⚖️ Bakara Suresi — Karşılaştırma

Mustafa Çavdar Şinasi Güneş
1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 11 12 13 14 15 16 17 18 19 20 21 22 23 24 25 26 27 28 29 30 31 32 33 34 35 36 37 38 39 40 41 42 43 44 45 46 47 48 49 50 51 52 53 54 55 56 57 58 59 60 61 62 63 64 65 66 67 68 69 70 71 72 73 74 75 76 77 78 79 80 81 82 83 84 85 86 87 88 89 90 91 92 93 94 95 96 97 98 99 100 101 102 103 104 105 106 107 108 109 110 111 112 113 114
2:1. Ayet
Mustafa Çavdar
Elif, Lâm, Mîm.
Şinasi Güneş
Güçlü yönlendirici kimdir?
2:2. Ayet
Mustafa Çavdar
Allah’a karşı gelmekten sakınanlar için doğru yol kılavuzu olan işte bu kitabın/Kuran’ın içinde hiçbir şüpheye yer yoktur.
Şinasi Güneş
İçerisinde kuşku verici, tutarsızlık, kopukluk olmayan, vahyin sınırlarına uyup korunanlar için bir yol gösterici olan işte bu kitaptır.
2:3. Ayet
Mustafa Çavdar
O korunmak isteyenler ki; gayba/Kur’an da bildirilenlere inanır, namazı kılar ve verdiğimiz rızıktan verirler.
Şinasi Güneş
Onlar, görünmeyen, bilinmeyen, sezilmeyen yerlerde de imanlarını koruyanlar, salatı ikame edenler [1] ve onları rızıklandırdığımız şeylerden infak edenlerdir [karşılıksız harcayanlardır].
2:4. Ayet
Mustafa Çavdar
Yine bunlar; sana indirilen Kuran’a ve senden önce indirilenlere ve ahirete de kesin olarak inanırlar.
Şinasi Güneş
Onlar, sana indirilene ve senden önce indirilene inanıp güvenenlerdir. Onlar, ahirete de kesin olarak inananlardır [27:3, 31:4].
2:5. Ayet
Mustafa Çavdar
İşte bunlar Rablerinin rehberliğinde olanlardır ve işte bunlardır kurtuluşa erecek olanlar. 3/51, 31/5, 36/60-61
Şinasi Güneş
İşte onlar, Rablerinden bir yol göstericinin üzerindedirler. Ve başarıya ulaşanlar da işte onlardır.
2:6. Ayet
Mustafa Çavdar
Gerçeği örtbas eden kâfirlere gelince; onları uyarsan da uyarmasan da fark etmez, onlar artık inanmazlar. 6/111, 10/96-97,
Şinasi Güneş
Gerçekleri örtenler ise, onları uyardın mı, yoksa uyarmadın mı onlara aynıdır, onlar inanıp güvenmezler [36:10].
2:7. Ayet
Mustafa Çavdar
O kâfirler Allah’ın yol gösterici kitabı Kuran’a kalplerini ve kulaklarını kapatmış gözleri ile görmek istememişler ve azabı hak etmişlerdir.
Şinasi Güneş
Allah, onların kalplerinin ve hakikate kulak vermelerinin üzerine mühür vurmuştur. Ve onların, hakikati görmelerinde bir örtü vardır [1]. Ve onlara dehşet bir azap vardır.
2:8. Ayet
Mustafa Çavdar
İnsanlardan bir kısmı da Allah’a ve ahiret gününe inanmadıkları halde inandık derler, hâlbuki onlar mümin değillerdir. 2/75-76,
Şinasi Güneş
Ve insanlardan, inanıp güvenmedikleri halde: ''Allah'a ve ahiret gününe inanıp güvendik.'' diyen kimseler [münafıklar] vardır.
2:9. Ayet
Mustafa Çavdar
Bununla Allah’ı ve inananları aldatmaya uğraşırlar, ama kendilerinden başkasını aldatamazlar da farkında olmazlar. 4/138...143,
Şinasi Güneş
Allah'ı ve inanıp güvenenleri aldatmaya çalışıyorlar [1]. Oysa onlar, kendileri dışındakileri aldatamazlar ve bunun şuurunda da değildirler.
2:10. Ayet
Mustafa Çavdar
Onların kalplerinde hastalık vardır. Allah ile aldattıkları için hastalıkları artmıştır. Onlara, yalan söylemelerinden dolayı acı veren azap vardır.
Şinasi Güneş
Kalplerinde hastalık vardır ve Allah, onlara bir hastalık olarak arttırmıştır. Yalan söylemekte oldukları şeyler hakkında onlara can yakıcı bir azap vardır.
2:11. Ayet
Mustafa Çavdar
Onlara “Yeryüzünde bozgunculuk yapmayın.” Denildiğinde “Bizler sadece düzelticiyiz.” derler.
Şinasi Güneş
Onlara: ''O yerde bozgunculuk yapmayın!'' dendiğinde: ''Biz ancak düzelticileriz.'' dediler [1].
2:12. Ayet
Mustafa Çavdar
İyi bilin ki asıl bozguncular kendileridir, fakat farkında değillerdir.
Şinasi Güneş
İyi bilin ki, onlar var ya, onlar, kesinlikle bozguncuların ta kendileridir, fakat şuurunda değildirler.
2:13. Ayet
Mustafa Çavdar
Onlara “İman eden insanların inandığı gibi inanın!” denilince, “Beyinsizlerin inandığı gibi mi inanalım?” derler. Dikkat edin! Asıl beyinsizler kendileridir, fakat bilmezler. 7/65...68, 11/25...27
Şinasi Güneş
Onlara: ''İnsanların inanıp güvendiği gibi inanıp güvenin.'' dendiğinde: ''Bu aklı ermezlerin inanıp güvendiği gibi mi inanıp güvenelim?'' dediler. İyi bilin ki, aklı ermez olanlar kesinlikle onlardır fakat bilincinde değildirler.
2:14. Ayet
Mustafa Çavdar
İnananlarla karşılaştıklarında “İnandık” derler. Şeytanlarının yanına varınca da “Biz, sizinle beraberiz. Onlarla sadece alay ediyoruz” derler. 2/75-76,
Şinasi Güneş
İnanıp güvenenlere karşılaşınca: ''İnanıp güvendik.'' derler. Şeytanlarına geçtiklerinde ise: ''Kesinlikle biz sizinle beraberiz. Biz ancak onlarla alay edenleriz.'' derler [1].
2:15. Ayet
Mustafa Çavdar
Allah onlara süre verir yanlıştan dönmeleri için ama onlar alaycı tutumları içinde şaşkın ve taşkınlıkları ile bocalarlar. 3/178, 10/12, 13/33, 35/45, 43/36-37
Şinasi Güneş
Allah, onların bardağı taşırmalarını uzatıp, bocalar halde bırakarak onlarla alay ediyor [1].
2:16. Ayet
Mustafa Çavdar
İşte bunlar, doğru yol yerine sapıklığı satın aldılar ama bu ticaretleri asla kâr etmedi ve onlar doğru yolu bulanlardan da olamadılar. 2/175, 43/36-37
Şinasi Güneş
İşte onlar, doğru yola karşı sapıklığı satın alanlardır [2:175]. Onların ticareti kar etmedi ve doğru yolda olanlar olamadılar.
2:17. Ayet
Mustafa Çavdar
Onların hali, çevresini aydınlatmak için ateş yakan kimsenin haline benzer. Ateş onun çevresini aydınlattığı sırada Allah onun ışığını giderir de hiçbir şey göremez bir halde onları karanlıklar içerisinde bırakıverir.
Şinasi Güneş
Onların örneği, bir ateş tutuşturanın örneği gibidir. Etrafına ışık verdiğinde, Allah onların aydınlığını giderdi ve onları hakikati göremedikleri karanlıklarda bıraktı.
2:18. Ayet
Mustafa Çavdar
Onlar sağırdırlar, dilsizdirler ve kördürler. Artık bir daha dönemezler.
Şinasi Güneş
Bir sağır, bir dilsiz, bir kör olduklarından, onlar dönemezler.
2:19. Ayet
Mustafa Çavdar
Yahut onların durumu gökten boşanan bir yağmura benzer. O yağmurda karanlıklar, gök gürültüsü ve şimşek vardır. Onlar yıldırımlardan ölüm korkusuyla parmaklarıyla kulaklarını tıkarlar. Şüphesiz ki Allah bu kâfirleri çepeçevre kuşatmıştır.
Şinasi Güneş
Veya [onların örneği], içinde karanlıklar, gök gürültüsü ve şimşek varken, gökten isabet etmesi [yağmur yağması] gibidir. Aklı gideren ölüm çekincesinden parmaklarını kulaklarında kılarlar [kulaklarını tıkarlar]. Allah, gerçekleri örtenleri kuşatandır.
2:20. Ayet
Mustafa Çavdar
Şimşek sanki gözlerini kör edecek gibi olur; şimşek çevrelerini aydınlattığında onun ışığında yürürler, ortalık birden kararınca da orada dikilip öylece kalırlar. Eğer Allah isteseydi onların kulaklarını sağır ve gözlerini de kör ederdi. Zira Allah her şeye gücü yetendir.
Şinasi Güneş
Şimşek neredeyse bakışlarını [hakikati görmelerini] alıp götürüyordu. Onlara her ışık verdiğinde onunla yürürler, üzerlerine karanlık çöktüğünde ise kalırlar. Allah gerekli görseydi, işitmelerini [kulak vermelerini] ve [hakikati] görmelerini kesinlikle giderirdi. Allah, her şeye bir ölçü koyandır.
2:21. Ayet
Mustafa Çavdar
Ey insanlar! Sizi ve sizden öncekileri yaratan Rabbinize/sahibinize kulluk ediniz ki, O’na karşı gelmekten korunmuş olasınız. 2/63, 27/89, 76/10-11
Şinasi Güneş
Ey insanlar! Vahyin sınırlarına uyup korunun diye, sizi ve sizden öncekileri oluşturan Rabbinize kulluk edin.
2:22. Ayet
Mustafa Çavdar
O, yeryüzünü sizin için bir yaşam alanı kıldı, gökyüzünü de üzerinize bir bina yaptı. Gökten su indirerek de size rızık olsun diye onunla çeşit çeşit ürünler yetiştirdi. Bütün bunları bildiğiniz halde birilerini Allah’a denk tutmayın.
Şinasi Güneş
O, yeryüzünü size bir döşek ve göğü bir bina kılan ve gökten su indirerek onunla size bir rızık olarak ürünlerden çıkarandır [1]. Bile bile Allah'a eşler kılmayın.
2:23. Ayet
Mustafa Çavdar
Eğer kulumuza indirdiğimiz Kuran’dan şüpheniz varsa ve iddianızda samimi iseniz Allah ile aranıza koyduğunuz tüm şahitlerinizi de yardıma çağırın da bunun benzeri bir sure de siz getirin.
Şinasi Güneş
Kulumuza indirdiğimiz şeyden kuşku içerisindeyseniz, ve eğer doğru sözlüler iseniz, Allah'ın yanı sıra şahitlerinizi de çağırın ve onun benzeri bir sure getirin [1].
2:24. Ayet
Mustafa Çavdar
Eğer bu işi yapamazsanız ki asla yapamayacaksınız, o zaman, kâfirler için hazırlanan ve yakıtı insanlar ve taşlar olan ateşten kendinizi koruyun.
Şinasi Güneş
Eğer yapamazsanız, ki asla yapamazsınız, gerçekleri örtenler için hazırlanmış, yakıtı insanlar ve taşlar olan ateşe karşı korunun [3:131][1].
2:25. Ayet
Mustafa Çavdar
İman eden ve imanının gereği iyi ve güzel işler yapanlara, tabanından ırmakların çağladığı cennetler olduğunu müjdele! Ne zaman oradaki rızıklardan rızıklandırılsalar “Bu, daha önce de rızıklandığımız şey!” diyecekler. O rızıklar kendilerine dünyadakilerin bir benzeri olarak verilecektir ve onlar için tertemiz eşler vardır ve onlar orada kalıcıdırlar. 41/8, 9/124, 36/11, 42/22-23
Şinasi Güneş
İnanıp güvenenler ve düzeltici işler yapanlara ise, onlara altından nehirler akan bahçeler olduğunu müjdele. Onun ürününden, bir rızık olarak rızıklandırıldıkları her defasında: ''Bu bize önceden de rızık olarak verilmişti.'' derler. Onlara, onun benzeyenleri verilmişti. Onlara orada tertemiz eşler [eşlik edecekler] vardır ve onlar orada kalıcıdırlar.
2:26. Ayet
Mustafa Çavdar
Allah bir sivrisineği veya daha büyüğünü misal olarak vermekten çekinmez. İman edenler, bunun Rablerinden gelen hak olduğunu bilirler, ama gerçeği örtbas eden kâfirlerin çoğu: “Allah, bu misalle ne demek istiyor?” diyerek Allah’ın doğru yolundan çıkarlar.
Şinasi Güneş
Allah, bir sivrisineği de, onun üstünde olanı da örnek olarak vurgulamayı haya etmez [22:73]. İnanıp güvenenlere gelince, onlar onun Rablerinden bir gerçek olduğunun bilincindedirler. Gerçekleri örtenler ise, ''Bu örnekle Allah ne demek istedi?'' derler [1]. Onunla, çoğunu saptırır ve çoğuna da yol gösterir. Onunla, yoldan çıkanların dışındakilerini saptırmaz [2].
2:27. Ayet
Mustafa Çavdar
Ki onlar, Allah ile yapılan fıtrat sözleşmesini kabul ettikten sonra bozanlar, Allah’ın birleştirilmesini emrettiği şeylerin arasını ayıranlar ve yeryüzünde bozgunculuk yapanlardır. İşte kaybedecek olanlar onlardır.
Şinasi Güneş
Onlar, bağlayıcı sözün ardından, Allah'a olan taahhütlerini bozanlar ve onunla Allah'ın birleşmesini emrettiğini kesenler [koparanlar][1] ve yeryüzünde bozgunculuk yapanlardır. İşte onlar, kaybedenlerdir.
2:28. Ayet
Mustafa Çavdar
Nasıl olur da Allah’a karşı nankör olabilirsiniz? Oysa siz cansız iken size can verdi. Sonra sizin canınızı alacak, sonra da sizi diriltecek ve sonunda yalnızca Allah’a döndürüleceksiniz.
Şinasi Güneş
Size ölü iken hayat veren Allah hakkında nasıl gerçekleri örtüyorsunuz? Sonra sizi öldürür, sonra size hayat verir ve sonra O'na döndürülürsünüz [22:66][1].
2:29. Ayet
Mustafa Çavdar
O, Allah ki yeryüzündeki her şeyi sizin için yaratmış sonra gökyüzüne yönelip yedi kat gök olarak düzenlemiştir. Zira o her şeyi bilendir. 2/21, 13/2, 41/9…12,
Şinasi Güneş
O, yeryüzündekilerin hepsini sizin için oluşturandır [45:13]. Sonra göğe düzen koydu ve onları yedi gök olarak düzenledi. O, her şeyi bilendir.
2:30. Ayet
Mustafa Çavdar
Hani Rabbin meleklere: “Ben yeryüzünde bir halife/yönetici tayin edeceğim.” demişti. Melekler de “Yeryüzünde bozgunculuk yapan ve
Şinasi Güneş
Hani Rabbin meleklere [doğal güçlere]: ''Ben yeryüzünde bir halife kılmaktayım [1].'' demişti. ''Biz seni, her işini kusursuz yapmanla verdiğin görevleri yerine getirirken ve seni arındırırken, orada bozgunculuk yapmakta ve kan dökmekte olan kimseleri mi kılmaktasın?'' dediler. ''Ben sizin bilmediklerinizi bilirim.'' dedi.
2:31. Ayet
Mustafa Çavdar
Allah, Âdem’e bütün isimleri öğretti. Sonra onları meleklere sunarak “Eğer sözünüzde samimi iseniz şunların isimlerini bana haber verin.” dedi.
Şinasi Güneş
Ve Adem'e hepsinin isimlerini öğretti [1]. Sonra doğal güçlere sunup: ''Eğer doğru söyleyenler iseniz, şunları isimleriyle bana haber verin.'' dedi.
2:32. Ayet
Mustafa Çavdar
“Seni bütün eksikliklerden uzak tutarız. Senin bize öğrettiğinden başka bizim hiçbir bilgimiz yoktur. Bilen de hüküm veren de sensin sen.” dediler. 2/255, 59/22-24
Şinasi Güneş
''Seni, bütün noksanlıklardan tenzih ederiz. Bize öğrettiğinin dışında bizde bir bilgi yoktur [1]. Adaleti sağlayan en doğru hükümleri vermede bilge olan sensin.'' dediler [2].
2:33. Ayet
Mustafa Çavdar
Allah: “Ey Âdem! Onlara, şunların isimlerini haber ver.” dedi. Âdem de meleklere onların isimlerini haber verince Allah “Size göklerin ve yerin gaybını ben bilirim aynı şekilde sizin açıkladıklarınızı da gizlediklerinizi de sadece ben bilirim demedim mi?” 7/11...23,
Şinasi Güneş
''Ey Adem! Onlara isimleriyle haber ver.'' dedi. Onlara isimleriyle haber verdiğinde: ''Ben size göklerin ve yeryüzünün görünmeyen, bilinmeyen, sezilmeyenlerini bilirim ve gizlediklerinizi de, açığa vurduklarınızı da bilirim demedim mi?'' dedi.
2:34. Ayet
Mustafa Çavdar
Meleklere “Âdem için secde edin/emre amade olun” demiştik de onlar da hemen emre amade oldular. Sadece İblis kaçınmış, büyüklenmiş ve kâfirlerden olmuştu.
Şinasi Güneş
Doğal güçlere: ''Adem için secde edin [insanoğlunun otoritesine boyun eğin]'' dediğimizde, iblis [anlık düşünce yetisi] dışındakiler hemen secde ettiler [1]. O kaçındı ve büyüklendi. O, gerçekleri örtenlerdendi [38:74].
2:35. Ayet
Mustafa Çavdar
“Ey Âdem! Sen ve eşin yeryüzü bahçesine yerleşin, dilediğiniz yerden bol bol yiyin ve şu kötülüğe/günaha yaklaşmayın/dünyayı ahirete tercih etme, yoksa kendilerine yazık eden zalimlerden olursunuz.” demiştik. 7/19-20, 15/28...44, 17/61...65
Şinasi Güneş
''Ey Adem! Sen ve eşin o bahçeyi mesken edin, gerekli gördüğünüz yerde oradan nasiplenin ve bu şecereye [çekişmelerin kaynağı olan dallı budaklı şeylere] yaklaşmayın! Yoksa, yanlış yapanlardan olursunuz.'' dedik [7:19].
2:36. Ayet
Mustafa Çavdar
Şeytan oradan ikisinin de ayağını kaydırdı, onları bulundukları yerden çıkardı. Biz de onlara “Hepiniz birbirinize düşman olarak oradan inin, yeryüzünde sizin için bir müddet yerleşme ve geçici bir yararlanma vardır.” dedik. 7/11...23,
Şinasi Güneş
Şeytan ikisini oradan kaydırdı ve içerisinde oldukları durumdan çıkardı. ''Bazınız bazınıza düşman olarak inin [1]. Size yeryüzünde kalacak bir yer ve bir zamana kadar yararlanma vardır.'' dedik [7:24].
2:37. Ayet
Mustafa Çavdar
Âdem, Rabbinden birtakım kelimeler aldı. Bunun üzerine, Rabbi de onun tövbesini kabul etti. Nitekim o, tövbeleri daima kabul eden ve merhametli olandır.
Şinasi Güneş
Adem Rabbinden kelimeler alınca hemen hatasından kesin dönüş yaparak O'na itaate yöneldi. Şüphesiz O, kendisine itaate yönelenlerin yönelişini çokça kabul edip merhamet edendir.
2:38. Ayet
Mustafa Çavdar
“Hepiniz oradan inin! Tarafımdan size bir doğru yol kılavuzu gelecek; kim benim doğru yol kılavuzuma uyarsa, onlara hiçbir korku yoktur ve onlar hiç üzülmeyeceklerdir.” dedik. 20/11...123, 38/71...85
Şinasi Güneş
''Topluca oradan inin! Benden size bir yol gösterici geldiğinde, kim gösterdiğim yola uyarsa, onlara bir korku yoktur ve onlar hüzünlenmezler'' dedik [1].
2:39. Ayet
Mustafa Çavdar
Ama bizim ayetlerimize inanmak istemeyen ve ayetlerime karşı yalana sarılan kâfirler, cehennem halkı olacaklar ve onlar orada kalıcıdırlar.
Şinasi Güneş
Gerçekleri örtenler ve ayetlerimiz hakkında yalana sarılanlar var ya, işte onlar, orada kalıcılar olmak üzere ateşin arkadaşlarıdır.
2:40. Ayet
Mustafa Çavdar
Ey İsrailoğulları, bir zamanlar benim size verdiğim nimetimi hatırlayın. Bana verdiğiniz ahdi tutun ki ben de size verdiğim ahdimi tutayım. Yalnızca benden çekinin!
Şinasi Güneş
Ey İsrailoğulları! Sizi nimetlendirdiğim nimetimi hatırlayın [1] ve bana verdiğiniz sözü tam olarak yerine getirin ki, ben de size verdiğim sözü tam olarak yerine getireyim. Ve kaygınızın merkezinde yalnızca ben olayım [16:51].
2:41. Ayet
Mustafa Çavdar
Ve elinizde bulunanı tasdik edici olarak indirdiğim Kuran’a inanın ve ona inanmayarak kâfir olanların ilki siz olmayın. Ayetlerimi az bir pahaya satmayın; yalnızca bana karşı sorumlu davranın! 2/91, 7/157-158,
Şinasi Güneş
Beraberinizde olanı tasdik edici olarak indirdiğime inanıp güvenin ve ondaki gerçekleri örtenlerin ilki olmayın [2:91, 4:47]. Ayetlerimi az bir değer karşılığında satmayın. Ve yalnızca benim sınırlarıma uyup korunun.
2:42. Ayet
Mustafa Çavdar
Hakka batılı karıştırarak bile bile hakkı Kuran’ı gizlemeyin. 3/7, 18/56, 2/159-160
Şinasi Güneş
Hakikate batıl elbisesi giydirmeyin ve bile bile hakikati gizlemeyin [1].
2:43. Ayet
Mustafa Çavdar
Namazı kılın, zekâtı verin, rükû edenlerle beraber siz de boyun eğin.
Şinasi Güneş
Salatı ikame edin ve arınmanın bedelini yerine getirin [1]. Ve [bunları Allah'ın emrettiği şekilde yaparak] ilahlıkta ve rablikte Allah'ı birleyenlerle birlikte siz de ilahlıkta ve rablikte Allah'ı birleyin [2].
2:44. Ayet
Mustafa Çavdar
Siz kitabı/Kuran’ı okuyup durduğunuz halde, insanlara iyiliği emrediyor da kendinizi unutuyor musunuz? Hiç aklınızı kullanmıyor musunuz? 3/188, 21/10, 61/2-3,
Şinasi Güneş
Kitabı okuyup aktardığınız halde, insanlara erdemli olmayı emredip, kendinizi unutuyor musunuz? Aklınızı kullanmaz mısınız [1]?
2:45. Ayet
Mustafa Çavdar
Sabır ve salât ile Allah’tan yardım isteyin. Çünkü bu, Allah’a içten saygı duyanların dışındakilere ağır gelir.
Şinasi Güneş
Direnç göstererek ve salat ile yardım isteyin [1]. Şüphesiz o, Allah'a derin saygı duyup rızasını kaybetme endişesi taşıyanların dışındakilerine büyük gelir.
2:46. Ayet
Mustafa Çavdar
Ki onlar Rablerine kavuşacaklarına inanırlar. Zaten O’na dönecekler.
Şinasi Güneş
Onlar, Rablerine karşılaşıcı olduklarına ve O'na dönücüler olduklarına kanaat getirenlerdir.
2:47. Ayet
Mustafa Çavdar
Ey İsrailoğulları! Size olan nimetimi ve bir zamanlar sizi toplumlara üstün kıldığımı hatırlayın.
Şinasi Güneş
Ey İsrailoğulları! Sizi alemlerin üzerine fazlalıklı kılarak nimetlendirdiğim nimetimi hatırlayın [1].
2:48. Ayet
Mustafa Çavdar
Öyle bir günden sakının ki; o gün kimsenin kimseye faydası olmayacak, kimseden şefaat kabul edilmeyecek, kimseden fidye alınmayacak ve onlar yardım da görmeyecekler. 2/123, 2/254, 39/43-44
Şinasi Güneş
Bir benliğin bir benlikten hiçbir şekilde karşılık görmediği, ondan bir şefaatin de kabul olunmadığı, ondan denk bir karşılığın alınmadığı ve onlara yardım da olunmadığı bir güne karşı korunun [1].
2:49. Ayet
Mustafa Çavdar
Hatırlayın hani biz sizi Firavun hanedanından kurtarmıştık. O, size işkencenin en kötüsünü reva görüyor yani oğullarınızın imkân ve özgürlüğünüzün önünü kesiyorlar, kızlarınızı ise sağ bırakıyorlardı. Bunda Rabbinizden sizin için büyük bir imtihan vardı.
Şinasi Güneş
Hani, oğullarınızı mağdur, perişan edip, kadınlarınızı da hayasızlaştırarak, size azabın kötüsünü reva gören Firavun ailesinden sizi kurtarmıştık. Bunda size Rabbinizden yıpratıp olgunlaştırarak kalitenizi ortaya çıkaran önemli bir sınav vardı [1].
2:50. Ayet
Mustafa Çavdar
Hani sizin için denizi yarıp sizi kurtarmış ve gözünüzün önünde Firavun ve hanedanını suda boğmuştuk.
Şinasi Güneş
Bol suyu sizin için ayırdığımızda sizi kurtarmış ve siz gözlerken Firavun ailesini boğmuştuk.
2:51. Ayet
Mustafa Çavdar
Musa ile kırk gece için sözleşmiştik sonra buzağıyı ilah edinerek kendinize yanlış yaparak zalimlerden olmuştunuz. 4/153, 7/142-148, 20/83...88
Şinasi Güneş
Hani, Musa'ya kırk geceyi vaat vermiştik [7:142] de, sonra onun ardından yanlış yapanlar olarak buzağıyı [altın sevgisini] edinmiştiniz.
2:52. Ayet
Mustafa Çavdar
Bundan sonra da belki şükredersiniz diye sizi affetmiştik. 4/153, 43/46...52
Şinasi Güneş
Sonra bunun ardından, karşılığını verin diye sizden onu sildik.
2:53. Ayet
Mustafa Çavdar
Doğru yola gelesiniz diye Musa’ya kitabı ve doğru ile yanlışı ayıran Furkanı vermiştik. 3/3-4,
Şinasi Güneş
Hani, doğru yolu görün diye Musa'ya kitabı yasaları [23:49] ve furkanı [hak ile batılı, doğru ile yanlışı ayıran ilkeleri 21:48] vermiştik.
2:54. Ayet
Mustafa Çavdar
Hani Musa kavmine demişti ki “Ey halkım! Siz buzağıyı ilah edinerek kendinize yazık ettiniz. Hemen yaratıcınıza tövbe edip, benliğinizdeki kötülükleri öldürün. Böyle yapmanız, yaratıcınız katında sizin için daha hayırlıdır, böylece O sizin tövbenizi kabul eder, zira O tövbeleri çokça kabul eden ve merhamet edendir.”
Şinasi Güneş
Hani Musa halkına: ''Ey halkım, siz buzağıyı [altın sevgisini] edinmekle kendinize yanlış yaptınız. Haydi! Bir daha tekrar etmemek üzere benliğinizi etkisiz hale getirip sizi yaratana itaate yönelin. Bu, yaratıcınız katında size hayırlı olandır. O da yönelişinizi kabul etsin. Kesinlikle O, kendisine itaate yönelenlerin yönelişini çokça kabul edip merhamet edendir.''
2:55. Ayet
Mustafa Çavdar
“Ey Musa, Allah’ı apaçık görmedikçe sana inanmayacağız.” demiştiniz de göz göre göre sizi yıldırım çarpmıştı.
Şinasi Güneş
Hani Musa'ya: ''Allah'ı açıkça görmeden sana asla inanıp güvenmeyiz.'' demiştiniz de, siz gözlerken, aklı gideren bir dehşet sizi tutuvermişti [4:153, 33:69].
2:56. Ayet
Mustafa Çavdar
Belki şükredersiniz diye ölümünüzden sonra sizi tekrar diriltmiştik.
Şinasi Güneş
Sonra ölümünüzün ardından [1], karşılığını verin diye sizi harekete geçirmiştik.
2:57. Ayet
Mustafa Çavdar
Sizi bulutlarla gölgelendirmiş, Menn ve Selva (kudret helvası ve bıldırcın) indirmiştik. “Size rızık olarak verdiğimiz temiz ve güzel şeylerden yiyin.” Oysa onlar bize zulmetmiyor ancak kendi kendilerine zulmedip yazık ediyorlardı. 43/76, 7/160, 20/80-81,
Şinasi Güneş
Üzerinize bulutu gölge yaptık ve size kudret helvası ve bıldırcın / bal ikram ettik [20:80-81]. Sizi rızıklandırdığımız temiz, faydalı şeylerden nasiplenin [2:60]. Onlar bize yanlış yapmadılar, fakat onlar, kendilerine yanlış yapıyorlardı [7:160].
2:58. Ayet
Mustafa Çavdar
Hani demiştik ki “Şu kasabaya girin, dilediğiniz yerden istediğinizi bol bol yiyin. Kapısından alçak gönüllü olarak girin ve “Bağışla” deyin ki bizde sizin hatalarınızı bağışlayalım. Güzel davrananların mükâfatını da artırırız.” 7/161-162
Şinasi Güneş
Hani: ''Bu kente girin, gerekli gördüğünüz yerde oradan bol bol nasiplenin ve kapılarından secde ederek [kentin kurallarına uyarak, kargaşa çıkarmadan 4:154] girin ve hatalıyız deyin ki, hatalarınızı bağışlayalım. İyileştirenlere arttıracağız.'' demiştik [7:161].
2:59. Ayet
Mustafa Çavdar
Fakat yanlış yapan zalimler kendilerine söylenmiş olan sözü başka bir sözle değiştirdiler. Biz de bizim sözümüzü değiştirenlerin üzerine, günaha dalıp yoldan çıktıkları için gökten bela yağdırmıştık. 9/24, 32/18...20,
Şinasi Güneş
Yanlış yapanlar, onlara söylenen sözü başkasıyla değiştirdiler. Bunun üzerine, yanlış yapanların üzerine, yoldan çıkmış olduklarından dolayı gökten azaba neden olan afetler indirdik [1].
2:60. Ayet
Mustafa Çavdar
Musa halkı için su aradığında “Asan ile şu taşa vur.” dedik. Ondan on iki pınar fışkırdı ve her grup su içeceği pınarı öğrenmişti. Allah’ın rızkından yiyin, için; fakat yeryüzünde bozguncular olarak, taşkınlık yapmayın!
Şinasi Güneş
Hani, Musa halkı için sulanmak istemişti de, ''Birikimini taşa uygula.'' demiştik. Böylece, ondan on iki kaynak fışkırmıştı [7:160]. İnsanların hepsi içecekleri yeri bilmişti. ''Allah'ın rızkından nasiplenin için [keyfinize bakın: 2:57, 20:80-81] ve bozguncular olarak o yerde kargaşa çıkarmayın.''
2:61. Ayet
Mustafa Çavdar
Sizin de “Ey Musa, biz bir çeşit yemeğe sabredemeyiz. Bizim için Rabbine dua et de, bize yerde biten sebze, salatalık, sarımsak, mercimek ve soğan çıkarsın.” dediğiniz zaman, Musa; “Hayırlı olan özgürlüğü, daha aşağı olan soğan, sarımsaklarla değiştirmek mi istiyorsunuz? Şehre inin, orada istediğiniz var.” demişti ve onlara alçaklık ve yoksulluk damgası
Şinasi Güneş
Hani: ''Ey Musa! Asla tek bir yiyeceğe direnemeyiz. Rabbine bizim için dua et de, yerin bitirdiği şeylerden; sebzesinden, salatalığından, sarımsağından, mercimeğinden, soğanından bize çıkarsın.'' demiştiniz. ''Daha hayırlı olanı daha aşağı olanla mı değişiyorsunuz? Bir kasabaya inin, orada istedikleriniz var'' demişti. Ve üzerlerine zillet ve yoksulluk vurulmuştu ve Allah'tan bir hoşnutsuzluğa uğramışlardı. Bu, onların Allah'ın ayetlerini örtmeleri ve haksız yere nebilerini etkisizleştirmelerindendi [1]. Bu, isyan etmeleri ve sınırı çiğnemelerindendi.
2:62. Ayet
Mustafa Çavdar
Şüphesiz inananlar, Yahudiler, Hıristiyanlar ve Sabilerden kim Allah’a ve ahiret gününe inanır, doğru ve güzel davranırsa; onların ödülleri Rableri katındadır. Onlara korku yoktur ve onlar üzülmeyeceklerdir. 3/110...114, 5/68-69, 22/17, 3/113-114
Şinasi Güneş
İnanıp güvenenler, Hadu, Nasara ve Sabiin [1]; kim Allah'a ve ahiret gününe inanıp güvenir ve düzeltici iş yaparsa, onların karşılığı Rableri katındadır. Onlara korku yoktur ve onlar hüzünlenmezler [3:199, 5:69].
2:63. Ayet
Mustafa Çavdar
Sizden sapa sağlam misak almış, dağı da üzerinize kaldırmış “Allah’a karşı gelmekten sakınabilmeniz için size verdiğimiz kitaba kuvvetle sarılın ve onun içindekileri aklınızda tutun.” demiştik.
Şinasi Güneş
Hani, nebilik makamını üzerinize yükseltmiş [1], ''Size verdiğimize kuvvetle tutun ve içerisindekileri aklınızdan çıkarmayıp yeri geldiğinde yerine getirin ki, vahyin sınırlarına uyup korunabilesiniz [7:171].'' diye bağlayıcı sözünüzü almıştık [2].
2:64. Ayet
Mustafa Çavdar
Bundan sonra yine yüz çevirmiştiniz. Eğer Allah’ın size olan lütfu/ikramı ve merhameti olmasaydı, elbette kaybedenlerden olurdunuz. 2/83...85, 4/154-155
Şinasi Güneş
Sonra bunun ardından yüz çevirdiniz. Allah'ın üzerinize olan armağanı ve rahmeti olmasaydı, kesinlikle kaybedenlerden olurdunuz [7:149].
2:65. Ayet
Mustafa Çavdar
İçinizden cumartesi gününde yasağı çiğneyenleri de elbette biliyorsunuz. İşte biz onlara; “Horlanmış ve aşağılanmış bir şekilde maymunlaşın/zillet ve esaret içinde yaşayın.” dedik.
Şinasi Güneş
Sizden sebti [salat gününü][1] çiğneyenlere: ''Sinik maymunlar olun!'' [5:60, 7:166] dediğimizi bildiniz.
2:66. Ayet
Mustafa Çavdar
Böylece onların uğradığı bu cezayı hem önlerinde bulunanlar için, hem de kendilerinden sonra gelecekler için bir ibret ve sorumlu davrananlar için de bir öğüt vesilesi yaptık.
Şinasi Güneş
Onu [sebt gününü çiğneyenlerin cezasını], onlara ve onlardan sonra geleceklere ibret ve vahyin sınırlarına uyup korunanlar için öğüt olan bir ceza kıldık.
2:67. Ayet
Mustafa Çavdar
Hani Musa kavmine “Allah, size bir sığır kesmenizi emrediyor.” demişti. Onlar “Bizimle alay mı ediyorsun?” demişlerdi. Musa da “Ben cahillerden olmaktan Allah’a sığınırım.” demişti. 2/67...71, 5/101, 2/51..54
Şinasi Güneş
Hani Musa halkına: ''Allah size bir sığır boğazlamanızı emrediyor.'' dediğinde: ''Bizi alay konusu mu ediniyorsun?'' demişlerdi. Musa ''Cahillerden olmamdan Allah'a sığınırım.'' demişti [1].
2:68. Ayet
Mustafa Çavdar
“Rabbine bizim için dua et de bize onun nasıl bir şey olduğunu açıklasın.” dediler. Musa; “Allah, onun ne pek yaşlı ne de pek körpe olduğunu söylüyor. Artık size emredilen şeyi yapın” dedi. 2/67...71,
Şinasi Güneş
''Bizim için Rabbine dua et de, o nedir bize açıkça ortaya koysun.'' dediler. ''O diyor ki; o, yaşlı da olmayan, körpe de olmayan, bunun arasında en çok işe yaradığı çağda olan bir sığırdır [1]. Size emredilen şeyi yapın.'' dedi.
2:69. Ayet
Mustafa Çavdar
“Bizim için Rabbine dua et de, onun ne renk olduğunu bize iyice açıklasın.” dediler. Musa; “Allah, onun bakanların içini açan, parlak sarı bir sığır olduğunu söylüyor.” 2/67...71
Şinasi Güneş
''Rabbine bizim için dua et de, rengi nedir bize açıkça ortaya koysun.'' dediler. ''O diyor ki; o, gözlemleyenlere keyif veren, rengi parlak sapsarı bir sığırdır [1].'' dedi.
2:70. Ayet
Mustafa Çavdar
Onlar; “Rabbine dua et, bize açıkça bildirsin. Çünkü bizce sığırlar birbirine benzer. Allah dilerse elbette doğru yolda oluruz.” dediler. 2/67...71
Şinasi Güneş
''Rabbine bizim için dua et de, o nedir bize açıkça ortaya koysun. O sığır, bize benzetme olarak geldi. Allah gerekli görürse, biz kesinlikle doğruyu görenler oluruz.'' dediler.
2:71. Ayet
Mustafa Çavdar
Musa; “Allah, onun yeri sürüp ekini sulayarak boyunduruk altında ezilmemiş, kusursuz, alacasız bir sığır olduğunu söylüyor.” dedi. “Şimdi gerçeği bildirdin.” deyip sığırı kestiler; az kalsın bunu yapmayacaklardı. 2/67...71
Şinasi Güneş
''O diyor ki; o, toprağı sürerek zelil olmamış ve ekin sulamamış, özgür ve rahat, renginde karışıklık [alacası] olmayan bir sığırdır [1].'' ''Şimdi gerçekle geldin.'' deyip onu boğazladılar. Neredeyse yapmıyorlardı.
2:72. Ayet
Mustafa Çavdar
Hani siz bir kimseyi öldürmüş ve suçu da birbirinize atmıştınız. Oysa Allah gizlemekte olduğunuzu ortaya çıkaracaktı. 2/77, 18/49, 99/1...8
Şinasi Güneş
Bir canı etkisizleştirdiğinizde orada savmıştınız. Allah ise, gizlemekte olduğunuz şeyi çıkarandır [1].
2:73. Ayet
Mustafa Çavdar
“Onun bir parçasıyla vurun/cinayeti çözme yöntemini kullanın!” dedik. İşte Allah ölüleri de böyle diriltir. Ve aklınızı kullanasınız diye size ayetlerini gösterir.
Şinasi Güneş
''Isırdığına, acıttığına [1] vurgulayın.'' dedik. Allah, ölülere işte böyle hayat verir ve aklınızı kullanın diye size ayetlerini gösterir [2].
2:74. Ayet
Mustafa Çavdar
Bundan sonra kalpleriniz yine katılaştı. Taş gibi hatta daha da katı oldu. Nitekim nice taşlar vardır ki, içlerinden ırmaklar kaynar. Yine nice taşlar vardır ki yarılır da ondan sular fışkırır. Ve yine nice taşlar vardır ki Allah korkusundan yuvarlanırlar. Allah yaptıklarınızdan habersiz değildir.
Şinasi Güneş
Sonra bunun ardından, kalpleriniz taş gibi veya katılaşmada daha şiddetli bir şekilde katılaştı [5:13, 57:16]. Taşlardan öyleleri vardır ki, ondan nehirler fışkırır. Ve ondan öyleleri vardır ki, yarılır ve ondan su çıkar. Ondan öyleleri vardır ki, Allah'a duyduğu derin saygıdan değişime uğrar [1]. Allah, yaptıklarınızdan gafil değildir.
2:75. Ayet
Mustafa Çavdar
Onların size inanmalarını mı umuyorsunuz? Oysa onlardan bir grup vardır ki Allah’ın kelamını işitirler de düşünüp akıl erdirdikten sonra, bile bile onu tahrif ederler.
Şinasi Güneş
Onların size inanıp güvenmesini mi umuyorsunuz? Onlardan bir kesim, Allah'ın kelamına [9:6, 48:15] kulak verdikten sonra, anlamalarının ardından bile bile onu gerçek anlamından kaydırıyorlar [1].
2:76. Ayet
Mustafa Çavdar
İnananlarla karşılaştıkları zaman “İnandık.” derler, birbirlerinin yanlarına vardıklarında; “Rabbinizin yanında size karşı delil getirsinler diye mi Allah’ın size açıkladığını onlara anlatıp duruyorsunuz? Bunu dahi düşünmüyor musunuz?” derlerdi. 2/14, 3/72-73,
Şinasi Güneş
İnanıp güvenenlerle karşılaştıklarında: ''İnanıp güvendik.'' derler [1]. Birbirlerinin yanına geçtiklerinde de: ''Allah'ın size [Tevrat'ta] açtığı şeyi, Rabbinizin katında aleyhinize delil gösterip tartışsınlar [3:73] diye mi onlara gündem yapıyorsunuz? Aklınızı kullanmaz mısınız?'' derler.
2:77. Ayet
Mustafa Çavdar
Oysa onlar, gizlediklerini de açıkladıklarını da Allah’ın bildiğini bilmiyorlar mı?
Şinasi Güneş
Bilmiyorlar mı ki Allah, onların sır olarak sakladıklarını da, açığa vurduklarını da bilir.
2:78. Ayet
Mustafa Çavdar
Onların bir kısmı ümmidir, Kitabı bilmezler bildikleri sadece birtakım kuruntulardır. Onlar sadece zannı bilgiye tabi olurlar.
Şinasi Güneş
Onlardan ümmiler vardır. Kuruntu ve kanaatte bulunmanın dışında kitabı bilmezler [1].
2:79. Ayet
Mustafa Çavdar
Yazıklar olsun kendi elleriyle kitap yazıp sonra onunla az bir kazanç edebilmek için “Bu Allah katındandır.” diyenlere! Yazıklar olsun onların elleriyle yazdıklarına, yazıklar olsun onların kazandıklarına!
Şinasi Güneş
Kitabı elleriyle yazıp, sonra onu az bir değer karşılığında satmaları için ''Bu Allah katındandır.'' diyenlere eyvah! Ellerinin yazdığı şeyden dolayı onlara eyvah! Kazandıkları şeyden dolayı onlara eyvah!
2:80. Ayet
Mustafa Çavdar
Ve bir de kalkıp “Ateş bize sayılı birkaç gün dışında dokunmaz.” derler. Sor onlara “Allah katından bu konuda bir ahit mi aldınız? Eğer, öyle ise Allah ahdinden dönmez; yoksa Allah hakkında bilmediğiniz bir şey mi uyduruyorsunuz?”
Şinasi Güneş
Ve: ''Sayılı günler dışında ateş bize asla temas etmez.'' dediler [3:24][1]. De ki! ''Allah katında verilmiş bir söz mü edindiniz? Allah, verdiği sözü asla değiştirmez. Yoksa, Allah hakkında bilmediğiniz şeyi mi söylüyorsunuz?''
2:81. Ayet
Mustafa Çavdar
Evet gerçek şu ki; günah işleyip sonra günahı kendisini çepeçevre kuşatmış olanlar, işte onlar cehennem halkıdır. Onlar orada kalıcıdırlar. 2/39, 4/115, 7/146-147
Şinasi Güneş
Bilakis, kim bir kötülük kazanırsa ve hataları onu kuşatırsa, işte onlar orada kalıcılar olarak ateşin arkadaşlarıdır [1].
2:82. Ayet
Mustafa Çavdar
İman edip, imanının gereği olan doğruları yapanlara gelince; işte bunlar cennet halkıdır. Bunlar da orada kalıcıdırlar. 29/7, 43/67...73
Şinasi Güneş
İnanıp güvenenler ve düzeltici işler yapanlar, işte onlar da, orada kalıcılar olarak cennet arkadaşlarıdır [7:42].
2:83. Ayet
Mustafa Çavdar
İsrailoğullarından; “Allah’tan başkasına kulluk etmeyin. Anaya, babaya, yakın akrabaya, yetimlere, yoksullara iyilik edin. İnsanlara güzel söz söyleyin, namazı kılın; zekâtı verin!” diye misak almıştık. Sonra siz pek azınız dışında sözünüzden döndünüz ve hala da dönmeye devam ediyorsunuz. 2/63-177, 4/36, 17/23-24,
Şinasi Güneş
Hani İsrailoğulları'nın, Allah'ın dışında kimseye kulluk etmeyeceksiniz, anne babaya, yakınlık sahibine, yetimlere ve ihtiyaç sahiplerine iyilik yapacaksınız [4:36], insanlara iyiliği konuşacaksınız, salatı ikame edip arınmanın bedelini yerine getireceksiniz diye bağlayıcı sözünü almıştık [1]. Sonra, sizden azınız dışındakiler, umursamayarak yüz çevirdiniz.
2:84. Ayet
Mustafa Çavdar
Sizden, “Kendi kanınızı akıtmayın, birbirinizi yurdunuzdan çıkarmayın.” diye misak almıştık; sonra siz de söz vermiştiniz ve siz de buna hâlâ şahitlik ediyorsunuz. 2/63-83, 5/12, 64/8-9
Şinasi Güneş
Hani, kanlarınızı dökmeyeceksiniz, birbirinizi yurdunuzdan çıkarmayacaksınız diye bağlayıcı sözünüzü aldığımızda, siz kendiniz de kabul ettiğinize şahitlik ediyordunuz.
2:85. Ayet
Mustafa Çavdar
Buna rağmen, sizlersiniz birbirinizi öldüren, aranızdan bir grubu yurtlarından süren, onlara karşı günah ve düşmanlıkta birleşen, üstelik -onları çıkarmak size haramken- esir alıp fidye isteyen yine sizlersiniz. Yoksa siz, kitabın bir kısmına inanıyorsunuz da bir kısmına inanmıyor musunuz? Şu hâlde içinizden böyle yapanın cezası dünya hayatında rezil olmak ve kıyamet gününde azabın en şiddetlisine uğratılmaktan başka nedir? Allah sizin yaptıklarınızdan habersiz değildir. 13/36, 15/91, 43/46...52,
Şinasi Güneş
Sonra işte bunlarsınız ki; kendinizi etkisiz hale getiriyorsunuz ve sizden bir kesimi yurtlarından çıkarıyorsunuz. Onların aleyhine, zarara neden olan şeylerle ve saldırganlıkla birbirinize arka çıkıyorsunuz. Onları çıkarmak size haram olduğu halde, onlar size esirler olarak geldiğinde onlara fidye alıyorsunuz. Yoksa, kitabın bazısına inanıp güvenerek, bazısını örtüyor musunuz [4:150]? Sizden bunu yapanların karşılığı, dünya hayatında rezillik ve kıyamet günü en şiddetli azaba kavuşturulmalarının dışında bir şey değildir. Allah, yaptığınız şeylerden gafil değildir.
2:86. Ayet
Mustafa Çavdar
İşte onlar, ahirete karşı, dünya hayatını satın alan kimselerdir. Onlardan azap hiç hafifletilmeyecek ve onlar, hiçbir yardım da göremeyecekler. 40/49, 28/41, 2/174-175
Şinasi Güneş
Onlar, ahiret hayatına karşılık dünya hayatını satın alanlardır. Onlardan azap hafifletilmez ve onlara yardım da edilmez.
2:87. Ayet
Mustafa Çavdar
Andolsun Musa’ya kitap verdik. Ondan sonra da birbiri ardınca elçiler gönderdik. Meryem oğlu İsa’ya da belgeler verdik ve onu kutsal ruhla destekledik. Size ne zaman bir elçi, hoşunuza gitmeyen bir şeyle gelse, büyüklük taslayarak bir kısmını yalancılıkla suçladınız, bir kısmını da öldürdünüz.
Şinasi Güneş
Musa'ya kitabı verdik ve onun ardından ardı ardına elçiler gönderdik. Meryem oğlu İsa'ya apaçık kanıtlar verdik ve onu tertemiz bir bilgiyle güçlendirdik [2:253, 5:110]. Size canınızın arzu etmediği şeyle bir elçi geldiği her defasında, bir kısmını yalancı sayarak [5:70] ve bir kısmını da etkisizleştirerek [1] büyüklenmediniz mi?
2:88. Ayet
Mustafa Çavdar
Bir de kalkıp “Kalplerimiz kapalıdır” dediler. Hayır, gerçeği örtbas edip küfre girmelerinden dolayı Allah’ın lânetine uğradılar. Onların çok azı hariç inanmazlar.
Şinasi Güneş
''Kalplerimiz kılıflıdır.'' dediler [4:155]. Bilakis, gerçekleri örtmeleriyle, Allah onları dışladığından, çok azı inanıp güvenir [4:46].
2:89. Ayet
Mustafa Çavdar
Oysa daha önce kâfirlere karşı zafer kazanmayı bekliyorlardı. Fakat Allah katından o tanıdıkları, yanlarında bulunanı tasdik eden kitap/ Kuran gelince, inanmadılar. Allah’ın laneti bu kâfirlerin üzerine olsun.
Şinasi Güneş
Önceden, gerçekleri örtenlere karşı önlerinin açılmasını isterlerken, onlara Allah katından beraberlerindekini tasdik edici bir kitap geldiğinde [2:101], tanıdıkları halde, onlara gelir gelmez ondaki gerçekleri örttüler. Allah'ın dışlaması gerçekleri örtenlerin üzerinedir [4:47].
2:90. Ayet
Mustafa Çavdar
Allah’ın kullarından dilediğine, kitap indirmesini çekemeyip, Allah’ın indirdiğini inkâr ederek, kendilerini ne kötü bir şey karşılığında
Şinasi Güneş
Allah'ın, kullarından gerekli gördüğüne armağanından indirmesine azgınlık ederek [1], Allah'ın indirdiği şeyi örtmeleriyle, kendilerini ne sıkıntılı bir şeye sattılar. Bunun üzerine, hoşnutsuzluk üstüne hoşnutsuzluğa uğradılar. Gerçekleri örtenlere küçük düşürücü bir azap vardır.
2:91. Ayet
Mustafa Çavdar
Onlara; “Allah’ın indirdiğine inanın!” denildiğinde, “Biz, bize indirilene inanırız.” deyip ondan sonra gelen Kuran’a inanmadılar. Hâlbuki bu, ellerinde bulunanı tasdik eden hak bir kitaptır. Onlara de ki; “Gerçekten size indirilene inanıyor idiyseniz daha önce Allah’ın nebilerini niçin öldürüyordunuz?”
Şinasi Güneş
Onlara: ''Allah'ın indirdiği şeye inanıp güvenin.'' dendiğinde [2:41]: ''Bize indirilene inanıp güveniriz.'' deyip, onun sonrasında gelen, beraberlerindekini tasdik edici bir gerçek olan onu örtüyorlar [4:47]. De ki! ''Eğer inanıp güvenenler idiyseniz, neden önceden Allah'ın nebilerini etkisizleştiriyordunuz [1]?''
2:92. Ayet
Mustafa Çavdar
Gerçekte Musa size apaçık delillerle gelmişti de sonra onun ardından buzağıyı ilah edinmiştiniz. İşte siz, böylece kendinize yazık ederek zalimlerden oldunuz. 2/67...71,
Şinasi Güneş
Musa, apaçık kanıtlarla gelmişti. Sonra siz, yanlış yapanlar olarak, onun ardından buzağıyı [altın sevgisini] edinmiştiniz [dünyevileşmiştiniz][1].
2:93. Ayet
Mustafa Çavdar
Bir vakit de sizin liderinizi (tur) dağına davet ederek misak almış; “Size verdiğimize kuvvetle sarılın ve vahye kulak verin.” demiştik. Siz de “İşittik ama isyan ediyor inanmıyoruz.” demiştiniz ve bu inkârınızdan dolayı buzağı ve dünyalık sevgisi kalplerinize yerleşmişti. De ki: “Gerçek karşısındaki inancınız size ne kötü şey emrediyor öyle.” 4/154, 43/46...52,
Şinasi Güneş
Hani, nebilik makamını [1] üzerinize yükseltip, size verdiğimiz şeyi kuvvetle tutun ve kulak verin diye bağlayıcı sözünüzü aldığımızda [2]: ''İşittik ve isyan ettik.'' demişlerdi. Gerçekleri örtmeleriyle kalplerine buzağı [altın sevgisi] içirildi. Eğer inanıp güvenmişseniz, imanınız size ne sıkıntılı şeyler emrediyor.
2:94. Ayet
Mustafa Çavdar
De ki: “Eğer gerçekten, Allah katında ahiret yurdu insanlardan yalnızca size ait ise ve bu iddianızda samimi iseniz haydi ölümü temenni ediniz de görelim!”
Şinasi Güneş
De ki! ''Eğer Allah katında ahiret yurdu, insanların diğerlerinden yalnız size özgü ise, şayet doğru sözlüler iseniz, hemen ölümü temenni edin [62:6].''
2:95. Ayet
Mustafa Çavdar
Ama hayır, elleriyle işlediklerinden dolayı ölümü hiçbir zaman temenni etmezler. Elbette Allah, bu yanlışta ısrar eden zalimleri en iyi bilendir.
Şinasi Güneş
Ellerinin takdim ettiği şeylerden dolayı, asla hiçbir zaman ölümü temenni etmezler [62:7]. Allah, yanlış yapanları bilendir.
2:96. Ayet
Mustafa Çavdar
Sen onları insanların yaşamaya en düşkünleri olarak bulursun, hatta müşriklerden bile fazla! İçlerinden kimileri bin yıl yaşamak ister; oysa bu bile onları azaptan kurtaracak değildir. Zira Allah, onların yaptıklarını görmektedir.
Şinasi Güneş
Kesinlikle onları, ortak koşanlardan bile, her birinin bin sene ömürlendirilmesini arzu edecek kadar, hayata karşı insanların daha düşkünü olarak bulursun. Oysa ömürlendirilmek, o kişiyi azaptan uzaklaştırmaz. Allah, yaptıkları şeyleri hakkıyla görendir.
2:97. Ayet
Mustafa Çavdar
De ki: “Kim Cebrail’e düşman ise bilsin ki Allah’ın izniyle, daha önceki kitapları doğrulayan müminler için bir rehber ve müjde olan Kuran’ı senin kalbine o indirmiştir.”
Şinasi Güneş
De ki! ''Kim Cibril'e [1] düşmansa, [onların düşmanlıkları] O'nun, onu senin kalbine, Allah'ın koyduğu kurallar çerçevesinde, önündekini tasdik edici ve inanıp güvenenlere bir yol gösterici ve bir müjde olarak indirmesindendir.
2:98. Ayet
Mustafa Çavdar
Kim Allah’a, meleklerine, Allah’ın mesajlarını tebliğ eden elçilerine, Cebrail’e ve Mikail’e düşman olursa, iyi bilsin ki Allah da böylesi kâfirlerin düşmanıdır. 41/19...28
Şinasi Güneş
Kim Allah'a, güçlerine / haberci ayetlerine, elçilerine, Cibril'e ve Mik'al'e düşmansa, Allah da gerçekleri örtenler için bir düşmandır [1].
2:99. Ayet
Mustafa Çavdar
Andolsun biz, sana apaçık ayetler indirdik. Bunları yoldan çıkan
Şinasi Güneş
Sana apaçık kanıtlı ayetler indirdik [29:49]. Yoldan çıkanlar dışındakiler onu örtmezler.
2:100. Ayet
Mustafa Çavdar
Onlar ne zaman Allah ile bir ahit yapmışlarsa, içlerinden bir grup bu ahdi bozup atmadı mı? Zaten onların çoğu inanmıyorlar. 2/27, 8/55-56,
Şinasi Güneş
Bir taahhütle söz verdiklerinin her defasında, onlardan bir kesim onu atmadılar mı? Bilakis, onların çoğu inanıp güvenmiyor.
2:101. Ayet
Mustafa Çavdar
Onlara ne zaman yanlarında olanı tasdik eden bir elçi gelse, sanki Allah’ın kitabını bilmiyorlarmış gibi arkalarına atar ve gerçeklere kulak tıkarlar.
Şinasi Güneş
Onlara, Allah katından beraberlerindekini tasdik edici bir elçi geldiğinde [2:89], kendilerine kitap verilenlerden bir kesim, Allah'ın kitabını sanki bilmiyorlarmış gibi sırtlarının ötesine attılar.
2:102. Ayet
Mustafa Çavdar
Onlar, şeytanlaşmış insanların Süleyman’ın saltanatı aleyhine ortaya attıkları yalanlara uydular. Oysa Süleyman sihir ve büyü yaparak kâfir olmadı. Fakat insanlara sihir ve büyüyü öğreten o düzenbaz şeytanlar kâfir oldu. Hâlbuki onların iddia ettiği gibi; Babil’deki iki melik/kral Harut ile Marut’a hiçbir şey indirilmedi. O ikisi sihir öğrettikleri kişilere alaycı bir tavırla şunu söylerlerdi; “Biz sihre/büyüye müptela olmuşuz, sakın siz kâfir olmayın.” Şeytan tabiatlı bu insanlar onlardan büyüyü öğreniyor ve bunu sadece karı kocayı birbirinden ayırmak için kullanıyorlardı. Oysa şu bir gerçekti ki büyü yapanlar bunu Allah’ın izni olmasaydı hiç kimseye zarar veremezlerdi. Fakat onlar kendilerine zarar veren ve hiçbir fayda sağlamayan şeyleri öğrenmiş oluyorlardı. Andolsun ki bu yolla çıkar sağlayanların ahirette hiçbir nasibi olmayacağını onlar da biliyorlardı. Kendi değerlerini satarak karşılığında elde ettikleri menfaat ne berbat şeydir öyle! Keşke bunu bilmiş olsalardı.
Şinasi Güneş
Şeytanların [insanları yalan yanlış bilgilerle aldatanların], Süleyman'ın krallığı hakkında okuyup aktardıkları şeylere uydular [1]. Oysa, Süleyman gerçekleri örtmemişti. Fakat şeytanlar gerçekleri örtmüştü. İnsanlara aldatıcı şeyler öğretiyorlardı. Babil'deki Harut ve Marut adında iki güçlü kişiye bir şey indirilmemişti [2]. ''Biz gerçekten, bir ateşe, sıkıntıya düşmüş durumdayız, sakın gerçekleri örtmeyin.'' demedikçe kimseye bir şey öğretmezlerdi. İkisinden, onunla kişi ve eşinin arasını ayıran nedenleri öğreniyorlardı [3]. Ve onlar [şeytanlar], Allah'ın koyduğu kurallar çerçevesi dışında onunla kimseye bir darlık veremezdiler. Onlar ancak, kendilerine darlık veren ve bir menfaat sağlamayan şeyler öğreniyorlardı. Sattıkları şeyin ahirette oluşturulanlardan [nimetlerden] nasibi olmadığını da kesinlikle biliyorlardı. Kendilerini onunla sattıkları şeyin, kesinlikle ne sıkıntılı olduğunu da biliyor olsalardı.
2:103. Ayet
Mustafa Çavdar
Yani keşke onlar iman ederek Allah’a karşı gelmekten sakınsalardı, elbette Allah katında verilecek sevap çok daha hayırlı olurdu. Bari bunu bilselerdi!
Şinasi Güneş
Onlar, gerçekten inanıp güvenselerdi ve vahyin sınırlarına uyup korunsalardı, kesinlikle Allah katından geri dönüşü hayırlı olurdu. Biliyor olsalardı.
2:104. Ayet
Mustafa Çavdar
Ey iman edenler! “Râinâ” (bizi güt) demeyin “Unzurnâ” (bizi gözet/ bize bak) deyin ve vahyi can kulağıyla dinleyin, unutmayın ki sizinle alay eden kâfirler için çok acı bir azap vardır. 3/131, 7/204, 18/100...106
Şinasi Güneş
Ey inanıp güvenenler! ''Bize riayet et.'' demeyin, ''Bizi gözet.'' deyin ve kulak verin. Gerçekleri örtenler için can yakıcı bir azap vardır [4:46].
2:105. Ayet
Mustafa Çavdar
Ne kitap ehlinden gerçeği örtbas eden kâfirler ne de müşrikler, size Rabbinizden hiçbir hayrın/ayetin indirilmesini istemezler. Allah ise rahmetini dileyip hak eden kimseye tahsis eder. Şüphesiz Allah büyük bir lütuf/ikram sahibidir. 3/110, 7/157-158
Şinasi Güneş
Kitap Ehli'nden gerçekleri örtenler ve ortak koşanlar, Rabbinizden size bir hayrın [16:30] indirilmesini arzu etmezler [1]. Allah, gerekli gördüğüne rahmetini tahsis eder. Allah, muazzam bir armağan sahibidir [3:74].
2:106. Ayet
Mustafa Çavdar
Biz yürürlükten kaldırdığımız veya unutturduğumuz bir ayetin yerine ya ondan daha iyisini veya onun dengini getiririz. Bilmiyor musun ki Allah her şeye bir ölçü koyandır?
Şinasi Güneş
Biz bir ayetten bir şeyi yürürlükten kaldırır [1] veya onu unutturursak, onun benzerini veya ondan hayırlısını getiririz [16:101]. Gerçekten Allah'ın her şeye bir ölçü koyduğunu bilmediler mi?
2:107. Ayet
Mustafa Çavdar
Göklerin ve yerin iktidarının Allah’a ait olduğunu ve sizin Allah’tan başka veli ve yardımcınızın olmadığını bilmiyor musunuz?
Şinasi Güneş
Göklerin ve yeryüzünün mülkünün Allah'a ait olduğunu bilmedin mi [5:40]? Size, Allah'ın yanı sıra bir yakın, bir yol gösterici ve yardımcı yoktur.
2:108. Ayet
Mustafa Çavdar
Yoksa siz de daha önce Musa’nın sorguya çekildiği gibi elçinizi sorguya çekmek mi istiyorsunuz? Kim imanı küfür ile değiştirirse doğru yoldan sapmış olur.
Şinasi Güneş
Yoksa elçinize, önceden Musa'ya sorulan sorular gibi sorular sormak mı istiyorsunuz [1]? Kim gerçekleri örtmeyi inanıp güvenmekle değiştirirse, yolun düzgününü kaybetmiş olur [2].
2:109. Ayet
Mustafa Çavdar
Kitap ehlinden birçoğu, hak kendilerine apaçık belli olduktan sonra, sırf içlerindeki kıskançlık yüzünden, sizi imanınızdan sonra tekrar küfre döndürmek isterler. Öyleyse onlara Allah’ın emri gelinceye kadar ilişmeyiniz, kendi hallerine bırakınız, şüphesiz Allah her şeye gücü yetendir. 2/90-213,
Şinasi Güneş
Kitap Ehli'nden çoğu, gerçek onlara açıkça ortaya konmasının ardından, benliklerinden bir kıskançlık olarak [1], inanıp güvenmenizin ardından sizi gerçekleri örtmeye döndürmeyi arzu eder [2]. Allah, emriyle gelene kadar onları affedin ve hoşgörün. Allah, her şeye bir ölçü koyandır.
2:110. Ayet
Mustafa Çavdar
Namazı kılın, zekâtı verin, kendiniz için önden hayır olarak ne yollarsanız Allah katında onu bulursunuz. Şüphesiz Allah yaptıklarınızı en iyi görendir!
Şinasi Güneş
Salatı ikame edin ve arınmanın bedelini yerine getirin [1]. Kendiniz için hayırdan ne hazırlarsanız, Allah katında onu bulursunuz [2:272, 73:20]. Allah, yaptığınız şeyleri hakkıyla görendir.
2:111. Ayet
Mustafa Çavdar
“Onlar Yahudi ve Hıristiyan olandan başkası cennete giremeyecek!” dediler; bu onların kuruntusudur. Onlara de ki: “Eğer iddianızda samimi iseniz delilinizi getirin de görelim!”
Şinasi Güneş
''Yahudi veya Hristiyan olan kimseler dışındakiler asla cennete giremez'' dediler [2:135-140]. Kuruntuları işte budur [4:123]. De ki! ''Eğer doğru sözlüler iseniz kesin delilinizi getirin.''
2:112. Ayet
Mustafa Çavdar
Hayır, kim tüm varlığı ile Allah’a teslim olmuş ve iyilik yapan bir kimse ise artık onun ödülü Rabbi katındadır. Onlara hiçbir korku yoktur. Onlar asla üzülmeyeceklerdir.
Şinasi Güneş
Elbette, kim bir iyileştirici olarak teveccühünü, ilgisini, sevgisini, yönünü Allah için İslamlaştırırsa [1][4:125, 31:22], onun karşılığı Rabbinin katındadır. Onlara bir korku yoktur ve onlar hüzünlenmezler.
2:113. Ayet
Mustafa Çavdar
Yahudiler; “Hıristiyanlar bir inanç temelinden yoksundur.” dediler, Hıristiyanlar da “Yahudiler bir inanç temelinden yoksundur.” dediler. Hâlbuki hepsi de aynı kitabı okuyorlardı. Bilmeyenler de aynen onların sözlerini söylüyorlar. Allah ise kıyamet günü ihtilafa düştükleri konular hakkında, aralarında elbette hükmünü verecektir.
Şinasi Güneş
Onlar, kitabı okuyup aktardıkları halde, Yahudiler: ''Hristiyanlar bir şey üzerinde değildir.'' dediler. Hristiyanlar da: ''Yahudiler bir şey üzerinde değildir.'' dediler [2:145]. Bilmeyenler [ümmiler] de, işte böyle onların sözünün benzerini söyledi. Allah, ihtilaf ettikleri şeyler hakkında kıyamet günü aralarında hükmünü verir.
2:114. Ayet
Mustafa Çavdar
Allah’ın mescitlerinde Onun isminin anılmasını engelleyen ve oraların harap olup yıkılması için çalışandan daha zalim kim vardır? Onların, oralara girmemeleri, girseler bile korka korka girmeleri gerekir. Onlar için dünyada rezillik, ahirette de büyük bir azap vardır. 9/1718-19,
Şinasi Güneş
Allah'ın mescitlerine [okullarına], orada Allah'ın adının zikredilmesine [mesajlarının hatırlatılmasına, öğretilmesine] mani olan ve oranın harap olmasına [içeriğinin boşaltılmasına] koşturan kimseden daha yanlış yapan kimdir? İşte onlar var ya, onlar, korkanlar olmaları dışında oraya giremezler. Onlara dünyada bir rezillik ve ahirette de dehşet bir azap vardır.
2:115. Ayet
Mustafa Çavdar
Doğu da Allah’ındır batı da, ne tarafa yönelirseniz yönelin Allah’ın yönü orasıdır. Şüphesiz Allah gücüyle her şeyi kuşatan ve ilmiyle her şeyi bilendir. 2/177, 73/8-9
Şinasi Güneş
Doğu ve batı Allah'ındır [2:142]. Nereye yönelirseniz, Allah'ın yönü orasıdır [1]. Allah genişletendir, bilgedir.
2:116. Ayet
Mustafa Çavdar
“Allah çocuk edindi.” dediler. Süphanallah, O bundan münezzehtir. Bilakis, göklerde ve yerde olanların hepsi Allah’ındır. Hepsi Ona boyun eğmiştir. 10/68, 19/91-92
Şinasi Güneş
''Allah evlat edindi.'' dediler. O bundan münezzehtir. Bilakis, göklerde ve yeryüzünde olan şeyler O'nundur. Hepsi O'na gönülden boyun eğenlerdir [1].
2:117. Ayet
Mustafa Çavdar
Allah göklerin ve yerin eşsiz yaratıcısıdır. Bir şeyin olmasını istediği zaman ona sadece “Ol!” der, o da oluş sürecine girer.
Şinasi Güneş
Gökleri ve yeryüzünü yoktan yaratandır. Bir işi gerçekleştirmeyi hükme bağladığında, ona ancak ''Ol!'' der ve olmaya başlar.
2:118. Ayet
Mustafa Çavdar
Allah’ı tam bilmeyenler “Allah bizimle konuşsa veya bize bir ayet gelse ya” dediler. Onlardan öncekiler de tıpkı onların söyledikleri gibi söylemişlerdi. Kalpleri ne kadar da birbirine benzemiş! Oysa biz, iyice inanmak isteyen bir toplum için ayetlerimizi apaçık beyan etmişizdir. 6/7-8,
Şinasi Güneş
Bilinçsizler: ''Allah'ın bize kelam etmesi veya bize bir ayet getirmen gerekmez miydi?'' dediler. Onlardan öncekiler de işte böyle, onların sözünün benzerini demişti. Kalpleri benzeşti. Biz, kesin olarak inanan bir halk için ayetleri açıkça ortaya koyduk.
2:119. Ayet
Mustafa Çavdar
Biz seni hak/Kuran ile müjdeci ve uyarıcı olarak gönderdik. Zira cehennem halkından sen sorumlu değilsin.
Şinasi Güneş
Biz seni, gerçek bir amaçla, bir uyarıcı ve bir müjdeci olarak gönderdik [35:24]. Kat kat ateşin arkadaşlarından sorulmazsın.
2:120. Ayet
Mustafa Çavdar
Yahudiler de Hıristiyanlar da, sen onların inanç sistemine uymadıkça, asla senden hoşnut olmayacaklar. De ki; “Allah’ın gösterdiği yol, işte gerçek doğru yol budur. Sana gelen bu bilgiden, sonra eğer onların heva ve arzularına uyacak olursan, Allah’ın dışında seni koruyacak ne bir veli ne de bir yardımcı vardır.” 3/72-73,
Şinasi Güneş
Onların inanç sistemine, yaşam tarzına uyana kadar, Yahudiler ve Hristiyanlar senden asla razı olmaz. De ki! ''O rehberlik Allah'ın rehberliğidir [3:73, 6:71].''İlimden sana gelenin ardından, onların hevalarına uyarsan, sana Allah'tan bir yakın, yol gösterici ve yardımcı yoktur [2:145, 13:37].
2:121. Ayet
Mustafa Çavdar
Kendilerine kitap verdiklerimiz, bu kitabı/Kuran’ı hakkıyla okuyup iletirlerse, işte onlar bu kitaba iman etmiş olurlar. Kim de bu kitaba inanmazsa işte onlar kaybedenlerdir.
Şinasi Güneş
Kendilerine kitap verdiğimiz kimseler, onu okuyup aktarılması gerektiği gibi hakkıyla okuyup aktarırlar [1]. İşte onlar, ona inanıp güvenenlerdir. Kim ondaki gerçekleri örterse, işte onlar kaybedenlerdir.
2:122. Ayet
Mustafa Çavdar
Ey İsrailoğulları, size verdiğim nimetimi, bir zamanlar sizi diğer toplumlara farklı kıldığımı hatırlayın.
Şinasi Güneş
Ey İsrailoğulları! Sizi nimetlendirdiğim nimetimi hatırlayın [1]. Sizi alemlerin üzerinde fazlalıklı kılmıştım [2].
2:123. Ayet
Mustafa Çavdar
Öyle bir günden sakının ki; o gün hiç kimse bir başkası adına bir şey ödemeyecek, hiç kimseye şefaat, fayda vermeyecek ve hiç kimsenin başkasının yerine geçmesine izin verilmeyecek ve onlar hiçbir yerden yardım da göremeyecekler.
Şinasi Güneş
Bir benliğin bir benlikten hiçbir şekilde karşılık görmediği, ondan denk bir karşılığın alınmadığı, ona bir şefaatin de menfaat sağlamadığı ve onlara yardım da olunmadığı bir güne karşı korunun [1].
2:124. Ayet
Mustafa Çavdar
Rabbi İbrahim’i ağır birtakım kelimelerle imtihanlardan geçirmiş, o da onları tamamen yerine getirince: “Seni insanlara imam/önder yapacağım.” Buyurmuştu. İbrahim de: “Soyumdan gelenleri de” demişti.
Şinasi Güneş
Hani Rabbi İbrahim'i, takdir ettiği hükümlerle yıpratıp olgunlaştırarak kalitesini ortaya çıkaran bir sınava tabi tutmuştu da onları tamamlamıştı [37:106]. ''Seni insanlar için bir önder kılmaktayım [16:120, 21:73].'' demişti. ''Soyumdan da.'' demişti. ''Verdiğim söz yanlış yapanlara ulaşmaz.'' demişti [1].
2:125. Ayet
Mustafa Çavdar
Biz Kâbe’yi insanlar için bir toplanma yeri ve güvenlik merkezi kılmıştık. Öyleyse İbrahim’in makamını namazgâh edinin. İbrahim ve İsmail’e: “Beytimi, tavaf edenler, ibadete kapananlar, rükû ve secde edenler için temizleyin.” diye emretmiştik. 2/187, 3/96-97,
Şinasi Güneş
Hani, o evi [eğitim öğretim ve sosyal dayanışma kurumunu], İbrahim'in makamında salat yeri edinin diye, insanlar için bir toplanma yeri ve güvenli bir yer [1] kılmıştık [3:97]. İlahlıkta ve rablikte Allah'ı birleyip boyun eğerek teslimiyet gösterenler, kendini eğitime adayanlar ve orada dolaşanlar için evimi temizleyin [2] diye, İbrahim ve İsmail'e sözümüzü ulaştırmıştık [22:26].
2:126. Ayet
Mustafa Çavdar
Hani İbrahim: -Rabbim! Bu şehri güvenli bir şehir yap, halkından Allah’a ve ahiret gününe inananları çeşitli ürünlerle rızıklandır, demişti. Allah da: -İnanmayanı bile az bir süre geçindirir, sonra onu cehennem azabına atarım ne kötü bir akıbet! Diye buyurmuştu.
Şinasi Güneş
Hani İbrahim: ''Rabbim, bu beldeyi güvenli kıl ve onlardan, Allah'a ve ahiret gününe inanıp güvenen ahalisini ürünlerden rızıklandır [14:37].'' demişti. ''Kim gerçekleri örterse, onu biraz yararlandırırım, sonra onu ateş azabına, darlığa uğratırım. Ne sıkıntılı bir varış yeridir.'' dedi.
2:127. Ayet
Mustafa Çavdar
İbrahim, İsmail ile birlikte Kâbe’nin temellerini yükseltirken: “Rabbimiz bizden hizmetimizi kabul buyur, şüphesiz sen her duayı işiten ve bilensin.” 3/96, 14/35...40,
Şinasi Güneş
Hani İbrahim, İsmail ile evin [eğitim ve sosyal dayanışma kurumunun] kaidelerini [temel ilkelerini] yükseltirken: ''Rabbimiz, bizden kabul et. Şüphesiz sen, işitip bilensin.'' demişti.
2:128. Ayet
Mustafa Çavdar
Rabbimiz, bizi sana tam teslim olmuş olanlardan eyle ve soyumuzdan da Müslüman ümmet/topluluklar çıkar. Bize ibadet yollarımızı göster ve tövbelerimizi kabul et, zira tövbeleri kabul edip, merhamet eden ancak sensin!
Şinasi Güneş
''Rabbimiz, ikimizi senin için Müslimler [1] kıl. Ve soyumuzdan da senin için Müslim önderli bir toplum kıl. Bize ritüellerimizi göster ve sana yönelişimizi kabul et. Sen, yönelişleri çokça kabul edip merhamet edensin.''
2:129. Ayet
Mustafa Çavdar
Rabbimiz içlerinden, onlara senin ayetlerini okuyan, kitap ve hikmeti öğreten ve onları (şirkten) arındıran elçi çıkar. Şüphesiz mutlak üstün ve yüce olan ve her hükmü doğru olan ancak sensin.
Şinasi Güneş
''Onlara içerinden ayetlerini okuyup aydınlatan, onlara kitabı [yasaları] ve hikmeti [adaleti sağlayan en doğru hükümleri] öğreten ve onları arındıran bir elçi görevlendir. Sen, adaleti sağlayan en doğru hükümleri vermede üstün olansın [1].''
2:130. Ayet
Mustafa Çavdar
Aklını yitirmiş beyinsizden başka kim İbrahim’in inanç sisteminden yüz çevirir? Biz bu dünyada onu seçmiştik. Şüphesiz o ahirette de iyilerden olacaktır.
Şinasi Güneş
Kendini bilmez kimsenin dışında, İbrahim'in inanç sistemine, yaşam tarzına [1] kim rağbet etmez? Dünyada onu seçkin kıldık. O, ahirette de kesinlikle salihlerdendir.
2:131. Ayet
Mustafa Çavdar
Rabbi ona “Teslim ol!” dediğinde: “Ben âlemlerin Rabbine teslim oldum.” demişti.
Şinasi Güneş
Rabbi ona: ''İslamlaştır [insanların İslamlaşması, barışı, esenliği için çalış]!'' dediğinde: ''Alemlerin Rabbi için İslamlaştıranım.'' demişti.
2:132. Ayet
Mustafa Çavdar
İbrahim, bunu oğullarına da vasiyet etti. Yakup da öyle yaptı. “Ey oğullarım, Allah sizin için bu dini seçti. Öyleyse, siz de ancak Müslüman olarak can verin!”
Şinasi Güneş
Ve İbrahim onu oğluna ve Yakub'a da yükümlülük olarak verdi: ''Ey oğullarım! Allah bu dini size seçkin kıldı. Öyleyse Müslimler [1] olmanızın dışında sakın ölmeyin!''
2:133. Ayet
Mustafa Çavdar
Yoksa siz, Yakub’a ölüm yaklaşıp da oğullarına: “Ey oğullarım, benden sonra neye kulluk edeceksiniz?” diye sorduğu ve onların da: “Senin ilahına, atalarımız İbrahim, İsmail ve İshak’ın bir tek ilahına kulluk
Şinasi Güneş
Yoksa siz, Yakub'a ölüm hazır olduğunda oğullarına: ''Ardımdan neye kulluk edersiniz?'' dediğinde: ''Senin ilahına ve atan İbrahim'in, İsmail'in, İshak'ın ilahı olan tek ilaha kulluk ederiz. Biz O'nun için İslamlaştıranlarız [insanların İslamlaşması, barışı, esenliği için çalışanlarız]'' dediklerinde şahitler miydiniz?
2:134. Ayet
Mustafa Çavdar
Hâlbuki onlar bir ümmetti, geldi geçti. Onların kazandıkları onlara, sizin kazandığınız da size aittir ve siz onların yaptıklarından asla sorguya çekilmeyeceksiniz.
Şinasi Güneş
İşte böyle gelip geçen önderli bir toplumdular. Onların kazandığı şeyler onlara, sizin kazandığınız şeyler sizedir. Onların yapmış olduğu şeylerden siz sorulmazsınız [2:141].
2:135. Ayet
Mustafa Çavdar
Ve onlar dediler ki: “Yahudi veya Hıristiyan olun ki doğru yolu bulasınız.” Sen de de ki: “Hayır, hanif olan ve müşriklerden olmayan İbrahim’in inanç sistemine uyarsanız doğru yolu bulursunuz.”
Şinasi Güneş
''Yahudi veya Hristiyan olun ki doğru yolu görün.'' dediler [2:111-140]. De ki! ''Bilakis, İbrahim'in hanif olan [şirk barındırmayan][1] inanç sistemi [2]. O, ortak koşanlardan değildi.''
2:136. Ayet
Mustafa Çavdar
Ve deyin ki: “Biz Allah’a, bize indirilene, İbrahim’e, İsmail’e, İshak’a, Yakub’a ve torunlarına indirilenlere, Musa’ya, İsa’ya verilenlere ve nebilerine Rableri katından indirilenlere iman ettik. Bunlardan hiçbiri arasında ayırım yapmayız. Biz Müslüman olmuş olanlarız.
Şinasi Güneş
Şöyle deyin! ''Biz, Allah'a ve bize indirilene ve İbrahim'e, İshak'a, Yakub'a ve torunlarına indirilene, Musa'ya ve İsa'ya verilene ve Rablerinden nebilere verilene inanıp güvendik [1]. Onlardan hiçbirinin arasında ayrım yapmayız [2]. Ve biz O'nun için islamlaştıranlarız [insanların islamlaşmasına, barışına, esenliğine çalışanlarız][3:84].
2:137. Ayet
Mustafa Çavdar
Eğer Yahudi ve Hıristiyanlar da sizin iman ettiğiniz gibi iman etselerdi doğru yolu bulmuş olurlardı; yok eğer yüz çevirirlerse onlar ancak ayrılık içindedirler. Zira Allah onlara karşı sana yeter. Zira O, her şeyi hakkıyla işiten ve her şeyi bilendir.
Şinasi Güneş
Onlar da, sizin inanıp güvendiğiniz gibi inanıp güvenirlerse doğru yolu görürler. Eğer yüz çevirirlerse, onlar ancak ayrılıkta olurlar. Onlara karşı Allah sana yetecektir. O, işitip bilendir.
2:138. Ayet
Mustafa Çavdar
İşte bu tevhid dini (İslam) Allah’ın dini ve Allah’tan daha güzel kim din önerebilir? Biz onun için yalnızca Allah’a kulluk ederiz!
Şinasi Güneş
Allah'ın boyası [fıtrat dini İslam / Kur'an]. Boya olarak Allah'ınkinden daha iyi olan kimdir? Biz, O'na kulluk edenleriz.
2:139. Ayet
Mustafa Çavdar
De ki: “Siz, bizimle Allah hakkında mı tartışıyorsunuz? Hâlbuki O, bizim de Rabbimiz/Sahibimiz sizin de Rabbinizdir/sahibinizdir. Bizim yaptıklarımızın sorumluluğu bize, sizin yaptıklarınızın sorumluluğu da size aittir. Biz Allah’a katıksız olarak bağlananlarız.
Şinasi Güneş
De ki! ''O bizim ve sizin Rabbiniz iken, Allah hakkında mı bizimle tartışıyorsunuz [42:15-16]? Bizim amelimiz bize, sizin ameliniz sizedir. Biz, amellerimizi O'na özgüleyenleriz [O'nun emrettiği şekilde yapanlarız].
2:140. Ayet
Mustafa Çavdar
Yoksa siz, İbrahim, İsmail, İshak, Yakub’un ve torunlarının, Yahudi yahut Hıristiyan olduklarını mı iddia ediyorsunuz? De ki: “Siz mi daha iyi biliyorsunuz, yoksa Allah mı? Allah’tan gelen bir bilgiyi gizleyenden daha zalim kim olabilir? Allah yaptıklarınızdan habersiz değildir.” 3/65, 47/14, 2/159…162
Şinasi Güneş
Yoksa; İbrahim, İsmail, İshak, Yakub ve torunları Yahudi veya Hristiyan idiler mi diyorsunuz [2:111-135]? De ki! ''Siz mi daha iyi biliyorsunuz yoksa Allah mı [3:66]? Kendi yanındaki Allah'tan bir şahitliği gizleyen [2:159-174, 3:187] kimseden daha yanlış yapan kimdir? Allah, yaptığınız şeylerden gafil değildir.''
2:141. Ayet
Mustafa Çavdar
Onlar bir ümmetti geldi geçti. Onların kazandıkları onlara, sizin kazandığınız da size aittir ve siz onların yaptıklarından dolayı asla sorumlu tutulmayacaksınız.
Şinasi Güneş
İşte böyle gelip geçen önderli bir toplumdular. Onların kazandığı şeyler onlara, sizin kazandığınız şeyler sizedir. Onların yapmış olduğu şeylerden siz sorulmazsınız [2:134].
2:142. Ayet
Mustafa Çavdar
İnsanlardan birtakım beyinsizler: “Üzerlerinde bulundukları kıblelerinden onları döndüren nedir?” diyecekler. De ki: “Doğu da, batı da Allah’a aittir. O dileyip hak eden kimseyi dosdoğru yola iletir. 2/125...128-177
Şinasi Güneş
İnsanlardan kimi aklı ermezler: ''Onları üzerinde oldukları kıbleden [hedeften] çeviren nedir [1]?'' diyecekler. De ki! ''Doğu da, batı da Allah'ındır [2:115]. Gereğini yapana dosdoğru yolu gösterir [2].
2:143. Ayet
Mustafa Çavdar
Elçi size şahit, örnek ve model olsun ki, siz de insanlığa şahit, örnek ve model olasınız diye, sizi dengeli bir ümmet kıldık. Senin şu anda döndüğün kıbleyi ise sırf elçiye uyanları, ökçesi üzerinde dönenlerden ayırt edelim diye kıble yaptık. Bu, her ne kadar Allah’ın gösterdiği doğru yola uyanlardan başkasına ağır gelse de. Zira Allah sizin daha önceki ibadetlerinizi ve imanınızı zayi edecek değildir. Allah insanlara karşı çok şefkatli ve merhametlidir.
Şinasi Güneş
İşte böylece; insanlar üzerine şahitler olasınız [3:140], elçi de sizin üzerinize şahit olsun diye [1] sizi hayırlı, yararlı [3:104-110] bir önderli topluluk kıldık. Üzerinde olduğun kıbleyi [hedefi] de; kim elçiye uyuyor, kim topukları üstünde geri dönüyor bilmemizin dışında bir sebepten kılmadık. Bu, Allah'ın yol gösterdiklerinin dışındakilerine kesinlikle büyüktür [2]. Allah, inanıp güvenmenizi zayi edecek değildir. Allah, insanlara karşı kesinlikle şefkatlidir, merhamet edendir.
2:144. Ayet
Mustafa Çavdar
Yüzünü göğe doğru çevirip durduğunu elbette görmekteyiz. İşte seni hoşnut olacağın kıbleye çeviriyoruz. Öyleyse yönünü Mescid-i Haram’a doğru çevir! Nerede bulunursanız bulunun siz de yönünüzü o yöne çevirin. Kendilerine kitap verilenler şunu iyi bilirler ki, bu Rablerinden gelen hakkın ta kendisidir. Allah, onların yaptıklarından habersiz değildir. 2/149, 3/96-97
Şinasi Güneş
Yüzünü göğe döndürüp durduğunu görüyoruz. Kesin olarak seni razı olduğun bir kıbleye [hedefine] çeviriyoruz. Artık yönünü Mescid-i Haram [dokunulmaz eğitim öğretim ve sosyal dayanışma kurumu] tarafına çevir. Nerede olursanız yönünüzü o tarafa çevirin [1]. Kendilerine kitap verilenler, gerçekten onun Rablerinden bir gerçek olduğunu kesinlikle biliyorlar. Allah yaptıklarından gafil değildir [2].
2:145. Ayet
Mustafa Çavdar
Sen, kitap verilenlere her belgeyi getirsen bile yine de senin kıblene tabi olmazlar; sen de onların kıblesine tabi olacak değilsin. Zaten onlar, birbirlerinin kıblesine de tabi olmazlar. Sana gelen bunca ilimden sonra onların arzu ve hevalarına uyarsan o zaman sen de gerçeğe haksızlık eden zalimlerden olursun.
Şinasi Güneş
Eğer sen, kendilerine kitap verilenlere her bir ayeti getirsen, yine de senin kıblene [hedefine] uymazlar. Sen de onların kıblesine uyucu değilsin. Onlar, birbirinin kıblesine uyucu da değildirler [2:113]. Eğer, ilimden sana gelenin ardından onların hevalarına uyarsan, o zaman kesinlikle yanlış yapanlardan olursun [2:120][1].
2:146. Ayet
Mustafa Çavdar
Kendilerine kitap verdiklerimiz bu gerçeği öz oğullarını tanıdıkları gibi tanırlar. Bununla beraber onlardan bir kısmı hakkı bile bile gizlerler.
Şinasi Güneş
Kendilerine kitap verdiğimiz kimseler, onu oğullarını tanıdıkları gibi tanırlar [6:20]. Ve onlardan bir kesim, kesinlikle bilerek gerçeği gizliyorlar [1].
2:147. Ayet
Mustafa Çavdar
Hak, Rabbinden gelen Kuran’dır. Öyleyse sakın şüpheye düşenlerden olma!
Şinasi Güneş
Gerçek Rabbindendir [1]. Sakın tartışmaya girenlerden olma [2]!
2:148. Ayet
Mustafa Çavdar
Herkesin yüzünü çevirdiği bir yön mutlaka vardır. Öyleyse siz birbirinizle hayırlarda yarışın; sizler nerede olursanız olun Allah sizi bir araya getirir. Şüphesiz Allah her şeye gücü yeten ve her şeye bir ölçü koyandır.
Şinasi Güneş
Herkes için bir yön vardır, o ona yönelendir, siz hayırları öne geçirin. Nerede olursanız Allah hepinizi bir araya getirir [1]. Allah, her şeye bir ölçü koyandır.
2:149. Ayet
Mustafa Çavdar
Nereden yola çıkarsan çık, mutlaka yönünü Mescid-i Harama doğru çevir. Bu, elbette Rabbinden gelen bir haktır. Zira Allah sizin yaptıklarınızdan habersiz değildir.
Şinasi Güneş
Çıktığın yerden yüzünü Mescid-i Haram tarafına [dokunulmaz eğitim öğretim ve sosyal dayanışma kurumu tarafına] çevir. O, kesinlikle Rabbinden bir gerçektir [1]. Allah, yaptığınız şeylerden gafil değildir.
2:150. Ayet
Mustafa Çavdar
Nereden yola çıkarsan çık, yönünü Mescid-i Harama doğru çevir. Nerede olursanız olun siz de yönünüzü o yöne döndürün ki, yanlışta
Şinasi Güneş
Çıktığın yerden yüzünü Mescid-i Haram [dokunulmaz eğitim öğretim ve sosyal dayanışma kurumu] tarafına çevir. Doğru yolu görmeniz ve üzerinize nimetimi tamamlamam için; yanlış yapanlar dışında, insanların aleyhinize bir delili olmasın diye, derinden saygıyı ve rızasını kaybetme endişesini onlara değil bana duyarak, olduğunuz yerde yüzünüzü onun tarafına çevirin [1].
2:151. Ayet
Mustafa Çavdar
Nasıl size, kendi içinizden ayetlerimizi okuyan, sizi arındıran, size kitap ve hikmeti öğreten ve bilmediğiniz şeyleri de size öğreten bir elçi gönderdik.
Şinasi Güneş
Tıpkı, sizin içinizden size ayetlerimizi okuyup aydınlatan ve sizi arındıran, size kitabı [yasaları] ve hikmeti [adaleti sağlayan en doğru hükümleri] öğreten ve size bilmediğiniz şeyleri öğreten bir elçi gönderdiğimiz [1] gibi [2].
2:152. Ayet
Mustafa Çavdar
Siz beni anınki ki ben de sizi anayım. Bana şükredin, nankörlük etmeyin.
Şinasi Güneş
Böylece beni zikredin [1], ben de sizi zikredeyim [2]. Verdiğim nimetlerin karşılığını verin ve nankörlük etmeyin.
2:153. Ayet
Mustafa Çavdar
Ey inananlar, sabır ve salât (Namaz ve Dua) ile Allah’tan yardım isteyin, şüphesiz Allah, sabredenlerle beraberdir. 2/45, 103/1...3,
Şinasi Güneş
Ey inanıp güvenenler! Direnerek ve vahiyle sıkı bağ kurup, onun yükümlülüklerini yerini getirerek yardım isteyin. Allah, direnenlerle beraberdir [2:45].
2:154. Ayet
Mustafa Çavdar
Allah yolunda öldürülenlere “Ölüler” demeyin. Onlar diridirler fakat siz farkında olamazsınız.
Şinasi Güneş
Allah yolunda etkisiz hale getirilen kimse için ölüler demeyin. Bilakis diridirler, fakat siz şuurunda değilsiniz [1].
2:155. Ayet
Mustafa Çavdar
Andolsun ki sizi biraz korku, biraz açlık, mallardan, canlardan ve ürünlerden eksiltmek suretiyle mutlaka imtihan edeceğiz. Sabredenleri müjdele!
Şinasi Güneş
Ve kesinlikle sizi; korkudan, açlıktan, malların, canların ve ürünlerin noksanlığından yıpratıp olgunlaştırarak kalitenizi ortaya çıkaran sınavlara tabi tutarız [3:186]. Direnenleri [3:146] müjdele.
2:156. Ayet
Mustafa Çavdar
Ki onlar, bir musibete uğrayınca: “Biz, elbette Allah’a aidiz ve yine Ona döneceğiz.” derler. 7/125, 26/49-50
Şinasi Güneş
Onlar ki, bir musibet isabet ettiğinde: ''Biz Allah içiniz ve O'na dönenleriz.'' diyenlerdir.
2:157. Ayet
Mustafa Çavdar
İşte bunlar Rablerinden sürekli bir destek ve rahmet üzeredirler ve işte bunlar doğru yolu bulmuş olanlardır.
Şinasi Güneş
Rablerinden salatlar [destekler] ve rahmet işte onlaradır. İşte onlar, doğru yolu görenlerdir.
2:158. Ayet
Mustafa Çavdar
Safa ve Merve, Allah’ın sembollerindendir. Artık kim Kâbe’yi hacceder yahut umre yaparsa her ikisini tavaf etmesinde bir sakınca yoktur. Zira eğer kişi, yapması gerekenden daha çok iyilik yaparsa bilsin ki Allah, şükre bol karşılık verendir ve her şeyi bilendir. 2/196, 22/25...39
Şinasi Güneş
Şüphesiz Safa ve Merve Allah'ın işaretlerindendir [1]. Kim Beyt'i haccederse [2][eğitim öğretim ve sosyal dayanışma organizasyonlarına katılırsa], veya umre yaparsa [bu faaliyeti kısa tutarsa], orada dolaşmasında üzerine bir sakınca yoktur. Kim isteyerek bir hayır işlerse, Allah karşılığını verendir, bilendir.
2:159. Ayet
Mustafa Çavdar
İndirdiğimiz açık delilleri ve doğru yolu bu kitapta/Kuran’da insanlara bütün açıklığıyla ortaya koyduktan sonra bunu gizleyenler var ya! İşte onlara hem Allah lanet eder hem de bütün lanetçiler lanet eder.
Şinasi Güneş
İndirdiğimiz apaçık kanıtlardan ve yol göstericiden, onu kitapta insanlar için açıkça ortaya koymamızın ardından gizleyenler [1] var ya, Allah'ın dışlaması ve dışlayabilen herkesin dışlaması işte onların üzerinedir.
2:160. Ayet
Mustafa Çavdar
Ancak tövbe ile doğru yola dönenler, durumlarını düzeltenler ve bu Kuran’daki gerçekleri beyan edenler hariç. İşte ben onların tövbelerini kabul ederim. Zira tövbeleri çokça kabul eden ve merhamet eden sadece benim.
Şinasi Güneş
Ancak, hatasından kesin dönüş yapıp Allah'a itaate yönelenler, kendilerini düzeltenler ve gizlediklerini açıkça ortaya koyanlar bunun dışındadır. İşte onların yönelişlerini kabul ederim. Ben, yönelişleri çokça kabul edip merhamet edenim.
2:161. Ayet
Mustafa Çavdar
Bu gerçekleri gizleyenler ve bu hal üzere ölenler var ya! İşte Allah’ın, meleklerin ve insanların tümünün laneti onların üzerinedir. 3/85...89,
Şinasi Güneş
Gerçekleri örtenler ve gerçekleri örtmüş olarak ölenler var ya, Allah'ın, haberci ayetlerin ve insanların tamamının dışlaması işte onların üzerinedir.
2:162. Ayet
Mustafa Çavdar
Onlar o lanette kalıcıdırlar. Onlardan azap hafifletilmez ve onların yüzlerine de bakılmaz.
Şinasi Güneş
Orada kalıcıdırlar. Onlardan azap hafifletilmez ve onlar gözetilmezler.
2:163. Ayet
Mustafa Çavdar
İlahınız tek bir ilahtır. Allahtan başka ilah yoktur. O rahmeti sonsuz merhameti sınırsızdır.
Şinasi Güneş
İlahınız tek bir ilahtır. O, merhametin kaynağı olup, çokça merhamet edenin dışında bir ilah yoktur.
2:164. Ayet
Mustafa Çavdar
Göklerin ve yerin yaratılmasında, gece ve gündüzün birbiri ardınca gelmesinde, insanlar için faydalı olan şeylerle, gemilerin denizde yüzmesinde, Allah’ın gökten su indirerek onunla ölümünden sonra yeryüzüne hayat vermesinde ve orada her türlü canlıyı yaymasında, rüzgârları dilediği yöne estirmesinde ve gökyüzü ile yeryüzü arasında emre amade bulutları yönlendirmesinde, aklını kullanan bir topluluk için alınacak nice ibretler vardır. 41/9, 45/1...9,
Şinasi Güneş
Göklerin ve yeryüzünün oluşturulmasında, gece ve gündüzün ardı ardına gelmesinde, insanlara menfaat sağlayan denizde akıp giden gemilerde, Allah'ın gökten indirdiği sudan, onunla ölümünün ardından yeryüzüne hayat vermesinde [1] ve orada her türlü küçük büyük canlıyı yaymasında, rüzgarları evirip çevirmesinde, gök ve yer arasında buyruk altına alınmış bulutlarda aklını kullanan bir halk için kesinlikle ayetler vardır [2].
2:165. Ayet
Mustafa Çavdar
İnsanlardan kimi de vardır ki; Allah ile aralarına birilerini koyup bu kişileri Allah’a denk tutarlar ve Allah’ı sever gibi onları severler. İman edenlerin ise, Allah sevgisi her şeyin üstündedir. Bir takım kişileri Allah’a denk tutanlar azabı görecekleri o zaman, bütün güç ve kuvvetin Allah’a mahsus olduğunu ve Allah’ın da şiddetli azap sahibi olduğunu bilecekler, keşke (ölüm gelmeden) anlayabilselerdi. 16/28...32, 9/24, 23/99…108,
Şinasi Güneş
İnsanlardan kimileri de, Allah'ın yanı sıra, onları Allah sevgisi gibi sevdiği eşler ediniyor. İnanıp güvenenlerin Allah'a olan sevgisi ise daha şiddetlidir. Yanlış yapanlar, azabı gördüklerinde anlayacakları gibi, bütün gücün Allah'a ait olduğuna ve Allah'ın azabının şiddetli olduğuna önceden dikkat etselerdi.
2:166. Ayet
Mustafa Çavdar
Peşlerine düşülüp gidilenler, kendilerine uyanlardan hızla uzaklaştıklarında azabı görmüş olacaklar ve bütün bağlar da parçalanıp kopacak.
Şinasi Güneş
Kendilerine uyulanlar azabı görürler ve uyanlardan uzaklaştıklarında onlarla bağlar kesilir [1]
2:167. Ayet
Mustafa Çavdar
Peşlerinden gidenler de diyecekler ki: “Keşke bizim için dünyaya bir daha dönüş olsaydı da, onların bizden kaçıp uzaklaştıkları gibi biz de onlardan kaçıp uzaklaşsaydık. İşte böylece Allah, onlara yaptıklarını pişmanlıklar halinde gösterecek ve onlar ateşten çıkacak da değillerdir. 46/6, 34/32-33, 38/60-61
Şinasi Güneş
Onlara uyanlar: ''Bize bir kez daha dönüş olsa da, onların bizden uzaklaştıkları gibi biz de onlardan uzaklaşsak.'' derler. Böylece Allah, pişmanlıklarına neden olan amellerini onlara gösterir. Onlar, ateşten çıkarılanlar da olmazlar.
2:168. Ayet
Mustafa Çavdar
Ey insanlar! Yeryüzündeki temiz ve helal şeylerden yiyin. Şeytanın adımlarını izlemeyin, zira o sizin için apaçık bir düşmandır.
Şinasi Güneş
Ey insanlar! Yeryüzündeki helal ve temiz, faydalı şeylerden nasiplenin [1]. Şeytanın adımlarına uymayın [2]. O size açıkça bir düşmandır.
2:169. Ayet
Mustafa Çavdar
Muhakkak o şeytan size, kötülüğü, ahlaksızlığı ve Allah’a karşı bilmediğiniz şeyleri uydurmanızı emreder. 7/33, 36/59...65,
Şinasi Güneş
Size ancak kötülüğü, aşırılığı [2:268, 24:21] ve Allah hakkında bilmediğiniz şeyleri söylemenizi emreder.
2:170. Ayet
Mustafa Çavdar
Onlara, Allah’ın indirdiği Kuran’a uyun denilince: “Hayır, biz, atalarımızın başımıza sardığı geleneğe uyarız.” derler. Ya ataları bir şeye akıl erdiremeyen ve doğru yolda olmayan kimseler idiyseler?
Şinasi Güneş
Onlara [1]: ''Allah'ın indirdiği şeye uyun!'' dendiğinde: ''Bilakis, atalarımızı üzerinde bulduğumuz şeye uyarız.'' derler. Ataları hiçbir şeye akıl erdiremeyen ve doğru yolu görmeyen kimseler olsalar da mı [5:104]?
2:171. Ayet
Mustafa Çavdar
Gerçeği örtbas eden kâfirlerin durumu; çobanların çağırdığı fakat onun bu çağırısını bir bağırtı ve sesten başka bir şey olarak işitmeyen (hayvanların) durumu gibidir. Onlar, öyle sağır, dilsiz ve körlerdir ki akıllarını kullanmazlar.
Şinasi Güneş
Gerçekleri örtenlerin örneği, bir çağrı ve bir sesleniş dışında bir şey işitmeyene çoban haykırışı yapan kimsenin örneği gibidir. Bir sağır, bir dilsiz, bir kördürler, akıllarını kullanmazlar [Devamı 259. ayettir].
2:172. Ayet
Mustafa Çavdar
Ey iman edenler! Size verdiğimiz rızıkların temiz olanlarından yiyin ve eğer yalnız Allah’a kulluk ediyorsanız, Ona şükredin.
Şinasi Güneş
Ey inanıp güvenenler! Yalnız O'na kulluk ediyorsanız, sizi rızıklandırdığımız temiz, faydalı şeylerden nasiplenin [1] ve Allah için karşılığını verin.
2:173. Ayet
Mustafa Çavdar
Allah, size sadece leşi, kanı, domuz etini, bir de Allah’tan başkası adına kesileni haram kıldı. Ama kim de buna, mecbur kalırsa, taşkınlık etmemek, aşırı gitmemek şartıyla bunlardan yemesinde bir günah yoktur. Şüphesiz Allah, eşsiz bir bağışlayıcı ve sonsuz merhamet sahibidir.
Şinasi Güneş
Size ancak ölüyü, kanı, domuz etini ve Allah'tan başkası için tahsis edilmiş olanı haram kıldı [1]. Kim mecbur kalırsa, alışkanlık haline getirmeyene ve başkasının hakkına saldırmayana, kendisinin zararına neden olacak bir durum yoktur. Allah bağışlayandır, merhamet edendir.
2:174. Ayet
Mustafa Çavdar
Allah’ın indirdiği kitaptan/Kuran’dan bir şeyleri gizleyip, onu az bir karşılığa satanlar var ya, işte onlar karınlarına ateşten başka bir şey doldurmuyorlar. Kıyamet günü Allah, onlarla konuşmayacak ve onları temize çıkarmayacaktır. Onlar için acı bir azap vardır.
Şinasi Güneş
Allah'ın kitaptan indirdiği şeyi gizleyenler [1] ve onu az bir değer karşılığında satanlar var ya, işte onlar, karınlarında ateşin dışında bir şey nasiplenmiyorlar. Kıyamet günü Allah onlara kelam etmez ve onları arındırmaz [3:77]. Onlara can yakıcı bir azap vardır.
2:175. Ayet
Mustafa Çavdar
Onlar doğru yolu bırakıp sapıklığı; bağışlanmayı bırakıp azabı satın alan kimselerdir. Ateşe ne kadarda dayanıklılarmış!
Şinasi Güneş
İşte onlar, doğru yola karşı sapıklığı [2:16], bağışlanmaya karşı da azabı satın alanlardır. Ateşe karşı ne kadar da dirençlidirler.
2:176. Ayet
Mustafa Çavdar
Allah, işte bu kitabı/Kuran’ı hak olarak indirmiştir. Bunda anlaşmazlığa düşenler elbette derin bir ayrılık içindedirler.
Şinasi Güneş
İşte bu, Allah'ın kitabı gerçek bir amaçla indirmesi ve kitap hakkında ihtilafa düşenlerin uzak bir ayrılığın içerisinde olmalarındandır.
2:177. Ayet
Mustafa Çavdar
Yüzlerinizi doğu ve batı yönüne döndürmeniz dindarlık değildir. Fakat gerçek dindarlık Allah’a, ahiret gününe, meleklere, kitaplarına ve nebilere iman eden, ihtiyacı olmasına rağmen malını; akrabaya, yetimlere, yoksullara yolda kalmışlara, yardım için el açanlara, gözetim altındakilerin ihtiyaçlarını gideren, namazı kılan, zekâtı veren, sözleştikleri zaman ahitlerini yerine getiren, sıkıntıda, hastalıkta ve savaşta sabredenlerinkidir. İşte davasında sadık olanlar ve Allah’a karşı gelmekten sakınanlar bunlardır.
Şinasi Güneş
Erdemli olmak, yüzünüzü doğu ve batı yönüne çevirmeniz değildir. Fakat erdemlik; Kim Allah'a, ahiret gününe, doğal güçlere, kitaba ve nebilere inanıp güvenen [4:136], sevgisi olduğu malını yakınlık sahibine, yetimlere, ihtiyaç sahiplerine, yol oğluna, isteyene ve boyunduruk altında olana veren [1] salatı ikame edip arınmanın bedelini yerine getiren, söz verdiklerinde sözlerini tam yerine getiren [2], sıkıntılı zamanlarda sıkıntılara ve darlıklara direnenlerdir. Sadıklar [özü sözü doğru olanlar] işte onlardır. Takvalılar [vahyin sınırlarına uyup korunanlar][2:189] işte onlardır [39:33].
2:178. Ayet
Mustafa Çavdar
Ey İman edenler! Cinayetlerde adil ceza size farz olarak yazıldı. Hür olana karşı hür, köleye karşı köle, kadına karşı kadın kısas olunur.
Şinasi Güneş
Ey inanıp güvenenler! Etkisiz hale getirmelerde kısas [denk karşılık] size yazıldı. Hürle hür, köleyle köle, dişiyle dişi [1]. Kardeşi tarafından affedilen kimse ise, herkesçe kabul edilen ortak iyiye uyarak belirlenen şeyi ona iyilikle ödemelidir [17:33]. İşte bu, Rabbinizden bir hafifletme ve bir rahmettir. Bunun ardından kim sınırı çiğnerse, ona can yakıcı bir azap vardır.
2:179. Ayet
Mustafa Çavdar
Ey akıl sahipleri! Kısasta sizin için hayat vardır. Umulur ki sorumlu davranırsınız.
Şinasi Güneş
Ey kapı gibi sağlam duruşlular! Korunun diye kısasta [denk karşılıkta] size hayat vardır [1].
2:180. Ayet
Mustafa Çavdar
Sizden birinize ölüm geldiği zaman, eğer bir mal bırakmışsa; anaya, babaya, yakınlara uygun bir biçimde vasiyeti yerine getirmek sorumlu davrananlara bir borçtur. 4/7...12,
Şinasi Güneş
Sizden birine ölüm hazır olduğunda bir hayır bırakıyorsa, anne baba ve yakınları için herkesçe kabul edilen ortak iyiye uygun bir şekilde vasiyet, vahyin sınırlarına uyup korunanların üzerine bir hak olarak yazıldı.
2:181. Ayet
Mustafa Çavdar
Kim de vasiyeti işittikten sonra onu değiştirirse bunun günahı onu değiştirenlerin üzerinedir. Allah, şüphesiz işiten ve bilendir. 5/107, 36/59...66
Şinasi Güneş
Onu işitmesinin ardından, kim onu değiştirirse, onun doğuracağı zararlar onu değiştirenlerin üzerinedir. Allah işitendir, bilendir.
2:182. Ayet
Mustafa Çavdar
Kim de vasiyet edenin yanlı davranıp haksızlık yapacağından veya günaha düşeceğinden endişe duyar da onların aralarını düzeltirse, ona günah yoktur. Allah, şüphesiz bağışlayan ve merhamet edendir. 4/7...12,
Şinasi Güneş
Kim vasiyet edenin hata yapmasından veya zararlara neden olmasından korkarsa, aralarını düzeltmesinde, aleyhine zarara neden olacak bir durum yoktur. Allah bağışlayandır, merhamet edendir [1].
2:183. Ayet
Mustafa Çavdar
Ey İman edenler! Sakınıp korunasınız diye oruç, sizden öncekilere farz olarak yazıldığı gibi, size de farz olarak yazıldı. 5/48-49,
Şinasi Güneş
Ey inanıp güvenenler! Vahyin sınırlarına uyup korunun diye [1] siyam [karşılıklı oruçlaşmak][2], sizden öncekilere yazıldığı gibi [3] size de yazıldı.
2:184. Ayet
Mustafa Çavdar
Sayılı günlerde... Sizden kim hasta olur veya yolculukta bulunursa, tutamadığı günlerin sayısınca diğer günlerde orucunu tutar. Ona güç yetirenler bir yoksul doyuracak kadar fidye verir. Kim fazladan iyilik yaparsa o iyilik kendinedir. Bu durumda oruç tutmanız eğer bilirseniz sizin için daha hayırlıdır.
Şinasi Güneş
Sayılı günlerde. Sizden kim hasta [vücut fonksiyonlarının herhangi birinde bir zayıflama] olursa veya hareketli bir işte olursa, başka günlerin sayısıncadır. Ve ona gücü yetenlerin üzerine, bir ihtiyaç sahibini doyuracak bir fidye. Kim isteyerek bir hayır işlerse, o, ona hayırlıdır. Eğer bilirseniz, siyam yapmanız size hayırlı olandır.
2:185. Ayet
Mustafa Çavdar
Ramazan ayıdır ki, insanlar için doğru yol rehberi olan ve bu rehberliğin belgelerini taşıyan doğru ile yanlışı birbirinden ayırıp açıklayan Kuran, bu ayda indirilmiştir. Sizden kim o aya erişirse o ayda oruç tutsun. Kimde hasta olur veya yolculukta bulunursa, tutamadığı günler sayısınca başka günlerde tutsun. Allah, sizin için kolaylık diler, zorluk dilemez. Sayıyı tamamlamanızı ve size doğru yolu gösterdiğinden dolayı Allah’ı tekbir getirerek yüceltmenizi ister. Umulur ki nimetlerin hakkını verirsiniz.
Şinasi Güneş
Ramazan [1] ayı [2] ki; insanlar için bir yol gösterici olarak, yol göstermeden ve doğruyla yanlışı, hak ile batılı ayırandan apaçık kanıtlar içeren Kur'an, onda indirildi [3]. Sizden kim o aya şahit olursa, onda siyam yapsın [4]. Sizden kim hasta [vücut fonksiyonlarının herhangi birinde bir zayıflama] olursa [5] veya hareketli bir işte olursa [6], başka günlerin sayısıncadır [7]. Allah size kolaylık diler, size zorluk dilemez [8]. Bu kolaylık, sayıyı mükemmelleştiresiniz [9], size gösterdiği yol üzere Allah'ı büyükleyesiniz ve karşılığını veresiniz diyedir.
2:186. Ayet
Mustafa Çavdar
Kullarım sana beni sorarlarsa; şüphesiz ben çok yakınım. Bana dua edenin; dua ettiğinde, duasına karşılık veririm. O halde onlar da be 2. BAKARA SURESİ nim davetime icabet etsinler ve bana inanıp güvensinler ki doğru yolda olsunlar.
Şinasi Güneş
Kullarım sana benden sorduklarında, ben yakınım. Dua ettiğinde, dua edenin duasına icabet ederim [11:61, 40:60]. Onlar da olgunluğa ulaşsınlar diye [1] bana icabet etsinler ve bana inanıp güvensinler [46:31].
2:187. Ayet
Mustafa Çavdar
Oruç gecesi eşlerinize yaklaşmak size helal kılındı. Onlar sizin iffet örtünüz, siz de onların iffet örtüsüsünüz. Allah, sizin kendinizi zora soktuğunuzu bildi. Bu sebeple Allah sizi bu zorluklardan muaf tuttu ve sizden bu zorlukları kaldırdı; artık onlara yaklaşın ve Allah’ın sizin için meşru olarak verdiğinden yararlanın. Şafağın ak çizgisi kara çizgisinden size göre tam ayırt edilene kadar yiyin için, sonra geceye (güneş batıncaya) kadar orucu tamamlayın. Mescitlerde itikâfta olduğunuz günlerde hanımlara yaklaşmayın. İşte, Allah, insanlara kötülüklerden korunmaları için ayetlerini böylece açıklar.
Şinasi Güneş
Siyam gecelerinde kadınlarınıza cinsel içerik size helal kılındı. Onlar size bir elbise, siz onlara bir elbisesiniz. Allah, gerçekten kendinize ihanet etmekte olduğunuzu bildi ve merhametiyle muamele ederek sizden onu sildi. Artık onlara tensel temasa geçin ve Allah'ın size yazdığı şeyi arayın. Fecr'den beyaz ip siyah ipten size göre açıkça ortaya çıkana kadar nasiplenin için [1]. Sonra geceye kadar siyamı tamamlayın [2]. Mescitlerde kendinizi eğitim öğretime adayanlar olduğunuzda, tensel temasa geçmeyin. İşte bu, Allah'ın sınırlarıdır ona yaklaşmayın. Vahyin sınırlarına uyup korunsunlar diye, Allah ayetlerini insanlar için işte böyle açıkça ortaya koyuyor.
2:188. Ayet
Mustafa Çavdar
Aranızda birbirinizin mallarını batıl yollarla yemeyin. Bile bile insanların mallarının bir kısmını yiyenler günaha girmiş olurlar.
Şinasi Güneş
Mallarınızı aranızda haksızlıkla nasiplenmeyin [4:29-30]. Bile bile, zarara yol açarak, bir kesim insanların mallarından nasiplenmeniz için hüküm sahiplerine sarkıtmayın [rüşvet vermeyin].
2:189. Ayet
Mustafa Çavdar
Sana hilalin hallerinden soruyorlar, de ki: “Onlar, insanlar ve hac için vakit ölçüleridir.” Evlere arkasından girmeniz dindarlık değildir. Fakat gerçek dindarlık kişinin Allah’a karşı gelmekten sakınmasıdır. Evlere kapılarından girin. Allah’a karşı sorumlu davranın ki kurtuluşa eresiniz.
Şinasi Güneş
Sana hilallerden soruyorlar, De ki! ''O, insanlar ve hac için vakitlerdir [1]. Evlere arkalarından yanaşmanız erdem değildir. Fakat erdem, vahyin sınırlarına uyup korunan kimsedir [2:177]. Evlere kapılarından yanaşın [29. Allah'ın sınırlarına uyup korunun ki başarıya ulaşasınız.
2:190. Ayet
Mustafa Çavdar
Size savaş açanlara karşı, siz de Allah yolunda savaşın, saldırgan davranmayın. Zira Allah saldırganları sevmez. 22/39, 60/8-9
Şinasi Güneş
Sizinle çarpışanlarla siz de Allah yolunda çarpışın ve saldırganlık yapmayın. Allah saldırganlık yapanları sevmez [7:55][1].
2:191. Ayet
Mustafa Çavdar
Sizinle savaşanları nerede yakalarsanız öldürün. Onları, sizi çıkardıkları yerden çıkarın. İnanca yapılan baskı ve zulüm, öldürmekten daha büyük bir vebaldir. Onlar, Mescid-i Haram’ın yanında sizinle savaşmadıkça, siz de onlarla orada savaşmayın. Fakat onlar sizinle savaşırlarsa, onlarla savaşın. İşte kâfirlerin cezası budur. 2/217, 60/8-9,
Şinasi Güneş
Onları rastladığınız yerde etkisiz hale getirin ve onları sizi çıkardıkları yerden çıkarın. Toplumu ateşe atan / sıkıntıya sokan şeyler, etkisiz hale getirmekten / öldürmekten daha şiddetlidir [beterdir 2:217, 4:91]. Mescid-i Haram'ın [dokunulmaz eğitim öğretim ve sosyal dayanışma kurumunun] yanında sizinle çarpışana kadar onlarla çarpışmayın. Sizinle çarpışırlarsa, siz de onlarla çarpışın. Gerçekleri örtenlerin karşılığı işte budur.
2:192. Ayet
Mustafa Çavdar
Eğer savaşmaktan vazgeçerlerse; şüphesiz ki Allah, bağışlayandır, merhamet edendir.
Şinasi Güneş
Eğer son verirlerse, Allah bağışlayandır, merhamet edendir.
2:193. Ayet
Mustafa Çavdar
İnanca yapılan baskı ve zulüm ortadan kalkıp hüküm yalnızca Allah’ın oluncaya kadar onlarla savaşın, eğer savaşa son verirlerse saldırgan zalimlerden başkasına düşmanlık yoktur. 8/39, 60/8-9
Şinasi Güneş
Toplumu ateşe atan bir durum olmayıncaya ve ilkeler Allah'a ait oluncaya kadar onlarla çarpışın [8:39]. Eğer son verirlerse, yanlış yapanların dışındakilere saldırganlık yoktur [1].
2:194. Ayet
Mustafa Çavdar
Dokunulmaz aydaki saldırıya dokunulmaz ayda cevap verilir ve dokunulmazlıklarda denklik esastır. O halde, kim size saldırırsa,
Şinasi Güneş
Dokunulmazlık ayı dokunulmazlık ayıyladır [1]. Ve dokunulmazlıklarda denk karşılık vardır [2]. Öyleyse, kim size saldırırsa, siz de size saldırdığı şeyin benzeriyle saldırın. Allah'ın sınırlarına uyup korunun. Ve bilin ki Allah, sınırlarına uyup korunanlarla beraberdir [16:128].
2:195. Ayet
Mustafa Çavdar
Allah yolunda harcamada bulunun ki kendi ellerinizle kendinizi tehlikeye atmayın ve iyilik yapın. Şüphesiz Allah, iyilik edenleri sever.
Şinasi Güneş
Allah yolunda infak edin. Ellerinizle tehlikeye atılmayın. Ve iyileştirin. Allah iyileştirenleri sever [3:134][1].
2:196. Ayet
Mustafa Çavdar
Haccı da umreyi de Allah için tam yapın. Eğer hac yapmaktan alıkonursanız, oraya kolayınıza gelen bir kurban gönderin. Kurban yerine ulaşıncaya kadar da başlarınızı tıraş etmeyin. İçinizden hasta olan ya da başından bir rahatsızlığı bulunan bir kimsenin fidye olarak ya oruç tutması ya sadaka vermesi ya da kurban kesmesi gerekir. Güven içinde olursanız, hacca kadar umre ile faydalanmak isteyen kimseye, kolayına gelen bir kurban kesmek; bulamayana hac esnasında üç gün, döndüğünüz vakit de yedi gün -ki bu tam on gün eder- oruç tutmak gerekir. Bu, ailesi Mescid-i Haram’da oturmayan kimseler içindir. Allah’tan sakının, Allah’ın cezasının şiddetli olacağını bilin. 3/97, 22/25...37
Şinasi Güneş
Haccı [eğitim öğretim ve sosyal dayanışma organizasyonlarını] ve umreyi [bunun kısa süreli olanını] Allah için tamamlayın. Mahsur bırakılırsanız [engellenirseniz], hediyeden kolayınıza gelen şeyi gönderin [bu organizasyonu yapanlara destek olun]. Ve hediye yerine ulaşıncaya kadar [22:33] başlarınızı tıraş etmeyin. Sizden kim hasta [vücut fonksiyonlarından herhangi birinde bir zayıflık] olursa veya onunla [tıraşla] başından bir sıkıntı çekiyorsa, siyamdan veya sadakadan veya herhangi bir ritüelden bir fidye karşılık vardır. Güvende olduğunuzda, umre ile hacca kadar kim yararlanırsa, hediyeden kolayına gelen şeyi vermeli. Kim bulamazsa, üç gün hacda, yedi gün de döndüğünüzde siyam vardır. Böylece on ikmal edilmiş olur. Bu, ahalisi Mescid-i Haram'da [dokunulmaz eğitim öğretim ve sosyal dayanışma kurumunda] hazır olmayan kimse içindir. Allah'ın sınırlarına uyup korunun. Ve bilin ki, Allah'ın suça karşılık cezalandırması şiddetlidir.
2:197. Ayet
Mustafa Çavdar
Hac bilinen aylardadır. Kim bu aylar içinde, hac etmeye kesin karar verirse bilmelidir ki; hacda eşler arasında ilişki, günah işlemek ve kavga etmek yoktur. Ne iyilik yaparsanız Allah onu bilir. Azık edinin. Şüphe yok ki azığın en iyisi Allah’a karşı gelmekten sakınmaktır. Bana karşı gelmekten sakının ey derin kavrayış sahipleri! 3/96-97, 22/25...27
Şinasi Güneş
Hac [eğitim öğretim ve sosyal dayanışma organizasyonu] bilinen aylardır [1]. Kim onlarda [o aylarda] haccı farz ederse [yerine getirmeye başlarsa], hacda cinsel içerik, kişiyi yoldan çıkaran davranış ve ileri geri konuşmak yoktur. Hayırdan ne yaparsanız Allah onu bilir. Azık edinin. Azığın hayırlısı vahyin sınırlarına uyup korunmaktır. Ey sağlam duruşlular! Sınırlarıma uyup korunun.
2:198. Ayet
Mustafa Çavdar
Rabbinizin lütfundan payınızı aramanızda size herhangi bir günah yoktur. Arafat’tan akıp giderken Meş’ari Haram’da Allah’ı anın. Her ne kadar daha önce sapkınlık içinde iseniz de, Allah size doğru yolu gösterdi. İşte bu büyük lütfe minnettarlığınızı dile getirin. 17/110-111,
Şinasi Güneş
Rabbinizden bir armağan aramanızda [orada ticari bir faaliyette bulunmanızda] size bir sakınca yoktur. Arafattan [eğitim merkezlerinden] topluca akın ettiğinizde, dokunulmaz şuurlanma merkezinde Allah'ın mesajlarını yerine getirin. Size yol gösterdiği gibi O'nun mesajlarını yerine getirin. Ondan önce kesinlikle yolunu şaşırmışlardandınız.
2:199. Ayet
Mustafa Çavdar
Sonra insanların toplu olarak akıp çağladığı yerden, siz de akın edin ve Allah’tan bağışlanma dileyin. Şüphesiz Allah eşsiz bir bağışlayıcı ve sonsuz rahmet sahibidir.
Şinasi Güneş
Sonra, insanların topluca akın ettiği yerden topluca akın edin ve Allah'ın bağışlamasını dileyin. Allah bağışlayandır, merhamet edendir.
2:200. Ayet
Mustafa Çavdar
Hac ibadetinizi yerine getirince atalarınızı andığınız gibi, hatta daha da kuvvetli bir anmayla Allah’ı zikredin. İnsanlardan kimileri; “Rabbimiz, bize ne vereceksen bu dünyada ver.” derler. Onların ahirette hiçbir nasibi yoktur. 11/15, 17/18-19,
Şinasi Güneş
Ritüellerinizi yerine getirdiğinizde, babalarınızı zikrettiğiniz gibi veya daha şiddetli bir zikirle Allah'ı zikredin [1]. İnsanlardan kim: ''Rabbimiz, bize dünyada ver [2].'' derse, ona ahirette oluşturulanlardan [nimetlerden nasibi] yoktur.
2:201. Ayet
Mustafa Çavdar
Yine onlardan kimileri de, “Rabbimiz, bize bu dünyada iyilik ve güzellik ver, ahirette de iyilik ve güzellik ver ve bizi ateşin azabından koru!” derler.
Şinasi Güneş
Ve onlardan kim: ''Rabbimiz, bize dünyada da iyilik ve ahirette de iyilik ver ve bizi ateş azabından koru [3:16-191].'' derse,
2:202. Ayet
Mustafa Çavdar
İşte bunlar, kazandıklarından nasibi olanlardır. Nitekim Allah hesabı çok hızlı görendir... 53/39-40-41
Şinasi Güneş
İşte onlar, kazandıkları şeylerden bir nasibi olanlardır. Allah hesabı seri olandır.
2:203. Ayet
Mustafa Çavdar
Allah’ı o sayılı günlerde de anın. Kim iki günde, acele eder de (Mina’daki ibadeti) bitirirse ona günah yoktur; kim de iki günde geri kalsa da sorumlu davranan için herhangi bir günah yoktur. Allah’tan sakının, iyi bilin ki onun huzurunda toplanacaksınız. 6/50-51,
Şinasi Güneş
Sayılı günlerde Allah'ın mesajlarını yerine getirin. Kim iki günde acele ederse, vahyin sınırlarına uyup korunan için, kendisinin zararına neden olacak bir durum yoktur. Allah'ın sınırlarına uyup korunun. Bilin ki, siz O'nda toplanacaksınız.
2:204. Ayet
Mustafa Çavdar
İnsanlardan kimi de var ki, dünya hayatına dair konuşması senin hoşuna gider, bir de kalbindekine Allah’ı şahit tutar. Hâlbuki o azılı düşmandır.
Şinasi Güneş
İnsanlardan öyle kimseler vardır ki, dünya hayatı hakkındaki sözü sana hayranlık uyandırır ve kalbinde olan şeye Allah'ı şahit tutar. Oysa o, hasımların en karşı çıkanıdır [1].
2:205. Ayet
Mustafa Çavdar
Ve bu tip, iş başına geçince yeryüzünde bozgunculuk yapmaya yani ekini ve nesli yok edip mahvetmeye çalışır. Oysa Allah bozgunculuğu sevmez.
Şinasi Güneş
Uzaklaştığında, yeryüzünde bozgunculuk yapmak, ekini, kültürü ve nesli yıkmak, yok etmek için koşturur. Allah, bozgunculuğu sevmez.
2:206. Ayet
Mustafa Çavdar
Ona: “Allah’a karşı gelmekten sakın!” denilince gururu kendisini günaha sokar. Onun hakkından cehennem gelir. Ne kötü bir yerdir orası!
Şinasi Güneş
''Allah'ın sınırlarına uyup korun.'' dendiğinde, kendini üstün görmesi onu zarara neden olmaya sürükler [27:34, 63:8]. Ona cehennem yeter. Kesinlikle sıkıntılı bir beşiktir.
2:207. Ayet
Mustafa Çavdar
İnsanlardan kimisi de, Allah’ın rızasını kazanmak için malından geçer ve canını feda eder. Oysa Allah kullarına karşı çok şefkatlidir. 3/162-174,
Şinasi Güneş
İnsanlardan kimileri de, Allah'ın rızasını aramaya benliğini satar [9:111]. Allah, kullarına şefkatlidir.
2:208. Ayet
Mustafa Çavdar
Ey iman edenler! Hepiniz topluca barışa ve huzura girin, şeytanın adımlarını izlemeyin. O sizin apaçık düşmanınızdır.
Şinasi Güneş
Ey inanıp güvenenler! Bütünüyle silme [1] girin. Şeytanın adımlarına uymayın [2]. O size açıkça bir düşmandır.
2:209. Ayet
Mustafa Çavdar
Size apaçık belgeler geldikten sonra saparsanız, bilin ki Allah mutlak güçlüdür ve her hükmü doğru olandır. 39/71, 67/6...12
Şinasi Güneş
Size gelen apaçık kanıtların ardından kayarsanız, bilin ki Allah üstündür, adaleti sağlayan en doğru hükümleri verendir.
2:210. Ayet
Mustafa Çavdar
Şimdi onlar, Allah’ın melekleri ile birlikte bulut katmanları arasından çıkıp gelmesini mi bekliyorlar. Hâlbuki bu durumda iş bitirilmiş olurdu. Zira bütün işler önünde sonunda Allah’a döner.
Şinasi Güneş
Allah'ın ve doğal güçlerin, buluttan gölgeler içinde onlara gelmesini ve işin bitirilmesini mi gözlüyorlar? İşler Allah'a döndürülür.
2:211. Ayet
Mustafa Çavdar
İsrailoğullarına sor, onlara kaç tane apaçık belge verdik? Kim, Allah’ın mesajlarını kendisine ulaştıktan sonra değiştirirse, şüphesiz Allah’ın cezası çok şiddetlidir. 5/133, 7/114...117
Şinasi Güneş
İsrailoğullar'ına sor. Onlara apaçık kanıtlı ayetten nicelerini verdik. Ona gelmesinin ardından, kim Allah'ın nimetini değiştirirse [1], Allah'ın sonuçlandırması şiddetlidir.
2:212. Ayet
Mustafa Çavdar
Kâfirlere dünya hayatı süslü görünür, bu sebeple iman edenlerle alay ederler. Oysa Allah’tan sakınanlar, kıyamet günü derece olarak
Şinasi Güneş
Gerçekleri örtenlere dünya hayatı çekici gösterildi. İnanıp güvenenlerden kimilerini küçümserler [83:29-34]. Vahyin sınırlarına uyup korunanlar, kıyamet günü onların üzerindedir. Allah, gereğini yapanı hesapsız rızıklandırır.
2:213. Ayet
Mustafa Çavdar
İnsanlar başlangıçta tek bir ümmet idi. Allah, nebileri müjdeciler ve uyarıcılar olarak gönderdi, beraberinde insanların ayrılığa düştükleri hususlarda aralarında hüküm vermesi için, onlarla birlikte hak olan kitabı indirdi. Ancak kitap verilenler, kendilerine apaçık belgeler geldikten sonra sırf aralarındaki kıskançlık yüzünden ayrılığa düştüler. Allah ise iman edenleri, kendi izniyle; hakkında ayrılığa düştükleri konularda doğru yola ulaştırdı. Allah, doğru yolu tercih edeni yoluna ulaştırır. 4/163-164-165,
Şinasi Güneş
İnsanlar tek önderli bir toplumdu. Allah, uyarıcılar ve müjdeciler olarak nebiler görevlendirdi. Ve onlarla birlikte, gerçek bir amaçla; hakkında ihtilafa düştükleri şeylerde insanlar arasında hüküm vermeleri için kitabı indirdi [1]. Onlar, kendilerine verilen o apaçık kanıtların onlara gelmesinin ardından, aralarındaki aşırı sapkınlığın dışında bir sebepten onun hakkında ihtilafa düşmediler [2]. Allah, onların hakkında ihtilafa düştükleri şeylerde inanıp güvenenlere kendi koyduğu kurallar çerçevesinde gerçeğin yolunu gösterdi. Allah, gereğini yapana dosdoğru yolu gösterir.
2:214. Ayet
Mustafa Çavdar
Sizden öncekilerin başına gelenler, sizin de başınıza gelmeden cennete gireceğinizi mi sandınız? Onlara öylesine darlık ve zorluklar geldi, öyle sarsıldılar ki; hatta elçi ve onunla birlikte iman edenler “Allah’ın yardımı ne zaman?” diye feryat ettiler. İyi bilin ki Allah’ın yardımı yakındır.
Şinasi Güneş
Yoksa, sizden önce gelip geçenlerin başına gelenlerin benzeri size gelmeden cennete girmenizi mi hesap ettiniz? Onlara öyle sıkıntılar ve darlıklar temas etmişti ki, elçi ve onunla birlikte olan inanıp güvenenler: ''Allah'ın yardımı ne zaman?'' diyecek noktaya gelene kadar sarsılmışlardı. İyi bilin ki, Allah'ın yardımı yakındır [1].
2:215. Ayet
Mustafa Çavdar
Sana infak olarak ne vereceklerini soruyorlar. De ki: “İyilik yaparak harcadığınız şey; anaya, babaya, akrabaya, yetimlere, yoksullara ve yolda kalmışlaradır. Hayır, olarak ne yaparsanız, Allah şüphesiz onu bilir.”
Şinasi Güneş
Sana neyi infak edeceklerini soruyorlar. De ki! ''Hayırdan infak ettiğiniz şeyler; anne baba, yakınlar, yetimler, ihtiyaç sahipleri ve yol oğlu içindir. Hayırdan ne yaparsanız Allah onu bilir.''
2:216. Ayet
Mustafa Çavdar
Sizin hoşunuza gitmese de savaş size farz olarak yazıldı. Olabilir ki sizin hoşlanmadığınız bir şey, sizin için hayırdır ve ihtimal ki sizin hoşlandığınız bir şey sizin için kötüdür. Siz bilmezsiniz ama Allah bilir.
Şinasi Güneş
O size zor gelen çarpışmak, size yazıldı. Bir şeyin size zor gelmesi, size hayırlı olabilir. Bir şeyi sevmeniz de, size şer olabilir. Allah bilir siz bilmezsiniz.
2:217. Ayet
Mustafa Çavdar
Sana dokunulmaz haram aylardaki yapılan savaşı soruyorlar, de ki: “O ayda savaşmak büyük suçtur, Allah yolundan çevirmek, Onu inkâr etmek, Mescid-i Haram’dan insanları engellemek ve oranın ahalisini oradan sürüp çıkarmak Allah katında daha büyük vebaldir. Fitne ise, öldürmekten daha kötüdür. Güçleri yeterse sizi dininizden döndürünceye kadar sizinle savaşmaya devam ederler. Sizden kim dininden dönüp, kâfir olarak ölürse işte onlar, amelleri dünyada ve ahirette boşa gidenlerdir. İşte onlar ateş ehlidir. Orada kalıcıdırlar.” 2/194, 4/17-18, 5/97, 5-36,
Şinasi Güneş
Sana dokunulmaz ayda çarpışmaktan soruyorlar. De ki! ''Onda çarpışmak büyüktür [büyük suçtur]. Allah'ın yolundan alıkoymak, onu ve Mescid-i Haram [dokunulmaz eğitim öğretim ve sosyal dayanışma kurumunu] hakkında gerçekleri örtmek / görmezden gelmek, ahalisini oradan çıkarmak ise, Allah katında daha büyüktür. Toplumu ateşe atmak / sıkıntıya sokmak, etkisiz hale getirmekten / öldürmekten daha büyüktür [2:191].'' Güçleri yetse sizi dininizden döndürene kadar sizinle çarpışmaya devam ederler [1]. Sizden kim dininden döner, gerçekleri örten olarak ölürse, işte onların, dünya ve ahirette yaptıkları boşa gitmiştir [2]. İşte onlar, ateşin arkadaşlarıdır. Onlar orada kalıcıdırlar [3:88].
2:218. Ayet
Mustafa Çavdar
İman edenler, hicret edenler ve Allah yolunda üstün gayret gösterenler, işte bunlar Allah’ın rahmetini umarlar. Allah eşsiz bir bağışlayıcı sınırsız bir merhamet sahibidir. 4/100, 8/72, 9/20-71,
Şinasi Güneş
İnanıp güvenenler, Allah yolunda hicret edenler ve ellerinden geleni yapanlar var ya [1], işte onlar, Allah'ın rahmetini bekleyenlerdir. Allah bağışlayandır, merhamet edendir.
2:219. Ayet
Mustafa Çavdar
Sana aklı örten içkiyi ve kumarı soruyorlar. De ki: “Onlarda büyük günah ve insanlara bazı faydalar vardır. Günahları, sağlayacağı faydadan daha büyüktür.” Ne infak edeceklerini sana soruyorlar. De ki: ihtiyaçtan fazlası/Vazgeçebileceklerinizden.” İşte Allah, size düşünesiniz diye ayetleri açıklıyor. 5/90-91-92-93,
Şinasi Güneş
2:219-220: Sana aklı örten şeylerden ve kolay kazançtan [şans oyunlarından] soruyorlar. De ki! ''Onlarda insanlar için büyük zarara neden olan şeyler ve menfaatler vardır. Zarara neden olan şeyleri, menfaatlerinden daha büyüktür. Sana neyi infak edeceklerini soruyorlar. De ki! ''Artanı [1].'' Devamlı düşünün diye, dünya ve ahiret hakkındaki ayetleri Allah size işte böyle açıkça ortaya koyuyor. Sana yetimlerden soruyorlar. De ki! ''Onların durumlarını düzeltmek hayırlıdır. Onları aranıza katarsanız, onlar sizin kardeşlerinizdir. Allah bozguncuyu da düzelteni de bilir [2]. Allah gerekli görseydi, kesinlikle sizi sıkıntıya da sokabilirdi. Allah üstündür, adaleti sağlayan en doğru hükümleri verendir.
2:220. Ayet
Mustafa Çavdar
Dünyada ve ahirette... Sana yetimleri soruyorlar. De ki: “Onların işlerini düzeltmek hayırlıdır. Eğer onlarla bir arada yaşarsanız artık onlar sizin kardeşlerinizdir.” Allah düzeltmeye çalışanı, bozguncudan ayırt etmesini bilir. Allah dileseydi sizi sıkıntıya sokardı. Şüphesiz Allah mutlak üstün ve her hükmü doğru olandır. 4/2- 6,
Şinasi Güneş
2:219-220: Sana aklı örten şeylerden ve kolay kazançtan [şans oyunlarından] soruyorlar. De ki! ''Onlarda insanlar için büyük zarara neden olan şeyler ve menfaatler vardır. Zarara neden olan şeyleri, menfaatlerinden daha büyüktür. Sana neyi infak edeceklerini soruyorlar. De ki! ''Artanı.'' Devamlı düşünün diye, dünya ve ahiret hakkındaki ayetleri Allah size işte böyle açıkça ortaya koyuyor. Sana yetimlerden soruyorlar. De ki! ''Onların durumlarını düzeltmek hayırlıdır. Onları aranıza katarsanız, onlar sizin kardeşlerinizdir. Allah bozguncuyu da düzelteni de bilir. Allah gerekli görseydi, kesinlikle sizi sıkıntıya da sokabilirdi. Allah üstündür, adaleti sağlayan en doğru hükümleri verendir.
2:221. Ayet
Mustafa Çavdar
Müşrik kadınlarla, onlar iman etmedikçe evlenmeyin. Mümin bir köle, hoşunuza gitse bile müşrik bir kadından daha hayırlıdır. İman etmedikçe, müşrik erkeklerle mümin kadınları nikâhlamayın. Mümin bir köle, hoşunuza gitse bile müşrik bir erkekten daha hayırlıdır. İşte onlar sizi ateşe çağırırlar. Allah ise, izniyle, cennete ve bağışlamaya davet eder ve insanlara düşünüp ibret alsınlar diye ayetlerini açıklıyor.
Şinasi Güneş
İnanıp güvenene kadar ortak koşan kadınlarla evlendirmeyin. İnanıp güvenen bir emet [1], sizi etkilese de, ortak koşan bir kadından hayırlıdır [2]. Ortak koşan erkeklerle de inanıp güvenene kadar evlendirmeyin. İnanıp güvenen bir köle, sizi etkilese de, ortak koşandan hayırlıdır. İşte onlar sizi ateşe çağırır. Allah, koyduğu kurallar çerçevesinde sizi cennete ve bağışlanmaya çağırıyor. Bilgilerini devamlı kullansınlar diye, ayetlerini insanlar için açıkça ortaya koyuyor.
2:222. Ayet
Mustafa Çavdar
Sana, kadınların adet halinden de soruyorlar. De ki: “O bir ezadır. Adet halinde iken kadınlardan uzak durun, temizlenmelerine kadar onlara yaklaşmayın. Temizlendikleri zaman, Allah’ın size emrettiği yoldan yaklaşın. Allah, şüphesiz tövbe ile yanlıştan dönenleri sever ve temizlenenleri de sever.
Şinasi Güneş
Sana kadınların özel hallerinden soruyorlar. De ki! ''O bir eziyettir. Özel hallerindeyken, temizlenene kadar kadınları rahat bırakın ve onlara yaklaşmayın. Onlar temizlendiklerinde, onlara Allah'ın emrettiği yerden yaklaşın. Allah, hatasından kesin dönüş yapıp kendisine itaate yönelenleri sever. Ve devamlı temizlenenleri sever [1].
2:223. Ayet
Mustafa Çavdar
Kadınlar sizin soyunuzu devam ettirmeniz için birer tarla mesabesindedir! Tarlanıza istediğiniz (Allah’ın emrettiği) gibi gelin, kendiniz için de önceden hazırlık yapın. Allah’a karşı sorumlu davranın ve iyi bilin ki O’na mutlaka kavuşacaksınız. Bunu müminlere müjdele! 58/2, 65/5...7
Şinasi Güneş
Kadınlarınız size ekindir [1]. Ekininize gerekli gördüğünüz biçimde yaklaşın ve kendiniz için hazırlık yapın. Allah'ın sınırlarına uyup korunun. İyi bilin ki, siz O'na karşılaşıcısınız. İnanıp güvenenleri müjdele.
2:224. Ayet
Mustafa Çavdar
Yeminlerinizle iyilik yapmanıza, sorumlu davranmanıza ve insanların arasını bulmanıza Allah’ı engel kılmayın. Allah, her şeyi işiten ve bilendir. 4/114, 49/9-10
Şinasi Güneş
Allah'ı, yeminleriniz için; iyilik yapmanız, vahyin sınırlarına uyup korunmanız, insanların arasını düzeltmeniz konusunda geri durma [duyarsız kalma, umursamama] aracı kılmayın [1].
2:225. Ayet
Mustafa Çavdar
Allah, sizi kasıtsız yeminlerinizden dolayı sorumlu tutmaz, fakat bilinçli yaptığınız yeminlerden sorumlu tutar. Allah, eşsiz bir bağışlayıcı ve hemen cezalandırmayandır. 5/89, 58/16, 63/1-2
Şinasi Güneş
Allah, yeminlerinizdeki boş sözle sizi sorumlu tutmaz. Fakat, kalplerinizin kazandığı şeylerle [33:5] sorumlu tutar [5:89]. Allah bağışlayandır, merhamet edendir.
2:226. Ayet
Mustafa Çavdar
Kadınlarına yaklaşmamaya yemin edenlerin, dört ay beklemeleri gerekir. Eğer dönerlerse, şüphesiz Allah eşsiz bir bağışlayıcı ve sınırsız merhamet edendir. 4/35, 58/3-4
Şinasi Güneş
Kadınlarından boşanmayı tasarlayanlar için dört ay beklemek vardır. Eğer dönerlerse, Allah bağışlayandır, merhamet edendir.
2:227. Ayet
Mustafa Çavdar
Eğer boşanmaya karar verirlerse, şüphesiz Allah her şeyi işitendir, bilendir. 2/226...242, 65/1-6
Şinasi Güneş
Eğer boşamaya karar verdilerse, Allah işitendir, bilendir.
2:228. Ayet
Mustafa Çavdar
Kadınlar boşanma haklarını kullanırlarsa, kendi başlarına üç adet dönemi beklerler. Eğer onlar Allah’a ve ahiret gününe inanıyorlarsa, Allah’ın kendi rahimlerinde yarattığını gizlemeleri helal olmaz. Eğer, bu süre içinde barışmak isterlerse kocaları da onları almaya daha çok hak sahibidirler. Erkeklerin kadınlar üzerinde bulunan hakları gibi, kadınların da erkekler üzerinde hakları vardır. Erkekler, eşleri üzerinde önceliğe sahiptirler. Allah, mutlak üstün olan ve her hükmünde doğru karar verendir. 2/226...242, 4/35, 65/1-6
Şinasi Güneş
Boşanan kadınlar, üç adet dönemi kendi başlarına [evlenmeden] beklerler [65:1]. Allah'a ve ahiret gününe inanıp güveniyorlarsa, rahimlerinde Allah'ın oluşturduğu şeyi [gebeliklerini] gizlemeleri onlara helal değildir. Bir düzeltme isterlerse, bu süre içerisinde kocaları onları geri almaya daha hak sahibidirler [1]. Herkesçe kabul edilen ortak iyiye uygun bir şekilde kadınların da benzer hakları [2], erkekler için de, onların üzerinde bir derece vardır. Allah üstündür, adaleti sağlayan en doğru hükümleri verendir.
2:229. Ayet
Mustafa Çavdar
Boşanma iki defadır, sonra ya iyilikle tutmak ya da güzelce salıvermek gerekir. Kadınlara verdiklerinizden bir şeyi (Mehri) -kadın ve erkek Allah’ın çizdiği hududu ihlal etmekten korkmadıkça- geri almanız size helal değildir. Fakat onların, Allah’ın çizdiği hududu ihlal etmelerinden korkarsanız, o zaman kadının kocasına fidye vererek boşanmak istemesinde ikisine de günah yoktur. Bunlar, Allah’ın yasal sınırlarıdır; onları çiğnemeyin. Kim Allah’ın koyduğu sınırları ihlal ederse, işte onlar zalimlerin ta kendileridir. 2/226...242, 4/35, 65/1-6
Şinasi Güneş
Boşanma iki defadır. Herkesçe kabul edilen ortak iyiye uygun bir şekilde tutun veya iyileştirerek bırakın. İki tarafın Allah'ın sınırlarını ayakta tutamamaktan korkmaları dışında, onlara verdiğiniz [mehir vb.] şeylerden bir şey almanız helal değildir. Allah'ın sınırlarını ayakta tutamamaktan korkarsanız, kadının bir fidye [ayrılma bedeli] vermesinde ikisine de bir sakınca yoktur [1]. İşte bu, Allah'ın sınırlarıdır, onu çiğnemeyin. Kim Allah'ın sınırlarını çiğnerse, işte onlar yanlış yapanlardır.
2:230. Ayet
Mustafa Çavdar
Erkek; kadını üçüncü defa boşarsa, bundan sonra kadın başka birisiyle evlenmedikçe bir daha kendisine helal olmaz. Eğer ikinci koca da onu boşarsa, Allah’ın yasalarını koruyacaklarına inanırlarsa birbirlerine dönmelerinde bir günah yoktur. Bunlar, Allah’ın koyduğu sınırlardır, bunları bilen bir toplum için açıklıyor. 2/226...242, 4/35, 65/1-6
Şinasi Güneş
Eğer kadını [üçüncü kez] boşarsa, onun ardından kadın ondan başka bir eşle evlenene kadar ona helal olmaz. [Evlendiği eş] Onu boşarsa ve eğer Allah'ın sınırlarını ayakta tutmalarına inanırlarsa, birbirlerine dönmelerinde bir sakınca yoktur [1]. İşte bu, Allah'ın sınırlarıdır. Bilinçli bir halk için onu açıkça ortaya koyuyor.
2:231. Ayet
Mustafa Çavdar
Kadınları boşadığınızda, onların da bekleme süreleri sona erince ya onları güzellikle tutun ya da güzellikle bırakın. Fakat onlara zarar vermek ve haklarını ihlal etmek niyetiyle zorla alıkoymayın. Kim bunu yaparsa şüphesiz kendisine yazık etmiş olur. Allah’ın ayetlerini hafife almayın. Allah’ın üzerinizdeki nimetini, kendisiyle öğüt vermek için size indirdiği kitabı ve hikmeti düşünün. Allah’a karşı sorumlu olun ve bilin ki, kesinlikle Allah her şeyi bilendir. 2/226...242, 4/35, 65/1-6
Şinasi Güneş
Kadınları boşayıp, [iddet] sürelerinin sonuna ulaştıklarında, herkesçe kabul edilen ortak iyiye uygun bir şekilde tutun veya herkesçe kabul edilen ortak iyiye uygun bir şekilde bırakın [65:2]. Onlara saldırganlık yapmak için darlık vererek onları tutmayın [65:6]. Kim bunu yaparsa kendine yanlış yapar. Allah'ın ayetlerini alay konusu edinmeyin [hafife almayın]. Allah'ın üzerinize olan nimetini ve onunla size öğüt verdiği; kitaptan indirdiği şeyi ve adaleti sağlayan en doğru hükümleri aklınızdan çıkarmayıp yerine getirin. Allah'ın sınırlarına uyup korunun. Bilin ki Allah, her şeyi bilendir.
2:232. Ayet
Mustafa Çavdar
Kadınları boşadığınız vakit, onlar da bekleme sürelerini bitirince, aralarında doğru bir şekilde anlaştıkları takdirde, kocalarıyla evlenmelerini engellemeyin. İşte, sizden Allah’a ve ahiret gününe iman edenlere bununla öğüt veriliyor. Bu, sizin için daha nezih ve daha temizdir. Allah bilir, ama siz bilmezsiniz. 2/226...242, 4/35, 65/1-6
Şinasi Güneş
Kadınları boşayıp [iddet] sürelerinin sonuna ulaştıklarında, aralarında herkesçe kabul edilen ortak iyiye uygun bir şekilde anlaştıklarında, eşleriyle evlenmeleri konusunda baskı yapmayın [engel olmayın]. Sizden Allah'a ve ahiret gününe inanıp güvenen kimselere böyle öğütleniyor [65:2]. Sizi en arındıran ve en temizleyen budur. Allah bilir siz bilmezsiniz.
2:233. Ayet
Mustafa Çavdar
Anneler çocuklarını, emzirmeyi tamamlatmak isteyen baba için tam iki sene emzirirler. Annelerin yiyecek ve giyeceğini uygun bir şekilde sağlamak, çocuk kendisinin olan babaya borçtur. Kişiye gücünün üstünde bir şey yüklenmez. Çocuğu yüzünden anne de, çocuk kendisinin olan baba da zarara sokulmamalıdır! Vârise de aynısı düşer. Eğer anne ve baba aralarında danışarak ve anlaşarak sütten kesmek isterlerse, ikisine de günah yoktur. Çocuklarınızı (sütanneye) emzirtmek isterseniz, vereceğiniz ücreti örfe uygun bir şekilde öderseniz size bir günah yoktur. Allah’tan sakının, iyi bilin ki Allah yaptıklarınızı görmektedir.
Şinasi Güneş
Emzirmeyi tamamlamak isteyenler için, anneler evlatlarını tam iki yıl emzirirler. Onların rızkı ve giyecekleri, herkesçe kabul edilen ortak iyiye uygun olarak, evlat kendisine ait olanın [babanın] üzerinedir. Kişiye kapasitesi dışındaki teklif edilemez [1]. Anne evladından dolayı, evlat kendisine ait olan [baba], evladından dolayı darlığa sokulmasın [65:7]. [Yükümlü varis ise] Varis için de bu böyledir. Eğer karşılıklı rıza ile ve aralarında istişare ederek sütten ayırmak isterlerse, ikisine de bir sakınca yoktur. Eğer evlatlarınızı emzirtmek isterseniz, verdiğiniz şeyi [ücreti] herkesçe kabul edilen ortak iyiye uygun bir şekilde teslim ettiğinizde size bir sakınca yoktur [65:6]. Allah'ın sınırlarına uyup korunun. Bilin ki Allah, yaptığınız şeyleri hakkıyla görendir.
2:234. Ayet
Mustafa Çavdar
İçinizden ölenlerin arkasında bırakmış olduğu hanımlar, kendi kendilerine dört ay on gün beklerler. Müddetlerini tamamladıklarında, onların kendi haklarında uygun şekilde yaptıklarından dolayı size bir günah yoktur. Allah, yaptıklarınızdan haberdardır.
Şinasi Güneş
Sizden vefat ettirilenlerin bıraktıkları eşleri, kendi başlarına evlenmeden dört ay on gün beklerler. Sürelerinin sonuna ulaştıklarında, kendileri hakkında herkesçe kabul edilen ortak iyiye uygun bir şey yaptıklarında; size bir sakınca [vebal] yoktur. Allah, yaptığınız şeyler hakkında haberdardır.
2:235. Ayet
Mustafa Çavdar
Böyle kadınlara kapalı bir şekilde evlenme teklif etmenizde veya onlarla evlenmeyi içinizden geçirmenizde size bir günah yoktur. Allah, sizin onlara düşündüğünüzü söyleyeceğinizi bilmektedir. Fakat meşru sözler dışında, onlarla gizlice sözleşmeyin. Müddet sona erene kadar nikâh akdine kalkışmayın. İçinizde olanı Allah’ın bildiğini bilin de Ondan çekinin. İyi bilin ki Allah bağışlayandır ve hemen cezalandırmayandır. 2/226...242, 4/35, 65/1-6
Şinasi Güneş
[Evlenme isteği duyduğunuz] Kadınlara teklif sunmaktan veya içinizde saklamaktan dolayı size bir sakınca [vebal] yoktur. Allah, sizin onları zikredeceğinizi [meşru ve fıtri toplumsal evlilik koduyla anacağınızı, gündeme getireceğinizi] bilir. Fakat onlara, herkesçe kabul edilen ortak iyiye uygun bir söz söylemeniz dışında, gizlice vaatte bulunmayın. Kitabın belirlediği son süreye ulaşana kadar nikah sözleşmesine karar vermeyin. Bilin ki Allah, içinizde olanı bilir. Öyleyse, O'na karşı ihtiyatlı olun. Ve bilin ki Allah, bağışlayandır, yumuşak davranandır.
2:236. Ayet
Mustafa Çavdar
Hanımlara temas etmeden veya mehirlerini biçmeden, onları boşarsanız sizin üzerinize bir günah yoktur. Zengin olanlar güçleri ölçüsünde, fakir olanlar da yine güçleri ölçüsünde, uygun bir şekilde onları faydalandırın. Bu iyi davrananların şanına yakışır bir borçtur.
Şinasi Güneş
Onlara temas etmeden veya farzı [mehir ve nikahı] yerine getirmeden kadınları boşarsanız, size bir sakınca yoktur. Durumu geniş olan ölçüsüne göre, eli dar olan ölçüsüne göre, herkesçe kabul edilen ortak iyiye uygun bir yararlandırmayla onları yararlandırmak, iyileştirenlerin üzerine bir haktır.
2:237. Ayet
Mustafa Çavdar
Eğer onlara mehir biçer de temas etmeden onları boşarsanız, kendileri veya nikâh akdi ellerinde olan kimsenin bağışlaması müstesna –belirlediğiniz- mehrin yarısını onlara verin. Mehrin hepsini bağışla 32
Şinasi Güneş
Onlara temas etmeden önce onları boşarsanız ve onlara bir farz [mehir] belirlemişseniz, kendisinin vazgeçmesi veya nikah akdi elinde olanın [velisinin] vazgeçmesi dışında, belirlediğinizin yarısı onlarındır [33:49]. Sizin vazgeçmeniz [mehrin tamamını vermeniz], vahyin sınırlarına uyup korunmaya daha yakındır. Aranızdaki fazlalığı unutmayın [4:34]. Allah, yaptığınız şeyleri hakkıyla görendir.
2:238. Ayet
Mustafa Çavdar
Namazlara, özellikle orta namaza devam edin ve saygı ile Allah’ın huzuruna durun.
Şinasi Güneş
Salatlar [vahyin size yüklediği yükümlülükler] üzerinde, özellikle en hayırlı, en yararlı salat [cuma salatı] üzerinde koruyucu olun [1]. Allah'a gönülden bağlı olanlar olarak kıyam edin.
2:239. Ayet
Mustafa Çavdar
Eğer herhangi bir endişe taşırsanız, o zaman yaya yahut binekli olarak namaz kılın. Güvene kavuştuğunuz zaman daha önce bilmediğiniz şeyleri size öğrettiği gibi Allah’ı anın. (Namazı kılın)
Şinasi Güneş
Eğer korkarsanız, ayakta olarak veya binek üstündeyken, güvende olduğunuzda da, bilmediğiniz şeyleri size öğrettiği gibi Allah'ın mesajlarını yerine getirin [1].
2:240. Ayet
Mustafa Çavdar
İçinizden ölüp geriye eşler bırakan erkekler, bir seneye kadar eşleri evlerinden çıkarılmayacak bir geçimlik vasiyet etmiş olmalıdırlar. Şayet kadınlar kendileri çıkarlarsa, kendi haklarında uygun olanı yapmalarından dolayı size bir mesuliyet yoktur. Allah üstündür, doğru karar verendir. 2/234, 4/11-12
Şinasi Güneş
Sizden, eşler bırakarak vefat ettirilenlerin eşleri için, bir yıla kadar [evlerinden] çıkarılmadan yararlandırılmaları bir vasiyettir [yükümlülüktür]. Eğer kendileri çıkarsa, herkesçe kabul edilen ortak iyiye uygun bir şekilde kendileri hakkında yaptıkları şeylerde size bir sakınca [vebal] yoktur. Allah üstündür, adaleti sağlayan en doğru hükümleri verendir.
2:241. Ayet
Mustafa Çavdar
Boşanmış kadınlara örfe uygun şekilde bir geçimlik sağlanmalıdır. Bu sorumlu davrananlar üzerine bir borçtur. 4/20, 2/226...242, 4/35, 65/1-6
Şinasi Güneş
Boşanmış kadınların, herkesçe kabul edilen ortak iyiye uygun bir şekilde yararlandırılması, vahyin sınırlarına uyup korunanlar üzerine bir haktır.
2:242. Ayet
Mustafa Çavdar
Allah, size ayetlerini işte böyle açıklıyor. Belki aklınızı kullanırsınız.
Şinasi Güneş
Aklınızı kullanın diye, Allah size ayetlerini işte böyle açıkça ortaya koyuyor.
2:243. Ayet
Mustafa Çavdar
Binlerce kişi iken ölüm korkusuyla yurtlarından çıkanları görmedin mi? Allah onlara önce “Ölün!” dedi; sonra da onları tekrar diriltti. Şüphesiz Allah, insanlara karşı büyük lütuf/ikram sahibidir ama insanların çoğu şükretmezler. 3/166...175,
Şinasi Güneş
Kendileri binlerce oldukları halde, ölüme karşı tedbir olsun diye yurtlarından çıkanlara dikkat etmedin mi? Allah onlara: ''Ölün!'' dedi, sonra onlara hayat verdi [1]. Allah, insanlar üzerine armağan sahibidir. Fakat insanların çoğu, karşılığını vermiyorlar.
2:244. Ayet
Mustafa Çavdar
Allah yolunda savaşın; bilin ki Allah her şeyi işiten ve bilendir.
Şinasi Güneş
Allah yolunda çarpışın. Bilin ki Allah, işitendir, bilendir.
2:245. Ayet
Mustafa Çavdar
Allah’a güzel bir ödünç verip de, Allah’ın da karşılığını ona kat kat artırarak vereceği hani kim var? Allah hem daraltır hem genişletir. Siz yalnız O’na döndürüleceksiniz. 57/11-12-18
Şinasi Güneş
Ona kat kat fazlasıyla arttıracağı iyi bir ödünç olarak Allah'a ödünç veren kimdir [1]? Allah tutar da, açar da. O'na döndürülüyorsunuz.
2:246. Ayet
Mustafa Çavdar
Musa’dan sonra İsrailoğullarının ileri gelenlerini görmedin mi? Nebilerinden birine demişlerdi ki: “Bize, bir hükümdar gönder de Allah yolunda savaşalım.” Nebileri de: “Ya, savaş size farz olunca savaşmazsanız? Demişti. Onlar da: “Bizler neden Allah yolunda savaşmayalım ki? Biz yurtlarımızdan ve oğullarımızdan uzaklaştırıldık.” demişlerdi. Fakat üzerlerine savaş farz olarak yazılınca içlerinden pek azı hariç yüz çevirdiler. Allah, savaştan kaçan zalimleri en iyi bilendir.2/190, 4/74-75,
Şinasi Güneş
Musa'nın ardından İsrailoğulları'nın ileri gelenlerine dikkat etmedin mi? Hani nebilerine: ''Bize bir komutan görevlendir de, Allah yolunda çarpışalım.'' demişlerdi de [nebileri]: ''Çarpışmak size yazılır da, ya çarpışmazsanız?'' demişti. [Onlar]: ''Bize ne oluyor ki, oğullarımızdan ve yurdumuzdan çıkarılmışken Allah yolunda çarpışmayalım?'' demişlerdi. Çarpışmak üzerlerine yazıldığında ise, onlardan azı dışındakiler yüz çevirdiler. Allah, yanlış yapanları bilir.
2:247. Ayet
Mustafa Çavdar
Nebileri onlara dedi ki: “Allah, Talût’u size hükümdar gönderdi.” Onlar da: “O bize nasıl hükümdar olabilir? Biz hükümdarlığa ondan daha layığız üstelik. Ona, malca da bir bolluk verilmemiştir.” dediler. Nebileri de: “Allah, onu size seçti, zira onu bilgi ve fiziki açıdan size üstün kıldı. Allah, mülkünü dilediğine verir. Allah’ın lütfu geniştir. O, her şeyi bilendir.” dedi. 3/125...127,
Şinasi Güneş
Nebileri onlara: ''Allah, komutan olarak size Talut'u görevlendirdi.'' dedi. Onlar: ''Onun bize komutanlığı nasıl olur? Ona maldan bir genişlik de verilmemişken, komutanlığa biz ondan daha hak sahibiyiz.'' dediler. [Nebileri]: ''Allah ilimde ve vücutta genişlikte onu arttırdı ve üzerinize seçkin kıldı.'' dedi. Allah, komutanlığı gerekli gördüğüne verir [3:26]. Allah genişletendir, bilendir.
2:248. Ayet
Mustafa Çavdar
Ve yine onlara Nebileri, şöyle dedi: “Onun hükümdarlığının belgesi, meleklerin taşıdığı, içinde Rabbinizden bir ferahlık, Musa ailesinin ve Harun ailesinin emanetlerinin bulunduğu sandığı size getirmesidir. Eğer inanıyorsanız, bunda sizin için kesin bir belge vardır.”
Şinasi Güneş
Nebileri onlara: ''Onun komutanlığının göstergesi, Rabbinizden teskin edici, içinde Musa ve Harun ailesinin bıraktığı şeylerden bir kalıntı olan ve onu güçlü varlıkların [katırların] taşıdığı bir sandığın size gelmesidir. Eğer inanıp güveniyorsanız, kesinlikle bunda size bir ayet vardır'' dedi.
2:249. Ayet
Mustafa Çavdar
Talût, ordusuyla birlikte ayrıldığında: “Allah, sizi bir ırmakla sınayacaktır. Kim o sudan içerse benden değildir, kim de ondan tatmazsa o bendendir, sadece eliyle bir avuç içen hariç.” dedi. Onlardan pek azı hariç o sudan içtiler. Nihayet o ve onunla birlikte iman edenler ırmağı geçince, emri dinlemeyenler: “Bugün Câlût’a ve onun ordusuna karşı koyacak gücümüz yok.” dediler. Rablerine/sahiplerine kavuşacaklarını düşünenler ise: “Nice sayıca az topluluklar, Allah’ın izni ile sayıca çok olan toplulukları yenmişlerdir. Allah sabredenlerle beraberdir.” dediler.
Şinasi Güneş
Talut, askerlerle ayrıldığında: ''Allah sizi bollukla [1], yıpratıp olgunlaştırarak kaliteyi ortaya çıkaran bir sınava tabi tutandır. Kim ondan içerse [o bolluğa dalarsa] benden değildir. Emek vererek, eliyle bir emek elde eden dışında, kim ondan beslenmezse, kesinlikle o bendendir.'' dedi. Onlardan azı dışında ondan içtiler [bolluğa daldılar]. Orayı geçince, o ve onun beraberindeki inanıp güvenenler: ''Calut ve askerlerine karşı bugün takatimiz kalmadı.'' dediler. Allah'a karşılaşacaklarına gerçekten inananlar: ''Allah'ın koyduğu kurallar çerçevesinde, sayısı az birlikten niceleri, sayısı çok olan birliklere galip geldi. Allah direnenlerle beraberdir.'' dedi.
2:250. Ayet
Mustafa Çavdar
Onlar Câlût ve ordusuyla karşılaştıklarında: “Rabbimiz! Üzerimize sabır yağdır. Ayaklarımıza güç ve sebat ver, bu kâfirler topluluğuna karşı bize yardım et.” dediler. 3/173-174,
Şinasi Güneş
Calut ve askerleri için ortaya çıktıklarında: ''Rabbimiz, üzerimize direnç dök, ayaklarımızı sabit kıl, gerçekleri örten halka karşı bize yardım et [2:286, 3:147].'' dediler.
2:251. Ayet
Mustafa Çavdar
Nihayet Allah’ın izniyle onları bozguna uğrattılar. Davut da Câlût’u öldürdü. Allah, Davud’a hükümdarlık ve hikmet verdi, Ona dilediğinden öğretti. Allah insanların birini diğeri ile defetmemiş olsaydı, yeryüzünde düzen bozulurdu. Fakat Allah, âlemlere karşı lütuf/ikram sahibidir.
Şinasi Güneş
Allah'ın koyduğu kurallar çerçevesinde onları hezimete uğrattılar. Davud, Calut'u etkisiz hale getirdi. Allah ona komutanlık ve adaleti sağlayan ilkeleri ve uygulama imkanı verdi [38:20] ve ona gerekli gördüğü şeylerden öğretti. Allah'ın, insanların bazısını bazısıyla savması olmasaydı, kesinlikle yeryüzünde düzen bozulurdu [22:40]. Fakat Allah, alemlerin üzerine armağan sahibidir.
2:252. Ayet
Mustafa Çavdar
İşte bunlar, sana olayların gerçek yüzünü aktardığımız Allah’ın ayetleridir. Elbette ki sen gönderilmiş elçilerden birisin.
Şinasi Güneş
İşte bu, Allah'ın ayetleridir. Sana onu gerçek bir amaçla okuyup aydınlatıyoruz. Sen kesinlikle gönderilenlerdensin.
2:253. Ayet
Mustafa Çavdar
İşte bu elçiler, bazı özelliklerle birbirlerinden farklı kıldık. Zira Allah, onlardan bir kısmıyla konuşmuş bir kısmını da derecelerle yüceltmiştir. Meryem oğlu İsa’ya da açık belgeler verdik ve onu Ruhu’l- Kudüs/ (Cebrail) ile destekledik. Allah dilemiş olsaydı, onların ardından gelenler
Şinasi Güneş
İşte bu elçilerin, bazısını bazısına fazlalıklı kıldık. Onlardan Allah'ın kelam ettiği ve bazılarının derecelerini yükselttikleri vardır. Meryem oğlu İsa'ya apaçık kanıtlar verdik ve onu tertemiz bir bilgiyle güçlendirdik [2:87, 5:110]. Allah gerekli görseydi, onların ardından gelenler, kendilerine gelen apaçık kanıtların ardından birbirleriyle çarpışamazlardı. Fakat ihtilafa düştüler [1]. Onlardan kimisi inanıp güvendi, kimisi gerçekleri örttü. Allah gerekli görseydi, birbirleriyle çarpışamazlardı. Fakat Allah, dilediği şeyi yapar.
2:254. Ayet
Mustafa Çavdar
Ey iman edenler, içinde alışverişin, dostluğun ve de şefaatin olmadığı bir gün gelmeden önce, size rızık olarak verdiklerimizden Allah yolunda harcayın. İnanmayarak kâfir olanlar, işte onlar yanlışta ısrar eden zalimlerin ta kendileridir.
Şinasi Güneş
Ey inanıp güvenenler! Pazarlığın, aracılığın ve şefaatin olmadığı bir gün gelmeden önce [1], sizi rızıklandırdığımız şeylerden infak edin [14:31, 63:10]. Gerçekleri örtenler [36:47] var ya, onlar yanlış yapanlardır.
2:255. Ayet
Mustafa Çavdar
Allah, O’ndan başka ilah yoktur. O hayatın kaynağı ve dayanağıdır. Yarattıklarının üzerinde yönetici ve gözeticidir. O’nu ne unutma tutar ne de uyku. Göklerde ve yerde olanların hepsi O’nundur. O’nun izni olmadan O’nun katında şefaat edecek de kimmiş? O, onların önlerinde ve arkalarında olanı bilir. Onlar, O’nun ilminden ancak dilediği kadarının dışında hiçbir şey kavrayamazlar. O’nun otoritesi, gökleri ve yeri kaplamıştır. Onları koruyup gözetmek O’na asla ağır gelmez. Allah çok yücedir, çok büyüktür. 3/2, 20/110, 59/22-23-24,
Şinasi Güneş
O'nun dışında bir ilah olmayan Allah'tır. Daima diri olup varlığın dayanağı, ayakta tutanıdır [3:2, 20:111]. O'nu, dalgınlık, uyuklama ve uyku tutmaz. Göklerde ve yeryüzünde olan şeyler O'nundur. O'nun koyduğu kurallar çerçevesi dışında, onun katında kim şefaat edecekmiş? Önlerindekini de, arkalarındakini de O bilir [20:110]. Gerekli gördüğünün dışında, O'nun ilminden hiçbir şey kuşatamazlar. O'nun tahtı, otoritesinin alanı, gökleri ve yeryüzünü kaplamıştır. O ikisini korumak O'nu yormaz, ağır gelmez. O, yücedir, azametlidir.
2:256. Ayet
Mustafa Çavdar
Dinde zorlamanın, çirkinliğin hiçbir şekli yoktur. Hak yol, batıl yoldan apaçık ayrılmıştır. Kim tağutu şer güçleri inkâr eder de Allah’a inanır-güvenirse, muhakkak ki o, kopması mümkün olmayan sağlam bir kulpa yapışmıştır. Allah hakkıyla işitendir, hakkıyla bilendir.
Şinasi Güneş
Dinde zorlama yoktur [1]. Doğruluk, azgınlıktan / sapkınlığın aşırısından ayrılarak açıkça ortaya çıkmıştır. Kim, tamamlanmış dine ekleme çıkarma yaparak bardağı taşıran kişi ve otoritelere küfreder [60:4] ve Allah'a inanıp güvenirse [2], kesinlikle onda kopma olmayan en sağlam kulpa tutunmuştur [31:22]. Allah işitendir, bilendir.
2:257. Ayet
Mustafa Çavdar
Allah, iman edenlerin velisi ve koruyucusudur. Onları karanlıklardan aydınlığa çıkarır. Gerçeği örtbas eden kâfirlerin evliyası ise tağuttur/azgınlardır. Onları aydınlıktan karanlıklara sürüklerler. İşte onlar ateş halkıdır. Orada kalıcıdırlar. 3/68,/196,
Şinasi Güneş
Allah, inanıp güvenenlerin yakını, yol göstericisi, müttefikidir, onları karanlıklardan aydınlığa çıkarır [1]. Gerçekleri örtenlerin yakınları, yol göstericileri, müttefikleri ise, dine ekleme çıkarma yaparak bardağı taşıran kişi ve otoritelerdir [4:76]. Onları, aydınlıktan karanlıklara çıkarırlar. İşte onlar, ateşin arkadaşlarıdırlar. Onlar orada kalıcıdırlar.
2:258. Ayet
Mustafa Çavdar
Allah kendisine hükümdarlık verdi diye şımarıp, Rabbi hakkında İbrahim’le tartışmaya gireni görmedin mi? İbrahim: “Benim Rabbim yaşatır ve öldürür.” demişti. O da: “Ben de öldürür ve yaşatırım.” demiş. İbrahim de: “Benim Rabbim, güneşi doğudan getirir; haydi sen de onu batıdan getir!” deyince, o kâfir şaşırıp kalmıştı. Allah, haddini aşan zalimleri emellerine ulaştırmaz. 6/80...83,
Şinasi Güneş
Allah ona hükümdarlık vermesinden dolayı, Rabbi hakkında İbrahim'le tartışana dikkat etmedin mi? Hani İbrahim: ''Rabbim diriltir ve öldürür.'' demişti. O da: ''Ben de diriltirim ve öldürürüm.'' demişti. İbrahim de: ''Allah, güneşi doğudan getiriyor, haydi onu batıdan getir.'' deyince, gerçekleri örten şaşırıp kaldı. Allah, yanlış yapanlar halkına yol göstermez [3:86].
2:259. Ayet
Mustafa Çavdar
Veya altı üstüne gelmiş, ıssız bir beldeye uğrayan kimse gibi, “Allah burasını, ölümden sonra nasıl diriltir?” demişti. Bunun üzerine Allah, onu yüz yıl ölü bıraktı, sonra onu diriltti. Ona: “Ne kadar kaldın?” demiş 2. BAKARA SURESİ ti. O da: “Bir gün veya bir günün bir kısmı kadar kaldım.” demişti. “Hayır, yüz yıl kaldın. Öyleyse yiyeceğine ve içeceğine bak, henüz bozulmamış. Eşeğine de bak, seni insanlara ibret kılmak için; bir de o kemiklere bak, nasıl bir araya getiriyoruz. Sonra da onlara et giydiriyoruz?” demişti. O kendisine bunlar apaçık belli olduktan sonra, “Artık biliyorum ki Allah’ın her şeye gücü yeter.” demişti. 18/19, 22/5-6
Şinasi Güneş
Veya [1], o, yapıları üzerine çökmüş, harap olmuş kent üzerinden geçen gibidir. ''Ölümünün ardından Allah buna nasıl hayat verir?'' dedi. Bunun üzerine Allah, onu yüz yıl öldürdü, sonra harekete geçirdi. ''Ne kadar kaldın?'' dedi. ''Bir gün veya bir günün bir bölümü kadar kaldım.'' dedi. ''Bilakis yüz yıl kaldın. Yiyeceğini ve içeceğini gözlemle, bozulmamış. Eşeğine bak. Seni insanlar için bir ayet kılmamız için kemikleri gözlemle, onu nasıl yükseltiyoruz [somutlaştırıyoruz]. Sonra ona et giydiriyoruz. Sonra ona açıkça belli olunca: ''Biliyorum ki Allah, her şeye bir ölçü koyandır.'' dedi.
2:260. Ayet
Mustafa Çavdar
İbrahim; “Rabbim, bana ölüleri nasıl dirilttiğini göster.” demişti. Allah, “İnanmıyor musun?” buyurunca, “Evet inanıyorum, fakat kalbimin yatışması için!” demişti. “Öyleyse dört kuş tut. Onları kendine alıştır, sonra onları her birini bir dağın üzerine sal. Sonra da onları çağır. Sana uçarak gelirler. Bil ki Allah, üstün ve güçlü olandır, her hükmünde doğru karar verendir.” 7/57, 75/36...40
Şinasi Güneş
Hani İbrahim: ''Rabbim, ölülere nasıl hayat verdiğini bana göster.'' demişti. ''İnanıp güvenmedin mi?'' dedi. ''Elbette inanıp güvendim. Fakat kalbimin tatmin olması için.'' dedi. ''Kuşlardan dört tane al, onları kendine alıştır. Sonra, onlardan ayrı olarak, her dağın üzerine kıl. Sonra onları çağır, koşarak sana gelirler. Bil ki, Allah üstündür, adaleti sağlayan en doğru hükümleri verendir [1].
2:261. Ayet
Mustafa Çavdar
Mallarını Allah yolunda harcayanların durumu; yedi başak bitiren, her bir başakta yüz dane bulunan bir tohuma benzer. Allah, hak eden kişi için kat kat artırır. Allah lütfu/ikramı geniş olan ve her şeyi bilendir.
Şinasi Güneş
Mallarını Allah yolunda infak edenlerin örneği, yedi başak bitiren ve her başakta yüz tane olan bir tohum tanesi gibidir. Allah, gereğini yapan için kat kat arttırır. Allah genişletendir, bilendir.
2:262. Ayet
Mustafa Çavdar
Mallarını Allah yolunda harcayıp, peşinden verdiklerini başa kakmayan ve eziyet etmeyenlerin ödülleri Rableri katındadır. Onlara korku yoktur ve onlar üzülmeyeceklerdir.
Şinasi Güneş
Mallarını Allah yolunda infak edenler ve infak ettikleri şeylere, başa kakma ve eziyet gibi şeyleri ardına takmayanların karşılıkları Rableri katındadır. Onlara korku yoktur ve onlar hüzünlenmezler [2:274].
2:263. Ayet
Mustafa Çavdar
Güzel bir söz ve bağışlama, peşinden eziyet gelen bir sadakadan daha hayırlıdır. Allah hiçbir şeye muhtaç olmayan, hemen cezalandırmayandır. 4/8, 14/24-25,
Şinasi Güneş
Herkesçe kabul edilen ortak iyiye uygun bir söz ve bir bağışlama, ardından eziyet gelen bir sadakadan hayırlıdır. Allah kendine yetendir, yumuşak davranandır.
2:264. Ayet
Mustafa Çavdar
Ey iman edenler, Allah’a ve ahiret gününe inanmadığı halde, insanlara gösteriş için malını harcayan adam gibi, başa kakma ve eziyet ederek sadakalarınızı geçersiz kılmayın. Onun durumu, üzerinde biraz toprak bulunan bir kayaya benzer ki, şiddetli bir sağanak yağar da onu topraksız bırakır. Onlar, kazandıklarından bir şey elde edemezler. Allah kâfirler toplumunu amacına ulaştırmaz.
Şinasi Güneş
Ey inanıp güvenenler! Allah'a ve ahiret gününe inanıp güvenmeyen ve malını insanlara gösteriş olsun diye infak eden kimse gibi [1], sadakalarınızı başa kakma ve eziyetle boşa çıkarmayın [2]. Onun örneği, üzerinde toprak olup, bir sağanak isabet ederek, toprağın onu terk ettiği pürüzsüz bir kaya gibidir [3:117]. Kazandıklarından dolayı hiçbir şeye ölçü koyamazlar. Allah, gerçekleri örten halka yol göstermez.
2:265. Ayet
Mustafa Çavdar
Mallarını, Allah’ın hoşnutluğunu kazanmak ve kendilerinde olan imanı sağlamlaştırmak için harcayanların durumu ise, yüksekçe bir tepede bulunan bahçeye benzer. Oraya sağanak yağmur isabet edince iki misli ürün verir. Oraya yağmur isabet etmese de çiseler. Allah, yaptıklarınızı hakkıyla görendir. 23/60, 76/8-9, 92/18-19
Şinasi Güneş
Allah'ın rızasına ulaşmak için, kendilerinden bir sağlamlık olarak mallarını infak edenlerin örneği, sağanağın isabet edip nasibini [ürününü] kat kat veren, sağanak isabet etmese de, çisintisi yeten tepedeki bir bahçe gibidir. Allah, yaptıklarınızı hakkıyla görendir.
2:266. Ayet
Mustafa Çavdar
Sizden biri arzu eder mi ki, hurma ve üzüm bağları bulunan ve içinden ırmaklar akan, ayrıca içinde meyvenin her çeşidinin bulunduğu bir bahçesi olsun; tam kendisine ihtiyarlık gelip çatmışken, bir de küçük ve güçsüz çocukları olsun. Tam da bu anda ateşli bir kasırga kopsun ve bahçesini yakıp kavursun! İşte Allah, ayetlerini düşünesiniz diye böyle açıklıyor. 39/65, 68/17...33
Şinasi Güneş
Sizden biriniz, altından nehirler akan, hurmalardan, üzümlerden, her türlü üründen bulunan bir bahçesi ve zayıf bir soyu varken ve kendisine yaşlılık isabet etmişken, ona [bahçesine] içinde ateş olan bir kasırga isabet edip kavurmasını arzu eder mi [3:117]? Devamlı düşünün diye Allah size ayetleri işte böyle açıkça ortaya koyuyor.
2:267. Ayet
Mustafa Çavdar
Ey iman edenler, gerek kazandıklarınızın ve gerekse yerden sizin için çıkardıklarımızın temiz olanından infak edin. Gözünüzü kapatmadan almayacağınız, kötü ve işe yaramayan şeyleri vermeye kalkmayın. Bilin ki Allah, hiçbir şeye ihtiyacı olmayan ve övgüye layık olandır. 89/18-19
Şinasi Güneş
Ey inanıp güvenenler! Yerden size çıkardığımız şeylerden ve kazandığınız şeylerin temiz, faydalı olanlarından infak edin. Gözü kapalı olmanız dışında alıcısı olmayacağınız pis, kötü, faydasız şeylerden infak etmeye yeltenmeyin [1]. Bilin ki Allah, kendine yetendir, her işinde kusursuz olandır.
2:268. Ayet
Mustafa Çavdar
Şeytan, sizi fakirlikle korkutur ve size hayâsızlığı güzel gösterir. Allah ise, size katından bir bağışlama ve bolluk vaat ediyor. Allah lütfu/ ikramı bol olan ve her şeyi bilendir.
Şinasi Güneş
Şeytan size yoksulluğu vaat eder ve aşırılığı, hayasızlığı emreder [2:169, 24:21]. Allah ise, size O'ndan bir bağışlama ve bir armağan vaat eder. Allah genişletendir, bilendir.
2:269. Ayet
Mustafa Çavdar
O, hikmeti dileyen kimseye verir. Kime hikmet/anlama kavrama verilmişse, ona pek çok hayır verilmiştir. Bunu ancak, temiz akıl/derin kavrayış sahipleri anlar.
Şinasi Güneş
Gereğini yapana adaleti sağlayan en doğru ilkeleri verir. Kime adaleti sağlayan en doğru ilkeleri vermişse, kesinlikle ona pek çok hayır verilmiştir. Sağlam duruşluların dışındakiler bu bilgileri kullanmazlar.
2:270. Ayet
Mustafa Çavdar
Varlıktan her ne harcamış veya adaktan ne adamışsanız, şüphesiz Allah onu bilir. Adaklarını yerine getirmeyen zalimlerin hiçbir yardımcısı yoktur.
Şinasi Güneş
Nafakadan neyi infak ederseniz veya adaktan neyi adarsanız, Allah onu bilir. Yanlış yapanlara yardımcılardan kimse yoktur.
2:271. Ayet
Mustafa Çavdar
Eğer sadakaları açık olarak verirseniz, güzeldir. Şayet onu gizleyip de fakirlere öyle verirseniz, bu sizin için daha hayırlıdır ve bu sayede günahlarınızdan bir kısmını bağışlar. Allah, yaptıklarınızdan tamamıyla haberdardır.
Şinasi Güneş
Sadakaları açıktan yaparsanız, o ne güzeldir. Onu gizlerseniz ve yoksullara verirseniz, o size hayırlı olandır. Kötülüklerinizden bir kısmını sizden örter. Allah, yaptıklarınızdan haberdar olandır.
2:272. Ayet
Mustafa Çavdar
Onları doğru yola getirmek senin üzerine görev değildir. Fakat Allah, dileyen kimseyi doğru yoluna iletir. Hayır, olarak her ne verirseniz, o kendiniz içindir. Siz, sadece Allah’ın rızasını kazanmak için verirsiniz. İyilik olarak ne verirseniz, size tastamam ödenir ve üstelik siz hiçbir haksızlığa uğramazsınız.
Şinasi Güneş
Onlara yol göstermek sana düşmez. Fakat Allah, gereğini yapana yol gösterir. Hayırdan infak ettiğiniz şeyler kendiniz içindir [2:110, 73:20]. Allah'ın teveccühünü aramanın dışında infak etmiyorsunuz [30:38]. Hayırdan infak ettiğiniz şeyler, tastamam size ödenir ve size yanlış yapılmaz.
2:273. Ayet
Mustafa Çavdar
(Sadakalar) Allah yoluna kendini adamış, kazanç için yeryüzünde dolaşamayanların hakkıdır. İffetli olmalarından dolayı cahiller onları zengin zanneder. Sen onları simalarından tanırsın, yüzsüzlük edip in 2. BAKARA SURESİ sanlardan isteyemezler. Hayır, olarak ne harcarsanız, şüphesiz Allah onu hakkıyla bilir.
Şinasi Güneş
Allah yolunda mahsur bırakılan, yeryüzünde yol tepmeye güç yetiremeyen yoksullar içindir. İffetli davranmalarından dolayı, cahil onları kendilerine yetenler diye hesap eder. Onları yüzleriyle tanırsın. İnsanlara yüzsüzlük ederek istemezler. Hayırdan neyi infak ederseniz Allah onu bilendir.
2:274. Ayet
Mustafa Çavdar
Mallarını gece ve gündüz, gizli ve açık olarak harcayanlar, işte bunların ödülleri Rableri katındadır! Onlara korku yoktur, mahzun da olmayacaklardır. 13/22, 76/6...22
Şinasi Güneş
Mallarını, gece gündüz, gizli açık infak edenler var ya, onların karşılığı Rableri katındadır. Onlara korku yoktur ve onlar hüzünlenmezler [2:262].
2:275. Ayet
Mustafa Çavdar
Riba/Faiz yani haksız kazanç yiyenler, ancak şeytanın/tefecinin çarptığı kimsenin kalktığı gibi kalkarlar. Bu onların “Faiz alışveriş gibidir” demelerinden dolayıdır. Hâlbuki Allah, alışverişi helal, faizi ise haram kılmıştır. Kime Rabbinden bir öğüt gelir ve buna son verirse, geçmişi kendisine kalmıştır. Onun işi Allah’a aittir. Kim de faize tekrar dönerse, işte bunlar ateş halkıdır. Onlar orada kalıcıdırlar.
Şinasi Güneş
Ribadan [1] nasiplenenler, şeytanın dokunuşundan onu çarptığı kimsenin kalkması dışında kalkmazlar [6:71, 19:83]. Bunun nedeni, onların: ''Riba alışveriş gibidir.'' demeleridir. Allah, alışverişi helal, ribayı haram kıldı. Ona Rabbinden bir öğüt gelen kimse, ondan vazgeçerse, geçmiş olanlar onundur. Onun işi Allah'a kalmıştır. Ve kim dönerse, işte onlar ateşin arkadaşlarıdır. Onlar orada kalıcıdırlar.
2:276. Ayet
Mustafa Çavdar
Allah, faizin yani haksız kazancın getirisini yok eder ve sadakaları ise bereketlendirir. Allah, hiçbir nankör kâfiri ve günahkârı sevmez.
Şinasi Güneş
Allah ribayı mahveder [30:39] ve sadakaları yükseltir. Allah, zarara neden olan nankör her kimseyi sevmez.
2:277. Ayet
Mustafa Çavdar
Şüphesiz iman edenler, iyi ve güzel işler yapanlar, namazı hakkıyla kılanlar ve zekâtı verenler; onların ödülleri Rableri katındadır. Onlara korku yoktur. Onlar, mahzun da olmayacaklardır. 4/173, 41/30...33
Şinasi Güneş
İnanıp güvenenler ve düzeltici işler yapanlar, salatı ikame edip arınmanın bedelini yerine getirenler var ya [1], onların karşılığı Rableri katındadır. Onlara korku yoktur ve onlar hüzünlenmezler.
2:278. Ayet
Mustafa Çavdar
Ey iman edenler, eğer siz gerçekten inanmış/mümin iseniz Allah’a karşı gelmekten sakının ve faizden geri kalanı bırakın.
Şinasi Güneş
Ey inanıp güvenenler! Allah'ın sınırlarına uyup korunun. İnanıp güvenenler iseniz, ribadan kalan şeyleri bırakın [3:130].
2:279. Ayet
Mustafa Çavdar
Eğer böyle yapmazsanız, Allah’a ve mesajlarını tebliğ eden Elçisi’ne karşı açılmış bir savaş halinde olduğunuzu bilin. Şayet tövbe ile dönüş yaparsanız, ana sermayeniz sizindir. Ne haksızlık edin ne de haksızlığa uğrayın.
Şinasi Güneş
Yapmazsanız, bilin ki bu, Allah ve elçisinden bir savaştır. Hatanızdan kesin olarak dönüp Allah'a itaate yönelirseniz, malınızın başı [sermayeniz] sizindir. Yanlış yapmayın, yanlışa da uğramayın [1].
2:280. Ayet
Mustafa Çavdar
Eğer (borçlu) darda ise, eli genişleyinceye kadar ona mühlet verin. Sadaka olarak bağışlamanız, bilirseniz sizin için daha hayırlıdır.
Şinasi Güneş
Eğer [borçlu] zorluk sahibi ise, kolaylığa kadar gözetmelidir. Eğer bilirseniz, hakkınız iken, Allah için hakkınızdan vazgeçmeniz size hayırlı olandır.
2:281. Ayet
Mustafa Çavdar
Allah’a döndürüleceğiniz ve haksızlığa uğratılmadan herkese kazandığının tastamam ödeneceği günden sakının.
Şinasi Güneş
Allah'a döndürüldüğünüz bir gün için vahyin sınırlarına uyup korunun. Sonra herkesin kazandığı şeylerin karşılığı tastamam ödenir ve onlara yanlış yapılmaz.
2:282. Ayet
Mustafa Çavdar
Ey iman edenler, belli bir süreye kadar birbirinize borçlandığınız zaman onu yazın. Aranızda bir kâtip doğru olarak yazsın. Kâtip, Allah’ın kendisine öğrettiği gibi yazmaktan kaçınmayıp yazsın. Borçlu olan da yazdırsın. Rabbi olan Allah’tan korksun da ondan hiçbir şeyi eksiltmesin. Eğer borçlu akli melekeleri yerinde değilse veya zayıf, ya da bizzat kendisi yazdırmaya gücü yetmezse, onun adına velisi dosdoğru yazdır 38
Şinasi Güneş
Ey inanıp güvenenler! Adı konulmuş bir süreye kadar bir borçla borlandığınızda onu yazın. Aranızda adil [1] bir yazıcı yazsın. Yazıcı, Allah'ın ona öğrettiği gibi yazmaktan kaçınmasın. Üzerinde hakkı olan onu dikte etsin ve Rabbi olan Allah'ın sınırlarına uyup korunarak ondan hiçbir şey eksiltmesin. Eğer üzerinde hakkı olan bir aklı ermez ise, veya zayıfsa veya dikte etmeye güç yetiremiyorsa, onun yakını adaletle dikte etsin. Adamlardan iki şahitle şahitlik edin. İki adam olmazsa, bir adam ve onlardan birinin şaşırması durumunda diğer biri hatırlatsın diye, razı olduğunuz şahitlerden iki kadın [2] olsun. Şahitler, çağrıldıklarında kaçınmasınlar. Küçük veya büyük, belirlenen son süresine kadar onu yazmaktan üşenmeyin. Bu, Allah katında hakkaniyete daha uygun, şahitlik için de daha sağlam ve kuşkuya düşmemenize daha yakın olandır. Ancak, aranızda hemen devrettiğiniz peşin bir ticaret olması durumunda onu yazmamanızda size bir sakınca yoktur. Birbirinizle alışveriş yaptığınızda şahitlendirin. Yazana ve şahide zarar verilmesin. Bunu yaparsanız, kesinlikle o, yoldan çıkmanız demektir. Allah'ın sınırlarına uyup korunun. Allah size öğretiyor. Allah her şeyi bilendir.
2:283. Ayet
Mustafa Çavdar
Eğer yolculukta iseniz bir kâtip de bulamazsanız, alınmış rehinler yeterlidir. Eğer birbirinize güvenirseniz, kendisine güvenilen kimse emanetini ödesin ve Allah’tan korksun. Şahitliği gizlemeyin. Kim onu gizlerse, o kalben günahkâr olmuştur. Allah, yapmakta olduklarınızı bilendir. 3/175, 5/106-107
Şinasi Güneş
Hareketli bir iş üzerindeyseniz ve bir yazıcı bulamazsanız, alınmış rehinler [taahhütler yeterlidir]. Birbirinize güveniyorsanız, güvenilen emanetini iade etsin [ödesin][1] Rabbi olan Allah'ın sınırlarına uyup korunsun. Şahitliği gizlemeyin. Kim onu gizlerse, kesinlikle o, kalbi zarara neden olandır. Allah yaptığınız şeyleri bilendir.
2:284. Ayet
Mustafa Çavdar
Göklerde ne varsa, yerde ne varsa hepsi de Allah’ındır. İçinizdekini açıklasanız da gizleseniz de, Allah onunla sizi mutlaka hesaba çekecektir! Sonra da hak eden kimseyi bağışlar, hak eden kimseyi de cezalandırır. Allah, her şey için bir ölçü koyandır. 2/235, 3/29, 13/10, 40/19, 100/10.
Şinasi Güneş
Göklerde ve yeryüzünde olan şeyler Allah'ındır. İçinizde olan şeyleri ortaya çıkarsanız veya onu gizleseniz, Allah onunla sizi hesaba çeker. Gerekli gördüğü kimse için bağışlar, gerekli gördüğünü azaba uğratır. Allah, her şeyin üzerine bir ölçü koyandır.
2:285. Ayet
Mustafa Çavdar
Elçi, Rabbinden kendisine indirilen/Kuran’a inanıp güvendi, müminler de! Hepsi de Allah’a, meleklerine, kitaplarına ve elçilerine iman etmiş ve “Allah’ın elçilerinden hiçbirini ayırmayız. İşittik ve itaat ettik, Rabbimiz/sahibimiz, bağışlamanı dileriz. Sonunda dönüş sanadır.” demişlerdir.
Şinasi Güneş
Elçi Rabbinden kendisine indirilene inanıp güvendi. Ve inanıp güvenenler de. Hepsi, Allah'a, doğal güçlerine, kitaplarına ve elçilerine inanıp güvendi. ''Elçileri arasından birini farklı görmeyiz [1]. İşittik ve itaat ettik. Rabbimiz, bağışlamanı dileriz. Varış yeri sanadır.'' dediler.
2:286. Ayet
Mustafa Çavdar
Allah, hiç kimseye gücünün üstünde bir sorumluluk yüklemez. Kazandığı (iyilik) lehine ve işlediği (kötülük) ise aleyhinedir! “Rabbimiz! Eğer unutur veya hata edersek, bizi bununla cezalandırma! Rabbimiz, bize, bizden öncekilere yüklemediğin gibi ağır sorumluluklar yükleme! Rabbimiz, gücümüzün yetmeyeceği yükü bize taşıtma. Bizi affet/muaf tut, bizi bağışla ve bize merhamet et. Sen bizim mevlâmızsın. Kâfirler toplumuna karşı bize yardım et.
Şinasi Güneş
Allah bir benliğe kapasitesi dışındakini teklif etmez [1]. Kazandığı şey onadır, kazandırtıldığı şey de onun aleyhinedir. ''Rabbimiz, eğer unutursak veya hata yaparsak bizi sorumlu tutma. Rabbimiz, bizden öncekilere yüklediğin gibi, o ısrı [2] üzerimize yükleme. Rabbimiz, onunla takatimizin yetmeyeceği şeyleri de bize yükleme. Bizden sil, bizi bağışla ve bize merhamet et. Sensin bizim yakınımız, yol göstericimiz, müttefikimiz [8:40, 22:78]. Gerçekleri örten halka karşı bize yardım et [2:250, 3:147].''
← 1. Fatiha 3. Âl-i İmrân →