⚖️ Karşılaştır
33. Sure Mustafa Çavdar Şinasi Güneş

Ahzâb Suresi

Şinasi Güneş — Apacikuran.com

1 Ey Nebi! Allah'ın sınırlarına uyup korun. Gerçekleri örtenlere [1] ve münafıklara itaat etme! Allah, daima bilgedir, adaleti sağlayan en doğru hükümleri verendir [2].

2 Rabbinden sana vahyedilene uy [6:106, 10:109]! Allah, yaptığınız şeyler hakkında daima haberdar olandır.

3 Ve Allah'a güvenip dayan! Dayanak olarak Allah yeter [4:81, 33:48].

4 Allah, bir er için [göğüs] boşluğunda iki kalp kılmadı [1]. Zihar [2] yaptığınız eşlerinizi de anneleriniz kılmadı [58:2]. Himayeniz altında olanları [3] da oğullarınız kılmadı. Bunlar, ağızlarınızla söylediklerinizdir. Allah, gerçeği söyler ve yolu da O gösterir.

5 Onları babalarını nispetle çağırın. O, Allah katında daha hakkaniyetli olandır. Babalarını bilmiyorsanız, sizin dinde kardeşleriniz ve yakınlık kurduklarınızdır. Hakkında hata yaptığınız şeylerde üzerinize bir günah yoktur. Fakat, kalplerinizin kasıtlı yaptıkları şeyler öyle değildir [2:225]. Allah, daima bağışlayandır, merhamet edendir.

6 Nebi, inanıp güvenenlere kendilerinden daha yakındır [9:24-120, 58:22]. Eşleri de onların anneleridir [33:53]. Allah'ın yasasında, rahim sahipleri [kan bağı olanlar], birbirlerine, inanıp güvenenlerden ve hicret edenlerden, -yakınlık kurduklarınıza, herkesçe kabul edilen ortak iyiye uygun bir şey yapmanız dışında,daha yakındır. İşte bu, kitapta satırlaştırılmıştır [8:72…75].

7 33:7-8: Hani biz, nebilerden, özü sözü doğru olanların doğruluklarını sorması için [1], bağlayıcı bir söz almıştık. Senden, Nuh'tan, Musa'dan ve Meryem oğlu İsa'dan. Onlardan, katı [sağlam] bir bağlayıcı söz almıştık [2]. Gerçekleri örtenler için de, can yakıcı bir azap hazırladı.

8 33:7-8: Hani biz, nebilerden, özü sözü doğru olanların doğruluklarını sorması için, bağlayıcı bir söz almıştık. Senden, Nuh'tan, Musa'dan ve Meryem oğlu İsa'dan. Onlardan, katı [sağlam] bir bağlayıcı söz almıştık. Gerçekleri örtenler için de, can yakıcı bir azap hazırladı.

9 Ey inanıp güvenenler! Size ordular geldiğinde [Hendek savaşında], üzerlerine rüzgar ve sizin görmediğiniz ordular gönderdiğimiz, Allah'ın üzerinize olan nimetini hatırlayın. Allah, yaptığınız şeyleri daima hakkıyla görendir.

10 Hani, aşağınızdan ve üstünüzden gelmişlerdi de, bakışlar kaymış, kalpler gırtlaklara dayanmış ve siz Allah hakkında zan üzerine zanda bulunuyordunuz [1].

11 İnanıp güvenenler, orada yıpratıp olgunlaştırarak kalitelerini ortaya çıkaran bir sınava tabi tutuldular ve şiddetli bir sarsıntıyla sarsıldılar.

12 Hani, münafıklar ve kalbinde hastalık olanlar: ''Allah ve elçisi bize aldatmanın dışında bir vaatte bulunmamış.'' diyordu.

13 Hani onlardan bir tayfa: ''Ey Yesrib halkı, size duracak yer yok, hemen dönün.'' demişti. Onlardan bir kesim de: ''Evlerimiz korumasızdır.'' diyerek, Nebi'den izin istiyordu. Oysa o, korumasız değildi. Kaçmanın dışında bir şey istemiyorlardı.

14 Eğer onların üzerine her bölgeden girilseydi, sonra da, halkı ateşe atmaları, sıkıntıya sokmaları istenseydi, hiç geri kalmadan kolaylıkla onu yerine getirirlerdi [1].

15 Şüphesiz önceden, arkalarını dönüp kaçmayacaklarına dair Allah'a taahhütte bulunmuşlardı. Allah'a verilen taahhüt, sorumluluk gerektirir [17:34].

16 De ki! ''Eğer ölümden veya etkisiz hale getirilmekten kaçtıysanız, kaçmak size asla menfaat sağlamaz. O taktirde de, birazı dışında yararlanamazsınız [1].''

17 De ki! ''Eğer size bir kötülük dilerse veya size bir rahmet dilerse, sizi Allah'tan kim koruyabilir? Onlar, kendilerine Allah'ın yanı sıra bir yakın, yol gösterici ve bir yardımcı da bulamazlar.

18 Şüphesiz Allah, sizden savsaklayanları ve kardeşleri için: ''Bize katılın.'' diyenleri biliyor. Onların azı dışındakiler sıkıntıya yanaşmazlar.

19 Sizin başarılı olmanızı da istemezler. Korku geldiğinde, ölüm tarafından kuşatılmış gibi, gözleri dönerek sana bakıp durduklarını gördün [47:20]. Korku gidince de, hayra [başarınıza] göz dikerek, keskin dilleriyle sizi incittiler. İşte onlar, inanıp güvenmediler. Allah, onların amellerini boşa çıkardı. Ve işte bu, daima Allah'a kolaydır.

20 Onlar, o farklı inançlardan, ideolojilerden oluşan birliğin gitmediğini hesap ediyorlardı. O farklı inançlardan, ideolojilerden oluşan birlik gelse [saldırsa], Çölde, Arapların içerisinde bulunup, [yenilgi] haberlerinizden sormayı arzu ederlerdi. Eğer aranızda olsalar, azı dışında çarpışmazlardı.

21 Şüphesiz Allah'ın elçisinde, Allah'ı ve ahiret gününü bekleyen ve çokça Allah'ı ve mesajlarını aklından çıkarmayıp yeri geldiğinde yerine getiren kimseler için size iyi bir örnek vardır [1].

22 İnanıp güvenenler, farklı inançlardan, ideolojilerden oluşan birliği gördüklerinde: ''Bu Allah'ın ve elçisinin bize vaat ettiğidir. Allah ve elçisi doğruyu söyledi.'' dediler. Ve bu da ancak, onların inanıp güvenmelerini ve teslimiyetlerini arttırdı.

23 İnanıp güvenenlerden, Allah'a verdikleri taahhütlerini, bir değişiklikle değiştirmeyip doğrulayan erler vardır [1]. Onlardan kimisi verdiği sözü gerçekleştirdi ve onlardan kimisi de beklemektedir.

24 Bütün bunlar, Allah'ın, özü sözü doğru olanlara doğruluklarının karşılığını vermesi [5:119] ve münafıkları azaba uğratması veya gerekli görürse, onların hatalarından dönüşlerini kabul etmesi içindir [33:73]. Allah, daima bağışlayandır, merhamet edendir.

25 Allah, gerçekleri örtenleri, bir hayra ulaşamadan öfkeleriyle geri döndürdü. Ve Allah, bu çarpışmada da inanıp güvenenlere yetti [8:62-64]. Allah, daima kuvvetlidir, üstündür.

26 Allah, Kitap Ehli'nden düşmana arka çıkanları, korunaklı yerlerinden indirdi ve kalplerine korku saldı. Bir kısmını etkisiz hale getiriyor, bir kısmını esir alıyordunuz.

27 Ve; yerlerine, yurtlarına, mallarına ve ayak basmadığınız yere sizi mirasçı yaptı. Allah, daima her şeye bir ölçü koyandır [1].

28 Ey Nebi, eşlerine de ki! ''Eğer dünya hayatını ve çekiciliğini istiyorsanız, gelin sizi yararlandırayım ve güzel bir bırakışla bırakayım.''

29 ''Ve eğer, Allah'ı ve elçisini ve ahiret yurdunu istiyorsanız, Allah, sizden iyileştirenler için muazzam bir karşılık hazırlamıştır.''

30 Ey Nebi'nin kadınları! Sizden kim açıkça aşırılığa, hayasızlığa yanaşırsa, onun azabı ikiye katlanır. Bu, Allah'a kolaydır.

31 Sizden kim, Allah'a ve elçisine gönülden boyun eğer ve düzeltici iş yaparsa, onun karşılığını iki kez veririz ve ona, saygın bir rızık hazırlarız.

32 Ey Nebi'nin kadınları! Siz kadınlardan herhangi biri değilsiniz. Eğer vahyin sınırlarına uyup korunuyorsanız, yumuşak edalı sözle konuşmayın ki, kalbinde hastalık olan umut bağlamasın. Herkesçe kabul edilen ortak iyiye uygun olanı söyleyin.

33 Evlerinizde vakarlı olun. İlk cahiliye dönemi gösterişi gibi gösteriş yapmayın. Salatı ikame edin, arınmanın bedelini yerine getirin [1] ve Allah'a ve elçisine itaat edin. Ev ahalisi! Allah, sizden ahlaki kokuşmuşluğu, pisliği gidermek ve sizi tertemiz yapmak istiyor.

34 Evlerinizde okunmakta olan Allah'ın ayetlerini ve adaleti sağlayan en doğru hükümleri aklınızdan çıkarmayıp yeri geldiğinde yerine getirin. Allah, daima en ince ayrıntıları bilen, haberdar olandır.

35 İslamlaşan erkekler ve İslamlaşan kadınlar, inanıp güvenen erkekler ve inanıp güvenen kadınlar, gönülden boyun eğen erkekler ve gönülden boyun eğen kadınlar, özü sözü doğru erkekler ve özü sözü doğru kadınlar, direnen erkekler ve direnen kadınlar, Allah'a derin saygı duyup rızasını kaybetme endişesi taşıyan erkekler ve Allah'a derin saygı duyup rızasını kaybetme endişesi taşıyan kadınlar, sadakatini ispatlayan erkekler ve sadakatini ispatlayan kadınlar, kendini tutan erkekler ve kendini tutan kadınlar, ırzlarını koruyan erkekler ve ırzlarını koruyan kadınlar, çokça Allah'ı ve mesajlarını akıllarından çıkarmayıp yeri geldiğinde yerine getiren erkekler ve çokça Allah'ı ve mesajlarını akıllarından çıkarmayıp yeri geldiğinde yerine getiren kadınlar. Allah onlara, bir bağışlama ve muazzam bir karşılık hazırlamıştır [1].

36 Allah ve elçisi bir işin gerçekleştirilmesine karar verdiğinde, inanıp güvenen bir erkek ve inanıp güvenen bir kadın için, işlerinden kendilerince hayırlı olanı tercih etme durumu yoktur. Kim Allah'a ve elçisine asi olursa, kesinlikle açıkça bir sapıklığa sapmıştır.

37 Hani, Allah'ın kendisine nimet verdiği, senin de kendisine nimet verdiğine: ''Eşini yanında tut, Allah'ın sınırlarına uyup korun. Allah'ın açığa çıkaracağı şeyi içinde gizliyorsun ve insanlara derinden saygıdan kaynaklı endişe duyuyorsun. Allah, O'na derinden saygıdan kaynaklı endişe duymanda daha hak sahibidir.'' Zeyd ondan tam olarak ilişiğini kestiğinde onu sana eşleştirdik ki, himayesi altında olanların, eşlerinden ilişiğini tam olarak kestiğinde, inanıp güvenenlerin üzerine bir güçlük olmasın. Böylece Allah'ın emri yerine gelmiş oldu [1].

38 Allah'ın, ona yerine getirttiği şey hakkında, Nebi'nin üzerine hiçbir güçlük yoktur. Önceden gelip geçenler hakkında Allah'ın uygulaması budur [1]. Allah'ın emri, ölçülmüş bir ölçüdür.

39 Onlar, Allah'ın mesajlarını duyururlar ve O'na derinden saygı duyarak rızasını kaybetme endişesi taşırlar. Allah'ın dışında hiçbir kimseye derinden saygı duyup rızasını kaybetme endişesi taşımazlar. Hesap görücü olarak Allah yeter.

40 Muhammed, sizin er kişilerinizden hiçbirinin babası değildir. Fakat, Allah'ın elçisi ve nebilerin mührüdür [sonuncusudur]. Allah, her şey hakkında daima bilge olandır [1].

41 Ey inanıp güvenenler! Allah'ın mesajlarını aklınızdan çıkarmadan, yeri geldiğinde yerine getirerek Allah'ı çokça zikredin.

42 Sabah akşam [devamlı], O'nun belirlediği yörüngede hareket edin.

43 O ve haberci ayetleri, sizi karanlıklardan aydınlığa çıkarmak için [1] size destek olmaktadır [57:9]. İnanıp güvenenlere karşı daima merhamet edendir.

44 O'na karşılaşacakları gün, iyi dilekleri ''Esenlik'' tir [1]. Onlara, saygın bir karşılık hazırladı.

45 Ey nebi! Biz seni, bir şahit, bir müjdeci ve bir uyarıcı olarak gönderdik [48:8].

46 O'nun koyduğu kurallar çerçevesinde, Allah'a davet eden, aydınlatıcı bir ışık kaynağı olarak.

47 İnanıp güvenenleri, Allah'tan onlara büyük bir armağanla müjdele.

48 Gerçekleri örtenlere [1] ve münafıklara itaat etme, eziyetlerini sav ve Allah'a güvenip dayan. Dayanak olarak Allah yeter [33:1-2-3].

49 Ey inanıp güvenenler! İnanıp güvenen kadınları nikahlayıp, sonra onlara temas etmeden boşadığınızda, iddet bekleme sürelerini sayma hakkınız yoktur. Onları yararlandırın ve onları güzel bir bırakışla bırakın.

50 Ey Nebi! Biz sana, ücretlerini verdiğin ve Allah'ın karşılıksız olarak sana verdiğinden, yeminine / antlaşmana hak sahibi olan mevcut eşlerini ve; seninle birlikte hicret eden amcanın kızları, halalarının kızları, dayının kızları, teyzelerinin kızları ve, kendini Nebi için hibe edip, Nebi de onu nikahlamak isterse, inanıp güvenen bir kadını, inanıp güvenenlere değil, yalnız sana özgü olarak helal kıldık. Şüphesiz, eşleri ve yeminlerine / antlaşmalarına hak sahip olanlar hakkında yapılmasını gerekli kıldığımız şeyleri biliyoruz [4:23-24]. Bu, sana bir sıkıntı olmaması içindir. Allah, daima bağışlayan, merhamet edendir [1].

51 Onlardan, gerekli gördüğünü bekletir, gerekli gördüğünü yanına alırsın. Ayrı kaldıklarından yanına almak istediğin olursa, sana bir günah yoktur. İşte bu da, gözlerinin aydın olmasına, hüzünlenmemelerine ve hepsine verdiğin şeylere razı olmalarına daha uygun olandır. Kalplerinizde olan şeyleri Allah biliyor. Allah, daima bilen ve yumuşak davranandır [1].

52 Bundan böyle, yeminine / antlaşmana hak sahip oldukların dışında, iyilikleri seni etkilese de, [başka] kadınlar ve onları [eşlerini] başka eşlerden değiştirmen sana helal değildir. Allah, daima her şeyi gözetim altında tutandır.

53 Ey inanıp güvenenler! Nebi'nin evlerine, size yemeğe izin verilmesi dışında, vaktini gözetmeden girmeyin. Fakat çağrıldığınızda girin, yemeği yiyince de dağılın. Bir konu için sohbete dalmayın. Bu haliniz Nebi'ye eziyet veriyor, o da sizden haya ediyor. Allah ise, hakikatten dolayı haya etmez [1]. Onlardan [eşlerinden] bir şey istediğinizde, perde arkasından isteyin. Bu, kalpleriniz ve onların kalpleri için daha temiz, yararlı olandır. Allah'ın elçisine eziyet vermeniz size uygun olmaz. Onun ardından eşlerini de ebediyen nikahlayamazsınız. Bu, Allah katında çok çok önemlidir [2].

54 Bir şeyi açığa vursanız veya onu gizleseniz, Allah, her şey hakkında daima bilgi sahibidir.

55 Onlara [Nebi'nin eşlerine]; babaları, oğulları, erkek kardeşleri, erkek kardeşlerinin oğulları, kız kardeşlerinin oğulları, kadınları [hemcinsleri] ve yeminlerine / antlaşmalarına hak sahip oldukları hakkında [rahatça görüşmelerinde] bir günah yoktur. Allah'ın sınırlarına uyup korunun. Allah, daima her şey hakkında şahit olandır.

56 Allah ve görevli güçler / haberci ayetler Nebi'ye destek oluyor [1]. Ey inanıp güvenenler! Siz de ona destek olun ve tam bir teslimiyetle selametini sağlayın [2].

57 Allah'a ve elçisine eziyet edenleri, Allah, dünya ve ahirette rahmetinden dışlamıştır. Ve onlara, küçük düşürücü bir azap hazırlamıştır.

58 İnanıp güvenen erkeklere ve inanıp güvenen kadınlara, kazanmadıkları [yapmadıkları] şeylerle eziyet edenler, açıkça büyük bir iftira ve zarara neden olma suçları yüklenmişlerdir.

59 Ey Nebi! Eşlerine, kızlarına ve inanıp güvenenlerin kadınlarına de ki! ''Üzerlerine dış elbiselerinden [1] alsınlar. Bu, tanınmalarına ve eziyete uğramamalarına daha yakındır. Allah, daima bağışlayan, merhamet edendir.

60 Münafıklar, kalbinde hastalık olanlar ve şehirde düzeni sarsıcı işler yapanlar, eğer son vermezlerse, kesinlikle seni onlara salarız [59:6]. Sonra da, az bir zaman dışında orada senin yanında kalamazlar.

61 Onlar dışlanmışlardır. Nerede rastlansalar tutulur ve kıyasıya etkisiz hale getirilirler [4:91, 5:33].

62 Önceden beri gelip geçen Allah'ın uygulaması budur [1]. Allah'ın uygulaması için asla değişim bulamazsın.

63 İnsanlar sana o saatten soruyorlar [7:187, 79:42-43]. De ki! ''Onun bilgisi Allah'ın katındadır. Nereden idrak edeceksin, belki de o saatin oluşu yakındır. [Devamı 73. ayettir].

64 Allah, gerçekleri örtenleri rahmetinden dışlamıştır. Onlara, çılgın bir azap hazırlamıştır.

65 Onlar orada ebedi olarak kalıcı olanlardır. Bir yakın, yol gösterici ve yardımcı da bulamazlar.

66 Ateşin içinde yüzleri evrilip çevrildiği gün: ''Keşke Allah'a itaat etseydik ve elçiye itaat etseydik [25:27]'' derler.

67 ''Rabbimiz, biz sadatımıza [efendilerimize] ve büyüklerimize itaat ettik. Onlar da bize yolu şaşırttılar.'' dediler.

68 ''Rabbimiz, onlara azaptan iki kat ver [7:38, 38:61] ve büyük bir dışlamayla onları rahmetinden dışla.''

69 Ey inanıp güvenenler! Musa'ya eziyet edenler gibi olmayın [1]. Allah, onların söyledikleri şeylerden onu uzaklaştırdı. Ve Allah katında, yüzü ak biriydi.

70 Ey inanıp güvenenler! Allah'ın sınırlarına uyup korunun ve belgeli söz söyleyin.

71 Ki, amellerinizi düzeltsin ve suçlarınızı bağışlasın. Kim Allah'a ve elçisine itaat ederse, muazzam bir kazançla kazancı hak etmiştir [4:13].

72 Biz o emaneti, göklere, yeryüzüne ve dağlara yaydık, onlar onu taşımaya kaçındılar ve ondan titrediler. Ve onu insan yüklendi. O, çok yanlış yapan ve çok cahillik eden olup çıktı [1].

73 [1] Allah'ın, münafık erkekleri ve münafık kadınları, ortak koşan erkekleri ve ortak koşan kadınları azaba uğratması ve inanıp güvenen erkeklerin ve inanıp güvenen kadınların yönelişlerini kabul etmesi için. Allah, daima bağışlayan, merhamet edendir [5:119, 33:24].

← 32. Secde 34. Sebe' →