1 Güçlü yönlendirici kimdir?
2 Onda hiçbir tereddüt yoktur ki, kitabın indirilişi alemlerin Rabbi tarafındandır.
3 Yoksa onu uydurdu mu diyorlar? Bilakis o, doğru yoldu görürler diye, senden önce onlara uyarıcıdan gelmemiş bir halkı uyarman için, Rabbinden bir gerçektir [1].
4 O, gökleri ve yeryüzünü ve ikisinin arasındakilerini altı aşamada oluşturan, sonra da en büyük egemenlik makamını [1] düzenleyen Allah'tır. Size O'nun yanı sıra hiçbir yakın, yol gösterici, müttefik ve şefaatçi yoktur. Bu bilgileri devamlı olarak kullanmaz mısınız?
5 Gökten yeryüzüne işi O döndürür [idare eder][1]. Sonra, ölçüsü sizin saydığınızdan bin sene [çok uzun zaman] olan bir günde O'na çıkar [düzen aksar, değişir][2].
6 İşte O, görüneni, bilineni, sezileni ve görünmeyeni, bilinmeyeni, sezilmeyeni bilen, üstün merhamet sahibidir.
7 O ki, oluşturduğu her şeyi en iyi oluşturdu. Ve insanı oluşturmaya çamurdan başladı.
8 Sonra, onun neslini, basit bir sudan, bir özden kıldı.
9 Sonra onu düzenledi, ona ruhundan üfledi ve size kulak verme, hakikati doğru görme ve gönüller [beyin fonksiyonları] kıldı [16:78]. Karşılığını ne kadar da az veriyorsunuz [46:26, 76:2].
10 ''Yerde kaybolup gittiğimizde, şüphesiz biz, yeni bir oluşturuş içerisinde mi olacağız?'' dediler. Bilakis onlar, Rablerine karşılaşma hakkında gerçekleri örtüyorlar.
11 De ki! ''Size vekil kılınan ölüm melekesi [gücü][1] sizi vefat ettirir, sonra Rabbinize döndürülürsünüz [2].''
12 Suçta ileri gidenleri, Rablerinin katında başlarını aşağıya çevirip: ''Rabbimiz, hakikati gördük ve kulak verdik. Bizi döndür de düzeltici işler yapalım. Şüphesiz biz, kesin olarak inandık.'' derlerken bir görsen.
13 Eğer gerekli görseydik, kesinlikle herkesi doğru yola getirirdik [1]. Fakat benden söz gerçekleşti. Kesinlikle, tanıdık tanımadık, bilindik bilinmedik, yerli yabancı bütün insanların tamamından cehennemi dolduracağım [2].
14 Bu gününüze karşılaşmayı unutmanızdan dolayı tadın. Şüphesiz biz de sizi unuttuk. Yaptığınız şeylerden dolayı kalıcı azabı tadın.
15 Şüphesiz ayetlerimize inanıp güvenenler; kendilerine hatırlatıldığında, derinden etkilenerek boyun eğerler ve her işini kusursuz yapmasıyla Rablerinin yarattığı amaca göre hareket ederler ve onlar büyüklenmezler [1].
16 Onlar, yan gelip yatmaktan kaçınırlar ve korku ve umutla [7:56, 26:51-82] Rablerine dua ederler. Ve, onları rızıklandırdığımız şeylerden infak ederler.
17 Bir benlik, yaptıkları şeylere karşılık, göz aydınlığından kendisine gizlenen şeyleri bilemez [1].
18 İnanıp güvenen kimse, yoldan çıkmış bir kimse gibi olabilir mi? Elbette aynı seviyede olmazlar.
19 İnanıp güvenen ve düzeltici işler yapanlara gelince, yaptıkları şeylere karşılık bir ikram olarak, onlara barınacakları bahçeler vardır.
20 Yoldan çıkanlara gelince, onların barınağı ateştir. Oradan çıkmalarını her istediklerinde oraya döndürülürler ve onlara: ''Hakkında yalana sarıldığınız ateş azabını tadın.'' denir.
21 Ve kesinlikle, onlara dönsünler diye, daha büyük azabın yanında, daha yakın azaptan da tattırırız [1].
22 Rabbinin ayetleri kendisine hatırlatıldıktan sonra, ondan geri duran [duyarsız kalan, umursamayan] kimseden daha yanlışta kim olabilir [18:57]? Şüphesiz biz, suçta ileri gidenlere, hak ettikleri cezayı verenleriz.
23 Şüphesiz Musa'ya kitabı verdik. Ona kavuşmaktan dolayı hiçbir tartışman [çekincen] olmasın. Ve onu, İsrailoğulları için bir yol gösterici kıldık.
24 Dirençli olduklarında ve ayetlerimize kesin olarak inandıklarında, onlardan emrimizle yol gösteren önderler kıldık [1].
25 Şüphesiz Rabbin, hakkında ihtilaf ettikleri şeylerde kıyamet günü aralarını ayırır.
26 Onlardan önceki yıkıma uğrattığımız kuşakların meskenlerinde yürümeleri onlara yol göstermedi mi [20:128, 35:44]? Şüphesiz bunda bir ayetler vardır. Kulak vermez misiniz?
27 Dikkat etmediler mi ki, gerçekten biz suyu kuru [otsuz] yere sevk edip, onunla kendilerinin ve etinden ve sütünden yararlandıkları hayvanlarının nasiplendiği zirai ürün çıkarıyoruz [1]. Hakikati görmüyorlar mı?
28 ''Eğer doğru sözlüler iseniz, bu, her şeyin açığa çıkması ne zamandır?'' diyorlar.
29 De ki! ''Her şeyin açığa çıktığı gün, gerçekleri örtenlerin inanmaları menfaat sağlamaz ve onlar gözetilmezler.''
30 Onlardan geri dur [umursama] ve gözle. Şüphesiz onlar da gözlüyorlar.