⚖️ Kâf Suresi — Karşılaştırma

Mustafa Çavdar Şinasi Güneş
1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 11 12 13 14 15 16 17 18 19 20 21 22 23 24 25 26 27 28 29 30 31 32 33 34 35 36 37 38 39 40 41 42 43 44 45 46 47 48 49 50 51 52 53 54 55 56 57 58 59 60 61 62 63 64 65 66 67 68 69 70 71 72 73 74 75 76 77 78 79 80 81 82 83 84 85 86 87 88 89 90 91 92 93 94 95 96 97 98 99 100 101 102 103 104 105 106 107 108 109 110 111 112 113 114
50:1. Ayet
Mustafa Çavdar
Kâf, Bu şanlı şerefli olan Kuran’ın değerini bilin!
Şinasi Güneş
Ardı ardına gönderilenler ve şanlı Kur'an'ı kanıt gösteriyorum ki [1],
50:2. Ayet
Mustafa Çavdar
Kendilerine içlerinden bir uyarıcının gelmesini şaşkınlıkla karşıladılar da gerçekleri örtbas eden kâfirler: “Bu gerçekten hayret edilecek bir şey! 7/59...64, 38/3...8
Şinasi Güneş
50:2-3: Bilakis onlardan bir uyarıcı gelmesine hayret ettiler de [38:4], gerçekleri örtenler: "Biz öldüğümüzde ve toprak olduğumuzda mı? İşte bu uzak bir dönüştür. Bu hayret edilecek bir şeydir" dediler.
50:3. Ayet
Mustafa Çavdar
– Biz öldükten ve toprak olduktan sonra yeniden diriltileceğiz öyle mi? Böyle bir geri dönüş ihtimal dışıdır.” Dediler.
Şinasi Güneş
50:2-3: Bilakis onlardan bir uyarıcı gelmesine hayret ettiler de, gerçekleri örtenler: "Biz öldüğümüzde ve toprak olduğumuzda mı? İşte bu uzak bir dönüştür. Bu hayret edilecek bir şeydir" dediler.
50:4. Ayet
Mustafa Çavdar
Doğrusu biz toprağın onların cesetlerinden neleri yok edeceğini çok iyi bilmekteyiz, zira bizim katımızda bu konuda korunmuş bir yasa vardır.
Şinasi Güneş
Şüphesiz biz yerin onlardan neyi eksittiğini billiriz. Koruyan kitap [yasa] [1] katımızdadır.
50:5. Ayet
Mustafa Çavdar
Hayır aslında onlar, kendilerine gelen hak olan Kuran karşısında yalana sarıldılar. Çünkü onlar tam bir kararsızlık ve şaşkınlık içindeler.
Şinasi Güneş
Bilakis onlar Hak kendilerine geldiğinde yalana sarıldılar. Onlar karmaşık bir işin içindedirler.
50:6. Ayet
Mustafa Çavdar
Şimdi onlar üstlerindeki göğe hiç ibret nazarıyla bakmıyorlar mı? Biz onu nasıl bina etmişiz ve yıldızlarla nasıl süslemişiz, üstelik orada hiçbir çatlak da yok. 13/2, 67/3...5
Şinasi Güneş
Üzerilerindeki göğü gözlemlemiyorlar mı, onun bir yarığı olmadan onu nasıl bina ettik ve onu çekici kıldık?
50:7. Ayet
Mustafa Çavdar
Yeryüzünü de nasıl yaşam alanı yapıp, oraya sabit ve sarsılmaz dağlar yerleştirmişiz ve orada her çeşit güzel bitkiler yetiştirmişiz.
Şinasi Güneş
Ve Yeryüzünü? Onu uzattık ve orada sabit ağırlıklar bıraktık. Ve orada her türden göz alıcı çiftten bitirdik [22:5].
50:8. Ayet
Mustafa Çavdar
Bütün bunları Allah’a gönülden yönelen kullar için bir bilinç ve bir öğüt olsun diye yaptık.
Şinasi Güneş
Bu, daima yönelen / bağlı her kul için hakikati görmeye bir vesile ve akılda tutulup kullanılması gereken bir bilgidir.
50:9. Ayet
Mustafa Çavdar
Yine biz gökyüzünden bereketli yağmurlar yağdırarak onunla bağlar bahçeler ve hasatlık ekinler bitirdik. 13/3-4, 23/18-19
Şinasi Güneş
50:9-10: Ve gökten bereketli su indirip onunla bahçeler, hasat edilecek tane [tahıl] ve tomurcukları sıra sıra uzun hurmayı bitirdik.
50:10. Ayet
Mustafa Çavdar
Ve sıra salkımlı meyveleriyle dolu iri gövdeli hurma ağaçları bitirdik.
Şinasi Güneş
50:9-10: Ve gökten bereketli su indirip onunla bahçeler, hasat edilecek tane [tahıl] ve tomurcukları sıra sıra uzun hurmayı bitirdik.
50:11. Ayet
Mustafa Çavdar
Bunları da kullarımıza rızık olarak yarattık. Ve biz o bereketli yağmur ile ölü toprağa can verdik. Diriliş de işte böyle olacaktır. 7/57, 22/5-6,
Şinasi Güneş
Kullar için bir rızık. Ve onunla ölü bir beldeye hayat verdik. Çıkış [yeniden diriliş] da işte böyledir [1].
50:12. Ayet
Mustafa Çavdar
Onlardan önce Nuh’un kavmi, Ress halkı ve Semûd halkı da yalanlamıştı. 7/59-60, 7/73...79
Şinasi Güneş
Onlardan önce de Nuh halkı, Ress arkadaşları ve Semud da yalana sarılmıştı.
50:13. Ayet
Mustafa Çavdar
Aynı şekilde Âd, Firavun’un ve Lut’un kardeşleri de. 7/65...71, 27/54.58
Şinasi Güneş
Ve Ad, Firavun ve Lut'un kardeşleri.
50:14. Ayet
Mustafa Çavdar
Eyke halkı, Tubba kavmi de. Hepsi de elçilerini yalancılıkla suçladılar sonunda vaat ettiğim ceza gerçekleşti.
Şinasi Güneş
Eyke arkadaşları ve Tubba halkı. Elçileri yalanladılar ve vaadim hak oldu [gerçekleşti].
50:15. Ayet
Mustafa Çavdar
Biz ilk yaratış sırasında zorluk mu çektik ki yeniden diriltmekte sıkıntı çekelim aslında onlar yeniden yaratılma hususunda derin bir şüphe içindeler.
Şinasi Güneş
İlk oluşturuşta yorulduk mu? Bilakis onlar yeni bir oluşturuştan iltibas [karışıklık] içindeler.
50:16. Ayet
Mustafa Çavdar
Andolsun ki insanı biz yarattık. Bu yüzden onun içinden nelerin geçtiğini çok iyi biliriz. Zira biz ona şah damarından daha yakınız.
Şinasi Güneş
Şüphesiz insanı biz oluşturduk. Ve benliğinin ona ne vesvese verdiğini biliriz. Biz ona Hablil Verid'den [1] daha yakınız.
50:17. Ayet
Mustafa Çavdar
İnsanın sağında ve solunda yaptıklarını kaydeden iki yazıcı bulunmaktadır. 18/49, 82/10...12
Şinasi Güneş
Sağlarından ve sollarından oturan iki karşılaşıcı [1] karşılaştıklarında,
50:18. Ayet
Mustafa Çavdar
Ondan bir söz çıkmaya görsün yanında hazır olan bir kaydeden vardır.
Şinasi Güneş
Sözden ne telaffuz ederse mutlaka yanında hazır gözetleyici vardır.
50:19. Ayet
Mustafa Çavdar
Ölüm anının sarhoşluğu insanı ölümün acı gerçeği ile yüz yüze getirince ona denir ki: -İşte bu senin köşe bucak kaçtığın şey! 33/13...16, 62/6.8
Şinasi Güneş
Ve ölüm sarhoşluğu gerçekle geldi. İşte bu senin ondan kaçtığın şeydir.
50:20. Ayet
Mustafa Çavdar
Nihayet sura üflenildiğinde de: -İşte bu da vaat edilen azap günü! 39/68...74
Şinasi Güneş
Ve sura üflendi. İşte bu vaat edilen gündür.
50:21. Ayet
Mustafa Çavdar
O gün her insanın yanında biri getirmekle, diğeri şahitlikle görevli iki görevli ile huzura gelecektir. 6/26.28,
Şinasi Güneş
Her benlik beraberinde bir sürücü ve bir şahitle geldi [1].
50:22. Ayet
Mustafa Çavdar
Ona: -Sen, bu güne karşı gaflet içindeydin, senin perdeni kaldırdık
Şinasi Güneş
Şüphesiz sen, bundan gaflet içerisindeydin. Senden örtünü kaldırdık. Artık bugün hakikati dosdoğru gören keskin görüşlü birisin [1].
50:23. Ayet
Mustafa Çavdar
Yanındaki (sürücü): -Bu, yanımdaki hazırdır, der. 2/165...167, 33/66...68
Şinasi Güneş
Yakını [1]: ''Bu yanımdaki hazırdır'' dedi.
50:24. Ayet
Mustafa Çavdar
Yanındaki meleklere emredilir: – Ne kadar inatçı kâfir varsa atın hepsini cehenneme. 3/131, 18/100...102
Şinasi Güneş
Her inatçı aşırı nankörü cehenneme atın [1]
50:25. Ayet
Mustafa Çavdar
– İyiliğe engel olanı hak hukuk tanımayan azgını ve insanları şüpheye düşüreni. 57/13...15
Şinasi Güneş
Hayır için men eden [1], haddi aşan, şüpheci / şüphe yayan.
50:26. Ayet
Mustafa Çavdar
– Ve Allah ile birlikte başka bir ilah edinenleri atın azabın en şiddetli yerine! 38/1...10
Şinasi Güneş
O ki Allah ile birlikte başka bir ilah kıldı [1]. Onu şiddetli azabın içine atın.
50:27. Ayet
Mustafa Çavdar
Güdümüne girdiği yoldaşı der ki: – Rabbimiz, onu azdırıp saptıran ben değildim, o zaten kendisi derin bir sapkınlığın içine düşmüştü. 34/31...39
Şinasi Güneş
Yakını [1]: ''Rabbimiz, onu taşkınlığa ben sürüklemedim. Fakat o uzak bir sapıklığın içerisindeydi.'' dedi.
50:28. Ayet
Mustafa Çavdar
Allah şöyle buyurur: – Benim huzurumda tartışıp durmayın, ben size bu azabı çok önceden bildirmiştim. 14/21-22,
Şinasi Güneş
''Huzurumda hasımlık etmeyin. Şüphesiz size vaadimi takdim etmiştim.'' dedi.
50:29. Ayet
Mustafa Çavdar
– Benim katımda verilen söz değiştirilmez. Şunu da iyi bilin ki ben kullarıma asla zulmedip haksızlık yapmam. 43/74...78
Şinasi Güneş
''Tarafımdan söz değiştirilmez [1]. Ve ben kullar için yanlış yapan değilim.''
50:30. Ayet
Mustafa Çavdar
O gün, cehenneme: – Doldun mu, diye soracağız. O da: – Daha var mı? Diyecek. 70/10...25
Şinasi Güneş
Cehenneme ''Doldun mu?'' dediğimiz gün ''Daha yok mu?'' der.
50:31. Ayet
Mustafa Çavdar
Öte yandan cennet, günahlardan sakınan muttakilerin ayağına getirilecek ve asla uzaklaşmayacak.
Şinasi Güneş
Ve cennet vahyin sınırlarına uyup korunanlar için uzak değildir, yaklaştırılmıştır.
50:32. Ayet
Mustafa Çavdar
Allah’a yönelen ve kendisini kötülüklerden koruyan herkese!
Şinasi Güneş
Bu, çokça dönen, koruyan herkes için size vaat edilen şeydir.
50:33. Ayet
Mustafa Çavdar
Rahman’a içten derin bir saygı ve bağlılık duyan ve O’na adanmış bir kalp ile gelen herkese vaat edilen işte bu cennettir.
Şinasi Güneş
Görünmeyen, bilinmeyen, sezilmeyen yerlerde Rahman'a huşu duyan [1] ve kalpten yönelen / bağlı olarak gelen kimseleredir.
50:34. Ayet
Mustafa Çavdar
Oraya selam/esenlik ve huzur ile girin. İşte sonsuz hayat bugün başlamıştır. 37/40...61
Şinasi Güneş
Oraya esenlikle girin. Bu kalıcılık günüdür.
50:35. Ayet
Mustafa Çavdar
Orada arzu ettikleri her şeye kavuşacaklar. Ama katımızda daha fazlası da var. 43/67.73
Şinasi Güneş
Onlara orada gerekli gördükleri vardır. Yanımızda fazlası da vardır.
50:36. Ayet
Mustafa Çavdar
Biz önce gelip geçmiş üstelik onlardan daha güçlü ve ülke ülke gezip hâkimiyetler kurmuş nice memleketleri helak ettik. Peki, onlardan hiç kurtulan var mı? 10/13, 14/44-45
Şinasi Güneş
Yakalanması onlardan daha şiddetli olan, onlardan önceki kuşaktan nicelerini yıkıma uğrattık [43:8]. Beldeleri teftiş ettiler de kaçacak bir yer var mıymış?
50:37. Ayet
Şinasi Güneş
Şüphesiz bunda; akleden kalbi olan, yani şahit olarak kulak veren kimse için kesinlikle zikir [1] vardır.
50:38. Ayet
Şinasi Güneş
Şüphesiz gökleri ve yeri ve ikisinin arasındakilerini altı aşamada oluşturduk [1]. Ve bize hiçbir şekilde bıkkınlık da dokunmadı.
50:39. Ayet
Şinasi Güneş
Söyledikleri şeylere diren. Güneşin doğmasından ve batmasından önce Rabbinin her işini kusursuz yapmasıyla verdiği görevleri yerine getir [1].
50:40. Ayet
Şinasi Güneş
Ve gecenin bir bölümünde ve secdelerin arkalarından da O'nu arındır [1].
50:41. Ayet
Şinasi Güneş
Ve seslenicinin yakın bir mekandan seslendiği güne kulak ver.
50:42. Ayet
Şinasi Güneş
O çığlığı gerçekle duydukları gün. İşte bu çıkış günüdür.
50:43. Ayet
Şinasi Güneş
Şüphesiz biz hayat veririz ve öldürürüz. Varış yeri bizedir.
50:44. Ayet
Şinasi Güneş
Yerin onlardan çabukça ayrıldığı gün [1]. Bu bize kolay bir toplamadır.
50:45. Ayet
Şinasi Güneş
Onların söyledikleri şeyleri biz daha iyi biliyoruz. Sen onların üzerinde bir zorba değilsin [1]. Vaadimden korkan kimselere Kur'an ile hatırlat bilgilendir, öğret [2].
← 49. Hucurât 51. Zâriyât →