Mealler › Karşılaştırma › Kasas
⚖️ Kasas Suresi — Karşılaştırma
Mustafa Çavdar
Şinasi Güneş
1
2
3
4
5
6
7
8
9
10
11
12
13
14
15
16
17
18
19
20
21
22
23
24
25
26
27
28
29
30
31
32
33
34
35
36
37
38
39
40
41
42
43
44
45
46
47
48
49
50
51
52
53
54
55
56
57
58
59
60
61
62
63
64
65
66
67
68
69
70
71
72
73
74
75
76
77
78
79
80
81
82
83
84
85
86
87
88
89
90
91
92
93
94
95
96
97
98
99
100
101
102
103
104
105
106
107
108
109
110
111
112
113
114
28:1. Ayet
Mustafa Çavdar
Ta Sin Mim.
Şinasi Güneş
Yolunu şaşıranları uyandıran, uyaran kimdir?
28:2. Ayet
Mustafa Çavdar
Bunlar, hak ve hakikati açıklayan kitabın ayetleridir.
Şinasi Güneş
İşte bu, apaçık kitabın ayetleridir [1].
28:3. Ayet
Mustafa Çavdar
Biz sana, Musa ve Firavun’un arasındaki bazı önemli olayları mümin bir toplum için gerçek bir amaca yönelik olarak anlatacağız.
Şinasi Güneş
İnanıp güvenen bir halk için [1] gerçek bir amaçla [2], Musa ve Firavun'un haberlerinden sana okuyup aktarıyoruz.
28:4. Ayet
Mustafa Çavdar
Vaktiyle Firavun, ülkede büyüklük taslayıp iyice azgınlaşmış ve ülke halkını sınıflara ayırıyor, onlardan bir kısmının erkek çocuklarını kesiyor kadınlarını da sağ bırakıyor ve böylece onları zayıf düşürerek ezmek istiyordu. Gerçekten Firavun bozgunculardandı.
Şinasi Güneş
Şüphesiz Firavun, o yerde üstünlük taslamış, ahalisini çeşitli inanç, ideolojik gruplara bölmüştü [1]. Onlardan bir tayfanın oğullarını mağdur, perişan ediyor ve kadınlarını hayasızlaştırarak zayıf düşürüyordu [2]. Şüphesiz o, bozgunculardandı.
28:5. Ayet
Mustafa Çavdar
Biz ise, ülkede ezilen bu insanlara iyilikte bulunmak onları önderler yapmak ve onları ülkenin topraklarının varisleri yapmak istiyorduk.
Şinasi Güneş
Biz o yerde, zayıf düşürülenleri memnun etmek; onları önderli bir toplum kılmak ve onları varisler kılmak istiyoruz [44:28].
28:6. Ayet
Mustafa Çavdar
Ayrıca biz onları bu ülkede güçlendirmek suretiyle Firavun, Haman ve onların ordularının korktukları şeyi başlarına getirmek istiyorduk. 43/46...52
Şinasi Güneş
Onlara o yerde imkan verelim. Firavun, Haman [1] ve ikisinin askerlerinin çekinmekte olduğu şeylerden gösterelim [7:137].
28:7. Ayet
Mustafa Çavdar
Bu maksatla Musa’nın annesine: – Onu emzir, şayet hayatından endişe edersen onu nehre bırak. Sakın endişelenip üzülme! Çünkü biz onu sana geri döndüreceğiz ve onu elçilerden biri yapacağız, diye vahyettik.
Şinasi Güneş
Musa'nın annesine, onu emzirmesini vahyettik. Onun hakkında korkuya kapılırsan onu suya bırak. Korkma ve hüzünlenme. Şüphesiz onu sana kavuştururuz ve onu gönderilenlerden kılarız.
28:8. Ayet
Mustafa Çavdar
Firavun’un ailesinden biri, ileride kendileri için bir düşman ve başlarına dert olacak o bebeği bulup aldı. Çünkü Firavun, Haman ve orduları bu konuda büyük bir hata yapmaktaydılar. 79/15...26
Şinasi Güneş
Firavun ailesi, onlara düşman ve üzüntü, dert olması için onu buluntu olarak aldı. Şüphesiz Firavun, Haman ve ikisinin askerleri yanılgıdaydılar.
28:9. Ayet
Mustafa Çavdar
Firavun’un hanımı: – Bu çocuk hem benim hem de senin için bir sevinç kaynağı. Ne olur onu öldürmeyin belki bize faydası dokunur, ya da onu evlat ediniriz, dedi. Oysa onlar işin nereye varacağının farkında değillerdi.
Şinasi Güneş
Ve Firavun'un kadını: ''Sana ve bana göz aydınlığıdır, onu etkisizleştirmeyin [1]. Bize faydası olması muhtemeldir veya onu evlat ediniriz. Onlar bunun şuurunda değiller.'' dedi [2].
28:10. Ayet
Mustafa Çavdar
Musa’nın annesinin aklı başından gitti. Eğer biz, vaadimize güvenen birisi olması için onun kalbini güçlendirip pekiştirmeseydik az kalsın çocuğun kendisine ait olduğunu söyleyecekti.
Şinasi Güneş
Musa'nın annesinin gönlü bomboş oldu. Güvenenlerden olması [korkmaması] için kalbini pekiştirmiş olmasaydık, nerdeyse onu açığa vuruyordu.
28:11. Ayet
Mustafa Çavdar
Annesi, daha önce Musa’nın kız kardeşine “Onu takip et” demiş, o da kimseye hissettirmeden onu uzaktan izlemişti.
Şinasi Güneş
Ve kız kardeşine: ''Onu dosdoğru izlemeye al.'' dedi. Ve onlar, Firavun ailesi şuurunda değillerken, onu uzağından dikkatle izledi.
28:12. Ayet
Mustafa Çavdar
Biz daha ilk günden Musa’nın herhangi bir sütanneyi emmesine engel olduk. Bu sırada Musa’nın ablası: – Bu çocuğun bakımını sizin için üstlenecek, onu sevgiyle emzirip eğitecek bir aileyi size tavsiye edeyim mi? Demişti.
Şinasi Güneş
Ondan önce süt anneleri ona haram ettik [1]. [Musa'nın kız kardeşi]: ''Size onun sorumluluğunu [bakımını] sizin adınıza üstlenecek ve ona nasihat edecek [eğitecek] bir ev ehli [aile] göstereyim mi?'' dedi.
28:13. Ayet
Mustafa Çavdar
İşte böylece onu annesine kavuşturduk ki gözü aydın olsun, gönlü ferah olsun daha fazla üzülmesin ve Allah’ın vaadinin gerçek olduğunu anlasın. Gel gör ki insanların çoğu bunu bilmez.
Şinasi Güneş
Gözü aydın olsun, hüzünlenmesin ve onların çoğu bilmese de, -gerçekten Allah'ın vaadi gerçektirbilmesi için, onu annesine kavuşturduk.
28:14. Ayet
Mustafa Çavdar
Nihayet Musa ergenlik çağına ulaşıp, olgunlaşınca, ona güçlü bir muhakeme yeteneği ve ilim verdik. İşte biz, erdemli ve iyi kişileri böyle ödüllendiririz.
Şinasi Güneş
Ve onu daha şiddetlendiren [güçlendiren] ve düzgün bir kişilik kazandığı çağa ulaşınca, ona hüküm ve ilim verdik. Biz iyilik yapanlara işte böyle karşılık veririz.
28:15. Ayet
Mustafa Çavdar
Musa, halkın olan bitenden habersiz olduğu bir vakitte şehre girdi ve orada kavga eden iki adama rastladı. Bunlardan biri kendi halkına,
Şinasi Güneş
Ve bir kesiminden olanların gaflette olduğu [görmediği] bir zaman şehre girdi. Ve orada, biri kendi inancından, ideolojisinden, biri de düşmanından olup, birbirlerini etkisiz hale getirmeye çalışan iki adam buldu. Kendi inancından, ideolojisinden olan, düşmanından olana karşı feryatla ondan yardım isteyince, Musa onu tokatlayıp [itekleyip] işini bitirdi. ''Bu, şeytanın amelindendir. Şüphesiz o, açıkça bir saptırıcıdır, bir düşmandır.'' dedi.
28:16. Ayet
Mustafa Çavdar
Musa: “Rabbim, ben gerçekten kendime zulmedip yazık ettim, beni bağışla” dedi. Allah da onu bağışladı. Çünkü O, eşsiz bir bağışlayıcı ve sonsuz rahmet kaynağıdır.
Şinasi Güneş
"Rabbim, şüphesiz ben kendime yanlış yaptım, beni bağışla." dedi. Onu bağışladı. Şüphesiz O, bağışlayandır, merhamet edendir.
28:17. Ayet
Mustafa Çavdar
– Rabbim, bana verdiğin nimet için, bundan böyle asla suçlulara destek olmayacağım” dedi. 4/85-135
Şinasi Güneş
"Rabbim, bana verdiğin nimet ile, bir daha asla suçta ileri gidenlere arka çıkmam." dedi.
28:18. Ayet
Mustafa Çavdar
Musa o şehirde korku içinde, etrafı gözetleyerek sabahladı. Bir de ne görsün dün kendisinden yardım isteyen o adam yine birisiyle kavga ediyor ve feryat ederek, yardım istiyor. Musa ona: – Sen, ne azgın bir adammışsın. 3/133...137
Şinasi Güneş
Musa, şehirde korkuyla, etrafı gözetleyerek sabahladı. Dün ondan yardım isteyen, yine feryatla ondan yardım isteyince Musa ona: "Kesinlikle sen, açıkça sapkınlıkta ileri giden birisin." dedi.
28:19. Ayet
Mustafa Çavdar
Musa, düşmana karşı halkından olana yardım etmek isteyince o adam: Ey Musa, dün birisini öldürdüğün gibi, şimdi de beni mi öldürmek istiyorsun? Belli ki sen bu ülkede huzur ve sükûnu sağlamak istemiyor aksine sen sadece bir zorba olmak istiyorsun.
Şinasi Güneş
Nihayet yakalamak istediği, ikisine düşman olan o kişi: "Dün etkisiz hale getirdiğin kimse gibi beni de mi etkisiz hale getirmek istiyorsun ey Musa? Sen bu yerde bir zorba olmaktan başka bir şey istemiyorsun. Ve sen, düzelticilerden olmak da istemiyorsun." dedi.
28:20. Ayet
Mustafa Çavdar
O esnada şehrin öte yakasından bir adam koşarak geldi: – Ey Musa! Ülkenin ileri gelenleri bir araya gelmiş seni öldürmek için görüşme yapıyorlar, en iyisi sen burayı terk et! Emin ol ki ben senin iyiliğini istiyorum, dedi.
Şinasi Güneş
Ve şehrin uzağından bir adam koşarak geldi ve: "Ey Musa, şüphesiz ileri gelenler seninle ilgili, seni etkisiz hale getirmek için iş çeviriyorlar. Hemen çık! Şüphesiz ben, sana nasihat edenlerdenim." dedi [1].
28:21. Ayet
Mustafa Çavdar
Bunun üzerine Musa korku ve endişe içinde etrafı kontrol ederek şehirden ayrıldı ve “Rabbim beni bu zalimlerin eline düşmekten kurtar” dedi.
Şinasi Güneş
Korku içinde, gözetleyerek oradan çıktı. "Rabbim, beni yanlış yapan halktan kurtar." dedi.
28:22. Ayet
Mustafa Çavdar
Medyen tarafına doğru yöneldiğinde: “Umarım ki Rabbim beni doğru yola yönlendirir” Diyordu.
Şinasi Güneş
Ve Medyen tarafına kavuştuğunda: "Umulur ki Rabbim, bana düzgün bir yol [çıkış yolu] gösterir." dedi.
28:23. Ayet
Mustafa Çavdar
Nihayet Musa Medyen’in su kuyularına vardığında orada hayvanlarını sulayan bir grup çobanla karşılaştı. Onlardan biraz ötede hayvanlarını kuyularından uzak tutmaya çalışan iki kız gördü ve onlara “Siz niçin bekliyorsunuz?” dedi. Onlar; “Bu çobanlar hayvanlarını sulayıp çekilmeden biz sulayamıyoruz babamız da çok yaşlı biri” dediler.
Şinasi Güneş
Ve Medyen suyuna vardığında, orada insanlardan bir topluluk buldu. Suluyorlardı [1]. Onlardan beride hayvanları geri çeken iki kadın buldu. "İkinizin amacı nedir?" dedi. "Çobanlar çekilene kadar biz sulamıyoruz. Babamız [2] da ileri derecede ihtiyardır." dediler.
28:24. Ayet
Mustafa Çavdar
Bunun üzerine Musa, onların hayvanlarını sulayıp, bir gölgeye çekilerek:
Şinasi Güneş
İkisi için hayvanları suladıktan sonra gölgeye doğru uzaklaştı ve: ''Rabbim, şüphesiz ben, hayırdan bana indirdiğin şeye muhtacım.'' dedi.
28:25. Ayet
Mustafa Çavdar
Az sonra, iki kızdan birisi utana sıkıla Musa’nın yanına geldi ve: – Babam, hayvanlarımızı sulamanın karşılığını vermek için seni çağırıyor. Musa, gelip onun yanına varınca başından geçen olayları anlattı. O da: – Korkma, zalim toplumun elinden kurtulmuş oldun. Dedi.
Şinasi Güneş
İkisinden biri, haya üzere yürüyerek ona geldi. ''Şüphesiz babam, bizim yerimize sulamanın karşılığı olan ücreti sana vermek için seni çağırıyor.'' dedi. Ona gelince, kıssaları [olup bitenleri] ona anlattı. [Kızların babası]: ''Korkma. Yanlış yapanlar halkından kurtuldun.'' dedi.
28:26. Ayet
Mustafa Çavdar
Kızlardan birisi: – Babacığım, bu adamı ücretli bir işçi/çoban olarak tut, zira ücretle çalıştırabileceğin adamların en iyisi, en güçlüsü ve en güvenilir olanı bu adamdır, dedi.
Şinasi Güneş
İkisinden biri: ''Ey babacığım, onu ücretlendir [1]. Şüphesiz senin ücretlendirmiş olduğun kimselerin hayırlısı, bu güçlü ve güvenilir olandır.'' dedi.
28:27. Ayet
Mustafa Çavdar
Kızların babası: – Benim yanımda sekiz yıl çalışman karşılığında seni şu kızlarımdan birisi ile evlendirmek istiyorum, eğer bunu on yıla tamamlarsan bu senin bize yapacağın bir ikramın olur, yoksa ben seni zora koşmak istemem, inşallah sen, benim verdiği sözde duran salihlerden iyi bir adam olduğumu göreceksin.
Şinasi Güneş
''Sekiz hac yılı bana ücretlenmen [1] karşılığında şu iki kızımdan birini seninle nikahlamak istiyorum. Şayet ona tamamlarsan, o sendendir. Sana ağırlık vermek istemem. Allah gerekli görürse, beni düzelticilerden bulacaksın.'' dedi.
28:28. Ayet
Mustafa Çavdar
Musa da: – Tamam, bu aramızda anlaşma olsun. Yalnız ben bu iki süreden hangisini tamamlarsam tamamlayayım bana karşı bir husumet ve haksızlık yapmak yok, bak bu anlaşmamıza Allah vekildir.
Şinasi Güneş
Musa: ''Bu benim ve senin arandadır. İki sürenin sonundan hangisini gerçekleştirirsem, bana düşmanlık yoktur. Allah, söylediğimiz şeylere dayanaktır.'' dedi.
28:29. Ayet
Mustafa Çavdar
Nihayet Musa belirlenen süreyi tamamlayıp ailesi ile birlikte yola koyulunca, Sina dağının sağ yamacında bir ateş gördü ve ailesine: – Siz burada durun ben bir ateş gördüm belki oradan izleyeceğimiz yol güzergâhını öğrenir veya yakıp ısınmanız için oradan size bir ateş koru getiririm.
Şinasi Güneş
Musa, sürenin sonunu gerçekleştirip yakınlarıyla yola çıkınca, nebilik aşamasının kenarındayken [1] bir ateş hissetti [2]. Yakınlarına: ''Şüphesiz ben bir ateş hissettim. Size ondan bir haberle veya ateşten bir parça getiririm de, siz de destek olursunuz [3] diye beklentide olun.'' dedi.
28:30. Ayet
Mustafa Çavdar
Musa ateşin olduğu yere varınca o mübarek vadinin sağ yanındaki ağaç yönünden kendisine: – Ey Musa! Benim Ben, âlemlerin Rabbi olan Allah.
Şinasi Güneş
Oraya vardığında, kutlu yolun filizinden [1], ağaçtan bereketli toprak parçasının içinde: ''Ey Musa! Şüphesiz benim, ben alemlerin Rabbi olan Allah'ım.'' diye seslenildi.
28:31. Ayet
Mustafa Çavdar
– Şimdi asanı yere bırak! Musa asasının bir yılan gibi hareket ettiğini görünce arkasına bakmadan dönüp kaçmaya başladı. Allah: – Ey Musa, geri dön korkma! Çünkü sen gerçekten güvendesin.
Şinasi Güneş
''Ve asanı [birikimini / çobanlığı] bırak'' diye seslenildi. Onun, iyi algılayamadığı bir varlık gibi hızlı hareket ettiğini görünce, arkasını dönüp uzaklaştı ve takip etmedi [1]. ''Yönünü dön ve korkma. Şüphesiz sen güvende olanlardansın ey Musa!''
28:32. Ayet
Mustafa Çavdar
– Şimdi de elini koynuna sok, kusursuz bir şekilde bembeyaz olarak çıkacaktır. Haydi, şimdi bütün korkulardan uzaklaşarak kendini
Şinasi Güneş
Koynundaki gücünü devreye sok [Harun'u da yanına al]. Kötülük olmadan kusursuz bir şekilde çık. Korkudan kanadını kendine çek [korkma]. Bu ikisi Rabbinden, Firavun ve ileri gelenlerine iki kesin delildir. Şüphesiz onlar, yoldan çıkmış bir halk oldular [1].
28:33. Ayet
Mustafa Çavdar
Musa: – Rabbim, ben vaktiyle onlardan birini öldürdüm. Bu yüzden onların da beni öldürmesinden korkuyorum, dedi.
Şinasi Güneş
''Rabbim, Ben onlardan bir kişiyi etkisiz hale getirmemden dolayı, beni de etkisiz hale getirmelerinden korkuyorum.'' dedi.
28:34. Ayet
Mustafa Çavdar
– Kardeşim Harun’un konuşması benden daha açık ve etkili. Onu da benimle beraber elçi olarak görevlendir ki beni tasdik ederek bana destek olsun. Çünkü ben, onların beni yalanlamalarından korkuyorum.
Şinasi Güneş
''Ve kardeşim Harun. O benden daha anlaşılır bir dile sahiptir.¹ Onu da benimle, beni tasdik eden bir yardımcı olarak gönder. Ben, beni yalanlamalarından korkuyorum.''
28:35. Ayet
Mustafa Çavdar
Allah: – Seni kardeşinle güçlendireceğiz ve her ikinize de ayetlerimizle öyle bir güç vereceğiz ki onlar asla size ilişemeyecekler, siz ve size uyanlar kesinlikle galip geleceksiniz.
Şinasi Güneş
Senin pazunu kardeşinle şiddetlendireceğiz [gücünü katlayacağız]. İkinize bir yetki kılarız [1]. Ayetlerimiz sayesinde de ikinize erişemezler. İkiniz ve ikinize tabi olanlar galip gelirsiniz.'' dedi.
28:36. Ayet
Mustafa Çavdar
Musa onlara hak ve hakikatin apaçık belgeleri olan ayetlerimizle geldiğinde; – Bu, düzmece bir sihirden başka bir şey değildir. Biz, önceki atalarımızdan böyle bir şey işitmedik, dediler.
Şinasi Güneş
Musa, onlara apaçık ortaya konmuş ayetlerimizle geldiğinde: ''Bu ancak, uydurulmuş, etkili bir aldatmacadır. Önceki atalarımız içerisinde böyle bir şey işitmedik.'' dediler [23:24, 38:7].
28:37. Ayet
Mustafa Çavdar
Musa: – Benim Rabbim, kendi katından doğru yol kılavuzu ile gelenin kim olduğunu ve mutlu sona ulaşacak olanın da kim olacağını en iyi bilendir. Şüphesiz halklarına haksızlık yapanlar asla iflah olmazlar, dedi.
Şinasi Güneş
Musa: "Kimin onun katından doğru yol üzere geldiğini ve bu yurdun sonunun kimin olduğunu Rabbim daha iyi bilir. O, yanlış yapanlara başarı kazandırmaz." dedi.
28:38. Ayet
Mustafa Çavdar
Firavun da: – Ey ileri gelenler, ben sizin için benden başka bir ilah tanımıyorum. Ey Hâman! Sen de benim için tuğla ocağını tutuştur ve benim için yüksek bir kule inşa et ki bu sayede belki Musa’nın ilahına ulaşabilirim. Çünkü ben onun yalancı olduğuna eminim, dedi.
Şinasi Güneş
Firavun: "Ey ileri gelenler! Size benden başka bir ilah bilmiyorum [1]. Ey Haman! Musa'nın ilahını araştırayım diye, benim için çamur üzerine bir ateş yak ve benim için bir köşk kıl [2]. Ben onun kesinlikle yalancılardan olduğuna kanaat getiriyorum." dedi [40:36-37].
28:39. Ayet
Mustafa Çavdar
O ve orduları, hak hukuk tanımayarak ülkede büyüklük tasladılar ve bize gelip hesap vermeyeceklerini sandılar. 43/46...52
Şinasi Güneş
O ve orduları, o yerde haksız yere büyüklendiler ve gerçekten onlar, bize döndürülmeyeceklerine kanaat getirdiler.
28:40. Ayet
Mustafa Çavdar
Bu sebeple biz de onu ve askerlerini kıskıvrak yakaladık ve onları denize gömdük. Bak gör işte haksız yere büyüklenenlerin akıbeti nasılmış. 10/90- 91
Şinasi Güneş
Onu ve ordularını tutup suya fırlattık [51:40]. Yanlış yapanların sonu nasıl oldu bir gözlemle.
28:41. Ayet
Mustafa Çavdar
Onlar cehenneme çağıran önderler. Kıyamet günü ise onlar hiç kimseden yardım alamayacaklar. 40/45- 46
Şinasi Güneş
Ve onları ateşe davet eden önderler kıldık [11:98, 40:41]. Ve kıyamet günü onlara yardım da edilmez.
28:42. Ayet
Mustafa Çavdar
Onlar bu dünyada hep lanetle anılacaklar. Kıyamet gününde de onlar rezil rüsva olmuş kişilerden olacaklar.
Şinasi Güneş
Ve bu dünyada onların ardına bir lanet taktık [rahmetimizden dışladık: 11:99]. Ve kıyamet günü onlar kabahatlilerdendir [kötülenmişlerdendir].
28:43. Ayet
Mustafa Çavdar
Biz, daha önceki nesilleri helak ettikten sonra, belki bu insanlar ayetlerimizi düşünüp ibret alırlar diye Musa’ya bir bilinç kaynağı, doğru yol rehberi ve bir rahmet olan kitabı vermiştik. 10/13-14
Şinasi Güneş
Ve şüphesiz Musa'ya, önceki kuşakları yıkıma uğratmamızın ardından, bilgilerini devamlı kullansınlar diye, insanlar için doğruyu gösteren göstergeler ve bir yol gösterici ve bir rahmet olan kitabı verdik.
28:44. Ayet
Mustafa Çavdar
Biz Musa’ya vahyettiğimizde sen Sina Dağının batı yakasında değildin. Yine sen orada olup bitene şahit de değildin.
Şinasi Güneş
Ve sen, Musa'ya o işi gerçekleştirdiğimizde batı tarafında değildin. Şahit olanlardan da değildin.
28:45. Ayet
Mustafa Çavdar
Kaldı ki biz o günden bu güne nice kuşaklar var ettik ve bu nesillerin üzerinden uzun zaman geçti. Yine sen, Medyen halkının arasında bulunmuş bu bilgileri onlardan öğrenmiş de değilsin. Lakin onlara elçileri gönderen hep bizdik.
Şinasi Güneş
Lakin, inşa ettiğimiz kuşakların üzerinden uzun uzun ömürler geçti. Medyenliler içersinde kalıp, ayetlerimizi onlara okuyup aktaran da sen değildin. Lakin, biz gönderenlerdik.
28:46. Ayet
Mustafa Çavdar
Evet biz Musa’ya seslendiğimiz zaman sen Tur dağının yamacında da değildin. Fakat bu kitap/Kuran, öncekilerin uyarıldıkları gibi toplumunu uyarman için Rabbinden bir rahmet olarak verilmiştir.
Şinasi Güneş
Ve seslendiğimizde nubuvvet aşamasının yakınında da değildin [1]. Lakin, Rabbinden bir rahmet olarak, bilgilerini devamlı kullanırlar diye, senden önce uyarıcıdan kimsenin gelmediği bir halkı uyarman için [32:3, 34:44]…
28:47. Ayet
Mustafa Çavdar
Şimdi bunlar, yapıp ettiklerinden dolayı başlarına bir musibet gelmiş olsa “Rabbimiz, bize bir elçi gönderseydin de, senin ayetlerine tâbi olup mümin kimselerden olsaydık olmaz mıydı?” demesinler diye.
Şinasi Güneş
Şayet ellerinin sunduklarından dolayı onlara bir musibet isabet etmesi durumunda: "Rabbimiz, şayet bize bir elçi gönderseydin, ayetlerine uyar ve inanıp güvenenlerden olurduk.''¹ derlerdi.
28:48. Ayet
Mustafa Çavdar
Ama kendilerine, tarafımızdan hakkı getiren elçi geldiğinde bu sefer de: – Musa’ya verilenin bir benzeri sana da verilseydi ya? Dediler. Oysa bunlar, daha önce Musa’ya verilene de inanmamışlardı? Ve onlar için: – Bunlar birbirine destek veren iki sihirbaz ve biz bunların getirdiğine inanmıyoruz, demediler mi?
Şinasi Güneş
Onlara katımızdan hakikat geldiğinde de: ''Musa'ya verilenin benzeri verilmesi gerekmez miydi?'' dediler. Önceden Musa'ya verilen hakkında da gerçekleri örtmüyorlar mıydı? ''Birbirine arka çıkan iki etkili bilgin.'' dediler. Ve: ''Biz, hepsine kafirlik edenleriz.'' dediler.
28:49. Ayet
Mustafa Çavdar
De ki onlara: – Eğer iddianızda doğru ve samimi iseniz, Allah katından gelmiş (Tevrat ve Kuran’dan) daha doğru yolu gösteren başka bir kitap getirin de, ben de ona tabi olayım.
Şinasi Güneş
De ki! ''Eğer doğru söyleyenlerden iseniz, Allah katından o ikisinden daha iyi yol gösteren bir kitap getirin de ona uyayım [1].''
28:50. Ayet
Mustafa Çavdar
Eğer sana cevap veremiyorlarsa, bil ki onlar, ancak arzu ve hevalarının peşinden gidiyorlar. Allah’ın gösterdiği doğru yolu bırakıp da arzu
Şinasi Güneş
Şayet sana icabet etmezlerse, bil ki onlar ancak hevalarına tabi uyuyorlar. Allah'tan gelen yol gösterici olmadan, hevasına uyandan daha sapkın kimdir? Allah, yanlış yapanlar halkına yol göstermez [1].
28:51. Ayet
Mustafa Çavdar
Andolsun ki biz belki düşünüp öğüt alırlar diye, onlara ilahi sözü peş peşe ulaştırdık.
Şinasi Güneş
Şüphesiz onlara, bilgilerini devamlı kullansınlar diye sözü ulaştırdık.
28:52. Ayet
Mustafa Çavdar
Nitekim daha önce kendilerine vahiy verdiğimiz kimseler bu vahye de inanırlar.
Şinasi Güneş
Ondan önce kendilerine kitap verdiklerimiz ona inanıp güvenirler [1].
28:53. Ayet
Mustafa Çavdar
Onlara bu vahiy okununca derler ki: – Biz buna iman ettik, çünkü bu Rabbimizden gelen hakkın ta kendisidir, zira biz daha önceden de Müslüman’dık.
Şinasi Güneş
Onlara okunup aydınlatıldıklarında: ''Ona inanıp güvendik. Şüphesiz o, Rabbimizden bir gerçektir. Şüphesiz biz, önceden de Müslimlerdendik [1]'' dediler.
28:54. Ayet
Mustafa Çavdar
Maruz kaldıkları sıkıntı ve zorluklara sabretmeleri, kötülüğü iyilikle savmaları ve verdiğimiz rızıklardan infak etmelerinden dolayı işte bunlara ödülleri iki kat verilecektir. 3/113...115
Şinasi Güneş
Onların karşılıkları, dirençli olmalarından dolayı iki kere verilir. Onlar, kötülüğü iyilikle savarlar [1] ve onları rızıklandırdıklarımız şeylerden infak ederler.
28:55. Ayet
Mustafa Çavdar
Yine bunlar kötü ve çirkin sözler işittiklerinde, ondan yüz çevirirler ve: “Bizim yaptıklarımızın sorumluluğu bize, sizin yaptıklarınızın sorumluluğu da size aittir. Selamün Aleyküm size uğurlar olsun gidin yolunuza bizim böyle cahillerle işimiz olmaz” derler.
Şinasi Güneş
''Boş bir söz işittiklerinde ondan umursamazlar [23:3, 25:72] ve: ''Bizim amelimiz bize, sizin ameliniz sizedir. Esenlik üzerinize olsun. Cahillik edenlerle ilgilenmiyoruz.'' derler.
28:56. Ayet
Mustafa Çavdar
Şüphesiz ki sen, sevdiğin herkesi doğru yola yöneltemezsin. Fakat Allah, isteyeni doğru yola iletir. Çünkü O, kimin doğru yola girmek istediğini en iyi bilendir.
Şinasi Güneş
Şüphesiz sen, sevdiğine doğru yolu gösteremezsin. Lakin Allah, gereğini yapana doğru yolu gösterir. Doğru yolda olanları O daha iyi bilir [1].
28:57. Ayet
Mustafa Çavdar
Bir de; “Eğer biz seninle birlikte doğru yolu tutarsak, yerimizden yurdumuzdan oluruz” diyorlar. Peki, biz onları, her türlü ürünün tarafımızdan rızık olarak toplandığı güvenli ve dokunulmaz bir memlekete yerleştirmedik mi? Fakat onların çoğu bu nimeti bilmiyorlar.
Şinasi Güneş
''Şayet seninle birlikte o yol göstericiye uyarsak, yerimizden atılırız.'' dediler. Onlara katımızdan rızık olarak her türlü ürünün orada toplandığı, dokunulmaz, güvenli bir imkan vermedik mi [yere yerleştirmedik mi][1]? Lakin onların çoğu bilinçli değildirler.
28:58. Ayet
Mustafa Çavdar
Oysa biz, daha önce zenginlik ve konforun azgınlaştırdığı nice memleketleri helak ettik. İşte onların yaşadıkları yurtlar! Kendilerinden sonra pek azı dışında oraları yurt edinen olmadı. Zira her şeyin önünde sonunda varisi biziz.
Şinasi Güneş
Geçimlikleriyle şımarmış nice kentleri yıkıma uğrattık. İşte bunlar, çok azı dışında oturulmamış onların meskenleri. Varisleri biz olduk.
28:59. Ayet
Mustafa Çavdar
Çünkü senin Rabbin, bir memleketin ana şehrine ayetlerimizi kendilerine okuyup ileten bir elçi göndermedikçe o memleketi helak edecek değildir. Zira biz, ayetlerimize karşı gelen toplumlardan başkasını helak edecek değiliz. 6/130- 131
Şinasi Güneş
Rabbin, merkezlerine, onlara ayetlerimizi okuyup aydınlatan elçi görevlendirene kadar, kentleri yıkıma uğratıcı değildir [1]. Biz, taraftarları yanlış yapanlar olmayan kentleri de yıkıma uğratıcı olmadık [2].
28:60. Ayet
Mustafa Çavdar
Size verilen her şey dünya hayatının geçimliği ve süsüdür. Allah katında olanlar ise daha iyi ve daha kalıcıdır. Hiç bunları düşünmüyor musunuz?
Şinasi Güneş
Onlara verdiğimiz, ancak dünya hayatının bir yararlanması ve ilgi çeken şeylerindendir. Oysa, Allah katında olanlar, hayırlı ve daha kalıcıdır. Aklınızı kullanmıyor musunuz?
28:61. Ayet
Mustafa Çavdar
Şimdi kendisine, güzel bir mükâfat vaadinde bulunduğumuz ve buna kavuşan kimse ile dünya hayatının geçici nimetlerinden faydalanan, sonra da azap için huzurumuza getirilen kimse hiç bir olur mu?
Şinasi Güneş
Kendisine vaat ettiğimiz iyi bir vaade kavuşan kimse, onu dünya hayatının bir yararlanmasıyla yararlandırıp, sonra o, kıyamet günü hazır tutulanlardan olan kimse gibi midir?
28:62. Ayet
Mustafa Çavdar
İşte o gün, Allah onlara seslenir ve der ki: – Söyleyin! Şirk koşarak Ortaklarım olduğunu iddia ettikleriniz nerede?
Şinasi Güneş
Onlara seslenildiği gün: ''Benim ortaklarım olduklarını iddia etmekte olduğunuz o şeyler nerede?'' denir [1].
28:63. Ayet
Mustafa Çavdar
Haklarında azap hükmü gerçekleşmiş olanlar derler ki: – Rabbimiz, azdırıp yoldan çıkardıklarımız işte şunlardır. Biz nasıl azdıysak onları da öyle azdırdık. Şimdi onlardan ilişiğimizi kesip sana sığınıyoruz. Zaten onlar gerçekte bize kulluk etmiyorlardı, derler. 46/4...6
Şinasi Güneş
Söz üzerlerine gerçekleşenler: ''İşte bunlar sapkınlığın aşırısına sürüklediklerimizdir. Biz sapkınlığın aşırısına sürüklendiğimiz gibi, onları da sapkınlığın aşırısına sürükledik. Biz sana uzak olduk. Onlar da yalnız bize kulluk ediyor değillerdi.'' dediler [2:165-166-167].
28:64. Ayet
Mustafa Çavdar
Ve kendilerine, “Çağırın ortak koştuklarınızı!” denir. Onları çağıracaklar fakat onların çağrısına cevap veremeyecekler ve azapla yüz yüze gelecekler, keşke dünyadayken doğru yolu tutmuş olsalardı. 2/165...167
Şinasi Güneş
Ortaklarınızı çağırın denildiğinde onları çağırdılar da onlara cevap vermediler. Ve azabı gördüler. Doğru yolda olsalardı ne olurdu.
28:65. Ayet
Mustafa Çavdar
O gün Allah, onlara seslenecek ve soracak: – Elçilerin iletilerine ne cevap verdiniz? 6/36, 67/6...12
Şinasi Güneş
O gün onlara seslenilir. ''Elçilere ne cevap verdiniz?'' der [1].
28:66. Ayet
Mustafa Çavdar
İşte o an dünyaları kararacak, mazeret kapıları kapanacak ve birbirlerine bir şey soracak halleri de kalmayacak. 45/34- 35
Şinasi Güneş
O gün doğru haberler üzerlerine körlenir. Birbirlerine de soramazlar.
28:67. Ayet
Mustafa Çavdar
Yalnız tövbe edip iman ederek iyi ve güzel işler yapanlara gelince, işte onlar kesinlikle kurtuluşa erenlerden olacaklar.
Şinasi Güneş
Ancak, kim hatasından kesin dönüş yapıp Allah'a itaate yönelir ve inanıp güvenerek düzeltici işler yaparsa, başarıya ulaşanlardan olmasını umar.
28:68. Ayet
Mustafa Çavdar
Dilediğini yaratan ve dilediğini seçen sadece senin Rabbindir. Bu konuda ortak koşanların seçme hakkı yoktur. Allah, onların yakıştırdıklarından münezzeh ve yücedir.
Şinasi Güneş
Rabbin, gerekli gördüğünü oluşturur ve hayırlı olanı seçer [1]. Onların seçim hakkı yoktur. Yüceler yücesi olan Allah, onların ortak koşmakta oldukları şeylerden münezzehtir.
28:69. Ayet
Mustafa Çavdar
Çünkü senin Rabbin, onların içlerinde gizlediklerini de, açığa vurduklarını da çok iyi bilir.
Şinasi Güneş
Ve Rabbin, göğüslerinde saklı tuttuklarını ve açığa vurduklarını bilir.
28:70. Ayet
Mustafa Çavdar
Zira O kendisinden başka ilah olmayan Allah’tır. Bu dünyada da ahirette de tüm övgüler ona aittir. Son hüküm onundur ve siz hesap vermek üzere onun huzuruna çıkarılacaksınız. 50/19...30,
Şinasi Güneş
Ve O, O'nun dışında bir ilah olmayan Allah'tır. Öncesinde ve sonrasında her işini kusursuz yapmak O'na aittir. Hüküm O'nundur. Ve O'na döndürülüyorsunuz.
28:71. Ayet
Mustafa Çavdar
De ki: Hiç düşündünüz mü Allah, geceyi kıyamet gününe kadar uzatacak olsa sizi aydınlığa kavuşturacak Allah’tan başka bir ilah mı var? Hala, gerçeklere kulak vermeyecek misiniz?
Şinasi Güneş
De ki! ''Dikkat ettiniz mi? Şayet Allah geceyi kıyamet gününe kadar üzerinize sürekli kılsa, ışığı size getiren Allah'tan başka bir ilah kimdir? Kulak vermez misiniz?''
28:72. Ayet
Mustafa Çavdar
Yine de ki: – Hiç düşündünüz mü Allah, gündüzü kıyamet gününe kadar uzatacak olsa sizi uyuyup dinleneceğiniz geceye kavuşturacak Allah’tan başka bir ilah mı var? Hala, gerçekleri görmeyecek misiniz?
Şinasi Güneş
De ki! ''Dikkat ettiniz mi? Şayet Allah gündüzü üzerinize kıyamet gününe kadar sürekli kılsa, içinde sukünet bulduğunuz geceyi size getiren Allah'tan başka bir ilah kimdir? Hakikati görmez misiniz?''
28:73. Ayet
Mustafa Çavdar
O, dinlenip sakinleşesiniz ve onun lütfundan payınızı arayasınız diye rahmetinin bir eseri olarak geceyi ve gündüzü var edendir. Hala bu nimetlerin hakkını verip şükretmeyecek misiniz?
Şinasi Güneş
Karşılığını verin diye, içinde sukünet bulmanız ve armağanlarından aramanız için size geceyi ve gündüzü kılması O'nun rahmetindendir.
28:74. Ayet
Mustafa Çavdar
O gün, Allah onlara şöyle seslenir: – Söyleyin şirk koşarak ortaklarım olduğunu iddia ettikleriniz nerede? 26/92- 93
Şinasi Güneş
Ve o gün onlara seslenilir. ''Ortaklarım olduklarını iddia ettikleriniz nerede?'' der [1].
28:75. Ayet
Mustafa Çavdar
Ve biz her toplumdan bir şahit çıkarırız da: “Haydi kulluk ettiklerinizin ilah olduğuna dair delillerinizi getirin!” deriz. İşte o zaman ibadete layık gerçek ve tek varlığın Allah olduğunu anlarlar ve uydurmuş oldukları onları yüzüstü bırakıp kaybolup giderler. 6/162, 40/47...50
Şinasi Güneş
Ve her toplumdan bir şahit çıkarır: ''Kesin delillerinizi getirin.'' deriz de, hakikatin gerçekten Allah'a ait olduğunu bilirler. Ve uydurmakta oldukları şeyler onlardan uzaklaşıp gider [1].
28:76. Ayet
Mustafa Çavdar
Şurası muhakkak ki Karun, Musa’nın kavminden biriydi; Ona öyle hazineler vermiştik ki sadece anahtarlarını bile ancak güçlü bir topluluk zar zor taşıyabiliyordu, o, bu gücüyle kavmine karşı büyüklenip onlara zulmetti. Kavmi de ona: – Şımarma! Çünkü Allah şımaranları sevmez, demişti.
Şinasi Güneş
Şüphesiz Karun, Musa'nın halkındandı. Onlara karşı taşkınlık etmişti. Anahtarlarının birkaç güçlü kişiye ağır geldiği birikmiş hazinelerden ona vermiştik. Hani halkı ona: ''Şımarma. Allah şımaranları sevmez.'' demişti.
28:77. Ayet
Mustafa Çavdar
Ve Allah’ın sana verdiği bunca mal mülk ile ahiret yurdunu kazanmanın yollarını ara ama dünyadaki nasibini de unutma! Allah’ın sana bolca ihsanda bulunduğu gibi sen de insanlara iyilikte bulun ve sakın memlekette zorbalık ve bozgunculuk peşinde koşma zira Allah, bozguncuları sevmez! 2/204- 205
Şinasi Güneş
Allah'ın sana verdikleriyle ahiret yurdunu ara. Dünyadan nasibini de unutma. Allah'ın sana iyilik yaptığı gibi iyilik yap. Yeryüzünde bozgunculuk arama. Allah bozguncuları sevmez [1].
28:78. Ayet
Mustafa Çavdar
Karun: – Ben bunca malı mülkü ancak bilgim ve becerim sayesinde elde ettim, dedi. Oysa o bilmiyor mu ki Allah, kendisinden önceki kuşaklar içerisinde ondan daha güçlü ve daha zengin nicelerini helak etmiştir. Suçu tabiat haline getirmiş olanlara günahları için sorgu sual gerekmez.
Şinasi Güneş
''O bana ancak kendi ilmimden dolayı verildi.'' dedi [1]. Gerçekten Allah, ondan önce kuvvet açısından ondan daha şiddetli ve topluluk olarak daha çok olan kuşaklardan kimseleri yıkıma uğrattığını bilmiyor mu? Suçta ileri gidenler, suçlarından sorulmaz.
28:79. Ayet
Mustafa Çavdar
Karun bir gün bütün görkem ve gösterişi ile halkının karşısına çıkmıştı. Dünya hayatına düşkün olanlar:
Şinasi Güneş
Çekiciliği içerisinde halkının karşısına çıktı. Dünya hayatını isteyenler: ''Keşke Karun'a verilenin benzeri bizde de olsa. O, kesinlikle muazzam bir paya [şansa] sahip.'' dediler.
28:80. Ayet
Mustafa Çavdar
Dünya ve ahiret hakkında gerçek bilgiye sahip olanlar ise: – Yazıklar olsun size, iman edip iyi ve yararlı işler yapanlar için Allah’ın vereceği mükâfat şu üç günlük dünyanın tüm hazinelerinden daha değerlidir ne var ki ona ancak imanı uğrunda her türlü zorluğa göğüs gerip sabredenler ulaşabilir, demişlerdi.
Şinasi Güneş
Kendisine ilim verilen biri: ''Eyvah size. İnanıp güvenerek düzeltici işler yapanlar için Allah'ın karşılığı hayırlıdır. Ona, dirençli olanlardan başkası kavuşamaz.'' dedi.
28:81. Ayet
Mustafa Çavdar
Sonunda biz de onu, köşk ve saraylarıyla birlikte yerin dibine geçirdik. Artık Allah’tan başka kimse ona yardım edemezdi, edemedi de, kurtulmak için de elinden hiçbir şey gelmiyordu.
Şinasi Güneş
Onu ve yerini yurdunu yere geçirdik. Allah'ın yanı sıra ona yardım eden bir birlikten kimse de olmadı. Ve yardım edilenlerden de olmadı.
28:82. Ayet
Mustafa Çavdar
Daha dün, onun yerinde olmak isteyenler bu defa şöyle dediler: – Vay be demek ki, Allah, kullarından dilediğine/hak edene rızkı bolca veriyor ve dilediği kimse için ise bir ölçüye göre veriyormuş. Eğer Allah, bize lütfetmemiş olsaydı, bizi de yerin dibine geçirirdi. Vay be, demek ki nankör kâfirler asla iflah olmazlarmış. 42/27- 28
Şinasi Güneş
Dün onun imkanını temenni edenler: ''Demek ki Allah, kullarından gereğini yapan kimse için rızkı bollaştırır ve ölçülü verir [1]. Allah'ın üzerimize iyiliği olmasaydı, kesinlikle bizi de yere geçirirdi. Demek ki, gerçekleri örtenler başarıya ulaşamazlar.'' der.
28:83. Ayet
Mustafa Çavdar
İşte ahiret yurdu! Biz onu, yeryüzünde büyüklük taslamayan ve bozgunculuk yapmayan kimseler için hazırladık. Mutlu son azgınlık ve fesattan sakınanlarındır.
Şinasi Güneş
İşte bu ahiret yurdu. Onu, yeryüzünde üstünlük taslamayı ve bozgunculuk yapmayı istemeyenlere kıldık. Akıbet, vahyin sınırlarına uyup korunanlar içindir.
28:84. Ayet
Mustafa Çavdar
Artık kim ilahi huzura iyilik ile gelirse, ona hak ettiğinden daha fazlası vardır. Kim de ilahi huzura kötülük ile gelirse onlar, ancak yaptıkları kötülüklerin karşılığını göreceklerdir.
Şinasi Güneş
Kim bir iyilikle gelirse, ona ondan hayırlısı vardır [27:89]. Kim bir kötülükle gelirse de, kötülükler yapanlar, yapmakta olduklarının dışında karşılık görmezler.
28:85. Ayet
Mustafa Çavdar
Sana bu Kuran’ı okumayı farz kılan Allah, hiç şüphen olmasın ki seni döneceğin yere mutlaka döndürecektir. Sen de ki: – Kimin doğru yolda olduğunu ve kimin apaçık bir sapıklık içinde bulunduğunu en iyi bilen benim Rabbimdir.
Şinasi Güneş
Şüphesiz sana Kur'an'ı farz [zorunlu, gerekli] kılan, seni dönülecek yere kavuşturur. De ki! ''Kimin doğru yola geldiğini ve kimin açıkça bir sapıklığın içerisinde olduğunu Rabbim daha iyi bilir.''
28:86. Ayet
Mustafa Çavdar
Nitekim sen, bu ilahi vahyin sana indirileceğini bilmiyordun, bu sadece Rabbinin rahmeti sayesinde oldu öyleyse kâfirlere arka çıkma!
Şinasi Güneş
Sen kitabın sana bırakılmasını bekliyor değildin. Ancak Rabbinden bir rahmettir. Sakın gerçekleri örtenler için arka çıkan olma [4:105].
28:87. Ayet
Mustafa Çavdar
Bir de sana indirilmiş olan bu vahiyden/Kuran’dan sonra sakın Allah’ın ayetlerinden seni alıkoymalarına izin verme, sen sadece Rabbine davet et ve başka yollara çağıran müşriklerden olayım deme!
Şinasi Güneş
Sana indirilmesinin ardından Allah'ın ayetlerinden seni alıkoymasın. Rabbine davet et ve sakın ortak koşanlardan olma [1].
28:88. Ayet
Mustafa Çavdar
Ve Allah ile birlikte başka bir ilaha dua ile yalvarıp yakarayım deme! Çünkü O’ndan başka ilah yoktur, her şey yok olacak sadece
Şinasi Güneş
Allah ile birlikte başka bir ilaha davet etme [1]. O'nun dışında bir ilah yoktur. O'nun yüzü / zatı dışında her şey değişime, yıkıma uğrayıcıdır [55:27, 57:3]. Hüküm O'nundur. O'na döndürülüyorsunuz.