat edenler, rükû/boyun eğenler, secde edenler, iyilikleri teşvik edenler kötülüğü engelleyenler, Allah’ın koyduğu sınırları muhafaza edenlerdir. İşte bu müminleri müjdele! 4/173, 39/17, 41/30...33
Şinasi Güneş
[Onlar] Hatasından kesin dönüş yapıp Allah'a itaate yönelenler, kulluk edenler, işlerini iyi yapanlar, ilim ve tefekkür için seyahat edenler, ilahlıkta ve rablikte Allah'ı birleyenler, Allah'ın otoritesine boyun eğenler, herkesçe kabul edilen ortak iyiyi emredenler ve herkesçe kabul edilen ortak kötüden engelleyenler ve Allah'ın sınırları için koruyucu olanlardır. İnanıp güvenenleri müjdele.
9:113. Ayet
Mustafa Çavdar
Ne nebiye ve ne de inananlara, cehennemlik oldukları anlaşıldıktan sonra, yakın akrabaları bile olsalar ortak koşan müşrikler için bağışlanma dilemek yakışmaz.
Şinasi Güneş
Kat kat ateşin arkadaşları oldukları onlara açıkça ortaya çıkmasının ardından, yakınlık sahipleri de olsalar, Nebi'nin ve inanıp güvenenlerin, ortak koşanlar için bağışlama dilemesi olur şey değildir.
9:114. Ayet
Mustafa Çavdar
İbrahim’in babası için bağışlanma dilemesi, sadece daha önce ona verdiği vaatten dolayı idi. Ancak babasının Allah’ın düşmanı olduğunu kesin olarak anlayınca ondan uzaklaştı. İbrahim gerçekten çok ince ruhlu ve yufka yürekli idi.
Şinasi Güneş
İbrahim'in, babası için bağışlama dilemesi, yalnızca ona vaat ettiği bir vaadin dışında bir şey değildi [1]. Onun, Allah için bir düşman olduğu ona açıkça ortaya çıkınca, ondan ilişkisini kesti. İbrahim, kesinlikle yumuşak huylu, duygusal biriydi [11:75].
9:115. Ayet
Mustafa Çavdar
Hem Allah, bir topluma doğru yolunu gösterdikten sonra, sakınılması gereken şeyleri açıklamadan, onları dalalette saymaz Allah, her şeyi bilendir. 6/130- 131,
Şinasi Güneş
Onlara yolu göstermesinin ardından, korunmaları gereken vahyin sınırlarını onlara açıkça ortaya koyana kadar, Allah'ın bir halkı saptırması olur şey değildir [1]. Allah, her şey hakkında bilgi sahibidir.
9:116. Ayet
Mustafa Çavdar
Göklerin ve yerin hükümranlığı elbette Allah’ındır. Yaşatan da O’dur, öldüren de. Sizin Allah’tan başka her hangi bir veli ve yardımcınız yoktur.
Şinasi Güneş
Göklerin ve yeryüzünün hükümdarlığı Allah'a aittir. Hayat verir ve öldürür [5:72]. Size, Allah'ın yanı sıra hiçbir yakın, yol gösterici, müttefik ve yardımcı yoktur.
9:117. Ayet
Mustafa Çavdar
Allah, nebi’nin, tövbesini kabul ettiği gibi o seferin en zor saatlerinde içlerinden bir grubun kalplerinin kaymaya meylettiği bir anda nebi’ye bağlılık gösteren muhacirin ve ensarın tövbelerini de kabul etti. Sonra onlara rahmet ve mağfireti ile yöneldi. Zira Allah onlara karşı çok şefkatli ve merhametlidir. 3/172, 33/9-11-21...23
Şinasi Güneş
Şüphesiz Allah, Nebi'ye [9:43] ve en zor saatte ona uyan Muhacirlere ve Ensara [9:100], merhametiyle yönelmiştir. Onlardan bir kesimin kalpleri, neredeyse eğriliyorken [9:38…41], sonrasında onlara da merhametiyle yönelmiştir. O, onlara karşı şefkatlidir, merhamet edendir.
9:118. Ayet
Mustafa Çavdar
Ve bir de savaşa katılmayıp geride kalan üç kişinin de vicdanları onları öylesine sıkmıştı ki yeryüzü bütün genişliğine rağmen onlara dar gelmişti ve Allah’a karşı yine Allah’tan başka bir sığınak olmadığını anladılar, sonra Allah’a tövbe ile yönelmelerinden dolayı Allah da tövbelerini kabul etti. Şüphesiz ki Allah, evet Allah’dır tövbeleri kabul eden ve merhamet eden.
Şinasi Güneş
Ve geride bırakılan üç kişiye [9:106]. O yer onlara, genişliğine rağmen dar geldiğinde, canları daraldığında ve O'nun dışında onlara Allah'tan sığınacakları bir yer olmadığına kanaat getirdiklerinin sonrasında, hatalarından kesin dönüş yapıp kendisine itaate yönelmeleri için onlara merhametiyle yöneldi. Allah, hatasından kesin dönüş yapıp kendisine itaate yönelenlerin yönelişini kabul edip merhamet edenin ta kendisidir.
9:119. Ayet
Mustafa Çavdar
Ey İman edenler! Allah’ın emirlerine karşı gelmekten sakının ve özü sözü doğrularla beraber olun! 2/177, 8/2-3-74,
Şinasi Güneş
Ey inanıp güvenenler! Allah'ın sınırlarına uyup korunun ve özü sözü doğru olanlarla beraber olun [1].
9:120. Ayet
Mustafa Çavdar
Ne Medine halkına ve ne de çevrelerinde bulunan çöl Araplarına Allah’ın elçisinden geride kalmak dolayısıyla kendi canlarını onun canından daha fazla önemsemek yakışmaz. Çünkü onların Allah yolunda çektikleri susuzluk, yorgunluk, şiddetli açlık ve kâfirleri öfkelendiren her hamle ve düşmana karşı kazanılmış her zafer kendileri için salih amel olarak yazılacaktır. Zira Allah iyilik edenlerin ödülünü zayi etmez. 3/157- 193...195,
Şinasi Güneş
Medine ahalisi ve onların etrafındaki Araplardan olanlar için, Allah'ın elçisinden geri kalmaları ve onun canından önce kendi canlarına rağbet etmeleri olur şey değildir [9:24, 33:6]. Bunun nedeni; Allah yolunda onlara isabet eden her susuzluğun, her yorgunluğun, her açlığın, gerçekleri örtenleri öfkelendiren ayak bastıkları her yerin, düşmandan elde ettikleri her kazanımın onlara düzeltici bir amel olarak yazılmasından dolayıdır. Allah, iyileştirenlerin karşılığını zayi etmez.
9:121. Ayet
Mustafa Çavdar
Yine onların Allah yolunda yaptıkları küçük büyük harcamalar, vadileri ve tepeleri aşmak için çektikleri eziyetler, Allah’ın onları yaptıklarının en güzeli ile ödüllendirmesi için yazılmıştır. 4/74- 100, 9/20...22
Şinasi Güneş
Allah'ın onlara, yapmakta olduklarının daha iyisini karşılık olarak vermesi için, küçük büyük infak ettikleri her nafaka ve geçtikleri her vadi yazılmaktadır.
9:122. Ayet
Mustafa Çavdar
Müminlerin topyekûn hep birlikte savaşa çıkmaları gerekmez, her kabileden bir grup, kendilerine döndüklerinde toplumlarını uyarmak ve eğitmek üzere dinde derin kavrayış sahibi olmak için savaşa katılmamaları daha doğrudur. Umulur ki sınırları çiğnemekten çekinirler.
Şinasi Güneş
İnanıp güvenenlerin, [din eğitimi için] toplu şekilde seferber olmaları olur şey değildir. Önlemlerini almaları için, onlardan her kesimden bir tayfanın, dini bilgileri kavramaları ve döndüklerinde halklarını uyarmaları için seferber olmaları gerekmez miydi?
9:123. Ayet
Mustafa Çavdar
–Ey İman edenler! Yakınınızda olan (ve sizin için açık tehdit oluşturan) kâfirlerle savaşın ki sizin ne kadar sert ve dirençli olduğunuzu anlasınlar. İyi bilin ki Allah, sorumluluğunu yerine getirenlerle beraberdir. 3/160- 161,
Şinasi Güneş
Ey inanıp güvenenler! Gerçekleri örtenlerden size yakın olanlarla [etrafınızda size tehdit oluşturanlarla] çarpışın ve sizde katılık bulsunlar. Bilin ki Allah, vahyin sınırlarına uyup korunanlarla beraberdir.
9:124. Ayet
Mustafa Çavdar
Ne zaman bir sure indirilse hemen onlardan birileri, ‘Bu hanginizin imanını artırdı?’ derler. Evet, iman edenlerin imanını artırır ve onlar bunu birbirlerine müjdelerler. 3/113, 5/82...84, 8/2- 3,
Şinasi Güneş
Bir sure indirildiğinde, onlardan: ''Bu iman olarak hanginizinkini arttırdı?'' diyenler vardır. İnanıp güvenenlere gelince, onların imanlarını arttırır [8:2] ve birbirlerini müjdelerler.
9:125. Ayet
Mustafa Çavdar
Kalplerinde hastalık bulunanların ise pislikleri artmıştır. Ve onlar, kâfir olarak ölüp gitmişlerdir. 3/7, 17/41- 82,
Şinasi Güneş
Kalplerinde hastalık olanlara gelince, onların ahlaki kokuşmuşluklarına ahlaki kokuşmuşluklarını daha da arttırdı ve onlar, gerçekleri örtenler olarak öldüler [9:95].
9:126. Ayet
Mustafa Çavdar
Onlar, her yıl bir veya birkaç kez sıkıntılarla imtihan edildiklerini görmüyorlar mı? Sonra ne tövbe edip dönebiliyorlar ne de ibret alıyorlar. 6/42- 43, 7/94- 95, 7/130...136
Şinasi Güneş
Onlar, her yıl bir kez veya iki kez ateşe atıldıklarına / sıkıntıya sokulduklarına dikkat etmiyorlar mı? Sonra da, hatalarından kesin dönüş yapıp Allah'a itaate yönelmiyorlar. Ve onlar, vahiy bilgisini kullanıp akıllarını başlarına almıyorlar [32:21, 43:48].
9:127. Ayet
Mustafa Çavdar
Ne zaman bir sure indirilse, birbirlerine bakarak ‘Sizi bir gören oluyor mu?’ deyip sıvışıp gidiyorlar. Onlar hakkı anlamaya yanaşmayan bir topluluk oldukları için Allah’ın emirlerine kalplerini kapatmışlardır.
Şinasi Güneş
Bir sure indirildiğinde: ''Sizi bir gören var mı?'' diye birbirlerini gözlerler, sonra dönüp giderler. Kavrayamayan bir halk olmalarından dolayı, Allah onların kalplerini çevirmiştir.
9:128. Ayet
Şinasi Güneş
Şüphesiz, size kendinizden, izzetli bir elçi gelmiştir. Sizi sıkıntıya sokan şey onun aleyhinedir / sorumluluğundadır. Size çok düşkündür. İnanıp güvenenlere de şefkatlidir, merhamet edendir.
9:129. Ayet
Şinasi Güneş
Eğer yüz çevirirlerse de ki! ''Allah bana yeter. O'nun dışında bir ilah yoktur. O'na güvenip dayandım. O, muazzam arşın [evrenin] Rabbidir.''[1]
← 8. Enfal 10. Yûnus →