⚖️ Fussilet Suresi — Karşılaştırma

Mustafa Çavdar Şinasi Güneş
1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 11 12 13 14 15 16 17 18 19 20 21 22 23 24 25 26 27 28 29 30 31 32 33 34 35 36 37 38 39 40 41 42 43 44 45 46 47 48 49 50 51 52 53 54 55 56 57 58 59 60 61 62 63 64 65 66 67 68 69 70 71 72 73 74 75 76 77 78 79 80 81 82 83 84 85 86 87 88 89 90 91 92 93 94 95 96 97 98 99 100 101 102 103 104 105 106 107 108 109 110 111 112 113 114
41:1. Ayet
Mustafa Çavdar
Hâ mîm.
Şinasi Güneş
Ayrı ayrı ileten kimdir?
41:2. Ayet
Mustafa Çavdar
Bu Kuran rahmeti sonsuz merhameti sınırsız olan Allah katından indirilmiştir. 2/97-98,
Şinasi Güneş
İndirilişi Rahman ve Rahim [1] tarafındandır [2].
41:3. Ayet
Mustafa Çavdar
Kavrayabilen bir toplum için ayetleri ayrıntılı bir biçimde açıklanmış Arapça bir Kuran olarak indirilmiştir.
Şinasi Güneş
Bilinçli bir halk için, ayetleri ayrıntılı olarak açıklanmış [1] açık, anlaşılır, eğrisi olmayan bir hitap kümesinden [2] oluşan bir kitaptır.
41:4. Ayet
Mustafa Çavdar
Müjdeler ve uyarılar içeren bir kitap olarak. Hal böyleyken onların
Şinasi Güneş
Uyarıcı ve müjdeci olarak [11:2]. Buna rağmen, onların çoğu, geri durup [duyarsız kalıp] kulak vermiyorlar.
41:5. Ayet
Mustafa Çavdar
Ve senin bizi çağırdığın şeye karşı bilgi ve idrakimiz kapalıdır, kulaklarımızda ise bir ağırlık var/seni dinleyecek halimiz yok. Çünkü seninle bizim aramızda da bir engel var. Öyleyse sen işine bak, biz de işimize bakalım, diyorlar.
Şinasi Güneş
''Bizi kendisine davet ettiğiniz şeyden kalplerimiz kapalılık / örtü / zırh içerisinde, kulaklarımızda ağırlık ve aramızda bir perde vardır [1]. Yaptığını yap, şüphesiz biz de yapanlarız.'' dediler.
41:6. Ayet
Mustafa Çavdar
Sen de de ki: – Evet, ben de sizin gibi sadece bir beşerim. Ancak bana, ilahınızın tek bir ilah olduğu vahyediliyor. Öyleyse yalnız Allah’a yönelin ve Allah’dan günahlarınızın bağışlanmasını dileyin. Aksi takdirde şirk koşan müşriklerin vay haline. 14/10-11,
Şinasi Güneş
De ki! ''Ben ancak sizin gibi bir beşerim. Bana; gerçekten ilahınızın ancak tek bir ilah olduğu vahyediliyor. Bu yüzden, O'na karşı dosdoğru olun [1] ve O'ndan bağışlanma dileyin. Ortak koşanlara eyvah [18:110]!''
41:7. Ayet
Mustafa Çavdar
Ki onlar zekât vermiyorlar çünkü onlar ahirete inanıp güvenmiyorlar.
Şinasi Güneş
Onlar [müşrikler], arınmanın bedelini yerine getirmezler ve ahiret hakkında da gerçekleri örterler [1].
41:8. Ayet
Mustafa Çavdar
Ama iman ederek iyi ve güzel işler yapanlar, işte bunlar için de bitmez tükenmez mükâfatlar vardır.
Şinasi Güneş
İnanıp güvenen ve düzeltici işler yapanlara, mihnet altında bırakmayan bir karşılık vardır [84:25, 95:6].
41:9. Ayet
Mustafa Çavdar
De ki: – Siz, dünyayı iki evrede yaratana inanmıyor ve birilerini Allah’a denk mi tutuyorsunuz? Hâlbuki O’dur âlemlerin Rabbi/sahibi.
Şinasi Güneş
De ki! ''Gerçekten siz, yeryüzünü iki aşamada oluşturana mı nankörlük ediyor ve O'na eşler kılıyorsunuz [1]? İşte bu, alemlerin Rabbidir.''
41:10. Ayet
Mustafa Çavdar
Allah yeryüzünü sabit ve sağlam dağlarla perçinledi ve orayı bereketli ve yaşanabilir bir hale getirdi. Canlıların istek ve ihtiyaçlarını giderebilmeleri için (önceki iki evreyle birlikte) dört evrede de oraya bir düzen tesis etti. 16/15-16,
Şinasi Güneş
Orada üzerinden sabit ağırlıklar kıldı, orasını bereketlendirdi. İsteyenler için, herkese aynı seviyede gıdalarının ölçüsünü dört aşamada koydu [1].
41:11. Ayet
Mustafa Çavdar
Bu sırada henüz gaz halinde bulunan göğe yönelip ona ve yeryüzüne: – Benim yasalarıma ister gönüllü ister gönülsüz boyun eğin! Dedi. Onlar da: – Senin yasalarına isteyerek boyun eğdik, dediler.
Şinasi Güneş
Sonra göğe düzen koydu. O, duman halindeydi. Ona ve yeryüzüne: ''İsteyerek veya istemeyerek gelin.'' dedi. ''İsteyerek geldik.'' dediler [1].
41:12. Ayet
Mustafa Çavdar
Böylece Allah gökleri iki evrede yedi tabaka olarak düzenledi ve her bir tabakaya kendi görev yasasını bildirdi. Nihayet biz yakın dünya göğünü yıldızlarla süsledik ve bir koruma sistemi oluşturduk işte bu her işinde mükemmel olan ve her şeyi bilen Allah’ın tesis ettiği bir düzendir. 37/1...10
Şinasi Güneş
Onları, yedi gök olarak iki aşamada gerçekleştirdi. Her sema için işini vahyetti [1]. Alt semayı kandillerle [2] ve korumayla süsledik. İşte bu, üstün bilge olanın koyduğu ölçüdür.
41:13. Ayet
Mustafa Çavdar
Bütün bu gerçeklere rağmen yüz çevirirlerse, onlara de ki: – Ben sizi, Ad ve Semûd toplumlarını helak eden yıldırımın benzeri bir yıldırımla uyarıyorum.
Şinasi Güneş
Eğer geri dururlarsa [duyarsız kalırlarsa] de ki! ''Ad ve Semud'un düştüğü aklı gideren dehşetin benzeri bir aklı gideren dehşete karşı [40:30-31] sizi uyardım.''
41:14. Ayet
Mustafa Çavdar
Oysa onlara elçileri gelip her türlü ikna yoluna başvurarak “Allah’tan başka hiçbir şeye kulluk etmeyin” diyerek uyarmışlardı. Fakat onlar da; “Eğer Rabbimiz dileseydi elçi olarak melekleri gönderirdi. Bunun için biz sizin tebliğ ettiğiniz inancı reddediyoruz” diye karşılık verip kâfir olmuşlardı. 7/101-102, 30/47, 17/94-95
Şinasi Güneş
Hani onlara, ''Allah'ın dışında hiçbir şeye kulluk etmeyin'' diye önlerinden ve arkalarından elçiler gelmişti. ''Rabbimiz gerekli görseydi, kesinlikle melekleri indirirdi. Şüphesiz biz, onunla gönderildiğiniz şeylere kafirlik ediyoruz.'' dediler.
41:15. Ayet
Mustafa Çavdar
Ad kavmi hak hukuk tanımayarak ülkede büyüklük taslamış ve: – Bizden daha güçlü kim varmış? Diyerek meydan okumuştu. Kendilerini yaratan Allah’ın onlardan daha güçlü olduğunu hiç düşünmediler ve bile bile Allah’ın ayetlerine inanmadılar. 7/65...71
Şinasi Güneş
Ad'a gelince: O yerde haksız yere büyüklenmişlerdi ve: ''Bizden kuvvet olarak kim daha şiddetli?'' demişlerdi. Onları oluşturan Allah'ın, gerçekten kuvvet olarak onlardan daha şiddetli olduğuna dikkat etmediler mi? Ayetlerimizi reddediyorlardı.
41:16. Ayet
Mustafa Çavdar
Sonunda biz de, o uğursuz günlerde onların üzerine dondurucu bir kasırga gönderdik. Böylece onlara dünya hayatında alçaltıcı azabı tattırdık. Ahiretteki azapları ise çok daha alçaltıcı olacak ve hiçbir kimseden yardım da göremeyecekler. 46/21...25
Şinasi Güneş
Onlara dünya hayatında rezillik azabını tattırmamız için, uğursuz günlerde üzerlerine sarsıcı / dondurucu bir rüzgar gönderdik [1]. Ahiret azabı daha rezil edicidir ve onlara yardım da edilmez.
41:17. Ayet
Mustafa Çavdar
Semûd’a gelince, onlara da doğru yolu göstermiştik. Fakat onlar doğru yola karşı körlüğü tercih ettiler. İşledikleri yüzünden onları da alçaltıcı azabın sarsıntısı yakalayıverdi. 6/50, 27/80-81
Şinasi Güneş
Semud'a gelince. Onlara yolu gösterdik. Onlar, gösterdiğimiz yol yerine körlüğü sevdiler. Bunun üzerine onları, kazandıkları şeylerle, küçük düşürücü, aklı gideren, dehşet bir azap tutuverdi.
41:18. Ayet
Mustafa Çavdar
Ama biz, inananları ve Allah’a karşı gelmekten sakınanları kurtardık.
Şinasi Güneş
İnanıp güvenenleri kurtardık [1]. Onlar, vahyin sınırlarına uyup korunanlardı.
41:19. Ayet
Mustafa Çavdar
O gün, Allah’ın düşmanları bir araya getirilecek ve topluca ateşe sürülecekler. 41/27-28
Şinasi Güneş
Ve bir gün, Allah'ın düşmanları ateşe doğru toplanıp dağıtılırlar [27:83].
41:20. Ayet
Mustafa Çavdar
Ateşin önüne vardıklarında kulakları, gözleri ve derileri, yaptıklarına dair onların aleyhinde şahitlik edecekler.
Şinasi Güneş
Nihayet oraya geldiklerinde, işitme, görme duyuları ve ciltleri, yaptıkları şeylerle aleyhlerine şahitlik ederler [36:65].
41:21. Ayet
Mustafa Çavdar
Onlar derilerine soracak: – Niçin bizim aleyhimizde şahitlik ettiniz? Derileri de şöyle cevap verecek: – Her şeyi konuşturan Allah, bizi de konuşturdu. Sizi ilk defa o yaratmıştı şimdi de O’nun huzuruna getirilip hesap veriyorsunuz.
Şinasi Güneş
Ve ciltlerine: ''Niçin aleyhimize şahitlik ettiniz?'' dediler. ''Her şeyi konuşturan Allah bizi konuşturdu [1]. Sizi ilk defasında O oluşturmuştu ve O'na döndürülüyorsunuz.'' dediler.
41:22. Ayet
Mustafa Çavdar
Vaktiyle siz, kulaklarınızın, gözlerinizin, derilerinizin sizin aleyhinizde şahitlik edeceğine inanmadığınız için sakınmıyordunuz. Üstelik
Şinasi Güneş
İşitme, görme duyularınız ve ciltlerinizin şahitlik etmesine karşı gizleniyor değildiniz. Yaptıklarınızın çoğunu Allah'ın bilmediğine kanaat getiriyordunuz [1].
41:23. Ayet
Mustafa Çavdar
İşte Rabbiniz hakkındaki bu yanlış düşünceniz sizi helake sürükledi ve sonunda hüsrana uğrayanlardan oldunuz.
Şinasi Güneş
İşte bu kanaatiniz var ya, Rabbiniz hakkındaki kanaatiniz [37:87], sizi tepe taklak etti. Böylece kaybedenlerden oldunuz.
41:24. Ayet
Mustafa Çavdar
Şimdi dayansalar da dayanmasalar da artık onların yeri ateştir. Eğer Allah’ın razı olacağı işler yapmak için dönmek isterlerse bu istekleri asla kabul edilmeyecektir. 6/26...28, 7/53, 23/99...108,
Şinasi Güneş
Eğer direnebilirlerse, onların kalacağı yer ateştir [52:16]. Eğer yaptıklarını telafi etmek isteseler, onlar, telafi istekleri kabul edilecek olanlardan değildirler [1].
41:25. Ayet
Mustafa Çavdar
Güdümüne girdikleri bir takım yoldaşları onların yaptıkları ve yapacakları kötü işleri kendilerine güzel gösterdiler. Sonunda kendilerinden önce gelip geçmiş cin ve insan topluluklarının hakkında gerçekleşen söz onlar için de gerçekleşmiş oldu. Hiç şüphe yok ki onlar böylece kaybedenlerden oldular.
Şinasi Güneş
Onlara yaşıtlarını tahsis ettik [1]. Böylece onlara önlerindekileri ve arkalarındakileri [2] çekici gösterdi. Ve insten ve cinden [3] onlardan önce gelip geçen önderli toplumlar içinde geçerli olan söz onların üzerine de gerçekleşti. Şüphesiz onlar da kaybettiler [46:18].
41:26. Ayet
Mustafa Çavdar
Gerçekleri örtbas eden kâfirler: – Bu Kuran’ı dinlemeyin ve okunurken gürültü yapın ki, böylece onun anlaşılmasını engellemiş olursunuz demişlerdi.
Şinasi Güneş
Gerçekleri örtenler: "Bu Kur'an için kulak vermeyin, onun hakkında boş söz söyleyin [1] ki galip gelesiniz." dediler.
41:27. Ayet
Mustafa Çavdar
Biz de o kâfirlere çok şiddetli bir azap tattıracağız ve onları işledikleri günahların en kötüsüyle cezalandıracağız.
Şinasi Güneş
Gerçekleri örtenlere, kesinlikle şiddetli azabı tattırırız ve onlara, yaptıklarının daha kötüsünü karşılık olarak veririz.
41:28. Ayet
Mustafa Çavdar
İşte böyle Allah’ın düşmanlarının cezası ateştir! Ayetlerimize bile bile inanmak istemedikleri için cehennem onlar için kalacakları yurt olacaktır.
Şinasi Güneş
İşte bu, Allah'ın düşmanlarının karşılığı olan ateştir. Ayetlerimizi reddetmeleri nedeniyle, karşılık olarak onlara orada kalıcılık yurdu vardır.
41:29. Ayet
Mustafa Çavdar
Gerçekleri örtbas eden kâfirler şöyle feryat edecekler: – Rabbimiz, bizi saptıran cinleri ve insanları ne olur bize göster de onları ayaklarımızın altına alıp çiğneyelim de bugün en alçak onlar olsunlar! 2/166-167,
Şinasi Güneş
Gerçekleri örtenler: "Rabbimiz, insten ve cinden [gelmiş geçmiş bütün insanların içerisinden], bizi saptıranları bize göster de, onların daha aşağılardan olmaları için onları ayaklarımızın altına alalım." dediler.
41:30. Ayet
Mustafa Çavdar
Ama “Rabbimiz Allah’tır” deyip sonra da dosdoğru olanlara gelince: Onlara melekler gelirler: – Korkmayın, üzülmeyin, size vaat edilen cennetle sevinin, diye müjde verirler. 46/13-14
Şinasi Güneş
Şüphesiz, "Rabbimiz Allah'tır." deyip dosdoğru olanlara [1]: "Korkmayın, hüzünlenmeyin, size vaat edilmiş olan cennetle mutlu olun." diye, melekler [haberci / müjdeci ayetler] ardı ardına inerler.
41:31. Ayet
Mustafa Çavdar
– Ve biz dünya hayatında olduğu gibi ahirette de sizin dostunuz olarak yanınızdayız. Cennette canınız çektiği her şey vardır ve istediğiniz her şey emrinizdedir. 13/11, 16/32, 21/101…103
Şinasi Güneş
"Biz dünya hayatında da, ahirette de sizin yakınlarınız, yol göstericiniziz. Orada size, canınızın çektiği şeyler ve orada size istek duyduğunuz şeyler vardır."
41:32. Ayet
Mustafa Çavdar
– Bütün bunlar eşsiz bir bağışlayıcı ve sonsuz rahmet sahibi olan Allah’tan bir ikramdır. 5/12, 39/73-74,
Şinasi Güneş
Bağışlayan, merhamet edenden bir ikram olarak.
41:33. Ayet
Mustafa Çavdar
“Ben Müslümanlardanım” diyen, iyi ve güzel işler yapan ve insanları yalnızca Allah’a davet eden, kimseden daha güzel sözlü kim olabilir?
Şinasi Güneş
Allah'a davet eden, düzeltici işler yapan ve: "Şüphesiz ben müslimlerdenim [1]" diyen kimseden daha iyi bir sözü olan kimdir?
41:34. Ayet
Mustafa Çavdar
İyilik ile kötülük asla bir olmaz, sen kötülüğü en güzel şekilde sav, bak gör o zaman seninle aranda düşmanlık olan kişi çok samimi ve yakın bir dost oluvermiş.
Şinasi Güneş
İyilik ve kötülük aynı seviyede değildir. Sen [kötülüğü] daha iyisiyle sav [1]. O zaman, aranızda düşmanlık olan, yakının gibi olur.
41:35. Ayet
Mustafa Çavdar
Böyle bir meziyete ancak sabırda direnenler ulaşabilir. Evet, bu meziyete ancak yüksek ahlak ve erdem sahipleri ulaşabilir.
Şinasi Güneş
Dirençli olanların dışındakiler ona eriştirilmezler. Ona, muazzam bir paya sahip olanların dışındakiler eriştirilmezler.
41:36. Ayet
Mustafa Çavdar
Eğer şeytan tabiatlı kimseler senin sabrını zorlarlar ve seni kötü düşünce ve davranışa sevk ederlerse hemen Allah’a sığın. Çünkü O, her şeyi işitendir ve her şeyi bilendir. 3/135, 114/1..5, 114/1…6
Şinasi Güneş
Eğer şeytandan bir dürtü seni dürterse, hemen Allah'a sığın. Şüphesiz O, işitendir bilgedir [1].
41:37. Ayet
Mustafa Çavdar
Gece ve gündüz, güneş ve ay Allah’ın kudretine işaret eden delillerdendir. Eğer siz gerçekten sadece Allah’a kulluk etmek istiyorsanız güneşe ve aya değil onların yaratıcısı olan Allah’a secde edin.
Şinasi Güneş
Gece ve gündüz, güneş ve ay O'nun ayetlerindendir. Güneş ve ay için secde [1] etmeyin. Eğer yalnız O'na kulluk ediyorsanız, onları oluşturan Allah için secde edin.
41:38. Ayet
Mustafa Çavdar
Eğer kibirlenip böbürlenecek olurlarsa iyi bilsinler ki Rabbinin katında bulunanlar bıkıp usanmadan gece ve gündüz O’nun yüceliğini dillendirip şanını yüceltmektedirler.
Şinasi Güneş
Eğer büyüklenirlerse, Rabbinin katında olanlar [Rabbe yakın olanlar], gece ve gündüz [devamlı] O'nun verdiği görevleri yerine getirirler [7:206, 21:19] ve onlar usanmazlar.
41:39. Ayet
Mustafa Çavdar
O’nun ayetlerinden/delillerinden biri de şudur: – Şu gördüğün kupkuru toprak üzerine yağmur yağdırdığımızda hemen harekete geçer ve kabarır. Ölü toprağa böyle hayat veren, hiç şüphesiz ölüleri de diriltecektir. Zira O her şey için bir ölçü koyandır. 7/57, 22/5-6,
Şinasi Güneş
O'nun ayetlerindendir ki; gerçekten sen toprağı boynu bükük görürsün. Üzerine su indirdiğimizde ise, hızlıca hareket eder ve kabarır. Ona hayat veren, kesinlikle ölülere de hayat verir [1]. Şüphesiz O, her şeye ölçü koyandır.
41:40. Ayet
Mustafa Çavdar
Bütün bu ayetlerimizin gösterdiği gerçeklerden yüz çevirenler asla bizden gizlenip kaçamazlar. Söyleyin bakalım kıyamet günü ateşe atılan kimse mi yoksa o gün güven içinde huzurumuza gelen kimse mi daha iyidir? İstediğinizi yapın bakalım, nasıl olsa Allah bütün yaptıklarınızı görmektedir. 10/15, 16/32, 21/101...103
Şinasi Güneş
Ayetlerimiz hakkında saptırma yapanlar bize gizli kalmazlar. Kıyamet gününde ateşe bırakılan kimse mi yoksa, güven içerisinde gelen kimse mi hayırlıdır? Gerekli gördüğünüzü yapın. Şüphesiz O, yaptığınızı hakkıyla görendir.
41:41. Ayet
Mustafa Çavdar
Kendilerine gelen bu ilahi uyarıya inanmayan kâfirler iyi bilsinler ki bu Kuran yüce ve eşsiz bir kitaptır.
Şinasi Güneş
Onlara geldiğinde zikri [yeri geldiğinde kullanmamız için aklımızdan çıkarmamamız gereken bilgiyi, öğretiyi] örttüler. Şüphesiz O, üstün bir kitaptır.
41:42. Ayet
Mustafa Çavdar
Zira batıl onun ne önünden ne ardından hiçbir şekilde yaklaşamaz. Çünkü O, her hükmü doğru ve tüm övgülere layık olan Allah katından indirilmiştir. 2/97...99, 26/192...196
Şinasi Güneş
Batıl onun önünden ve arkasından gelemez. Her işinde kusursuz olup, adaleti sağlayan en doğru hükümleri veren tarafından indirilmiştir.
41:43. Ayet
Mustafa Çavdar
Sana yapılan bu ithamlar senden önceki elçilere yapılan ithamlardan hiç de farklı değildir. Unutma ki senin Rabbin sonsuz bir mağfiret sahibidir ama aynı zamanda can yakıcı bir azabın da sahibidir. 23/24-25,
Şinasi Güneş
Şüphesiz sana, senden önceki elçiler için söylenenin dışında bir şey söylenmiyor [1]. Şüphesiz Rabbin, bağışlama sahibidir ve can yakıcı bir sonuçlandırmanın da sahibidir.
41:44. Ayet
Mustafa Çavdar
Eğer biz bu Kuran’ı Arapça dışında bir dille indirseydik, onlar bu sefer de: – Neden onun ayetleri açık ve anlaşılır değil, Arap olan birine yabancı dilde bir kitap mı? Diyeceklerdi. De ki: – Bu Kuran kendisine inanıp güvenenler için bir kılavuz ve bir şifadır, ona inanıp güvenmeyenlerin ise kulaklarında kurşun vardır, ondan dolayı bu mesaj onlara anlaşılmaz geliyor. İşte onlar kendilerine çok uzaktan seslenilen fakat söylenenden bir şey anlamayan kişi gibidirler. 34/52, 20/113, 45/6...9
Şinasi Güneş
Eğer onu yabancı dilde bir hitap yapsaydık, kesinlikle: "Ayetleri ayrıntılı olarak açıklanması gerekmez miydi? Arap olana yabancı bir dil mi?" derlerdi [1]. De ki! "O, inanıp güvenenlere bir yol gösterici ve bir şifadır [2]. İnanıp güvenmeyenlerin ise, kulaklarında bir ağırlık vardır. O, onların üzerine bir körlüktür. Onlara uzak bir mekandan seslenilmektedir [3].
41:45. Ayet
Mustafa Çavdar
And olsun ki biz Musa’ya kitap vermiştik de onun hakkında da ihtilaf edilmişti. Şayet Rabbinin daha önce ertelemeyle ilgili bir hükmü olmasaydı onların da işi çoktan bitirilmiş olurdu. Hiç kuşku yok ki onlar bu Kuran hakkında derin bir şüphe içindedirler. 16/61, 18/58-59, 35/45, 10/94, 6/114-115
Şinasi Güneş
Şüphesiz Musa'ya kitabı verdik de onda ihtilafa düşüldü. Rabbinden önceden takdir edilmiş hüküm [1] olmasaydı, kesinlikle aralarında hüküm [azap, ceza] gerçekleştirilirdi. Şüphesiz onlar, yeterli bilgiye sahip olmamaktan tereddüt içindedirler [2].
41:46. Ayet
Mustafa Çavdar
Artık kim iyi ve güzel işler yaparsa, bunu kendisi için yapmış olur. Kim de kötü bir iş yaparsa o da bunu kendi aleyhine yapmış olur. Zira senin Rabbinin kullarına zulmedip haksızlık etme ihtimali yoktur. 2/110-286,
Şinasi Güneş
Kim düzeltici iş yaparsa kendisi içindir. Kim kötülük yaparsa da aleyhinedir [45:15]. Rabbin, kullarına yanlış yapan değildir.
41:47. Ayet
Mustafa Çavdar
Bu dünyanın sonu o saatin ne zaman geleceği bilgisi yalnızca Allah’ın bileceği bir iştir. Zira O’nun bilgisi dışında ne bir meyve kabuğundan çıkabilir, ne bir dişi hamile kalabilir ne de doğurabilir. O gün Allah onlara: – Hani nerede benim ortaklarım? Diye seslendiğinde onlar: – İtiraf etmemiz gerekir ki senin ortakların olduğunu kabul edecek bizden kimse yok, derler. 7/187, 13/8, 42/49-50,
Şinasi Güneş
Saatin bilgisi O'na kavuşturulur. O'nun ilmi dışında hiçbir ürün kabuğundan çıkmaz. Dişiden hiç kimse gebe kalmaz ve doğurmaz [1]. O gün onlara: "Ortaklarım nerede?" diye seslenilir. "Bizden bir şahidin olmadığını sana duyururuz." derler.
41:48. Ayet
Mustafa Çavdar
Çünkü daha önce dua ile yalvarıp yakardıkları kimseler kendilerinden uzaklaşıp kaybolup gitmişlerdir. Onlar da artık bir kaçış yolunun kalmadığını anlamışlardır. 46/4.6
Şinasi Güneş
Önceden çağırdıkları şeyler, onlardan kaybolup gitti. Ve onlar için kaçacak bir yer olmadığını da anladılar.
41:49. Ayet
Şinasi Güneş
İnsan, hayır istemekten usanmaz. Eğer ona şer temas ederse de, karamsarlığa kapılır, ümidini kesen olur [1].
41:50. Ayet
Şinasi Güneş
Eğer ona temas eden bir darlığın ardından bizden bir rahmet tattırsak: "Bu benim içindir [hakkımdır][1], saatin gelip çatacağına da kanaat getirmiyorum. Eğer Rabbime döndürülürsem de, O'nun katında benim için en iyisi vardır." der [18:36]. Gerçekleri örtenlere, yaptıkları şeylerin haberlerini kesinlikle veririz. Ve onlara, katı, sağlam bir azaptan kesinlikle tattırırız.
41:51. Ayet
Şinasi Güneş
İnsanı nimetlendirdiğimizde geri durur [duyarsız kalır] ve yan çizer [17:83]. Ona şer temas ettiğinde de, geniş geniş dua sahibidir [1].
41:52. Ayet
Şinasi Güneş
De ki! "Dikkat ettiniz mi? Eğer Kur'an Allah katındansa, sonra siz onun hakkındaki gerçekleri örtmüşseniz? Uzak bir ayrılığın içinde olandan daha sapık kimdir?"
41:53. Ayet
Şinasi Güneş
Gerçekten onun Hak olduğu onlara açıkça belli olana kadar, afakta ve nefislerinde [1] onlara ayetlerimizi göstereceğiz [27:93, 40:13-81]. Rabbinin her şeye şahit olması yeterli değil mi?
41:54. Ayet
Şinasi Güneş
İyi bilin ki onlar, Rablerine karşılaşmaktan bir tartışma içerisindedirler. İyi bilin ki O, her şeyi kuşatandır.
← 40. Mü'min 42. Şûrâ →