⚖️ Fâtır Suresi — Karşılaştırma

Mustafa Çavdar Şinasi Güneş
1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 11 12 13 14 15 16 17 18 19 20 21 22 23 24 25 26 27 28 29 30 31 32 33 34 35 36 37 38 39 40 41 42 43 44 45 46 47 48 49 50 51 52 53 54 55 56 57 58 59 60 61 62 63 64 65 66 67 68 69 70 71 72 73 74 75 76 77 78 79 80 81 82 83 84 85 86 87 88 89 90 91 92 93 94 95 96 97 98 99 100 101 102 103 104 105 106 107 108 109 110 111 112 113 114
35:1. Ayet
Mustafa Çavdar
Bütün övgüler, gökleri eşsiz bir şekilde yaratan, ikişer, üçer ve dörder kanatlı melekleri elçiler olarak gönderen Allah’a mahsustur. Dilediğini yaratmada O’na bir sınır yoktur. Çünkü Allah her şeye gücü yetendir.
Şinasi Güneş
Her işini kusursuz yapmak, göklerin ve yeryüzünün fıtratını belirleyen, yaratılış yasalarını koyan, melekleri ikişer, üçer, dörder kanatlı elçiler kılan [22:75][1] Allah'a aittir. Oluşturuşu gerekli gördüğü şekilde arttırır. Şüphesiz Allah, her şeye bir ölçü koyandır.
35:2. Ayet
Mustafa Çavdar
Allah’ın insanlar için açtığı rahmet kapısını hiç bir güç kapatamaz. O’nun kapattığı kapıyı da hiç bir güç açamaz. Zira O’dur mutlak üstün ve yüce olan ve her hükmü doğru olan.
Şinasi Güneş
Allah, rahmetinden neyi açarsa onu kimse tutamaz. Ve neyi tutarsa, ardından onu gönderecek yoktur. Ve O, üstündür, adaleti sağlayan en doğru hükümleri verendir.
35:3. Ayet
Mustafa Çavdar
Ey insanlar! Allah’ın size verdiği nimetleri bir düşünün. Gökten ve yerden size rızık verecek Allah’tan başka bir yaratıcı mı var? O’ndan
Şinasi Güneş
Ey insanlar! Allah'ın üzerinize olan nimetini aklınızdan çıkarmayın. Sizi gökten ve yerden rızıklandıran Allah'tan başka bir oluşturucu mu var? O'nun dışında bir ilah yoktur. Nasıl da tersyüz ediliyorsunuz [10:31-32].
35:4. Ayet
Mustafa Çavdar
Eğer seni yalancılıkla suçlarlarsa, bil ki senden önceki elçiler de yalancılıkla suçlanmıştı. Bütün işler döner dolaşır sonunda Allah’a varır. 22/42...44, 38/12...14,
Şinasi Güneş
Seni yalancı sayıyorlarsa, şüphesiz senden önceki elçiler de yalancı sayıldı. Ve işler Allah'a döndürülür.
35:5. Ayet
Mustafa Çavdar
Ey insanlar, bilin ki Allah’ın vaadi mutlaka gerçekleşecektir. Sakın ha şu geçici dünya hayatı sizi aldatmasın dahası hiç bir aldatıcı sizi Allah ile aldatmasın. 31/33, 57/20, 7/19-20
Şinasi Güneş
Ey insanlar! Şüphesiz Allah'ın vaadi gerçektir. Dünya hayatı sizi aldatmasın. Ve aldatıcılar sizi Allah ile aldatmasın [1].
35:6. Ayet
Mustafa Çavdar
Unutmayın ki şeytan sizin düşmanınızdır. O halde siz de onu düşman belleyin. Zira o, ancak kendine uyanları cehenneme sürükler. 2/168, 36/59...63
Şinasi Güneş
Şüphesiz şeytan size düşmandır. Onu düşman edinin. Şüphesiz o, taraftarını [58:19] ancak, tutuşturanın arkadaşı olmaları için davet eder [31:21].
35:7. Ayet
Mustafa Çavdar
Gerçekleri örtbas eden kâfirleri şiddetli bir azap beklemektedir. İman edenler, iyi ve güzel işler yapanlara da bağışlanma ve büyük bir mükâfat vardır. 30/12...16, 39/68.73
Şinasi Güneş
Gerçekleri örtenlere şiddetli bir azap vardır. Ve inanıp güvenerek düzeltici işler yapanlara da bağışlanma ve büyük bir karşılık vardır.
35:8. Ayet
Mustafa Çavdar
İşlediği kötülükler kendisine süslü püslü görünen böylece yaptığı kötülükleri fazilet ve erdem gören kimseye ne demeli? Şüphesiz ki Allah, sapıklığı tercih edenin sapkınlığını onaylar, doğru yolu tercih edeni de doğru yoluna iletir. Dolayısıyla onlar için üzülüp kendini mahvetme! Zira Allah, onların neler yapmakta olduklarını biliyor.
Şinasi Güneş
Kötü ameli kendisine çekici gösterilen ve onu iyi gören kimse mi? Allah gereğini yapanı sapıklıkta bırakır ve gereğini yapana da yol gösterir. Canın onların üzerine yazık ederek gitmesin [1]. Allah onların üretmekte olduklarını bilir.
35:9. Ayet
Mustafa Çavdar
Allah’tır rüzgârları elçi olarak gönderip onunla bulutları tetikleyen. Biz de o bulutları kurak topraklara sevk edip yağmur yağdırırız, böylece ölü toprakları canlandırırız: İşte diriliş de böyle olacaktır.
Şinasi Güneş
Allah, rüzgarları göndererek bulutları kaldırır. Onu ölü bir beldeye süreriz de, onunla ölümünden sonra yeryüzüne hayat veririz. Yayılış da işte böyledir [1].
35:10. Ayet
Mustafa Çavdar
Kim, şeref ve itibar arıyorsa iyi bilsin ki bütün şeref ve itibarın kaynağı Allah’tır. O’na sadece güzel sözler/tevhit inancı yükselir. İyi ve güzel işler de o tevhit inancıyla yücelir. Bu tevhidi yıkmak için sinsice tuzaklar planlayanlar var ya onlar için çok şiddetli bir azap vardır ve onların kurdukları tüm tuzaklar boşa çıkacaktır. 4/139, 54/54-55,
Şinasi Güneş
Kim üstünlük istiyorsa, üstünlüğün tamamı Allah'a aittir [1]. Temiz kelam [iman] O'na doğru yükselir. Ve onu yükselten düzeltici ameldir [2]. Ve uyguladıkları planları kötülükler olanlara da şiddetli bir azap vardır. Onların uyguladığı planlar da bozulucudur.
35:11. Ayet
Mustafa Çavdar
Allah, sizi önce topraktan, sonra bir damla sudan/spermden yaratmış. Sonra sizi dişi ve erkekler olarak çiftler kılmıştır. Hiçbir dişi O’nun bilgisi/koyduğu yasa dışında ne hamile kalabilir ne de doğurabilir. Bir kişinin ömrünün uzun veya kısa olması ancak O’nun koyduğu yasalara bağlıdır. Zira bütün bunları yapmak Allah’a çok kolaydır. 16/4, 21/30, 80/17...23,
Şinasi Güneş
Allah sizi topraktan, sonra nutfeden [meninin az bir kısmından] oluşturdu. Sonra sizi çiftler kıldı. O'nun ilmi olmadan dişi taşımaz ve bırakmaz [hamile kalmaz ve doğurmaz]. Ve ömür verilene ömür verilmesi ve ömründen kısılması kitaptadır [yasaya bağlıdır]. Şüphesiz bu, Allah'a kolaydır.
35:12. Ayet
Mustafa Çavdar
İki büyük su kütlesi birbirine benzemez. Birinin suyu tatlı ve içimi kolay diğerinin suyu ise tuzlu ve acı ama siz her birinden taze et yer ve takı olarak kullanacağınız ziynet eşyaları çıkarırsınız. Öte yandan Allah’ın lütfundan payınızı aramanız ve nimetlerin hakkını verip şükretmeniz için denizlerde gemilerin suları yara yara akıp gittiğini görürsün.
Şinasi Güneş
İki bol su bir değildir. Bu tatlı, susuzluğu giderici, içimi kolaydır. Ve bu tuzlu, acıdır [25:53]. Hepsinden taze et nasiplenirsiniz ve ondan giydiğiniz takılar çıkarırsınız [1]. Ve karşılığını veresiniz diye onun armağanından aramanız için, orada gemileri yarıp giderken görürsün [31:31].
35:13. Ayet
Mustafa Çavdar
Geceyi kısaltarak gündüze katan, gündüzü de kısaltarak geceye katan O’dur. Her biri belirli bir süreye kadar kendi yörüngelerinde akıp giden güneşi ve ayı sizin istifadenize sunan da O’dur. İşte bütün hâkimiyet kendisinin olan bu Allah’tır sizin Rabbiniz. Oysa Allah ile aranıza koyup dua ile yalvarıp yakardıklarınız, bir çekirdeğin zarına bile sahip değillerdir. 22/60...62
Şinasi Güneş
Geceyi gündüzün içine sokuyor ve gündüzü gecenin içine sokuyor [1]. Güneşi ve ayı buyruğu altına aldı. Hepsi adı belirlenmiş bir süre için akıp gidiyor. İşte bu, Rabbiniz olan Allah'tır, egemenlik O'nundur. Onun yanı sıra çağırdıklarınız bir hurma çekirdeğinin zarına bile güç yetiremezler.
35:14. Ayet
Mustafa Çavdar
Siz onlara yalvarsanız da sizin duanızı işitmezler, işitmiş olsalar bile cevap veremezler. Kıyamet günü de sizin bu şirkinizi reddedecekler. Bütün bunları sana her şeyden haberdar olan Allah gibi hiç kimse haber veremez. 10/28-29, 16/17…25, 14/21-22,
Şinasi Güneş
Onları çağırsanız çağrınızı duymazlar. Şayet duysalar size cevap veremezler. Ve kıyamet gününde de ortak koşmanıza küfrederler [1]. Haberdar olanın [Allah'ın] verdiği türden haberleri sana kimse veremez.
35:15. Ayet
Mustafa Çavdar
Ey İnsanlar, hepiniz tüm ihtiyaçlarla Allah’a muhtaçsınız. Allah ise hiç bir şeye ihtiyacı olmayan ve övgülerin tamamına layık olandır. 10/31...31, 39/7-8, 112/1...4
Şinasi Güneş
Ey insanlar! Siz Allah'a muhtaçsınız. Kendine yetip, her işinde kusursuz olan Allah'tır.
35:16. Ayet
Mustafa Çavdar
Eğer O, dilerse sizi yok edip yerinize yeni bir toplum getirir.
Şinasi Güneş
Şayet gerekli görürse, sizi giderir de yeni bir oluşturuluş getirir [1].
35:17. Ayet
Mustafa Çavdar
Bu Allah için hiç de zor değildir. 14/19-20, 36/77...83
Şinasi Güneş
Bu Allah'ın üstesinden gelemeyeceği bir şey değildir [14:20].
35:18. Ayet
Mustafa Çavdar
Hiç bir günahkâr, bir başkasının günahını yüklenemez. Yükü ağır olan biri başka birini çağırıp yükünün bir kısmını taşımasını istese o kişi en yakını bile olsa ona hiç bir yük yüklenmez. Sen ancak Rablerine içten derin bir saygı duyan ve namazı hakkıyla kılan kimseleri uyarabilirsin! Artık kim arınırsa ancak kendisi için arınmış olur, zira dönüş Allah’adır.
Şinasi Güneş
Hiçbir üstlenen başkasının üstlendiğini üstlenmez. Yükü ağır olan, onu taşımaya çağırsa da, ondan hiçbir şey taşınmaz. Velev ki yakını olsun [1]. Sen ancak, görünmeyen, bilinmeyen, sezilmeyen yerlerde Rablerine karşı derin saygı duyup rızasını kaybetme endişesi taşıyanları [2] ve salatı ikame edenleri [3] uyarabilirsin. Ve kim arınırsa kendisi için arınır [4]. Ve varış yeri Allah'adır.
35:19. Ayet
Mustafa Çavdar
Ne gerçeği görenle görmeyen bir olur... 13/16-19
Şinasi Güneş
Hakikati gören ile kör davranan bir değildir.
35:20. Ayet
Mustafa Çavdar
Ne de karanlıklar ile aydınlık.
Şinasi Güneş
Ve aydınlıkla karanlık da…
35:21. Ayet
Mustafa Çavdar
Ne serinlik ile sıcak bir olur.
Şinasi Güneş
Ve gölge ile sıcaklık da…
35:22. Ayet
Mustafa Çavdar
Ne de dirilerle ölüler. Allah bu mesajı duymak isteyene işittirir. Fakat sen kabirdeki ölülere işittiremezsin. 27/80-81,
Şinasi Güneş
Ölülerle diriler de bir değildir. Allah gerekli gördüğüne işittirir. Sen kabirlerde olana işittirici değilsin [1].
35:23. Ayet
Mustafa Çavdar
Zira sen sadece bir uyarıcısın.
Şinasi Güneş
Sen bir uyarıcının dışında bir şey değilsin.
35:24. Ayet
Mustafa Çavdar
Çünkü biz seni hak olan bu Kuran ile müjdeci ve uyarıcı olarak gönderdik. Zira kendilerine uyarıcı gelmemiş hiç bir ümmet/toplum yoktur. 2/119, 18/1...3
Şinasi Güneş
Biz seni gerçek bir amaçla uyarıcı ve müjdeci olarak gönderdik [2:119]. Hiçbir topluluk yoktur ki içinde uyarıcı geçmiş olmasın.
35:25. Ayet
Mustafa Çavdar
Eğer seni yalancılıkla suçlarlarsa bil ki, onlardan öncekiler de elçilerimiz kendilerine apaçık belgeler, hikmetli sahifeler ve aydınlatıcı kitaplar ile geldiği halde onları da yalancılıkla suçlamışlardı.
Şinasi Güneş
Seni yalancı saydılarsa, şüphesiz onlardan öncekilerden de yalancı saydılar. Elçiler onlara apaçık kanıtlarla ve hikmet yüklü sayfalarla ve aydınlatıcı kitapla gelmişlerdi [3:184].
35:26. Ayet
Mustafa Çavdar
Sonunda ben de gerçekleri örtbas eden kâfirleri öyle bir cezalandırdım ki bana inanmamak nasıl olurmuş gördüler. 7/40, 41/27-28
Şinasi Güneş
Sonra gerçekleri örtenleri tutuverdim. İnkarım nasılmış.
35:27. Ayet
Mustafa Çavdar
Allah’ın gökten indirdiği yağmura bir baksana! Biz onunla çeşit çeşit renk ve tatta ürünler yetiştirdik. Dağlarda kimi beyaz, kimi kırmızı, türlü renklerde ve simsiyah yollar oluşturduk.
Şinasi Güneş
Allah'ın gökten su indirmesine dikkat etmedin mi? Onunla renkleri çeşitli ürünler çıkardık. Ve yolları beyaz, kırmızı, renkleri çeşit çeşit dağlardan. Ve bir de koyu siyah [1].
35:28. Ayet
Mustafa Çavdar
Aynı şekilde çeşitli renklerde insanlar, canlılar ve hayvanlar yarattık. Ancak kullarından bu konuda bilgili olanlar Allah’a derin bir saygı duyarlar. Zira Allah, üstün bir güç sahibi ve eşsiz bir bağışlayıcıdır.
Şinasi Güneş
Ve bunun gibi; insanlardan, canlılardan, etinden ve sütünden yararlanılan hayvanlardan renkleri çeşit çeşit olanlar da vardır. Şüphesiz Allah'a, kullarından ancak bilgili [bilinçli] olanlar [1] derinden saygı duyup rızasını kaybetme endişesi taşır. Allah üstündür, bağışlayandır.
35:29. Ayet
Mustafa Çavdar
Hiç şüphe yok ki Allah’ın kitabı/Kuran’ı okuyup iletenler, namazı kılanlar, kendilerine verdiğimiz rızıklardan gizli ve aşikâr infak edenler asla tükenmeyecek bir kazanç elde etmeyi umabilirler.
Şinasi Güneş
Allah'ın kitabıyla aydınlanıp, aydınlığı başkalarına da yansıtanlar, cehalet ve yoksullukla mücadeleyi ayakta tutanlar ve kendilerini rızıklandırdığımız şeylerden gizli ve açık infak edenler asla bozulmayan bir ticaret bekleyebilirler.
35:30. Ayet
Mustafa Çavdar
Çünkü Allah, onların yaptıklarının karşılığını tastamam verecek, hatta lütfundan fazlasını da verecektir. Çünkü O, eşsiz bir bağışlayıcı ve şükre sınırsız bir karşılık verendir. 15/49, 25/68...73,
Şinasi Güneş
Karşılıklarını tastamam vermesi ve armağanından arttırması için. Şüphesiz O, bağışlayandır, karşılık verendir.
35:31. Ayet
Mustafa Çavdar
Sana vahiy ettiğimiz bu kitap/Kuran, kendinden önceki vahiyleri tasdik eden hakkın ta kendisidir. Elbette Allah, kullarının her halinden haberdardır, onları görmektedir.
Şinasi Güneş
Kitaptan sana vahyettiğimiz; o önündekiler için tasdik edici gerçeğin ta kendisidir. Şüphesiz Allah, kullarını hakkıyla görendir, haberdardır.
35:32. Ayet
Mustafa Çavdar
Ardından bu ilahi kelamı, kullarımızdan seçtiğimiz kimselere miras bıraktık. Onlardan bazıları bu mirasın hakkını vermeyerek kendine yazık edip zalim oldu. Bazıları orta bir yol izler. Bazıları da Allah’ın izniyle bu emanetin hakkını vermede en önde gider. İşte en büyük fazilet budur. 2/159-160,
Şinasi Güneş
Sonra kitabı kullarımızdan tercih ettiğimize miras bıraktık [40:53]. Onlardan kimisi kendine yanlış yapar ve onlardan doğru orta olanlar vardır ve onlardan, Allah'ın koyduğu kurallar çerçevesinde hayırlarda önde gidenler de vardır [1]. Büyük fazilet işte budur.
35:33. Ayet
Mustafa Çavdar
Onların mükâfatı Adn cennetleridir ki onlar oraya girecekler ve orada altından bilezikler ve inciden takılar takınacaklar. Orada elbiseleri ise ipekten olacak. 7/42-43, 18/30-31, 39/73.75
Şinasi Güneş
Adn cennetleri. Oraya girerler. Orada altından bilezikler ve incilerden takınırlar. Ve orada elbiseleri ipektir.
35:34. Ayet
Mustafa Çavdar
Ve orada şöyle dua edecekler; “Hüznü ve kederi bizden gideren Allah’a övgüler olsun! Gerçekten Rabbimiz eşsiz bir bağışlayıcı ve şükre sınırsız karşılık verenmiş!” 10/10, 43/67...73
Şinasi Güneş
''Her işini kusursuz yapmak, bizden hüznü gideren Allah'a aittir'' derler. Şüphesiz Rabbimiz bağışlayandır, karşılık verendir.
35:35. Ayet
Mustafa Çavdar
Çünkü O, lütuf ve rahmetiyle bizi bu kalıcı yurda yerleştirdi. Artık burada bize ne bir yorgunluk ne de bir bıkkınlık vardır. 15/47-48, 20/116...119
Şinasi Güneş
O ki armağanından, bizi durulacak yurda kondurdu. Bize orada yorgunluk dokunmaz. Bize orada bıkkınlık da dokunmaz.
35:36. Ayet
Mustafa Çavdar
Gerçekleri örtbas eden kâfirler için ise cehennem ateşi vardır. Ölmelerine karar verilmez ki ölüp kurtulsunlar dahası azapları da hafifletilmez. İşte biz her nankör kâfiri böyle cezalandırırız. 4/56, 40/47...50,
Şinasi Güneş
Gerçekleri örtenlere ise, cehennem ateşi vardır. Üzerlerine gerçekleştirilmez ki ölsünler [1]. Ve onlardan azaptan yana bir şey de hafifletilmez. İşte biz gerçekleri örtenlere böyle karşılık veririz.
35:37. Ayet
Mustafa Çavdar
Orada var güçleriyle feryat ederler: – Rabbimiz, bizi buradan çıkar da daha önce yaptığımız kötülüklerin aksine iyi ve güzel işler yapalım. Allah: – Biz size düşünüp öğüt almak isteyen birisine yetecek kadar bir ömür vermedik mi? Üstelik size bir de uyarıcı gelmişti. Öyleyse şimdi cehennem azabını tadın bakalım. Artık uyarılara kulak asmayan zalimlerin herhangi bir yardımcısı da olmayacaktır. 32/20, 43/74...81,
Şinasi Güneş
Orada feryat ederler: “Rabbimiz, bizi çıkar da yapmış olduklarımızdan başka düzeltici işler yapalım.” “Size bilgilerini kullanabilen birinin, bilgilerini defalarca kullanıp aklını başına alabileceği bir ömür vermedik mi? Ve size uyarıcılar da gelmişti [1]. Tadın! Yanlış yapanlar için bir yardımcı yoktur.”
35:38. Ayet
Mustafa Çavdar
Hiç şüphe yok ki Allah, göklerin ve yerin bütün gizliliklerini bilendir. Dolayısıyla O, göğüslerdeki sırları da bilendir.
Şinasi Güneş
Şüphesiz Allah, göklerin ve yeryüzünün görünmeyenini, bilinmeyenini, sezilmeyenini bilir. Şüphesiz O, göğüslerin içindekini de bilir.
35:39. Ayet
Mustafa Çavdar
O’dur sizi yeryüzünün halifeleri/yöneticileri yapan, ama kim bu nimetlere nankörlük ederse ancak kendi aleyhine nankörlük etmiş olur. Zira kâfirlerin küfrü Rabbleri katında sadece alçalışlarını arttırır ve kâfirlerin küfrü sadece onların hüsranlarını artırır. 44/25.29
Şinasi Güneş
Sizi yeryüzünde halife kılan O’dur. Kim gerçekleri örterse, gerçekleri örtmesi kendi aleyhinedir. Gerçekleri örtenlerin gerçekleri örtmesi, Rablerinin katında nefret uyandırmanın dışında bir şeyi artırmaz. Gerçekleri örtenlerin gerçekleri örtmesi kayıptan başka bir şeyi artırmaz.
35:40. Ayet
Mustafa Çavdar
De ki: – Allah ile aranıza koyup dua ile yalvarıp yakardıklarınız hakkında hiç düşündünüz mü? Gösterin bana onlar yeryüzünde neyi yaratmışlar? Yoksa onların göklerin yönetiminde bir ortaklıkları mı var? Ya da onlara bir kitap vermişiz de ondaki bir belgeye dayanarak mı şirk koşuyorlar? Hayır, gerçekte bu ortak koşan zalimler birbirlerine aldatmacadan başka bir vaatte bulunmuyorlar. 13/16, 46/4...6
Şinasi Güneş
De ki! Ortak koştuğunuz, o Allah’ın yanı sıra çağırdıklarınıza dikkat ettiniz mi? Yeryüzünde ne oluşturmuşlar bana gösterin [1]. Yoksa onların göklerde bir ortaklığı mı var? Yoksa onlara bir kitap verdik de, onlar ondan apaçık bir kanıt üzerinde midirler [2]? Bilakis yanlış yapanlar, birbirlerine aldanıştan başka bir şey vaat etmiyorlar.
35:41. Ayet
Mustafa Çavdar
Hiç kuşku yok ki gökleri ve yeri kurduğu sistem ile bir dengede tutan ve onları yok olmaktan koruyan Allah’tır. Şayet göklerin ve yerin kurulu düzeni bozulmuş olsa onu yeniden düzene koyabilecek olan da
Şinasi Güneş
Şüphesiz Allah, zeval gelir diye, gökleri ve yeri tutmaktadır. Ve şayet ikisine bir zeval gelse, onun ardından hiç kimse ikisini tutamaz. Şüphesiz O, yumuşak davranandır, bağışlayandır.
35:42. Ayet
Şinasi Güneş
Şayet onlara bir uyarıcı gelse, ilk toplumlardan daha doğru yolda olacaklarına dair var güçleriyle yemin ederek Allah’a kanıt gösteriyorlar. Onlara uyarıcı gelince de, bu onların nefretlerinden başka bir şey artırmadı.
35:43. Ayet
Şinasi Güneş
Yeryüzünde büyüklenerek kötü planlar uyguladılar. Kötü plan uygulamak, ahalisinden başkasını kuşatmaz [52:42]. Öncekilere uygulanandan başkasını mı gözlüyorlar [1]? Sen Allah’ın uygulamasında asla bir değişim bulamazsın. Ve sen Allah’ın uygulamasında asla bir başkalaşma [uzaklaşma] da bulamazsın [2].
35:44. Ayet
Şinasi Güneş
Yeryüzünde dolaşmıyorlar mı ki, onlardan öncekilerin akıbeti nasıl oldu gözlemlesinler [1]? Kuvvet olarak onlardan daha şiddetliydiler. Göklerde ve yeryüzünde Allah’ı aciz bırakacak hiçbir şey yoktur. Şüphesiz O, bilendir, ölçü koyandır.
35:45. Ayet
Şinasi Güneş
Allah, insanları kazandıklarından dolayı tutuverseydi, yeryüzünün sırtında küçük büyük canlıdan kimse bırakmazdı. Lakin adı belirlenmiş bir sürenin sonuna kadar ertelemektedir [1]. Süreleri gelince de, şüphesiz Allah, kullarını hakkıyla görendir.
← 34. Sebe' 36. Yâ-Sîn →