⚖️ Âl-i İmrân Suresi — Karşılaştırma

Mustafa Çavdar Şinasi Güneş
1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 11 12 13 14 15 16 17 18 19 20 21 22 23 24 25 26 27 28 29 30 31 32 33 34 35 36 37 38 39 40 41 42 43 44 45 46 47 48 49 50 51 52 53 54 55 56 57 58 59 60 61 62 63 64 65 66 67 68 69 70 71 72 73 74 75 76 77 78 79 80 81 82 83 84 85 86 87 88 89 90 91 92 93 94 95 96 97 98 99 100 101 102 103 104 105 106 107 108 109 110 111 112 113 114
3:1. Ayet
Mustafa Çavdar
Elif, Lâm, Mîm.
Şinasi Güneş
Güçlü yönlendirici kimdir?
3:2. Ayet
Mustafa Çavdar
Allah, kendisinden başka ilah olmayandır! O, hayatın kaynağı ve dayanağıdır. Varlığı gözeten ve denetleyendir. 2/255, 59/22-23-24
Şinasi Güneş
O'nun dışında bir ilah olmayan Allah'tır. O, daima diri olan ve varlığı ayakta tutandır [2:255, 20:111].
3:3. Ayet
Mustafa Çavdar
Kendinden öncekileri tasdik eden hak olan bu kitabı Kuran’ı sana O indirmiştir. Tevrat’ı ve İncil’i de O indirmiştir.
Şinasi Güneş
3:3-4: Kitabı sana gerçek bir amaçla, önündekini tasdik edici olarak indirdi. Önceden, insanlar için bir yol gösterici olan Tevrat'ı ve İncil'i indirmişti. Doğru ile yanlışı, hak ile batılı ayıranı da indirmişti. Allah'ın ayetleri hakkındaki gerçekleri örtenler var ya, onlara şiddetli bir azap vardır. Allah üstündür, suçun tam karşılığı olan cezayı verme ilkesine sahiptir.
3:4. Ayet
Mustafa Çavdar
Daha önce de, insanlar için yol gösterici ve hakkı batıldan ayıran Furkan’ı O indirmişti. Allah’ın ayetlerini örtbas eden kâfirlere şiddetli bir azap vardır. Allah mutlak üstün, yüce olan ve kişiye yaptığının acısını tattırandır. 2/185, 17..107,
Şinasi Güneş
3:3-4: Kitabı sana gerçek bir amaçla, önündekini tasdik edici olarak indirdi. Önceden, insanlar için bir yol gösterici olan Tevrat'ı ve İncil'i indirmişti. Doğru ile yanlışı, hak ile batılı ayıranı da indirmişti. Allah'ın ayetleri hakkındaki gerçekleri örtenler var ya, onlara şiddetli bir azap vardır. Allah üstündür, suçun tam karşılığı olan cezayı verme ilkesine sahiptir.
3:5. Ayet
Mustafa Çavdar
Allah ki; ona yerde ve gökte olanlardan hiçbir şey gizli kalmaz. 11/5, 13/9-10,
Şinasi Güneş
Göklerde ve yeryüzünde hiçbir şey Allah'a gizli kalmaz.
3:6. Ayet
Mustafa Çavdar
Ana rahimlerinde size dilediği gibi şekil veren O’dur. Allah’tan başka ilah yoktur. O mutlak üstün olan ve verdiği her hükmünde doğru karar verendir. 23/12-13-14,
Şinasi Güneş
O, size rahimlerde nasıl gerekli görüyorsa öyle şekil verendir. O, adaleti sağlayan en doğru hükümleri vermede üstün olanın dışında bir ilah yoktur.
3:7. Ayet
Mustafa Çavdar
Bu kitabı Kuran’ı sana indiren O’dur. Bir kısmı muhkem/hüküm içeren ayetlerdir -ki bunlar kitabın özüdür- diğeri de müteşabih/benzeşen ayetlerdir. Kalplerinde eğrilik olanlar, fitne çıkarmak ve bunun tevilini yapmak için Kur’an’a benzeyen kitapların peşine düşerler. Oysa bunun tevilini/ayetler arası bağlantıyı Allah bilir. Bir de ilimde yüksek derece sahipleri, “Biz buna iman ettik, bunun hepsi Rabbimizin katındandır.” derler. Bunu ancak derin kavrayış sahipleri anlar. 2/10, 5/52, 8/49, 24/49-50,
Şinasi Güneş
3:7-8-9: O, kitabı sana indirendir. Ondan bir kısmı muhkemdir [sıkıca bağlanmış, gevşemesi ve bozulması engellenmiş, dış etkilere karşı korunaklı kılınmış] ayetlerdir ki onlar kitabın anasıdır. Diğerleri de benzeşenlerdir [39:23][1]. Kalbinde eğrilik olanlara gelince, ondan [benzeşenlerden] fitne aramak [insanları doğru olanından ayırıp kendi anlayışlarına uydurmaya çalışmak] ve o fitneye en uygun yorumu, bağlantıyı kurmak için, onun benzeşeninin peşine takılırlar [2]. Onun, ayetler arasındaki bağlantılarla en doğru yorumunu Allah ve: ''Ona inanıp güvendik, hepsi Rabbimizin katındandır. Rabbimiz, bize yolu göstermenin ardından kalbimizi eğriltme. Bize katından rahmetini bahşet, sen çokça bahşedensin. Rabbimiz, sen hakkında hiçbir kuşku olmayan bir gün için insanları toplayıcısın. Allah vaadini değiştirmez.'' diyen, o ilimde derinleşmiş olanların [4:162] dışındakiler bilmez [3]. Ve sağlam duruşluların dışındakiler bu bilgiyi kullanmazlar.
3:8. Ayet
Mustafa Çavdar
Rabbimiz, bizi doğru yola ilettikten sonra, kalplerimizi kaydırma. Bize katından rahmet bahşet, şüphesiz sen bol bol verensin.
Şinasi Güneş
3:7-8-9: O, kitabı sana indirendir. Ondan bir kısmı muhkemdir [sıkıca bağlanmış, gevşemesi ve bozulması engellenmiş, dış etkilere karşı korunaklı kılınmış] ayetlerdir ki onlar kitabın anasıdır. Diğerleri de benzeşenlerdir [39:23][1]. Kalbinde eğrilik olanlara gelince, ondan [benzeşenlerden] fitne aramak [insanları doğru olanından ayırıp kendi anlayışlarına uydurmaya çalışmak] ve o fitneye en uygun yorumu, bağlantıyı kurmak için, onun benzeşeninin peşine takılırlar [2]. Onun, ayetler arasındaki bağlantılarla en doğru yorumunu Allah ve: ''Ona inanıp güvendik, hepsi Rabbimizin katındandır. Rabbimiz, bize yolu göstermenin ardından kalbimizi eğriltme. Bize katından rahmetini bahşet, sen çokça bahşedensin. Rabbimiz, sen hakkında hiçbir kuşku olmayan bir gün için insanları toplayıcısın. Allah vaadini değiştirmez.'' diyen, o ilimde derinleşmiş olanların [4:162] dışındakiler bilmez [3]. Ve sağlam duruşluların dışındakiler bu bilgiyi kullanmazlar.
3:9. Ayet
Mustafa Çavdar
“Rabbimiz, hakkında şüphe olmayan o günde bütün insanları toplayacak olan şüphesiz sensin. Allah, vaadinden dönmez.”
Şinasi Güneş
3:7-8-9: O, kitabı sana indirendir. Ondan bir kısmı muhkemdir [sıkıca bağlanmış, gevşemesi ve bozulması engellenmiş, dış etkilere karşı korunaklı kılınmış] ayetlerdir ki onlar kitabın anasıdır. Diğerleri de benzeşenlerdir [39:23][1]. Kalbinde eğrilik olanlara gelince, ondan [benzeşenlerden] fitne aramak [insanları doğru olanından ayırıp kendi anlayışlarına uydurmaya çalışmak] ve o fitneye en uygun yorumu, bağlantıyı kurmak için, onun benzeşeninin peşine takılırlar [2]. Onun, ayetler arasındaki bağlantılarla en doğru yorumunu Allah ve: ''Ona inanıp güvendik, hepsi Rabbimizin katındandır. Rabbimiz, bize yolu göstermenin ardından kalbimizi eğriltme. Bize katından rahmetini bahşet, sen çokça bahşedensin. Rabbimiz, sen hakkında hiçbir kuşku olmayan bir gün için insanları toplayıcısın. Allah vaadini değiştirmez.'' diyen, o ilimde derinleşmiş olanların [4:162] dışındakiler bilmez [3]. Ve sağlam duruşluların dışındakiler bu bilgiyi kullanmazlar.
3:10. Ayet
Mustafa Çavdar
Şüphesiz gerçeği örtbas eden kâfirlerin malları da çocukları da Allah’a karşı kendilerine zerre kadar fayda sağlamayacaktır. İşte bunlar, ateşin yakıtı olanlardır.
Şinasi Güneş
Gerçekleri örtenlerin malları ve evlatları, Allah'tan gelebilecek hiçbir şeyi gideremez [1]. İşte onlar, ateşin yakıtırdırlar [2].
3:11. Ayet
Mustafa Çavdar
Onların durumu tıpkı Firavun hanedanı ve onlardan öncekilerin gidişatı gibidir. Onlar ayetlerimiz karşısında yalana sarıldılar, Allah da onları günahları sebebiyle cezalandırdı. Allah’ın cezalandırması çok şiddetlidir. 4/147, 10/13, 43/46...52
Şinasi Güneş
Firavun ailesi ve onlardan öncekilerin durumu gibi [8:52-54]. Ayetlerimiz hakkında yalana sarıldılar. Allah da onları suçlarıyla tutuverdi. Allah'ın sonuçlandırması şiddetlidir.
3:12. Ayet
Mustafa Çavdar
O kâfirlere de ki, “Yakında yenilgiye uğrayacak ve toplanıp cehenneme sürüleceksiniz. Orası ne kötü yerleşme yeridir.” 3/173-174,
Şinasi Güneş
Gerçekleri örtenlere de ki! ''Mağlup edileceksiniz ve cehenneme toplanacaksınız. Ne sıkıntılı bir beşiktir.''
3:13. Ayet
Mustafa Çavdar
Karşı karşıya gelen iki toplulukta, sizin için bir ibret vardır. Bunlardan biri Allah yolunda savaşıyordu, diğeri ise kâfir idi. Gözleriyle onların/Allah yolunda savaşanların kendilerinin iki misli olduklarını görüyorlardı. Allah, hak edeni yardımıyla güçlendirir. Bunda, basiret sahibi olanlar için gerçekten ibret vardır.
Şinasi Güneş
İki birliğin karşılaşmasında, kesin olarak size bir ayet vardır. Bir birlik Allah yolunda çarpışıyordu. Diğeri de gerçekleri örtendi. Onları göz görüşüyle iki katı görüyorlardı. Allah gereğini yapanı yardımıyla güçlendirir [8:62]. İleri görüş sahipleri için kesinlikle bunda bir ibret vardır.
3:14. Ayet
Mustafa Çavdar
Eşlere, çocuklara, öbek öbek yığılmış altın ve gümüşe, besili cins atlara, davarlara ve ekinlere karşı aşırı sevgi ve tutkuyla bağlanmak insanlara cazip göründü. Oysa bütün bunlar, dünya hayatının geçici hazlarıdır. En güzel barınak Allah katında olandır. 57/20, 70/18-19
Şinasi Güneş
Kadınlardan, oğullardan, kantarlarca yığılmış altın ve gümüşten, belirlenmiş gözde atlardan [16:8], etinden ve sütünden yararlanılan hayvanlardan ve ekinlerden kimilerini tutkuyla sevmek, o insanlara çekici gösterildi [1]. İşte bunlar, dünya hayatının bir yararlanmasıdır. En iyi dönüş yeri ise, Allah'ın katındakidir [18:46, 28:60].
3:15. Ayet
Mustafa Çavdar
De ki: “Size bundan daha hayırlı olanı haber vereyim mi? Allah’a karşı gelmekten sakınanlar için; tertemiz eşlerin, Allah’ın rızasının olduğu ve içinde kalacakları, tabanından ırmakların çağladığı cennetler vardır. Allah, kullarını hakkıyla görendir.”
Şinasi Güneş
De ki! ''Size bundan hayırlısını haber vereyim mi? Rablerinin katında vahyin sınırlarına uyup korunanlar için [3:133], orada kalıcılar olarak altından nehirler akan bahçeler, tertemiz eşler [eşlik edenler] ve Allah'ın rızası vardır [9:72]. Allah, kullarını hakkıyla görendir.
3:16. Ayet
Mustafa Çavdar
Onlar ki şöyle derler, “Rabbimiz, biz kesin olarak iman ettik. Bizim günahlarımızı bağışla ve bizi ateşin azabından koru.” 3/193, 28/52...55
Şinasi Güneş
Onlar: ''Rabbimiz, inanıp güvendik, suçlarımızı bağışla, bizi ateşin azabından koru [2:201, 3:191]'' derler.
3:17. Ayet
Mustafa Çavdar
Onlar; zorluklara sabredenler, imanlarında sadık olanlar, gönülden boyun eğenler, Allah yolunda harcayanlar ve seherlerde bağışlanma dileyenlerdir. 4/69, 51/15...22,
Şinasi Güneş
Onlar, dirençli olanlar [3:146], özü sözü doğru olanlar [2:177], Allah'a gönülden boyun eğenler [39:9], infak edenler ve seherlerde bağışlanma dileyenlerdir [51:18][1].
3:18. Ayet
Mustafa Çavdar
Allah şahittir ki, ondan başka ilah yoktur. Melekler ve adaleti ayakta tutan ilim sahipleri de şahittir ki, O’ndan başka ilah yoktur. O, mutlak üstün ve yüce olan, her hükmünde doğru karar verendir.
Şinasi Güneş
O'nun dışında bir ilah olmadığına, Allah, görevli güçler / haberci ayetler [1] ve hakkaniyeti ayakta tutan ilim sahipleri şahittir [2]. Adaleti sağlayan en doğru hükümleri vermede üstün olan O'nun dışında bir ilah yoktur.
3:19. Ayet
Mustafa Çavdar
Allah katında geçerli tek din İslam’dır. Kendilerine kitap verilenler, Kuran bilgisi kendilerine geldikten sonra sadece aralarındaki kıskançlık yüzünden ihtilafa düştüler. Kim Allah’ın ayetlerine inanmayarak kâfir olursa, iyi bilsin ki Allah, hesabı çok seri bir şekilde görendir. 3/83-85,
Şinasi Güneş
Allah katında din İslam'dır [1]. Kitap verilenler, kendilerine ilim gelmesinin ardından, aralarındaki aşırı sapkınlığın dışında bir sebepten ihtilafa düşmediler [2]. Kim Allah'ın ayetleri hakkında gerçekleri örterse, Allah hesabı seri olandır.
3:20. Ayet
Mustafa Çavdar
Eğer seninle tartışırlarsa de ki: “Ben ve bana tabi olanlarla birlikte, varlığımı Allah’a teslim ettim.” Kendilerine kitap verilenlere ve ümmilere de de ki, “Siz de teslim oldunuz mu?”. Eğer teslim oldularsa doğru yolu bulmuşlar demektir. Eğer yüz çevirirlerse, sana düşen yalnızca tebliğdir. Allah kullarını zaten görmektedir.
Şinasi Güneş
Eğer seninle tartışırlarsa de ki! ''Ben tüm ilgimi, sevgimi, teveccühümü Allah için İslamlaştırdım [1], bana uyanlar da.'' Kitap verilenlere ve verilmeyenlere [Mekkelilere]: ''Siz de İslamlaştınız mı?'' de! Eğer İslamlaştılarsa, kesin olarak doğru yolu görürler. Eğer yüz çevirirlerse [dikkate almazlarsa], sana düşen ancak duyurmaktır. Allah, kullarını hakkıyla görendir.
3:21. Ayet
Mustafa Çavdar
Allah’ın ayetlerine inanmak istemeyerek kâfir olanlar, nebileri haksız yere öldürenler, insanlardan adaleti emredenleri öldürenler, işte onlara acı azabı haber ver. 2/87-91, 3/183, 4/58-135,
Şinasi Güneş
Allah'ın ayetleri hakkında gerçekleri örtenler, nebileri haksız yere etkisiz hale getirenler [1] ve insanlardan hakkaniyetli olmayı emredenleri etkisiz hale getirenler var ya, onları can yakıcı bir azapla müjdele.
3:22. Ayet
Mustafa Çavdar
İşte bunlar, dünyada yaptıkları amelleri ahirette boşa çıkanlardır. Onların yardımcısı da olmayacaktır. 18/103-104,
Şinasi Güneş
İşte onlar, dünya ve ahirette amelleri boşa gidenlerdir ve onlara yardımcılardan da yoktur.
3:23. Ayet
Mustafa Çavdar
Kendilerine kitaptan pay verilenleri görmedin mi? Aralarında hüküm versin diye Allah’ın kitabı Kuran’a çağırılıyorlar da, sonra onlardan bir kısmı arkalarına dönüp yüz çevirip gidiyorlar. 4/105, 24/47-48
Şinasi Güneş
Kitaptan bir nasip verilenlere dikkat etmedin mi? Aralarında hükmetmesi için Allah'ın kitabına davet edilirler. Sonra onlardan bir kesim, geri durup duyarsız kalarak yüz çevirir [1].
3:24. Ayet
Mustafa Çavdar
Bu, onların: “Ateş, bize sayılı günlerin dışında asla dokunmayacaktır.’’ demeleri yüzündendir. Uydura geldikleri yalanlar, dinlerinde onları aldanışa sürükledi. 2/80, 11/106-107
Şinasi Güneş
Bunun nedeni, onların: ''Sayılı günler dışında ateş bize asla temas etmez.'' demeleridir [2:80-81]. Uydurmakta oldukları şeyler onları dinlerinde aldatmıştır.
3:25. Ayet
Mustafa Çavdar
Geleceğinde şüphe olmayan ve herkese kazandığının karşılığı hiçbir haksızlık yapılmadan ödeneceği o günde onları bir araya topladığımızda halleri nice olacak?
Şinasi Güneş
Hakkında hiçbir kuşku olmayan bir günde onları topladığımızda ve her benliğin kazandığı şeyler onlara yanlış yapılmadan tastamam ödendiğinde [halleri] nasıl olacak?
3:26. Ayet
Mustafa Çavdar
De ki: “Ey hükümranlığın gerçek sahibi Allah’ım, mülkü çalışıp hak edene verirsin, yanlış yapandan da mülkü çekip alırsın. Hak edeni yüceltir aziz edersin, yanlış yapanı da alçaltır zelil edersin. Bütün hayır senin elindedir, şüphesiz sen her şey için bir ölçü koyan ve her şeye gücü yetensin. 11/9, 89/15-16,
Şinasi Güneş
De ki! ''Mülkün sahibi Allah'ım, gerekli gördüğün kimseye mülkü verirsin ve gerekli gördüğün kimseden mülkü çeker alırsın. Gerekli gördüğün kimseye üstünlük verirsin ve gerekli gördüğün kimseyi zelil edersin. Hayır elindedir. Sen her şeye bir ölçü koyansın.''
3:27. Ayet
Mustafa Çavdar
“Geceyi gündüze geçirir, (Gündüzü uzatırsın) gündüzü de geceye geçirirsin. (Geceyi uzatırsın) Ölüden diri çıkarır, diriden de ölü çıkarırsın. Gerekli çabayı gösterene de hesapsız rızık verirsin.”
Şinasi Güneş
''Geceyi gündüzün içine ve gündüzü de gecenin içine sokarsın. Ölüden diriyi, diriden ölüyü çıkarırsın. Ve gerekli gördüğünü hesapsız rızıklandırırsın.''
3:28. Ayet
Mustafa Çavdar
Müminler, müminleri bırakıp kâfirleri evliya ve müttefik edinmesinler. Kim bunu yaparsa, Allah’tan hiçbir bağlantısı kalmamıştır. Ancak, onlardan korunmak için geliştirdiğiniz bir taktik olması hariçtir. Allah, sizi kendisine karşı dikkatli olmanız için uyarıyor. Son varış Allah’adır.
Şinasi Güneş
İnanıp güvenenler, inanıp güvenenlerden önce gerçekleri örtenleri yakınlar, müttefikler edinmesinler [1]. Takiye yaparak onlardan korunmanız dışında [16:106], kim bunu yaparsa, Allah'tan hiçbir şeyi yoktur. Allah sizi, kendisine karşı sakındırıyor. Varış yeri Allah'adır.
3:29. Ayet
Mustafa Çavdar
“Gönlünüzdekini gizleseniz de, açıklasanız da Allah onu bilir. O, göklerde ve yerde olan her şeyi bilir. Allah her şeye bir ölçü koyan ve her şeye gücü yetendir.”
Şinasi Güneş
De ki! ''Göğüslerinizdekini gizleseniz veya onu açığa vursanız, Allah onu bilir. Göklerde ve yeryüzünde olan şeyleri de bilir. Allah, her şeye bir ölçü koyandır.''
3:30. Ayet
Mustafa Çavdar
Herkesin, yaptığı bütün iyilikleri de kötülükleri de karşısında hazır bulacağı o gün; kişi arzu edecek ki, işledikleri kötülükleri ile kendisi arasında uzun bir mesafe bulunsun. Allah, sizi kendisine karşı saygılı ve dikkatli olmanız için uyarır. Allah kullarına karşı da çok şefkatlidir.
Şinasi Güneş
Her benliğin hayırdan ve kötülükten yaptığı şeyleri hazır olarak bulduğu gün [1], onunla [kötülükleriyle] kendi arasında uzak bir mesafe olmasını arzu eder. Allah sizi, kendisine karşı sakındırıyor. Allah, kullarına karşı şefkatlidir.
3:31. Ayet
Mustafa Çavdar
De ki: “Eğer siz Allah’ı seviyorsanız bana tabi olun ki, Allah da sizi sevsin ve günahlarınızı bağışlasın. Allah bağışlayandır, merhamet edendir.
Şinasi Güneş
De ki! ''Eğer Allah'ı seviyorsanız bana uyun ki, Allah da sizi sevsin ve suçlarınızı bağışlasın. Allah bağışlayandır, merhamet edendir.''
3:32. Ayet
Mustafa Çavdar
De ki: “Allah’a ve Allah’ın ayetlerini tebliğ eden elçisine itaat edin!” Eğer yüz çevirirlerse, şüphesiz Allah kâfirleri sevmez.
Şinasi Güneş
De ki! ''Allah'a ve elçisine itaat edin. Eğer yüz çevirirseniz, Allah, gerçekleri örtenleri sevmez [1].''
3:33. Ayet
Mustafa Çavdar
Allah; Âdem’i, Nuh’u, İbrahim ailesini ve İmran ailesini toplumlar arasından seçti.
Şinasi Güneş
Allah, Adem'i, Nuh'u, İbrahim ailesini ve İmran ailesini alemler üzerinde seçkin kıldı [1].
3:34. Ayet
Mustafa Çavdar
Birbirinin soyundan gelen nesiller olarak, Allah hakkıyla işiten ve hakkıyla bilendir. 4/1, 37/112-113
Şinasi Güneş
Birbirinin soyundan olarak. Allah işitendir, bilendir.
3:35. Ayet
Mustafa Çavdar
Hani İmran’ın hanımı demişti ki, “Rabbim karnımdakini özgür olarak sana adadım, benden kabul buyur. Şüphesiz sen, hakkıyla işiten ve hakkıyla bilensin. 6/162, 19/16-34
Şinasi Güneş
Hani İmran'ın kadını: ''Rabbim, ben karnımdakini hür olarak sana adadım, benden kabul et. Sen işitip bilensin.'' demişti.
3:36. Ayet
Mustafa Çavdar
Onu doğurunca; “Rabbim, ben kız doğurdum.” dedi. Allah, onun ne doğurduğunu ve erkeğin kız gibi olmadığını elbette en iyi bilendir. “Adını Meryem koydum. Onu ve onun soyunu kovulmuş şeytandan senin korumana havale ediyorum” dedi. 7/200-201, 16/98...100
Şinasi Güneş
Onu doğurduğunda: ''Rabbim, onu kız doğurdum.'' -Allah onun doğurduğu şeyi daha iyi biliyor-[1] ''Erkek kız gibi değildir. Ona Meryem ismini verdim. Onu ve soyunu, atıp tutan şeytandan sana sığındırıyorum.'' dedi.
3:37. Ayet
Mustafa Çavdar
Rabbi onu, büyük bir memnuniyetle kabul etti ve onu nadide bir çiçek gibi yetiştirdi. Onun bakımını da Zekeriya yüklendi. Zekeriya, ne zaman onun bulunduğu ibadet mahalline girse onun yanında bir yiyecek bulurdu: “Bu sana nereden geldi?” dediğinde, Meryem şöyle cevap verirdi: “Bu, Allah katındandır.” Doğrusu Allah, hak eden kimseye hesapsız rızık bağışlar. 16/51...55,
Şinasi Güneş
Onu iyi bir kabul edişle kabul etti. Onu iyi bir bitki olarak bitirdi [1] ve ona Zekeriya'yı sorumluluğunu üstlenen kıldı. Zekeriya mihraba [özel odasına] girişinin her defasında, orada bir rızık bulurdu. ''Ey Meryem, bu sana nereden?'' dediğinde: ''O, Allah katındandır.'' derdi [2]. Allah gerekli gördüğünü hesapsız rızıklandırır.
3:38. Ayet
Mustafa Çavdar
Zekeriya o anda ve orada Rabbine şöyle yalvardı: “Rabbim, bana katından tertemiz bir nesil ver! Kuşkusuz sen, duayı işitensin.” 19/1-11,
Şinasi Güneş
Orada Zekeriya Rabbine dua etti: ''Rabbim, bana katından temiz, faydalı bir soy bahşet. Sen duaya kulak verensin [19:5, 21:89].'' dedi.
3:39. Ayet
Mustafa Çavdar
Mihrapta namaz kılmakta iken, melekler ona seslendiler: “Allah sana, Allah’tan gelen bir kelimeyi tasdik eden, efendi, nefsine hâkim ve iyilerden bir nebi olarak Yahya’yı müjdeliyor!’’ 6/85...89, 19/2...10
Şinasi Güneş
Mihrapta [özel karargahında] eğitim öğretim ve sosyal dayanışma faaliyetini yürütürken, haberci ayetler ona: ''Allah seni, Allah'tan gelen takdir edilmiş hükmü doğrulayıcı, efendi, kendisine sahip olan ve salihlerden bir nebi olacak olan Yahya ile müjdeliyor [19:7].'' diye seslendiler.
3:40. Ayet
Mustafa Çavdar
“Rabbim, yaşlılık benim yakama yapışmışken ve hanımım da kısır iken nasıl benim bir oğlum olacak?” dedi. Allah: “İşte Allah böyledir, O dilediğini yapar!” buyurdu. 35/11, 42/49-50
Şinasi Güneş
''Rabbim, bana büyüklük kesin olarak ulaşmışken ve kadınım da çocuktan kesilmişken [19:8] benim nasıl delikanlım olur?'' dedi. İşte böyle…[1] Allah, gerekli gördüğünü yapar.'' dedi [19:9].
3:41. Ayet
Mustafa Çavdar
“Rabbim, bana bir delil ver.” dedi. Allah da: “Senin delilin üç gün, insanlarla işaretle anlaşmak dışında konuşamamandır. Rabbini çokça zikret ve sabah akşam tespih et.” buyurdu. 21/89-90, 30/19-20
Şinasi Güneş
''Rabbim, benim için bir ayet kıl.'' dedi. ''Ayetin, işaret dışında insanlara üç gün konuşmamandır [1]. Rabbinin verdiği bilgileri aklından çıkarmadan kullan ve sabah akşam [devamlı] O'nun belirlediği yörüngede hareket et.'' dedi [19:10].
3:42. Ayet
Mustafa Çavdar
Hani bir zamanlar da melekler şöyle demişlerdi: “Ey Meryem, Allah seni seçti. Seni tertemiz etti ve bütün toplumların kadınlarına, seni seçip üstün yaptı. 66/11-12,
Şinasi Güneş
Hani haberci ayetler: ''Ey Meryem! Allah seni seçkin kıldı, seni temizledi ve seni alemlerin kadınlarının üstünde seçkin kıldı [1].'' demişti.
3:43. Ayet
Mustafa Çavdar
“Ey Meryem, Rabbine gönülden boyun eğ, secde et; rükû edenlerle birlikte rükû et! 4/124-125, 33/35-36,
Şinasi Güneş
''Ey Meryem! Rabbine gönülden bağlan, otoritesine boyun eğ, ilahlıkla ve rablikte Allah'ı birleyenlerle birlikte, sen de ilahlıkta ve rablikte Allah'ı birle.”
3:44. Ayet
Mustafa Çavdar
Bunlar, sana vahyettiğimiz gayb haberlerindendir. Meryem’e hangisi kefil olacak diye (Kur’a için) kalemlerini suya atarken sen onların yanında değildin, konuyu tartışırlarken de yanlarında değildin.
Şinasi Güneş
İşte bu, görünmeyen, bilinmeyen, sezilmeyenin doğru haberlerindendir, onu sana vahyediyoruz. Hangileri Meryem'in sorumluluğunu üstleneceği konusunda kalemlerini atarken [kura çekerken], sen yanlarında değildin. Davalaştıklarında da sen yanlarında değildin.
3:45. Ayet
Mustafa Çavdar
Melekler demişti ki: “Ey Meryem! Allah seni katından bir kelime ile müjdeliyor; Onun adı Mesih Meryem oğlu İsa olacak. Dünya’da ve ahirette itibarlı, seçkin ve Allah’a yakınlardan olacak.
Şinasi Güneş
Hani haberci ayetler: ''Ey Meryem! Allah seni, adı Meryem oğlu İsa Mesih olan, O'ndan takdir ettiği bir hükümle [4:171] müjdeliyor. Dünya ve ahirette yüz akıdır ve yakınlaştırılanlardandır [3:55, 4:158].'' demişti.
3:46. Ayet
Mustafa Çavdar
“O, insanlarla beşikte iken de yetişkin biri iken de konuşacak ve o, iyilerden biri olacak.”
Şinasi Güneş
Yüksek makamda ve yetişkin biri olarak insanlara kelam eden salihlerdendir.
3:47. Ayet
Mustafa Çavdar
Meryem, şöyle dedi: “Rabbim, bana hiçbir beşer eli dokunmamışken nasıl çocuğum olabilir?” Melek: “İşte böyle, Allah neyi dilerse yaratır. Bir işin olmasını dilediği zaman ona “Ol” der ve oluş başlar.” 3/33...46, 19/16...34
Şinasi Güneş
''Rabbim, bana bir beşer temas etmemişken [1] benim nasıl bir evladım olur?'' dedi. ''İşte böyle…[2] Allah, gerekli gördüğünü oluşturur [19:20-21]. Bir işi gerçekleştirmeyi hükme bağladığında, ona ancak ol der ve olmaya başlar.'' dedi.
3:48. Ayet
Mustafa Çavdar
Ona kitabı, hikmeti, Tevrat ve İncil’i öğretecektir.
Şinasi Güneş
Ona kitabı [yasaları] ve adaleti sağlayan en doğru hükümleri, Tevrat'ı ve İncil'i öğretir.
3:49. Ayet
Mustafa Çavdar
Ve onu, İsrailoğullarına elçi olarak gönderecektir. “Ben size Rabbinizden bir ayet/mucize ile geldim. Ben size çamurdan kuş gibi bir şey yaparım, ona üflerim. Allah’ın izniyle, hemen uçan bir kuş olur. Anadan doğma körleri, alacalıları iyi ederim; Allah’ın izniyle, ölüleri diriltirim. Yediklerinizi ve evlerinizde sakladıklarınızı da size haber veririm. Eğer mümin olmuş kimseler iseniz bunda sizin için bir delil vardır.”
Şinasi Güneş
İsrailoğulları'na bir elçi olarak [43:59]: ''Ben kesin olarak Rabbinizden bir ayet ile geldim. Size çamurdan kuş şekli gibi [toprak kap, güveç] bir şey [tütsü, buhur] oluştururum. Ona üflediğimde, Allah'ın koyduğu kurallar çerçevesinde uçup giden olur [hastalıklar, zararlı haşereler uçup gider]. Görme sorunları olanları ve yılan, akrep sokmalarını [2] uzaklaştırırım [tedavi ederim], Allah'ın koyduğu kurallar çerçevesinde [manevi] ölülere hayat veririm [8:24]. Nasiplendiğiniz ve evlerinizde depoladığınız şeyler konusunu size haber veririm [bilgilendiririm]. Eğer inanıp güveniyorsanız, işte bunda size kesinlikle bir ayet vardır [5:110].'' dedi.
3:50. Ayet
Mustafa Çavdar
“Benden önce gelen Tevrat’ı tasdik etmekle beraber size haram edilen şeylerin bir kısmını helal kılmak üzere, Rabbinizden bir ayetle geldim. Allah’a karşı sorumlu olun ve bana itaat edin!” 4/171, 5/48-49,
Şinasi Güneş
''Tevrat'tan önümde [İncil'de] yer alanları tasdik edici olarak [5:46, 61:6] ve size haramlaştırılanların [1] bazılarını [2] helal kılmak için, size Rabbinizden bir ayetle geldim. Allah'ın sınırlarına uyun ve bana itaat edin [43:63].''
3:51. Ayet
Mustafa Çavdar
“Şüphesiz ki Allah, benim de Rabbim/sahibim, sizin de Rabbinizdir/sahibinizdir. O’na kulluk edin. İşte dosdoğru yol budur.”
Şinasi Güneş
''Allah, benim Rabbim ve sizin Rabbinizdir, O'na kulluk edin. Dosdoğru yol budur [1].''
3:52. Ayet
Mustafa Çavdar
İsa, onlardaki inançsızlığı hissedince dedi ki: “Allah yolunda kim bana yardımcı olacak?” Havariler de şöyle cevap verdiler: “Biz Allah’ın (dininin) yardımcılarıyız. Allah’a iman ettik, bizim Müslüman olduğumuza da şahit ol!”
Şinasi Güneş
İsa, onlardan gerçeği örtmeyi hissedince: ''Allah'a yardımcılar kimdir [1]?'' dedi. Havariler: ''Allah'ın yardımcıları biziz. Allah'a inanıp güvendik. Bizim Müslimler [2] olmamıza şahit ol.'' dediler [5:111, 61:14].
3:53. Ayet
Mustafa Çavdar
“Rabbimiz, indirdiğine inandık, Elçi’ye uyduk. Bizi şahit olanlarla beraber yaz.”
Şinasi Güneş
''Rabbimiz, indirdiğine inanıp güvendik, elçiye uyduk, bizi şahitlerle birlikte yaz [5:82-83-84].''
3:54. Ayet
Mustafa Çavdar
Onlar tuzak kurdular, Allah da onların tuzaklarını başlarına geçirdi. Zira Allah, tuzakları bozanların en iyisidir.
Şinasi Güneş
Onlar planlarını uyguladılar, Allah da planını uyguladı. Plan uygulayanların hayırlısı Allah'tır [8:30].
3:55. Ayet
Mustafa Çavdar
Allah, İsa’ya dedi ki; “Ey İsa, seni vefat ettireceğim ve seni katıma öyle yücelteceğim. İnanmayanlardan seni arındıracağım. Sana tabi olanları, kıyamet gününe kadar inanmayanlara üstün tutacağım. Sonra bana döneceksiniz. Aranızda hakkında ihtilaf ettiğiniz konularda ben hüküm vereceğim.” 4/157, 5/116-117,
Şinasi Güneş
Hani Allah: ''Ben, seni vefat ettirenim [4:158, 5:117], seni kendime derece olarak yükseltenim [3:45, 4:158][1], gerçekleri örtenlerden seni temizleyenim ve sana uyanları kıyamet gününe kadar gerçekleri örtenlerin üstünde tutanım. Sonra dönüşünüz banadır. İhtilafa düşmüş olduğunuz şeyler hakkında aranızda hükmümü veririm.'' demişti.
3:56. Ayet
Mustafa Çavdar
O gerçeği örtbas eden kâfirleri, dünya ve ahirette şiddetli bir şekilde cezalandıracağım. Onların yardımcıları da olmayacaktır. 13/33-34, 26/100-101
Şinasi Güneş
Gerçekleri örtenlere gelince, onlara dünyada ve ahirette şiddetli azabı tattırırım. Onlara yardımcılardan da yoktur.
3:57. Ayet
Mustafa Çavdar
Allah; iman edenlere, iyi ve güzel işler yapanlara ise eksiksiz mükâfatlarını verecektir. Allah, yanlışta ısrar eden zalimleri sevmez. 3/76, 18/30-31
Şinasi Güneş
İnanıp güvenen ve düzeltici işler yapanlara gelince, onların karşılıkları tastamam verilir. Allah, yanlış yapanları sevmez.
3:58. Ayet
Mustafa Çavdar
İşte bunlar, hükümleri doğru Kuran’dan sana ilettiğimiz ayetlerdendir.
Şinasi Güneş
İşte bu, sana okuyup aydınlattığımız, ayetlerden ve adaleti sağlayan en doğru hükümlerin öğretisindendir.
3:59. Ayet
Mustafa Çavdar
Allah katında İsa’nın durumu, Âdem’in durumu gibidir. Onu topraktan yarattı. Sonra ona, “Ol!’’ dedi ve hemen oluş sürecine girdi. 7/11...23,
Şinasi Güneş
Allah katında İsa'nın örneği, Adem'in [ademoğlunun] örneği gibidir. Onu topraktan oluşturdu. Sonra ona ''Ol!'' deyince olmaya başladı [1].
3:60. Ayet
Mustafa Çavdar
Hak, Rabbinden gelen Kuran’dır. Sakın şüphe edenlerden olma!
Şinasi Güneş
Gerçek Rabbindendir. Sakın tartışmaya girenlerden olma [1]!
3:61. Ayet
Mustafa Çavdar
Sana vahyin yani Kuran bilgisi geldikten sonra, bu hususta seninle kim tartışacak olursa de ki: “Gelin oğullarımızı ve oğullarınızı, kadınlarımızı ve kadınlarınızı, kendilerimizi ve kendilerinizi çağırarak toplanalım.
Şinasi Güneş
İlimden sana gelenin ardından, kim seninle onun [İsa'nın] hakkında tartışırsa de ki: ''Gelin, oğullarımızı ve oğullarınızı, kadınlarımızı ve kadınlarınızı, kendimizi ve kendinizi çağıralım. Sonra, Allah'ın dışlamasının yalan söyleyenlerin üzerine olmasını dileyelim.''
3:62. Ayet
Mustafa Çavdar
İşte İsa olayının gerçek hikâyesi budur. Asla Allah’tan başka ilah yoktur. Allah, mutlak üstün. Her hükmü doğru olandır.
Şinasi Güneş
Kesinlikle o gerçeğin anlatımı budur. Allah'ın dışında ilah diye bir şey yoktur. Kesinlikle Allah, adaleti sağlayan en doğru hükümleri vermede üstün olanın ta kendisidir.
3:63. Ayet
Mustafa Çavdar
Ama yine de yüz çevirirlerse, şüphesiz Allah bozguncuları hakkıyla bilendir.
Şinasi Güneş
Eğer yüz çevirirlerse, Allah bozguncuları bilendir.
3:64. Ayet
Mustafa Çavdar
De ki: “Ey kitap ehli, gelin sizinle bizim aramızda ortak bir kelimede anlaşalım. Allah’tan başkasına kulluk etmeyeceğimize, Allah’a hiçbir şeyi ortak ederek şirk koşmayacağımıza ve birbirimizi Allah ile aramıza koyup Rabler edinmeyeceğimize dair (söz verelim).” Eğer yüz çevirirlerse deyin ki: “Şahit olun ki biz, tüm varlığımızla Allah’a teslim olmuş Müslümanlarız.”
Şinasi Güneş
De ki! ''Ey Kitap Ehli! Allah'ın dışında kimseye kulluk etmememiz, O'na hiçbir şeyi ortak koşmamamız, Allah'ın yanı sıra birbirimizi rabler edinmememiz olan aramızdaki eşit kelimeye [ilkeye] gelin.'' Eğer yüz çevirirlerse, ''Şahit olun, biz Müslimleriz [1]'' deyin [29:46].
3:65. Ayet
Mustafa Çavdar
Ey kitap ehli, İbrahim hakkında niçin tartışıyorsunuz? Hâlbuki Tevrat da İncil de ondan sonra indirilmiştir. Aklınızı kullanmıyor musunuz?
Şinasi Güneş
Ey Kitap Ehli! Tevrat ve İncil onun ardından indirilmemiş gibi, İbrahim hakkında niçin tartışıyorsunuz [2:140, 3:67]? Aklınızı kullanmaz mısınız?
3:66. Ayet
Mustafa Çavdar
İşte siz böylesiniz; hakkında bilgi sahibi olduğunuz konuda haydi tartıştınız, ama bilginiz olmayan bir şey hakkında ne diye tartışıyorsunuz? Oysa Allah bilir, siz bilmezsiniz!
Şinasi Güneş
İşte siz bunlarsınız. Hakkında ilminiz olan şey hakkında tartıştınız. Peki, hakkında ilminiz olmayan şey hakkında niçin tartışıyorsunuz? Allah bilir, siz bilmezsiniz [2:140].
3:67. Ayet
Mustafa Çavdar
İbrahim ne Yahudi’ydi ne de Hıristiyan. Fakat o hanif bir Müslüman’dı. Zira O, Allah’tan başkasına ilahlık yakıştıran müşriklerden değildi. 2/135, 2278
Şinasi Güneş
İbrahim, Yahudi de, Hristiyan da olmadı. Fakat o, bütün şirk unsurlarından arınmış [1] bir Müslim'di [2]. O, ortak koşanlardan olmadı.
3:68. Ayet
Mustafa Çavdar
Doğrusu İbrahim’e en yakın olanlar, ona uyanlarla, şu nebi ve ona iman edenlerdir. Zira Allah, müminlerin velisidir.
Şinasi Güneş
İnsanların İbrahim'e daha yakın olanı; ona uyanlar, bu Nebi ve inanıp güvenenlerdir. Allah, inanıp güvenenlerin yakını, yol göstericisidir.
3:69. Ayet
Mustafa Çavdar
Kitap ehlinden bir kısmı sizi saptırmak isterler, fakat yalnızca kendilerini saptırırlar da bunun farkına bile varmazlar. 2/9-135,
Şinasi Güneş
Kitap Ehli'nden bir tayfa, sizi saptırmayı arzu eder [1]. Onlar, kendilerinin dışındakileri saptıramazlar. Fakat, şuurunda değildirler.
3:70. Ayet
Mustafa Çavdar
Ey kitap ehli, bizzat kendiniz şahit iken göz göre göre niçin Allah’ın ayetlerine inanmıyorsunuz? 2/145-146,
Şinasi Güneş
Ey Kitap Ehli! Şahit olduğunuz halde [3:86-99], niçin Allah'ın ayetleri hakkındaki gerçekleri örtüyorsunuz [3:98]?
3:71. Ayet
Mustafa Çavdar
Ey kitap ehli, niçin hakla batılı karıştırıyor ve bile bile hakkı gizliyorsunuz?
Şinasi Güneş
Ey Kitap Ehli! Niçin hakka batıl elbisesi giydiriyorsunuz ve bile bile hakkı gizliyorsunuz [1]?
3:72. Ayet
Mustafa Çavdar
Kitap ehlinden bir kısmı derler ki; “İman edenlere indirilen Kuran’a günün başında inanın; sonunda inkâr edin, belki onlar da dönerler.”
Şinasi Güneş
Kitap Ehli'nden bir tayfa: ''Dönsünler diye, inanıp güvenenlere indirilene günün başında inanıp güvenin, sonunda gerçekleri örtün.'' dediler [1].
3:73. Ayet
Mustafa Çavdar
“Sizin dininize uyanlardan başkasına inanmayın.” De ki: “Doğru yol, sadece Allah’ın gösterdiği yoldur. Size verilenin bir benzerinin, bir
Şinasi Güneş
Ve: ''Dininize uyanların dışındakilere inanıp güvenmeyin.'' dediler. De ki! ''Doğru yolu gösteren, Allah'ın gösterdiğidir [2:120, 6:71]. Size verilenin benzerinin birine verilmesinden [1] veya Rabbinizin katında sizinle tartışıyorlar [2:76] diye bunu söylüyorsunuz.'' De ki! ''Armağan Allah'ın elindedir, onu gerekli gördüğüne verir. Allah, genişletendir, bilendir.
3:74. Ayet
Mustafa Çavdar
Rahmetini hak edene tahsis eder. Zira Allah, büyük lütuf/ikram sahibidir. 17/86-87,
Şinasi Güneş
Rahmetini gerekli gördüğüne tahsis eder. Allah, muazzam bir armağan sahibidir [2:105].
3:75. Ayet
Mustafa Çavdar
Kitap ehlinden kimi de vardır, kendisine bir kantar altın emanet etsen, onu sana olduğu gibi geri verecektir. Kimi de vardır ki, ona bir dinar versen, tepesine dikilmedikçe onu sana geri vermez. Bu onların; “Ümmilere karşı üzerimize bir sorumluluk yoktur.” demelerindendir. Onlar, bile bile Allah hakkında yalan söylerler. 3/113-114, 28/52...55
Şinasi Güneş
Kitap Ehli'nden, ona kantarla emanet versen, onu sana iade eden kimseler de vardır [3:110-113-199]. Onlardan, bir dinar versen, devamlı başına dikilmedikçe onu sana iade etmeyen kimseler de vardır. İşte bu, onların: ''Ümmilerin aleyhimize bir yolu yoktur.'' demelerindendir [1].
3:76. Ayet
Mustafa Çavdar
Evet, kim ahdini yerine getirir ve emanete riayet ederse, şüphe yok ki, Allah emanete riayet eden ve günahlardan korunan muttakileri sever.
Şinasi Güneş
Bilakis, kim sözünü tastamam yerine getirir [1] ve vahyin sınırlarına uyup korunursa, Allah, vahyin sınırlarına uyup korunanları sever.
3:77. Ayet
Mustafa Çavdar
Allah’a verdikleri ahdi ve yeminleri basit dünya menfaati için değiştirenlere gelince, onların ahirette bir nasibi olmayacaktır. Allah, kıyamet gününde onlarla konuşmayacak, onların yüzüne bakmayacak ve onları temize çıkarmayacaktır. Onlar için acıklı bir azap vardır. 2/174, 3/187, 11/15, 42/20, 18/103…106
Şinasi Güneş
Allah'a verdikleri sözü [16:95] ve yeminlerini az bir değere satanlar var ya [1], işte onlar, ahirette oluşturulanlardan payları olmayanlardır. Kıyamet günü, Allah onlara kelam etmez, onları gözetmez ve onları arındırmaz [2:174]. Onlara can yakıcı bir azap vardır.
3:78. Ayet
Mustafa Çavdar
Onların bir kısmı, kitaptan olmadığı halde sizin kitaptan zannetmeniz için dillerini eğip bükerler. Allah’ın kitabından okuyormuş gibi yaparlar, o Allah katından olmadığı halde “Allah katındandır” derler. Bile bile Allah hakkında yalan söylerler.
Şinasi Güneş
Ve onlardan bir kesim, kitaptan olmadığı halde kitaptan hesap etmeniz için, kitap hakkında dillerini eğip bükerler. Ve o, Allah katından olmadığı halde: ''O Allah katındandır'' derler. Ve onlar, Allah hakkında bile bile yalan söylerler [1].
3:79. Ayet
Mustafa Çavdar
Allah’ın kendisine kitap hikmet ve nebilik verdiği hiçbir beşerin, bütün bunlardan sonra kalkıp da insanlara: “Allah’ın yansıra bana da kulluk edin” demesi söz konusu değildir. Fakat: -Kitabı okuyup, incelediğinize göre Rabbe kul olunuz, der. 9/30-31,
Şinasi Güneş
Allah'ın, bir beşere kitap, yasama, yürütme imkanı ve nebilik vermesinden sonra insanlara: ''Allah'ın yanı sıra benim için de kulluk edenler olun.'' demesi olur şey değildir. Fakat, ''Öğrettiğiniz ve ders aldığınız kitap gereğince, kendinizi Rabbine adayanlar olun.'' der.
3:80. Ayet
Mustafa Çavdar
Ve yine O, size melekleri ve nebileri dinde kural koyucu Rabler edinmenizi de emretmez. O, size Müslüman olduktan sonra, hiç kâfir olmayı emreder mi?
Şinasi Güneş
Size, güçlü insanları [zorbaları, diktatörleri, putlaştırılmış insanları] ve nebileri rabler edinmenizi emretmez. Sizin Müslimler [1] olmanızın ardından, gerçekleri örtmenizi mi emredecek [2]?
3:81. Ayet
Mustafa Çavdar
Allah, nebilerden şu misakı almıştı; “Size, kitap ve hikmet verdikten sonra, sizin ilettiğiniz mesajı doğrulayan bir elçi gelecek olursa, ona kesinlikle iman edecek ve ona yardım edeceksiniz değil mi?” dedikten
Şinasi Güneş
Hani Allah: ''Size kitaptan [yasadan], adaleti sağlayan en doğru hükümlerden verdim de, sonra size, beraberinizde olanı tasdik edici bir elçi geldiğinde, kesinlikle ona inanıp güveneceksiniz ve kesinlikle ona yardım edeceksiniz.'' diye nebilerin bağlayıcı sözünü almış [33:7], ''Kabul ettiniz mi? İsr'i üzerinize aldınız mı?'' demişti. ''Kabul ettik.'' demişlerdi. ''Öyleyse şahit olun. Ben de sizinle birlikte şahitlerdenim.'' demişti [1].
3:82. Ayet
Mustafa Çavdar
Bundan sonra verilen sözden dönenler yok mu, işte onlar, yoldan çıkan fasıkların ta kendileridir. 39/71, 67/8-9-10
Şinasi Güneş
Bunun ardından, kim yüz çevirirse, işte onlar, yoldan çıkanlardır.
3:83. Ayet
Mustafa Çavdar
Göklerde ve yerde ister istemez bütün akıllı varlıklar, ona teslim olmuşken ve herkes hesap için ona döndürülecek iken onlar, Allah’ın dininden başka bir din yani hayat sistemi mi arıyorlar?
Şinasi Güneş
Kendileri de O'na döndürülecekken, göklerde ve yeryüzünde olan kimseler, isteyerek ve istemeyerek O'nun için İslamlaşmışken, Allah'ın dininden başkasını mı arıyorlar [1]?
3:84. Ayet
Mustafa Çavdar
De ki: “Biz Allah’a, bize indirilene, İbrahim’e, İsmail’e, İshak’a, Yakub’a ve torunlarına indirilene, Rablerinden Musa ve İsa’ya ve diğer nebilere verilenlere iman ettik. Onlardan hiçbirini diğerine tercih edip ayırım yapmayız. Çünkü biz, Allah’a teslim olup Müslüman olanlarız.”
Şinasi Güneş
De ki! ''Allah'a, bize indirilene, İbrahim'e, İsmail'e, İshak'a, Yakub'a ve torunlarına indirilene, Musa'ya, İsa'ya ve Rablerinden nebilere verilene inanıp güvendik [1]. Onlardan birinin arasında fark görmeyiz [2]. Biz O'nun için İslamlaştıranlarız [3][2:136].''
3:85. Ayet
Mustafa Çavdar
Kim İslam’dan başka bir din ararsa, bu ondan asla kabul edilmeyecektir. O, ahirette de kesin kaybedenlerden olacaktır.
Şinasi Güneş
Kim İslam'dan başka bir din ararsa, ondan asla kabul edilmeyecektir [1]. Ve o, ahirette kaybedenlerdendir.
3:86. Ayet
Mustafa Çavdar
İman etmelerinden ve o elçinin hak olduğuna şahit olduktan sonra vazgeçip inanmayan kâfirleri nasıl olur da Allah doğru yola iletir? Hâlbuki kendilerine apaçık belgeler gelmişti. Zira Allah, yanlışta ısrar eden zalimleri amaçlarına ulaştırmaz.
Şinasi Güneş
İnanıp güvenmelerinin ardından gerçekleri örten bir halka Allah nasıl yol göstersin [4:137]? Onlara apaçık kanıtlar gelmiş ve elçinin hak olduğuna şahit olmuşlardı [3:70-99]. Allah, yanlış yapanlar halkına yol göstermez [2:258].
3:87. Ayet
Mustafa Çavdar
İşte onların cezaları; Allah’ın, meleklerin ve bütün insanların lanetine uğramalarıdır. 2/159...161,
Şinasi Güneş
İşte onların karşılıkları, Allah'ın, haberci ayetlerin ve insanların tamamının dışlamasının onların üzerine olmasıdır.
3:88. Ayet
Mustafa Çavdar
Onlar, o lanette süreklidirler. Azap, onlardan asla hafifletilmez ve onların yüzüne de bakılmaz. 18/100...106,
Şinasi Güneş
Orada kalıcıdırlar [2:217]. Onlardan azap hafifletilmez ve onlar gözetilmezler [16:85].
3:89. Ayet
Mustafa Çavdar
Ancak, bu hatalarından sonra tövbe ile dönüş yapan ve hallerini düzeltenler müstesnadır. Allah, eşsiz bir bağışlayıcı ve sonsuz merhamet sahibidir.
Şinasi Güneş
Bunun ardından, hatasından kesin dönüş yapıp Allah'a itaate yönelenler ve düzeltenler bunun dışındadır. Allah, bağışlayandır, merhamet edendir.
3:90. Ayet
Mustafa Çavdar
İmanlarından sonra kâfir olan ve kâfirliklerini arttıranlar tövbe ile dönüş yapmazlarsa, işte onlar delalette olan sapkınların ta kendileridir. 4/168, 2/37, 9/104, 20/82, 25/70-71,
Şinasi Güneş
İnanıp güvenmelerinin ardından gerçekleri örten, sonra, gerçekleri örtmesini daha da arttıranların, hatalarından dönüp Allah'a itaate yönelişleri asla kabul edilmeyecektir. İşte onlar, sapıkların ta kendileridirler [1].
3:91. Ayet
Mustafa Çavdar
Evet, gerçeği örtbas ederek kâfir olarak ölenler, onların hiçbirinden yeryüzünü dolduracak kadar altın fidye verse dahi, asla kabul edilmeyecektir. İşte onlar için acıklı bir azap vardır. Onların hiçbir yardımcısı da yoktur. 5/36-37,
Şinasi Güneş
Gerçekleri örtenler ve gerçekleri örtenler olarak ölenler, yeryüzü dolusu kadar altını fidye olarak verseler, onların hiçbirinden asla kabul edilmeyecektir. İşte onlara, can yakıcı bir azap vardır ve onlara yardımcılardan da yoktur.
3:92. Ayet
Mustafa Çavdar
Sevdiğiniz şeylerden harcamadıkça, iyiliğe ve gerçek dindarlığa erişemezsiniz. Her ne harcarsanız şüphesiz Allah onu bilir. 2/177, 76/8-9
Şinasi Güneş
Sevdiğiniz şeylerden infak edene kadar erdeme ulaşamazsınız [2:177-267, 76:8]. İnfak ettiğiniz ne varsa, Allah onu bilir.
3:93. Ayet
Mustafa Çavdar
Tevrat indirilmeden önce, İsrail’in kendine haram kıldıklarının dışında, İsrailoğullarına bütün yiyecekler helal idi. De ki: “Eğer iddianızda doğruysanız, Tevrat’ı getirip okuyun!”
Şinasi Güneş
''Tevrat'ın indirilmesinden önce, İsrail'in kendine haram kıldıklarının dışındaki her yiyecek İsrailoğulları için helaldi.'' dediler [1]. De ki! ''Eğer doğru sözlüler iseniz, Tevrat'ı getirin ve onu okuyun.''
3:94. Ayet
Mustafa Çavdar
Bundan sonra kim asılsız hükümler uydurup Allah’a isnat ederse, işte onlar yanlışta ısrar eden zalimlerin ta kendileridir. 10/17, 11/18-19
Şinasi Güneş
Bunun ardından, kim yalanı Allah'a iftira atarsa, işte onlar, yanlış yapanların ta kendileridirler.
3:95. Ayet
Mustafa Çavdar
De ki: “Allah doğru söylemiştir. Öyleyse, batılın her türünden yüz çevirerek İbrahim’in inanç sistemine uyun! O, Allaha ait nitelikleri başkalarına yakıştıran müşriklerden değildi.”
Şinasi Güneş
De ki! ''Allah doğruyu söyledi. Öyleyse, bütün şirk unsurlarından arınmış bir şekilde [1], İbrahim'in inanç sistemine, yaşam tarzına [2] uyun. O, ortak koşanlardan değildi.
3:96. Ayet
Mustafa Çavdar
Yeryüzünde insanlık için inşa edilen ilk mabet, şüphesiz Mekke’deki mübarek ve toplumlar için rehber olan (Kâbe’) dir.
Şinasi Güneş
İnsanlar için ilk kurulan kurum, Bekke'deki [1], bereketli, alemlere yol gösterendir.
3:97. Ayet
Mustafa Çavdar
Buna delalet eden işaretler orada duruyor, mesela İbrahim’in makamı hala oradadır. Oraya giren, güvendedir. İmkân bulabilenlerin beyti/Kâbe’yi haccetmesi, insanların üzerine Allah’ın hakkıdır. Kim nankörlük eder bundan kaçınırsa, Allah’ın toplumlardan hiçbirinin ibadetine ihtiyacı yoktur. 2/196, 22/25...37
Şinasi Güneş
Orada apaçık kanıtlı ayetler ve İbrahim makamı [kıyam ettiği yer] vardır. Oraya kim girerse, güvende olur [2:125]. Yoluna gücü yeten kimsenin, Allah için kurumu haccetmesi [eğitim öğretim ve sosyal dayanışma organizasyonuna] katılması, insanların üzerinde bir görevdir [1]. Kim gerçeği örterse, Allah'ın, alemlerden bir şeye ihtiyacı yoktur [kendine yetendir].
3:98. Ayet
Mustafa Çavdar
De ki: “Ey kitap ehli, Allah yaptıklarınıza şahitlik edip dururken, Allah’ın ayetlerine niye inanmıyorsunuz?” 2/42, 42/13-14
Şinasi Güneş
De ki! ''Ey Kitap Ehli! Niçin Allah'ın ayetleri hakkındaki gerçekleri örtüyorsunuz [3:70]? Allah, yaptıklarınıza şahittir.''
3:99. Ayet
Mustafa Çavdar
De ki: “Ey kitap ehli, niçin bu vahyin doğruluğuna bizzat şahit olduğunuz halde, bunu eğri büğrü göstererek bu vahye inananları Allah’ın yolundan saptırmaya çalışıyorsunuz? Allah, yaptıklarınızdan habersiz değildir.” 2/75, 11/18-19, 14/1...3
Şinasi Güneş
De ki ! ''Ey Kitap Ehli! Şahitler olduğunuz halde [3:70-86], onda eğrilik arayarak, inanıp güvenen kimseleri Allah'ın yolundan niçin alıkoyuyorsunuz? Allah, yaptıklarınızdan gafil değildir.''
3:100. Ayet
Mustafa Çavdar
Ey iman edenler, eğer kendilerine kitap verilenlerden bir gruba uyarsanız, imanınızdan sonra sizi küfre döndürürler. 2/111-112,
Şinasi Güneş
Ey inanıp güvenenler! Kitap verilenlerden bir kesime itaat ederseniz, inanıp güvenmenizin ardından, sizi gerçekleri örtenlere döndürürler [1].
3:101. Ayet
Mustafa Çavdar
Allah’ın ayetleri size okunur ve üstelik onun elçisi de aranızda bulunurken, nasıl olur da ayetlere inanmazsınız? Artık kim Allah’a sımsıkı bağlanırsa, şüphesiz o, doğru yoluna yöneltir. 4/174-175,
Şinasi Güneş
Size Allah'ın ayetleri okunurken ve elçisi içinizdeyken, nasıl gerçekleri örtersiniz? Kim Allah'a tutunursa, dosdoğru yol kendisine gösterilmiştir [1].
3:102. Ayet
Mustafa Çavdar
Ey iman edenler, Allah’a karşı gelmekten hakkıyla nasıl sakınılması gerekiyorsa öyle sakının ve Müslüman olmadan sakın öleyim demeyin.
Şinasi Güneş
Ey inanıp güvenenler! Nasıl vahyin sınırlarına uyup korunmanız gerekiyorsa, hakkıyla vahyin sınırlarına uyup korunun. Ve Müslimler [1] olmanız dışında sakın ölmeyin.
3:103. Ayet
Mustafa Çavdar
Ve topluca Allah’ın ipi Kuran’a sımsıkı bağlanın ve bölünüp parçalanmayın! Allah’ın sizin üzerinizdeki nimetini hatırlayın! Hani siz, bir zamanlar birbirinize düşmanlar idiniz. O, kalplerinizin arasını uzlaştırdı. O’nun bu Kuran nimeti sayesinde kardeşler oldunuz. Siz, bir ateş çukurunun kenarında idiniz de O, sizi oradan kurtardı. Doğru yolu bulasınız diye Allah, size ayetlerini işte böyle açıklıyor. 6/159, 30/32, 42/13, 23/52-53, 21/92-93-94
Şinasi Güneş
Topluca Allah'ın ipine tutunun ve ayrışmayın [1]. Siz düşmanlarken, Allah'ın kalplerinizin arasını alıştırdığı ve O'nun nimetiyle kardeşler haline geldiğiniz [8:63, 49:10] ve ateşten bir çukurun kenarındayken, sizi oradan kurtardığı Allah'ın nimetini aklınızdan çıkarmayın. Doğru yolu görün diye, Allah size ayetlerini işte böyle açıkça ortaya koyuyor.
3:104. Ayet
Mustafa Çavdar
Sizden, iyi ve güzele çağıran, kötü ve çirkin olanı da engelleyen bir toplum oluşsun. İşte kurtuluşa erecekler bunlardır.
Şinasi Güneş
Sizden, hayra çağıran, herkesçe kabul edilen ortak iyiyi emreden, herkesçe kabul edilen ortak kötüden engelleyen [1] önderli bir topluluk olsun [2:143, 7:159-181]. İşte onlar, başarıya ulaşanların ta kendileridir.
3:105. Ayet
Mustafa Çavdar
Kendilerine apaçık belgeler geldikten sonra ihtilafa düşüp, bölünüp parçalananlar gibi olmayın. İşte onlar için korkunç bir azap vardır.
Şinasi Güneş
Kendilerine apaçık kanıtlar gelmesinin ardından ihtilafa düşüp ayrışanlar gibi olmayın. İşte onlara, dehşet bir azap vardır [1].
3:106. Ayet
Mustafa Çavdar
Birtakım yüzlerin ağardığı ve birtakım yüzlerin de karardığı o günde, yüzleri kararanlara: “İmanınızdan sonra kâfir mi oldunuz? Öyleyse, küfrünüzden dolayı azabı tadın.” denilir. 3/86-90, 10/26, 80/38-39
Şinasi Güneş
Kimi yüzlerin beyazlaştığı, kimi yüzlerin siyahlaştığı gün. Yüzleri siyahlaşanlara gelince, inanıp güvenmenizin ardından gerçekleri örttünüz öyle mi? Gerçekleri örttüğünüz şeylerden dolayı azabı tadın [1]!
3:107. Ayet
Mustafa Çavdar
Yüzleri ağaranlar, Allah’ın rahmetindedirler ve bunlar orada kalıcıdırlar. 10/26, 80/38-39
Şinasi Güneş
Yüzleri beyazlaşanlara gelince, onlar, Allah'ın rahmeti içerisindedirler. Onlar, orada kalıcı olanlardır.
3:108. Ayet
Mustafa Çavdar
İşte bu, sana hak olarak okuduğumuz Allah’ın ayetleridir. Allah, toplumlardan hiçbirine zulmedip haksızlık yapmaz.
Şinasi Güneş
İşte bunlar, sana gerçek bir amaçla okuyup aydınlattığımız Allah'ın ayetleridir. Allah, alemlere yanlış yapmak istemez.
3:109. Ayet
Mustafa Çavdar
Göklerde ne varsa, yerde ne varsa Allah’a aittir. Bütün iş ve oluş, önünde sonunda Allah’a döndürülür.
Şinasi Güneş
Göklerde ve yeryüzünde olan şeyler O'nundur. Ve işler O'na döndürülür.
3:110. Ayet
Mustafa Çavdar
Siz, insanlar için çıkarılmış en hayırlı ümmet/toplumsunuz. İyi ve güzel olanı önerir, kötü ve çirkin olanı da engellersiniz. Allah’a inanır ve güvenirsiniz. Şayet kitap ehli de inanıp güvenseydi, elbette kendileri için iyi olurdu. İçlerinden mümin olanlar vardır. Fakat çoğunluğu yoldan çıkmış fasıktır.
Şinasi Güneş
Siz, insanlar için çıkarılmış, herkesçe kabul edilen ortak iyiyi emreden ve herkesçe kabul edilen ortak kötüden engelleyen [1] ve Allah'a inanıp güvenen hayırlı bir önderli topluluk oldunuz [2:143, 7:159-181]. Kitap Ehli de inanıp güvenirse, onlar için de hayırlı olur. Onlardan inanıp güvenenler vardır [3:75-113-199]. Çoğu ise, yoldan çıkmıştır.
3:111. Ayet
Mustafa Çavdar
Onlar, size dille eziyetin dışında asla zarar veremeyeceklerdir. Eğer sizinle savaşırlarsa, arkalarını dönüp kaçarlar. Sonra onlara yardım da ulaşmaz.
Şinasi Güneş
Eziyetin dışında size bir darlık veremezler. Sizinle çarpışsalar, arkalarını dönüp uzaklaşırlar. Sonra yardım da olunmazlar [59:11-12-13].
3:112. Ayet
Mustafa Çavdar
Onlar, Allah’a ve insanlara karşı taahhütlerine bağlanmadıkları sürece, nerede olurlarsa olsunlar aşağılanmaya ve zillet içinde yaşamaya mahkûmdurlar. Zira onlar, geçmişte Allah’ın gazabına uğradılar. Esaret, sürgün ve miskinliğe mahkûm edildiler. Bu onların, Allah’ın ayetlerine
Şinasi Güneş
Allah'ın ipine ve insanların ipine bağlı kalanların dışında olanlar [1], nerede rastlansalar zillete mahküm olmuşlar, Allah'ın hoşnutsuzluğuna uğramışlar ve yoksulluğa mahküm olmuşlardır. İşte bu, onların Allah'ın ayetleri hakkındaki gerçekleri örtmelerinden ve haksız yere Allah'ın nebilerini etkisiz hale getirmelerindendir [2]. İşte bu, isyan etmelerinden ve sınırı çiğnemelerindendir.
3:113. Ayet
Mustafa Çavdar
Onların hepsi bir değildir. Kitap ehlinden gecenin derinliklerinde kalkıp, Allah’ın ayetlerini okuyan ve secdeye kapanarak ibadet eden bir topluluk da vardır. 4/162, 17/79, 28/52...55
Şinasi Güneş
Onların hepsi aynı değildir [3:75-110-199]. Kitap Ehli'nden, gece boyunca Allah'ın ayetlerini okuyup boyun eğen, dik duruşlu bir önderli topluluk da vardır.
3:114. Ayet
Mustafa Çavdar
Bunlar, Allah’a ve ahiret gününe inanır. İyiliği emrederler, kötülüğü de yasaklarlar ve hayır işlerine koşarlar. İşte bunlar, salih kimselerdir. 5/82...85,
Şinasi Güneş
Allah'a ve ahiret gününe inanıp güvenirler, herkesçe kabul edilen ortak iyiyi emreder, herkesçe kabul edilen ortak kötüden engellerler [1] ve hayırlarda yarışırlar. İşte onlar, salihlerdendir.
3:115. Ayet
Mustafa Çavdar
Bunların hayır yolunda yaptıkları işler, asla karşılıksız bırakılmayacaktır. Zira Allah, hayır işlerinde duyarlı olanları çok iyi bilmektedir.
Şinasi Güneş
Hayırdan yaptıkları şeyler, asla örtülmez [görmezden gelinmez]. Allah, vahyin sınırlarına uyup korunanları bilendir.
3:116. Ayet
Mustafa Çavdar
Gerçekleri örtbas eden kâfirlere gelince, onların ne malları ne de evlatları, Allah’ın huzurunda hiçbir fayda vermeyecektir. Onlar, ateşi boylayacaklar ve orada kalıcıdırlar.
Şinasi Güneş
Gerçekleri örtenlerin malları ve evlatları, Allah'tan gelebilecek hiçbir şeyi gideremez [1]. İşte onlar, ateşin arkadaşlarıdır. Onlar, orada kalıcı olanlardır.
3:117. Ayet
Mustafa Çavdar
Onların bu dünya hayatında iyilik namına harcadıkları şeyin örneği, kendi kendilerine yazık etmiş bir toplumun ekinine isabet edip de, onu helak eden kavurucu soğuk bir rüzgâra benzer. Oysa Allah, onlara haksızlık edip zulmetmemişti, fakat onlar kendi kendilerine yazık edip zulmediyorlardı. 18/103...107,
Şinasi Güneş
Bu dünya hayatında infak ettikleri şeylerin örneği, kendilerine yanlış yapan halkın ekinine isabet edip, yıkıma uğratan dondurucu bir rüzgarın örneği gibidir [2:264-266, 8:36]. Allah onlara yanlış yapmadı. Fakat onlar, kendilerine yanlış yaptılar.
3:118. Ayet
Mustafa Çavdar
Ey iman edenler, sizinle dindaş olmayanı dost ve sırdaş edinmeyin. Zira onlar, size ellerinden gelen her türlü kötülüğü yaparlar. Sizin sıkıntıya düşmenizi arzu ederler. Kinleri ve öfkeleri ağızlarından taşmaktadır. İçlerinde gizledikleri kin ve nefret ise daha da büyüktür. Eğer aklınızı kullanıyorsanız, işte size ayetleri açıkladık.
Şinasi Güneş
Ey inanıp güvenenler! Kendi seviyenizde olmayanları karındaş [sırdaş] edinmeyin. Onlar size fenalık etmekten geri durmaz, sıkıntıda olmanızı arzu ederler. Nefretleri ağızlarından açığa çıkmıştır, göğüslerinde sakladıkları ise daha büyüktür. Eğer aklınızı kullanırsanız, kesin olarak ayetleri size açıkça ortaya koyduk.
3:119. Ayet
Mustafa Çavdar
Siz öyle kimselersiniz ki, onlar sizi sevmediği halde siz onları seviyorsunuz ve siz bütün kitaplara/vahiylere inanıyorsunuz. Sizinle bir araya geldiklerinde “İman ettik” derler; kendi başlarına kaldıklarında da size olan kin ve nefretlerinden parmaklarını ısırırlar. De ki: “Öfkenizden kahrolup geberin! Şüphesiz Allah, sinelerin özünde saklanan duyguları hakkıyla bilendir.” 3/72-73,
Şinasi Güneş
Siz bunlarsınız ki, onları seversiniz [60:1]. Onlar ise, siz kitabın tümüne inanıp güvendiğiniz halde sizi sevmezler [5:82]. Sizinle karşılaştıklarında: ''İnanıp güvendik.'' derler, geçip gittiklerinde ise, size olan öfkelerinden parmaklarını ısırırlar [2:14-76, 5:61]. De ki! ''Öfkenizle ölün!'' Allah göğüslerde olanı bilendir.
3:120. Ayet
Mustafa Çavdar
Siz bir iyilik ve nimete kavuşacak olsanız, bu onları derinden üzer; sizin kötü bir durumla karşılaşmanız halinde ise sevince boğulurlar. Eğer
Şinasi Güneş
Size bir iyilik temas etse, onlar kötüleşir, eğer size bir kötülük isabet etse, onunla ferahlarlar [9:50]. Eğer dirençli olursanız ve vahyin sınırlarına uyup korunursanız, onların planları hiçbir şekilde size darlık veremez. Allah, yaptıkları şeyleri kuşatandır.
3:121. Ayet
Mustafa Çavdar
Hani sen, müminleri savaş mevzilerine yerleştirmek üzere sabah evinden ayrılmıştın. Olup biten her şeyi Allah işitiyor ve biliyordu.
Şinasi Güneş
Hani sen, inanıp güvenenleri [Uhud'da], çarpışmak için mevzilerine yerleştirmek üzere ahalinden erkenden ayrılmıştın. Allah, işitendir, bilendir.
3:122. Ayet
Mustafa Çavdar
İçinizden iki grup, paniğe kapılmış ve dağılmanın eşiğine gelmişti. Oysa onların yar ve yardımcısı Allah idi, müminler sadece Allah’a güvenmeliydiler. 3/159-160,
Şinasi Güneş
Hani, sizden iki tayfa [3:153], Allah onların yakını, yol göstericisi olduğu halde, telaşa kapılmıştı [3:152]. Artık, inanıp güvenenler, Allah'a güvenip dayansınlar.
3:123. Ayet
Mustafa Çavdar
Hani siz daha zayıf olduğunuz halde Bedir’de, Allah size yardım etmişti. O halde Allah’a karşı sorumlu olun ki, ona minnettarlığınızı göstermiş olursunuz. 5/11, 8/62...66
Şinasi Güneş
Siz Bedir'de zillette iken, kesin olarak Allah size yardım etmişti [8:17-43]. Karşılığını vermeniz için, Allah'ın sınırlarına uyup korunun.
3:124. Ayet
Mustafa Çavdar
Hani sen Bedir savaşında müminlere şöyle diyordun: “Rabbinizin, size indirilmiş üç bin melekle yardım etmesi yetmez mi?”
Şinasi Güneş
Hani inanıp güvenenlere: ''Rabbinizin, indirilen meleklerden [1] üç biniyle [bir çoğuyla] imdadınıza yetişmesi [8:9] yetmez mi?'' diyordun.
3:125. Ayet
Mustafa Çavdar
Hatta siz sabreder, sebat eder ve sorumlu davranırsanız düşman size aniden saldırsa bile, Rabbiniz size işaretli beş bin melekle yardım edecektir. 8/66, 3/173-174
Şinasi Güneş
Elbette. Dirençli olursanız ve vahyin sınırlarına uyup korunursanız, şu an baskınlarından biriyle gelseler, belirlenmiş haberci ayetlerden beş bin tanesiyle [daha çoğuyla] Rabbiniz imdadınıza yetişir [1].
3:126. Ayet
Mustafa Çavdar
Allah, size bu yardımı sırf zafer müjdesi olsun ve kalpleriniz bununla huzur bulup yatışsın diye yaptı. Zira gerçek zafer ve yardım o üstün kudret sahibi ve işinde mükemmel olan Allah katındandır.
Şinasi Güneş
Allah onu, size bir müjde olması ve onunla kalplerinizin tatmin olması dışında bir sebepten yapmadı. Adaleti sağlayan en doğru hükümleri vermede üstün olan Allah'ın katının dışında bir yardım yoktur [8:10].
3:127. Ayet
Mustafa Çavdar
Bu yardımı, kâfirlerden bir kısmını ortadan kaldırmak yahut onları hezimete uğratıp kaybetmiş olarak çekip gitsinler diye yaptı. 8/67, 71/26...28
Şinasi Güneş
Gerçekleri örtenlerin bir kenarını bölmesi veya onları tepeleyip amaçlarına ulaşamayanlar olarak geri dönmeleri için [yaptı 8:7-8].
3:128. Ayet
Mustafa Çavdar
Sen, onların akıbeti hakkında hüküm verme yetkisinde değilsin! Allah ya onları affeder veya onları cezalandırır. Zira onlar zalim olmayı tercih etmişlerdir.
Şinasi Güneş
O işten [1] sana düşen bir şey yoktur. Ya hatalarından dönüp itaate yönelişlerini kabul eder veya onları azaba uğratır [9:106]. Onlar, yanlış yapanlardır [3:152][2].
3:129. Ayet
Mustafa Çavdar
Göklerde ne varsa, yerde ne varsa hepsi Allah’ındır! O, hak edeni bağışlar, hak edeni de cezalandırır. Allah, eşsiz bir bağışlayıcı ve sonsuz merhamet sahibidir. 3/109, 53/31-32
Şinasi Güneş
Göklerde ve yeryüzünde olanlar Allah'ındır. Gereğini yapanı bağışlar, gereğini yapanı azaba uğratır. Allah, bağışlayandır, merhamet edendir.
3:130. Ayet
Mustafa Çavdar
Ey iman edenler, kat kat artırarak, faize/haksız kazanca bulaşıp yemeyin. Allah’ın bu yasağına uyun ki, kurtuluşa eresiniz. 2/275...280,
Şinasi Güneş
Ey inanıp güvenenler! Kat kat arttırılmış olarak ribadan [2:275…279] nasiplenmeyin! Allah'ın sınırlarına uyup korunun ki, başarıya ulaşasınız.
3:131. Ayet
Mustafa Çavdar
Böylece, kâfirler için hazırlanmış olan ateşten kendinizi koruyun.
Şinasi Güneş
Gerçekleri örtenler için hazırlanmış ateşe karşı korunun [2:24].
3:132. Ayet
Mustafa Çavdar
Allah ve Allah’ın mesajlarını tebliğ eden elçisine itaat edin ki, merhamete nail olasınız. 3/31-32,
Şinasi Güneş
Allah'a ve elçisine itaat edin ki merhamet olunasınız [9:71].
3:133. Ayet
Mustafa Çavdar
Rabbiniz tarafından bağışlanmaya, genişliği gökler ile yer kadar olan ve sorumlu davrananlar için hazırlanmış cennete koşun. 39/73-74,
Şinasi Güneş
Rabbinizden bağışlanmaya ve vahyin sınırlarına uyup korunanlar için hazırlanmış [3:15], genişliği gökler ve yeryüzü kadar olan cennete yarışın [57:21].
3:134. Ayet
Mustafa Çavdar
Bunlar ki, bollukta da darlıkta da mallarını Allah yolunda harcayanlar, öfkelerini yenen ve insanların kusurlarını bağışlayanlardır. Allah, böyle iyileri sever. 42/37...43,
Şinasi Güneş
Onlar; varlıkta ve yoklukta infak edenler, öfkelerini yutanlar [42:37], insanlardan geleni affedenlerdir. Allah, iyileştirenleri sever [2:195].
3:135. Ayet
Mustafa Çavdar
Yine bunlar, utanç verici bir iş yaptıklarında veya kendilerine kötülük ettiklerinde, hemen Allah’ı hatırlayıp günahları için af dilerler. Zaten Allah’tan başka günahları kim bağışlayabilir ki? Ve bunlar, bile isteye günah işlemekte ısrar etmezler.
Şinasi Güneş
Onlar, bir aşırılık, hayasızlık yaptıklarında veya kendilerine yanlış yaptıklarında [42:37, 53:32], Allah'ı ve mesajlarını hatırlarlar ve suçları için bağışlanma dilerler. Allah'ın dışında suçları kim bağışlayabilir? Ve onlar, yaptıkları o şeylerde bile bile ısrar etmezler.
3:136. Ayet
Mustafa Çavdar
İşte bunların ödülleri; Rablerinden bir bağışlanma ve tabanından ırmakların çağladığı cennetlerde kalmaktır. Böyle çalışıp çabalayanların ödülü ne güzeldir! 37/61, 43/67...73
Şinasi Güneş
İşte onların karşılıkları, Rablerinden bir bağışlanma ve orada kalıcılar olarak altından nehirler akan bahçelerdir. Çalışanların karşılığı ne güzeldir [29:58, 39:74].
3:137. Ayet
Mustafa Çavdar
Sizden önce gelip geçmiş nice milletlere de yasalarımız uygulanmıştı. Yeryüzünde dolaşın da yalana sarılanların sonunun nasıl olduğunu görün!
Şinasi Güneş
Şüphesiz, sizden öncekilerin uygulamaları gelip geçti [1]. Dolaşın yeryüzünde de, yalana sarılanların akıbeti nasıl olmuş bir gözlemleyin.
3:138. Ayet
Mustafa Çavdar
Bu Kuran, insanlar için hakikati ifade eden bir bildiridir ve sorumlu davrananlar için doğru yol rehberi ve nasihattir. 14/52, 31/2-3,
Şinasi Güneş
Bu, insanlar için, gerçekleri ortaya koyma ve vahyin sınırlarına uyup korunanlar için bir yol gösterici ve bir öğüttür [24:34].
3:139. Ayet
Mustafa Çavdar
Üzülmeyin, yılgınlığa kapılıp gevşemeyin, eğer gerçekten inanıyorsanız siz üstünsünüz. 9/50...52,
Şinasi Güneş
Gevşemeyin ve hüzünlenmeyin. Eğer inanıp güveniyorsanız, üstün gelenler siz olursunuz [1].
3:140. Ayet
Mustafa Çavdar
Eğer (Uhud’ta) sizin canınız yandıysa, (Bedir’de de) onların da canı yanmıştı. Biz zafer ve yenilgileri insanlar arasında döndürür dururuz ki, Allah iman edenleri ortaya çıkarsın ve içinizden şahitler ve modeller oluştursun. Zira Allah, davasına ihanet edenleri sevmez.
Şinasi Güneş
Size bir yara temas ederse [3:172], kesinlikle onun benzeri, o halka da temas etmişti. Biz o günleri, Allah'ın inanıp güvenenleri bilmesi [1] ve onlardan şahitler edinmesi [2:143] için insanlar arasında işte böyle dolaştırırız. Allah, yanlış yapanları sevmez.
3:141. Ayet
Mustafa Çavdar
Bu, Allah’ın inananları arındırıp, kâfirleri mahvu perişan etmesi içindir.
Şinasi Güneş
Ve, Allah'ın inanıp güvenenleri arındırması ve gerçekleri örtenleri mahvetmesi için.
3:142. Ayet
Mustafa Çavdar
Yoksa siz, Allah içinizden kendi yolunda cihat edenleri ve sabredenleri ortaya çıkarmadan cennete girebileceğinizi mi sanıyorsunuz?
Şinasi Güneş
Yoksa, sizden ellerinden geleni yapanları ve dirençli olanları Allah bilmeden, cennete girmeyi mi hesap ettiniz [1]?
3:143. Ayet
Mustafa Çavdar
Oysa siz, ölümle yüz yüze gelmeden önce ölümü arzuluyordunuz. İşte şimdi onu gördüğünüz halde öylece bakıp duruyorsunuz. 2/146...253,
Şinasi Güneş
Ona karşılaşmadan önce, kesin olarak ölümü temenni ediyordunuz. Onu kesin olarak gördünüz ve siz bekliyorsunuz.
3:144. Ayet
Mustafa Çavdar
Muhammed, yalnızca bir elçidir. Ondan önce de elçiler gelip geçmiştir. Eğer o, ölür veya öldürülürse topuklarınızın üstünde gerisin
Şinasi Güneş
Muhammed, bir elçinin dışında bir şey değildir. Kesin olarak ondan önce de elçiler gelip geçmiştir [46:9]. Eğer o, ölür veya etkisiz hale getirilirse, topuklarınızın üstünde geri mi döneceksiniz? Kim topuğu üstünde geri dönerse, Allah'a hiçbir şekilde darlık veremez. Allah, verdiği nimetlerin karşılığını verenlerin karşılığını verecektir.
3:145. Ayet
Mustafa Çavdar
Hiç kimse, Allah’ın izniyle yasalaşmış bir süre olmadan ölmez! Kim, şu dünyanın ödülünü isterse ona ondan veririz. Kim de ahiretin ödülünü isterse, ona da ondan veririz. Biz, şükredip nimetlerin hakkını verenleri mutlaka ödüllendiririz. 11/15, 17/18-19,
Şinasi Güneş
Bir canın, Allah'ın koyduğu kurallar çerçevesi dışında ölmesi mümkün değildir. Belirlenmiş son süresinin bir yasası vardır [13:38][1]. Kim dünyadaki karşılığını isterse [2], ona ondan veririz. Kim ahiretteki karşılığını isterse de, ona ondan veririz. Nimetlerin karşılığını verenlerin karşılığını vereceğiz.
3:146. Ayet
Mustafa Çavdar
Nice nebiler vardır ki, Rabbe adanmış kişilerle beraber savaşmışlardır. Onlar, Allah yolunda başlarına gelen musibetler sebebiyle yılgınlığa kapılmadılar gevşemediler, acziyet göstermediler ve boyun eğmediler. Allah, davasında direnip sabredenleri sever. 2/155-156-157
Şinasi Güneş
Nebilerden niceleri, bir çok kendini Rabbine adayanlarla birlikte çarpıştı. Allah yolunda onlara isabet eden şeylerden dolayı gevşemediler, zayıflık göstermediler ve boyun eğmediler. Allah direnenleri sever [1].
3:147. Ayet
Mustafa Çavdar
Onların sözü sadece şuydu; “Rabbimiz, günahlarımızı ve haddi aşan tavırlarımızı bağışla ayaklarımızı sabit kıl, kâfirler toplumuna karşı bize yardım et!”
Şinasi Güneş
Ve: ''Rabbimiz, suçlarımızı ve işimizde ölçüyü kaçırdıklarımızı bağışla, ayaklarımızı sabitle ve gerçekleri örtenler halkına karşı bize yardım et [2:250-286].'' demelerinin dışında bir sözleri olmadı.
3:148. Ayet
Mustafa Çavdar
Bunun ardından Allah da onlara hem bu dünya nimetinin hem de ahiret nimetinin en güzelini verdi. Allah, böyle iyilik edenleri sever. 2/249-250
Şinasi Güneş
Allah onlara, dünyadaki karşılığını ve ahiretteki karşılığının en iyisini verdi. Allah, iyileştirenleri sever.
3:149. Ayet
Mustafa Çavdar
Ey İman edenler! Eğer Allah’tan gelen gerçekleri örtbas eden kâfirlere uyarsanız; onlar sizi ökçelerinizin üzerine gerisin geri döndürürler de işte o zaman temelli kaybedenlerden olursunuz.
Şinasi Güneş
Ey inanıp güvenenler! Eğer gerçekleri örtenlere itaat ederseniz, sizi topuklarınızın üstünde eski halinize geri döndürürler [1]. O taktirde, kaybedenlere dönersiniz [2].
3:150. Ayet
Mustafa Çavdar
Hayır sizin gerçek mevlanız sadece Allah’tır. O, yardım edenlerin en iyisidir.
Şinasi Güneş
Bilakis, sizin yakınınız, yol göstericiniz Allah'tır. Ve O, yardım edenlerin hayırlısıdır.
3:151. Ayet
Mustafa Çavdar
Hakkında hiçbir delil ve belge indirmediği şeyi, Allah’a ortak ederek şirk koştukları için kâfirlerin kalbine korku salacağız. Onların varacağı yer ateştir, ne berbattır şirk koşan zalimlerin barınağı.
Şinasi Güneş
Hakkında bir yetki indirmediği şeyleri Allah'a ortak koşmalarından dolayı, gerçekleri örtenlerin [1] kalplerine korku bırakacağız. Barınakları ateştir. Yanlış yapanların bulunduğu yer ne sıkıntılıdır.
3:152. Ayet
Mustafa Çavdar
Doğrusu Allah, size verdiği zafer vaadini tuttu. Zira O’nun izniyle onların kökünü kazıyordunuz, arzuladığınız zaferi size tam göstermişti ki gevşeyip onun emri konusunda tartıştınız ve itaatsizlik ettiniz. Sizden kiminiz ganimet peşinde koşuyor, kiminiz de ahireti isteyerek çarpışıyordu; sonra size ders olsun diye onların karşısında bozgunu yaşattı, buna rağmen Allah itaatsizlik suçunuzu da affetmiştir. Çünkü Allah, müminlere karşı yardım ve af konusunda çok cömerttir.
Şinasi Güneş
O'nun koyduğu kurallar çerçevesinde onları kırıp geçirdiğinizde, Allah kesin olarak size vaadini doğruladı [3:125]. Ta ki, sevdiğiniz şeyi [zaferi] size göstermemin ardından, iş hakkında telaşa kapılıp anlaşmazlığa düştüğünüzde itaatsizlik edene kadar. Sizden kiminiz dünyayı isterken [1], kiminiz ahireti istiyordu. Sonra, yıpratıp olgunlaştırarak kalitenizi ortaya çıkaran bir sınava tabi tutmak için sizi onlardan çevirdi [savaşın seyrini değiştirdi]. Ve sizden kesin olarak sildi [sizi affetti]. Allah, inanıp güvenenlere karşı armağan sahibidir [3:122-128].
3:153. Ayet
Mustafa Çavdar
O zaman da siz, can havliyle arkanıza dahi bakmadan tepelere doğru kaçışıyor, elçi de arkanızdan sizi çağırdığı halde kimseye dönüp bakamıyordunuz. Allah, size öyle bir keder ve üzüntü yaşattı ki ne elde ettiğinize sevinebildiniz ne de kaybettiğinize üzülebildiniz. Allah, bütün yaptıklarınızdan haberdardır. 9/120-123,
Şinasi Güneş
Hani Elçi, diğerlerinizin [3:122] arasında sizi çağırırken, kimseye geri bakmadan yükseğe doğru tırmanıyordunuz. Elinizden gidene ve size isabet edene üzülmeyesiniz diye, bu yaptığınızın karşılığını da size gam üstüne gamla verdi [1]. Allah, yaptığınız şeyler hakkında haberdar olandır.
3:154. Ayet
Mustafa Çavdar
Sonra, o derin üzüntünün ardından size bir güven duygusu verdi ve içinizden bir kısmınıza uyku gibi saran bir sükûnet bahşetti. Canlarının derdine düşmüş bir grup da, cahiliye devri düşüncesine benzer bir düşünce ile Allah hakkında gerçek dışı düşüncelere dalmışlar ve diyorlardı ki; “Bu savaş kararında bizim bir yetkimiz var mı ki?” Onlara de ki: “Bütün yetki ve karar yalnızca Allah’a aittir.” Sana açıklamadıkları gerçek duygularını içlerinde gizliyor ve şöyle diyorlardı: “Savaş kararında bir yetkimiz olsaydı, bugün burada boş yere can vermezdik.” De ki: “Siz evlerinizde bile olsanız, ölümü takdir edilmiş olanlar yıkılacakları yere kadar giderlerdi. Bu, olup biten her şey Allah’ın yüreklerinizdeki imanı sınaması ve kalplerinizde olan kuşkuları arındırması için bir vesileydi. Zira Allah, gönüllerin özünü hakkıyla bilendir.”
Şinasi Güneş
Sonra gamın ardından, üzerinize bir güven, sizden bir tayfayı kaplayan hafif bir uyku hali indirdi. Bir tayfanın da, benlikleri onları cahiliye dönemi zannına; Allah hakkında gerçek dışı zanlar beslemeye sürükledi [2:214, 33:10]. ''Bu işten bize bir şey [söz hakkı] var mı?'' diyorlardı. De ki! ''Bu işin tamamı Allah'a aittir.'' Benliklerinde olanı gizliyorlar ve sana açmıyorlardı. ''Bu işten bize bir şey olsaydı, buralarda etkisiz hale getirilmezdik.'' diyorlardı. De ki! ''Allah, göğüslerinizde olanı ortaya çıkarmak ve kalplerinizde olanı arındırmak için; evlerinizde olsanız da, Allah'ın yasasına göre [1] etkisiz hale gelecek olanlar, kesinlikle yataklarına [ölecekleri yere] çıkıp gelirlerdi [2]. Allah, göğüslerde olanı bilendir.
3:155. Ayet
Mustafa Çavdar
İki topluluğun karşılaştığı o gün, içinizden kaçanlar var ya, şeytan sırf kendi yanlışları yüzünden onların ayağını kaydırdı. Yine de Allah, onları bağışladı. Zira Allah, çok bağışlayandır ve hemen cezalandırmayandır. 3/175, 18/57-58,
Şinasi Güneş
İki cemaatin karşılaştığı gün sizden yüz çevirenleri, o şeytan [3:175] ancak, kazandıkları şeylerin bazılarıyla [hatalarıyla] kaydırdı. Ve Allah, kesin olarak onlardan sildi [affetti 3:128-152]. Allah, bağışlayandır, yumuşak davranandır.
3:156. Ayet
Mustafa Çavdar
Ey iman edenler! Sakın ha sefere çıkan veya savaşa katılan kardeşleri için “Yanımızda kalsalardı ne ölür ne de öldürülürlerdi” diyen kâfirler gibi olmayın. Allah, bunu onların yüreklerinde derin bir sızı ve yakıp kavuran bir hasrete dönüştürmüştür. Canı veren de Allah’tır alan da. Allah, yaptığınız her şeyi görendir. 4/78, 10/31, 3/154-168
Şinasi Güneş
Ey inanıp güvenenler! O yerde yol tepen veya gazaya giden kardeşleri için: ''Bizimle olsalardı ölmezler ve etkisiz hale getirilmezlerdi.'' diyen gerçekleri örtenler gibi olmayın [3:168]. Allah bunu, kalplerinde bir pişmanlık kılmak için yaptı [1]. Hayat veren de, öldüren de Allah'tır. Allah, yaptığınız şeyleri hakkıyla görendir.
3:157. Ayet
Mustafa Çavdar
Eğer Allah yolunda öldürülür veya ölürseniz, Allah’tan gelecek bir bağışlama ve rahmet onların topladıkları dünyalıklardan daha hayırlıdır.
Şinasi Güneş
Eğer Allah yolunda ölür veya etkisiz hale getirilirseniz [1], Allah'tan olan bağışlanma ve rahmet, onların topladığı şeylerden hayırlıdır.
3:158. Ayet
Mustafa Çavdar
Ölseniz de öldürülseniz de nihayetinde, Allah’ın huzurunda toplanacaksınız.
Şinasi Güneş
Ölseniz de, etkisiz hale getirilseniz de, Allah'a toplanacaksınız.
3:159. Ayet
Mustafa Çavdar
Sen, Allah’ın sana lütfettiği rahmeti sayesinde onlara yumuşak davrandın. Eğer sert ve kırıcı davranmış olsaydın, elbette etrafından dağılıp giderlerdi. Onları affet ve onlar için Allah’tan bağışlanma dile. Ve yönetim işinde onlarla istişare et, karar verdiğinde de yalnızca Allah’a güven. Allah, kendisine güvenenleri sever.
Şinasi Güneş
Allah'tan bir rahmetle onlara yumuşak davrandın. Eğer, kaba, katı kalpli olsaydın, etrafından dağılıp giderlerdi. Onlardan sil [affet], onlara bağışlanma dile ve işte onlarla istişare et [42:38]. Karar verdiğinde de, Allah'a güvenip dayan. Allah, kendisine güvenip dayananları sever.
3:160. Ayet
Mustafa Çavdar
Allah yardım ederse size, galip gelemez hiç kimse size. Eğer sizi yardımından mahrum ederse, bundan sonra kim yardım edecek size? Öyleyse müminler, yalnız Allah’a güvenip dayansınlar. 5/11- 23,
Şinasi Güneş
Allah size yardım ederse, size galip gelecek yoktur. Eğer sizi yardımsız bırakırsa, onun ardından kim size yardım eder? İnanıp güvenenler, yalnız Allah'a güvenip dayansınlar.
3:161. Ayet
Mustafa Çavdar
Bir nebinin, ganimet malına hıyanet etmesi söz konusu değildir. Kaldı ki, kim hıyanet ederse, kıyamet günü hıyanet ettiği mal ile beraber gelir. Sonra herkes yaptığının karşılığını tastamam alacak ve onlar haksızlığa uğratılmayacaktır.
Şinasi Güneş
Bir nebinin yolsuzluk yapması olur şey değildir [1]. Kim yolsuzluk yaparsa, kıyamet günü, yolsuzluk yaptığı şeyle gelir. Sonra, herkesin kazandığı şeylerin karşılığı tastamam verilir ve onlara yanlış yapılmaz.
3:162. Ayet
Mustafa Çavdar
Hiç Allah’ın rızasını kazanan kimse ile Allah’ın gazabına uğrayan kişi bir olur mu? Onun yeri cehennemdir. Orası ne kötü bir son duraktır.
Şinasi Güneş
Allah'ın rızasına uyan kimse, Allah'tan bir hoşnutsuzluğa uğrayan ve barınağı cehennem olan kimse gibi olur mu? Ne sıkıntılı bir varış yeridir.
3:163. Ayet
Mustafa Çavdar
Bunların dereceleri, Allah katında elbette farklıdır. Allah, onların yapıp ettiklerini görmektedir. 6/83, 57/4, 41/22-23,
Şinasi Güneş
Onların Allah katında dereceleri vardır. Allah, yaptıkları şeyleri hakkıyla görendir.
3:164. Ayet
Mustafa Çavdar
Allah, müminlere kendi içlerinden, onlara Allah’ın ayetlerini okuyan, (şirk ve küfürden) arındıran kitabı ve hikmeti öğreten bir elçi göndermekle büyük iyilikte bulunmuştur, oysa onlar bundan önce apaçık bir sapkınlık içindeydiler. 2/129-151,
Şinasi Güneş
Kesinlikle Allah, inanıp güvenenleri; onlara ayetlerini okuyup aydınlatan, onları arındıran, onlara kitabı [yasaları] ve adaleti sağlayan en doğru hükümleri öğreten, kendilerinden bir elçi görevlendirdiğinde, onları memnun etmiştir [2:129-151, 62:2]. Önceden kesinlikle apaçık bir sapıklığın içerisindeydiler.
3:165. Ayet
Mustafa Çavdar
(Bedir’de) Düşmanlarınıza acının iki katını tattırdığınız halde, (Uhud’da) mağlubiyetin acısını tattığınızda bu başımıza nereden geldi mi diyorsunuz? De ki: “Bu yenilgi sizin yaptıklarınızdan dolayıdır, Zira Allah her şey için bir ölçü koyandır.”
Şinasi Güneş
İki katını isabet ettirdiğiniz musibet [1], size isabet ettiğinde: ''Bu nasıl oldu?'' mu dediniz? De ki! ''O, kendiniz yüzündendir.'' Allah, her şeye bir ölçü koyandır.
3:166. Ayet
Mustafa Çavdar
İki ordunun çarpıştığı o gün başınıza gelen mağlubiyet müminleri belirlemek için Allah’ın izni ile gerçekleşmiştir.
Şinasi Güneş
İki cemaatin karşılaştığı gün size isabet eden şey, inanıp güvenenleri bilmesi için Allah'ın koyduğu kurallar çerçevesinde olmuştur [1].
3:167. Ayet
Mustafa Çavdar
Ve kendilerine, gelin Allah yolunda savaşın veya savunma hattında yer alın denildiğinde, “Eğer savaşmasını bilseydik elbette size katılırdık’’ diyen ikiyüzlü münafıkları belirlemek içindir. Onlar bugün, imandan daha çok küfre yakındılar, kalplerinde olmayan şeyleri ağızlarıyla söylüyorlar, Allah ise onların gizlediklerini çok iyi bilmektedir.” 4/141, 63/1...4
Şinasi Güneş
Ve nifak sokanları [münafıkları] bilmesi için. ''Gelin Allah yolunda çarpışın veya savunma yapın.'' dendiğinde: ''Biz çarpışmayı bilseydik, kesinlikle size uyardık.'' dediler. Onlar, o gün imandan çok küfre daha yakındılar. Kalplerinde olmayan şeyi ağızlarıyla söylüyorlardı. Allah, gizledikleri şeyleri daha iyi biliyor.
3:168. Ayet
Mustafa Çavdar
“Savaşa katılmayıp evlerinde oturanlar, savaşa katılan kardeşlerine, bizi dinleselerdi şimdi öldürülmüş olmayacaklardı.” Dediler. De ki; “Haydi sözünüzde doğruysanız başınıza geldiğinde ölümü kendinizden savın.” 2/96, 3/156, 62/6.... 8
Şinasi Güneş
Kardeşleri için: ''Bize itaat etselerdi etkisiz hale getirilmezlerdi.'' diyenlere [3:156] de ki! ''Eğer doğru sözlüler iseniz, ölümü kendinizden savın.''
3:169. Ayet
Mustafa Çavdar
Ve Allah yolunda öldürülenleri ölüler sanmayın aksine onlar, Rablerinin katında diridirler ve rızıklandırılmaktadırlar.
Şinasi Güneş
Allah yolunda etkisiz hale getirilenleri sakın ölüler hesap etme [1]. Bilakis diridirler, Rableri katında rızıklandırılmaktadırlar.
3:170. Ayet
Mustafa Çavdar
Ve onlar, Allah’ın lütfu ile kendilerine verdiği mükâfatın sevincini yaşamaktadırlar, arkalarından kendilerine henüz yetişmemiş kardeşlerine, onlar için herhangi bir korkunun olmadığını ve hiçbir şekilde üzülmeyeceklerini de müjdelemek isterler. 36/26-27
Şinasi Güneş
Allah'ın, armağanından onlara verdiği şeylerle ve arkalarından kendilerine katılmamış olanlar için, onlara bir korkunun olmadığını ve onların hüzünlenmeyeceğini müjdeleyerek ferahlarlar [36:26-27].
3:171. Ayet
Mustafa Çavdar
Ve bunlar, Allah’ın nimeti ve lütfu ile Allah’a inanan müminlerin ödülünü zayi etmeyeceğini de müjdelemek isterler.
Şinasi Güneş
Allah'ın nimetini, armağanını ve Allah'ın, inanıp güvenenlerin karşılığını zayi etmemesini müjdelerler.
3:172. Ayet
Mustafa Çavdar
Onlar kendilerine isabet eden büyük acı ve yaradan sonra Allah’ın ve Allah’ın mesajlarını tebliğ eden elçisinin çağrısına icabet edenlerdir. Onlardan iyilik eden ve sorumlu davrananlar için büyük bir ödül vardır. 13/18, 69/18...20, 77/41...44
Şinasi Güneş
Onlara isabet eden o yaranın [3:140] ardından, Allah'a ve elçisine icabet edenlere, onlardan iyileştirenlere ve vahyin sınırlarına uyup korunanlara muazzam bir karşılık vardır.
3:173. Ayet
Mustafa Çavdar
Ve yine onlar ki, bazı kimseler onlara: “Bilin ki düşmanlarınız size saldırmak için ordu hazırladılar onlardan korkun!” Dediklerinde, işte bu onların imanlarını artırmış ve şöyle demişlerdi: “Allah bize yeter, O ne güzel vekildir.” 4/45, 3/147, 8/2-3
Şinasi Güneş
Onlar ki, insanların onlara: ''İnsanlar kesin olarak size karşı birlik oldular, onlara karşı endişe edin.'' demesi, onların imanlarını arttırdı ve: ''Allah bize yeter, ne güzel dayanaktır.'' dediler [33:22].
3:174. Ayet
Mustafa Çavdar
O müminler Allah’ın esirgemesi ve nimeti ile hiçbir zarar görmeden yurtlarına döndüler. Ve Allah’ın rızasını kazandılar. Allah muhteşem bir ikram sahibidir.
Şinasi Güneş
Allah'tan bir nimet ve armağanla, kendilerine bir kötülük temas etmeden döndüler ve Allah'ın rızasına uydular. Allah, muazzam bir armağan sahibidir.
3:175. Ayet
Mustafa Çavdar
İşte bu şeytan sizi yandaşlarıyla korkutmaya çalışır, o halde onlardan korkmayın, eğer gerçekten inanıyor ve güveniyorsanız sadece benden korkun.
Şinasi Güneş
O [münafık] şeytan [3:155], ancak yandaşlarını korkutur [16:100]. İnanıp güveniyorsanız, onlardan korkmayın, benden korkun.
3:176. Ayet
Mustafa Çavdar
Küfürde birbirleriyle yarışanlar seni üzmesin. Onlar Allah’a hiçbir zarar veremezler. Onlar ahirette Allah’ın nimetlerinden nasipsiz kalacaklar. Ve onlar için korkunç bir azap vardır.
Şinasi Güneş
Gerçekleri örtmede yarışanlar [5:41] seni hüzünlendirmesin. Onlar, Allah'a hiçbir şekilde darlık veremezler. Allah, onlara ahirette bir pay vermemeyi istiyor [3:178-197]. Onlara, dehşet bir azap vardır.
3:177. Ayet
Mustafa Çavdar
İmana karşılık küfrü tercih edenler Allah’a hiçbir zarar veremezler. Onlara acıklı bir azap vardır.
Şinasi Güneş
İnanıp güvenmeye karşılık gerçekleri örtmeyi satın alanlar, Allah'a hiçbir şekilde darlık veremezler. Onlara, can yakıcı bir azap vardır.
3:178. Ayet
Mustafa Çavdar
Gerçekleri örtbas eden kâfirlere yanlıştan dönmeleri için verdiğimiz mühleti hayır sanmasınlar. Bizim onlara verdiğimiz bu mühleti günahlarının artması için kullanırlarsa ahirette onlar için rezil edici azap vardır.
Şinasi Güneş
Gerçekleri örtenler, onlara süre vermemizin kendileri için bir hayır olduğunu hesap etmesinler. Ancak, zararlarına neden olacak şeyleri arttırması için onlara süre veriyoruz. Onlara, küçük düşürücü bir azap vardır [3:176-197].
3:179. Ayet
Mustafa Çavdar
Allah müminleri sizin bulunduğunuz belirsizlik hali üzerine bırakacak değildir. Sınav yoluyla iyiyi kötüden ayırt edecektir. Bununla birlikte Allah size gaybı bildirecek de değildir. Fakat gaybı bildirmek için Allah, elçilerinden dilediğini seçer. Öyleyse Allah’a ve Allah’ın mesajlarını tebliğ eden elçilerine iman edin. Eğer inanır mümin olur ve sorumlu davranırsanız size muazzam bir mükâfat vardır. 27/65, 72/26-27
Şinasi Güneş
Allah, inanıp güvenenleri, temiz ve faydalı olandan, pis ve zararlı olanı ayırana kadar, üzerinde olduğunuz durumda bırakacak değildir [1]. Sizi, görünmeyen, bilinmeyen, sezilmeyen konusunda aydınlatacak da değildir. Fakat Allah, elçilerinden gerekli gördüğünü seçer [72:26-27]. Öyleyse, Allah'a ve elçisine inanıp güvenin. İnanıp güvenirseniz ve vahyin sınırlarına uyup korunursanız, size muazzam bir karşılık vardır.
3:180. Ayet
Mustafa Çavdar
Allah’ın lütfundan kendilerine verdiği şeylerden cimrilik edenler, bunun kendileri için hayırlı olduğunu sanmasınlar, aksine bu onlar için şerdir. Kıyamet günü cimrilik ettikleri şeyler boyunlarına dolanacaktır. Göklerin ve yerin mirası Allah’ındır. Allah yaptıklarınızdan haberdardır.
Şinasi Güneş
Allah'ın onlara armağanından verdiği şeyler hakkında cimrilik edenler [1], o cimriliklerinin onlara hayır olduğunu hesap etmesinler. Bilakis o, onlara şerdir. Cimrilik ettikleri şey, kıyamet günü boyunlarına dolanacaktır. Göklerin ve yeryüzünün mirası Allah'ındır. Allah, yaptığınız şeyler hakkında haberdar olandır.
3:181. Ayet
Mustafa Çavdar
“Allah fakirdir, biz zenginiz” diyen kimselerin sözünü Allah işitmiştir. Onların hem bu sözlerini hem de haksız yere nebileri öldürmelerini yazacağız ve kendilerine “Yakıp kavuran cehennem azabını tadın bakalım’’ diyeceğiz. 7/156, 16/51...55
Şinasi Güneş
''Allah yoksuldur, biz zenginiz [5:64].'' diyenlerin sözünü şüphesiz Allah işitmiştir. Söyledikleri şeyleri ve nebileri haksız yere etkisiz hale getirmelerini [1] yazacağız ve: ''Kavurucu azabı tadın.'' diyeceğiz.
3:182. Ayet
Mustafa Çavdar
Bu, kendi ellerinizle yaptıklarınızın karşılığıdır, zira Allah kullarına asla haksızlık yapacak değildir.
Şinasi Güneş
İşte bu, ellerinizin takdim ettiği şeyler yüzündendir. Allah, kullarına yanlış yapan değildir [8:51, 22:10].
3:183. Ayet
Mustafa Çavdar
Allah, yakılarak sunulan bir kurban getirmedikçe hiçbir elçiye inanmamamız için bizden ahit aldı, diyenlere de ki: “Benden önce size nice elçiler apaçık belgelerle ve sözünü ettiğiniz o şeyler ile gelmişti. Eğer doğru sözlü iseniz peki onları niçin öldürdünüz?” 3/21, 17/90...94,
Şinasi Güneş
Onlar, ''Ateşin nasiplendiği [1] bir kurban getirene kadar hiçbir elçiye inanıp güvenmememiz konusunda Allah bize ahitte bulundu [1.Krallar 18:16-40].'' diyenlerdir. De ki! ''Şüphesiz benden önce bir elçi, apaçık kanıtlarla ve söylediğiniz şeyle gelmişti. Öyleyse, doğru sözlüler iseniz, onları niçin etkisiz hale getirdiniz?''
3:184. Ayet
Mustafa Çavdar
Eğer seni yalancılıkla suçluyorlarsa, bil ki senden önce apaçık delilleri, hikmet yüklü sahifeleri ve aydınlatıcı vahyi getiren nice elçiler de yalancılıkla suçlanmıştı.
Şinasi Güneş
Seni yalancı saydılarsa, kesin olarak senden önceki, apaçık kanıtlarla, hikmet yüklü sayfalarla ve aydınlatıcı kitapla gelen elçiler de yalancı sayılmıştı [35:25].
3:185. Ayet
Mustafa Çavdar
Her can ölümü tadacaktır. Kıyamet günü de ancak yaptıklarınızın karşılığı size ödenecektir. Kim ateşten uzak tutulur ve cennete sokulursa, o kurtulmuştur. Dünya hayatı aldatıcı bir geçimlikten başka bir şey değildir.
Şinasi Güneş
Her can ölümü tadıcıdır [1]. Kıyamet günü karşılıklarınız tastamam verilir. Kim ateşten uzak tutulursa ve cennete sokulursa, kesin olarak kazanmıştır. Dünya hayatı, aldatıcı bir yararlanmanın dışında bir şey değildir [2].
3:186. Ayet
Mustafa Çavdar
Mallarınız ve canlarınız hususunda mutlaka sınanacaksınız, hem sizden önce kendilerine vahiy gönderilenlerden, hem de Allah’a ait nitelikleri başkalarına yakıştıran müşriklerden incitici birçok söz işiteceksiniz. Ama eğer sabreder ve sorumlu davranırsanız, işte bu kararlılık ve azim gereken işlerdendir.
Şinasi Güneş
Kesin olarak mallarınızla ve canlarınızla yıpratıp olgunlaştırarak kalitenizi ortaya çıkaran sınavlara tabi tutulacaksınız [2:155]. Kesin olarak sizden önce kitap verilenlerden ve ortak koşanlardan bir çok eziyet verici sözler işiteceksiniz. Dirençli olursanız [3:146] ve vahyin sınırlarına uyup korunursanız, işte bu, kararlılık gerektiren işlerdendir.
3:187. Ayet
Mustafa Çavdar
Allah, kendilerine kitap verilenlerden “Kitabı insanlara muhakkak beyan edeceksiniz, onu asla gizlemeyeceksiniz” diye misak almıştı da onlar, bu ahdi kulak ardı ettiler, bunu basit dünya menfaatlerine pazarladılar, ne kötü bir alışveriştir bu.
Şinasi Güneş
Hani Allah kitap verilenlerden, kesinlikle onu insanlar için açıkça ortaya koyacaksınız ve onu gizlemeyeceksiniz diye bağlayıcı bir söz almıştı [35:32, 40:53]. Onlar ise onu [sözlerini], az bir bedel karşılığı sattılar ve sırtlarının ötesine attılar [3:77]. Ne sıkıntılı bir alışveriş yaptılar [1].
3:188. Ayet
Mustafa Çavdar
Sakın, yaptıkları kötülüklerle sevinen ve sahip olmadıkları özelliklerle anılmaktan hoşlanan kimselerin azaptan kurtulacaklarını sanma. Onlara acıklı bir azap vardır.
Şinasi Güneş
Başardıkları şeylerle şımaranlar ve yapmadıkları şeylerle övülmeyi sevenleri bir şey hesap etme. Onların, azaptan kurtaracak güvenli bir yerde olacaklarını da hesap etme. Onlara, can yakıcı bir azap vardır.
3:189. Ayet
Mustafa Çavdar
Göklerin ve yerin hükümranlığı Allah’ındır. Allah her şeye gücü yetendir. 14/1...3,
Şinasi Güneş
Göklerin ve yeryüzünün mülkü Allah'a aittir. Allah, her şeye bir ölçü koyandır.
3:190. Ayet
Mustafa Çavdar
Hiç şüphesiz ki göklerin ve yerin yaratılmasında, gece ile gündüzün birbiri ardınca gelmesinde, derin kavrayış sahipleri için alınacak nice ibretler vardır.
Şinasi Güneş
Göklerin ve yeryüzünün oluşturulmasında, gece ve gündüzün ardı ardına gelmesinde, sağlam duruşlular için kesinlikle ayetler vardır.
3:191. Ayet
Mustafa Çavdar
Onlar ki, ayakta, otururken ve yanları üzere yatmış durumdayken Allah’ı anarlar, göklerin ve yerin yaratılışı hakkında derin derin düşünerek şöyle dua ederler: “Rabbimiz, bunların hiçbirini anlamsız ve amaçsız yaratmadın. Sen yüceler yücesisin. Bizi ateşin azabından koru!”
Şinasi Güneş
Onlar ki, ayaktayken, otururken ve yanları üzerinde [her durumda] Allah'ı ve mesajlarını akıllarından çıkarmayıp yeri geldiğinde yerine getirirler [4:103], göklerin ve yeryüzünün oluşturuluşu hakkında devamlı düşünürler. ''Rabbimiz, bunu boşuna oluşturmadın [38:27]. Seni bütün noksanlıklardan tenzih ederiz, bizi ateşin azabından koru [2:201, 3:16].''
3:192. Ayet
Mustafa Çavdar
Rabbimiz şüphesiz sen kimi ateşe atarsan, onu perişan edersin, yanlışta ısrar eden zalimlerin yardımcıları da yoktur.
Şinasi Güneş
''Rabbimiz, sen kimi ateşe sokarsan, kesinlikle onu rezil edersin [9:63, 16:27]. Yanlış yapanlar için bir yardımcı yoktur.''
3:193. Ayet
Mustafa Çavdar
Rabbimiz, biz, “Rabbinize iman edin” diye, imana çağıran bir davetçiyi işittik ve hemen iman ettik. Rabbimiz bizim günahlarımızı bağışla, suçlarımızı ört ve bizi iyilerle birlikte vefat ettir!
Şinasi Güneş
''Rabbimiz, biz, -Rabbinize inanıp güvenin- diye, inanıp güvenmek için seslenen bir sesleniciyi işittik ve hemen inanıp güvendik. Rabbimiz, suçlarımızı bağışla, kötülüklerimizden ört ve bizi erdemlilerle vefat ettir [12:101].''
3:194. Ayet
Mustafa Çavdar
Rabbimiz, bize elçilerin aracılığıyla vaat ettiklerini ver ve bizi kıyamet günü rezili rüsva etme, zira sen vaadinden asla dönmezsin.
Şinasi Güneş
''Rabbimiz, bize elçilerin üzerinden vaat ettiğini ver ve kıyamet günü bizi rezil etme. Sen, vaat ettiğini değiştirmezsin.'' derler.
3:195. Ayet
Mustafa Çavdar
Allah da onların duasına şöyle karşılık verdi: “Ben, sizden erkek olsun kadın olsun hiçbir çalışanın çalışmasını zayi etmeyeceğim. Benim yolumda eziyet edilenler, yurtlarından çıkarılanlar, hicret edenler, savaşanlar ve öldürülenlerin, kesinlikle kusurlarını yok sayıp affedeceğim
Şinasi Güneş
Bunun üzerine Rableri onlara icabet eder: ''Hicret edenler, yurtlarından çıkarılanlar, yolumda eziyete uğrayanlar, çarpışanlar ve etkisiz hale getirilen [1] sizden erkek veya dişiden [49:13] -ki birbirinizdensiniz[2], çalışanın çalışmasını zayi etmeden [3], kesinlikle onların kötülüklerinden örterim ve Allah katından bir karşılık olarak, kesinlikle onları, altından nehirler akan bahçelere sokarım. Allah. En iyi karşılık, O'nun katındadır.
3:196. Ayet
Şinasi Güneş
Gerçekleri örtenlerin beldelerde dönüp durması seni aldatmasın [40:4].
3:197. Ayet
Şinasi Güneş
Az bir yararlanmadır. Sonra barınakları cehennemdir [3:176-178]. Ne sıkıntılı bir beşiktir.
3:198. Ayet
Şinasi Güneş
Fakat, Rablerinin sınırlarına uyup korunanlar var ya, onlara Allah katından bir ikram olarak, orada kalıcılar olmak üzere, altından nehirler akan bahçeler vardır. Erdemliler için, Allah'ın katındakiler hayırlı olandır.
3:199. Ayet
Şinasi Güneş
Kitap Ehli'nden öyle kimseler de vardır ki [3:75-110-113], Allah'a, size indirilene ve kendilerine indirilene, Allah'a derin saygı duyarak rızasını kaybetme endişesi taşıyanlar olarak inanıp güvenirler. Allah'ın ayetlerini az bir bedel karşılığında satmazlar. İşte onlar var ya, onların karşılıkları Rableri katındadır [2:62, 5:69]. Allah, hesabı seri olandır.
3:200. Ayet
Şinasi Güneş
Ey inanıp güvenenler! Dirençli olun [3:146] ve dirençli olmakta yarışın. Kenetlenin ve Allah'ın sınırlarına uyup korunun ki başarıya ulaşasınız.
← 2. Bakara 4. Nisâ →