1 Ey insanlar! Rabbinizin sınırlarına uyup korunun. O saatin sarsıntısı dehşet bir şeydir.
2 Onu gördüğünüz gün, her emziren emzirdiğinden vazgeçer ve her yük sahibi [hamile], yükünü düşürür. Sarhoş olmadıkları halde, insanları sarhoş görürsün. Zira, Allah'ın azabı şiddetlidir.
3 İnsanlardan kimileri, bir bilgiye dayanmadan Allah hakkında ileri geri konuşuyor ve her küstah şeytana uyuyor [1].
4 Onun hakkında yazıldı: Kim onu [şeytanı], yakın, yol gösterici, müttefik edinirse [1], o, onu saptırır ve ona çılgın azabın yolunu gösterir [31:21].
5 Ey insanlar! Yeniden harekete geçirilmeden kuşku duyuyorsanız, size açıkça ortaya koyalım: Biz sizi topraktan [1], sonra nutfeden [meninin az bir kısmından][2], sonra alakadan [rahim duvarına asılı embriyodan][3], sonra, yapısı belirli belirsiz bir et parçasından [23:14, 53:32] oluşturduk. Gerekli gördüğümüzü, adı belirlenmiş sürenin sonuna kadar rahimlerde tutarız [4]. Sonra sizi, bir çocuk olarak çıkarırız. Sonra, en şiddetli çağınıza ulaşırsınız. Sizden kimisi vefat ettirilir. Sizden kimisi de, bilmesinin ardından, bir şey bilmemek üzere, ömrün daha düşkün çağına döndürülür [5]. Yeryüzünü sönük görürsün. Üzerine su indirdiğimizde ise, titreşir, kabarır [41:39] ve her türlü göz alıcı çiftten bitirir [50:7][6].
6 İşte bu, Allah'ın gerçeğin ta kendisi olması, ölülere O'nun hayat vermesi ve O'nun her şeye bir ölçü koymasından dolayıdır [57:2].
7 Ve o saat gelicidir, onda hiçbir kuşku yoktur ve Allah, kabirlerdeki kimseleri harekete geçirir.
8 İnsanlardan kimileri de, bir bilgiye, yol gösterici ve aydınlatıcı bir kitaba dayanmadan Allah hakkında ileri geri konuşuyor [1].
9 Allah'ın yolundan saptırmak için, her yanını oynatıyor. Ona, dünyada rezillik vardır. Kıyamet gününde de, ona kavurucu azabı tattırırız [1].
10 İşte bu, elinin takdim ettiği şeylerden dolayıdır. Allah, kulları için yanlış yapan değildir [3:182, 8:51].
11 İnsanlardan kimileri de, Allah'a, kıyısından köşesinden kulluk eder. Ona bir hayır isabet ederse onunla tatmin olur. Onu ateşe atan, sıkıntıya sokan bir durum isabet ederse de, yüzü üstü dönüp, dünyada da, ahirette de kaybeder. İşte bu, açıkça kaybın ta kendisidir.
12 Allah'ın yanı sıra, ona darlık veya menfaat sağlamayan şeylere çağrı yapar. İşte bu, uzak sapıklığın ta kendisidir.
13 Kesinlikle, darlığı menfaatinden daha yakın olana çağrı yapar. Kesinlikle, sıkıntılı bir yakın, yol gösterici ve sıkıntılı bir yoldaştır.
14 Allah, inanıp güvenenler ve düzeltici işler yapanları, altından nehirler akan bahçelere sokar. Allah, dilediğini yapar.
15 Kim, Allah'ın dünyada ve ahirette ona asla yardım etmeyeceğine kanaat getiriyorsa, bir sebeple göğe uzansın [1]. Sonra kessin [2] ve planı, öfkelendiği şeyi gideriyor mu gözlemlesin [3].
16 İşte böylece onu, apaçık kanıtlı ayetler olarak indirdik. Allah, dileyene yol gösterir.
17 Allah; inanıp güvenenler, Hadu, Sabiin, Nasara, Mecusi olanların ve ortak koşanların aralarını kıyamet günü ayırır. Allah, her şeye şahittir.
18 Göklerde ve yeryüzünde olan kimselerin, güneşin, ayın, yıldızların, dağların, ağaçların, canlıların ve insanlardan bir çoğunun Allah'a secde ettiğine dikkat etmedin mi [1]? Bir çoğunun da üzerine azap gerçekleşti. Allah, kimi küçük düşürürse, onu saygınlaştıracak hiç kimse yoktur. Allah, gerekli gördüğünü yapar.
19 Bu ikisi, Rableri hakkında davalaşan iki davalıdır. Gerçekleri örtenlere, ateşten biçilmiş elbiseler vardır. Başlarının üstünden sıcak su dökülür [1].
20 Onunla, karınlarındaki şeyler ve ciltleri eritilir.
21 Onlara, demirden kamçılar vardır [1].
22 Gamdan dolayı oradan çıkarılmalarını istedikleri her defasında, oraya döndürülürler. Kavurucu azabı tadın.
23 Allah, inanıp güvenenler ve düzeltici işler yapanları, altından nehirler akan bahçelere sokar. Orada altından ve inciden bilezikler takınırlar. Orada giysileri ipektir.
24 Sözün temiz ve yararlı olanına yönlendirildiler [14:27]. Ve, her işinde kusursuz olanın yoluna yönlendirildiler [14:1, 34:6].
25 Gerçekleri örtenlere, Allah'ın yolundan ve kendisini eğitim öğretime kapatan ve dışarıdan gelen insanlar için eşit kıldığımız dokunulmaz eğitim öğretim kurumundan alıkoyanlara ve orada yanlış yaparak bir saptırma isteyenlere can yakıcı azaptan tattırırız [8:34].
26 Evin mekanını İbrahim için yerleştirdiğimizde, ''Bana hiçbir şeyi ortak koşmamasını, orada dolaşanlar, kıyam edenler, ilahlıkta ve rablikte Allah'ı birleyenler ve ayetlerimizi öğrenip boyun eğenler için evimi temizlemesini [2:125]'' [demiştik].
27 İnsanlara haccı [eğitim öğretim ve sosyal dayanışma organizasyonunu] duyur. Yaya olarak ve yorgun binekler üstünde, her uzak taraftan sana gelsinler [1].
28 Onlar için menfaatlere şahit olmaları ve bilinen günlerde onlara rızık olarak verdiği, sağlıklı ve güçlü etinden sütünden yararlanılan hayvanlardan Allah'ın adını anıp ondan nasiplenmeleri [1] ve sıkıntıda olan yoksulları yedirmeleri için.
29 Sonra yükümlülüklerini gerçekleştirsinler, adaklarını tastamam yerine getirsinler ve özgürlük evini dolaşsınlar.
30 Kim Allah'ın haramlarını [dokunulmazlıklarını] tazim ederse [saygı gösterirse], Rabbinin katında, o, ona hayırlıdır. Size okunanların [6:145] dışındaki etinden ve sütünden yararlanılan hayvanlar helal kılınmıştır. Putlaştırılmış varlıklardan kaynaklı ahlaki kokuşmuşluktan, pislikten uzak durun ve asılsız iddialardan uzak durun…
31 …O'na ortak koşmayan, Allah için hanifler [bütün şirk unsurlarından arınmışlar] olarak. Allah'a ortak koşan kimse, gökten düşüp, kuşun kapıp götürdüğü veya rüzgarın onu ıssız bir yere sürüklediği kimse gibidir.
32 İşte böylece, kim Allah'ın işaretlerini tazim ederse [saygı gösterirse], o, kalplerin vahyin sınırlarına uyup korunmasındandır [49:3].
33 Onlarda size, adı belirlenmiş sürenin sonuna kadar menfaatler vardır. Sonra, onların mahalli özgürlük evinedir [2:196].
34 Her önderli topluluk için, onlara rızık olarak verilen, sağlıklı ve güçlü etinden ve sütünden yararlanılan hayvanların üzerinde Allah'ın adının anılması için ritüeller belirledik [22:67]. İlahınız tek bir ilahtır. O'na teslim olun / İslamlaşın [1]. Samimiyetle bağlı olanları müjdele…
35 …Onlar, Allah anıldığında kalpleri ürperenler [8:2], onlara isabet eden şeylere direnenler, salatı ikame edenler [1] ve onları rızıklandırdığımız şeylerden infak edenlerdir.
36 Etinden ve sütünden yararlandığınız hayvanların bedence gelişmiş olanlarını da size Allah'ın işaretlerinden kıldık. Onlarda size hayır vardır. Öyleyse, saf halindelerken Allah'ın adını anın [22:28]. Yanı üzerine düştüğünde ondan nasiplenin. Kanaat edip istemeyene ve zor durumda olana yedirin. İşte böyle, karşılığını verin diye onları sizin buyruğunuza verdi.
37 Onların etleri ve kanları asla Allah'a ulaşmaz. Fakat, sizin, vahyin sınırlarına uyup korunmanız O'na ulaşır. İşte böyle, size gösterdiği yol üzere Allah'ı büyüklemeniz için onu [hayvanları] buyruğunuza verdi. İyileştirenleri müjdele.
38 Allah, inanıp güvenenlerden savar. Allah, gerçekleri örten hainlerin hiçbirini sevmez.
39 Kendileri ile çarpışılan kimselere, kendilerine yanlış yapılmasından dolayı izin verildi. Allah, onlara yardım hakkında da ölçüyü koymuştur [1].
40 Onlar ancak, ''Rabbimiz Allah'tır'' demelerinden dolayı haksız yere yurtlarından çıkarıldılar. Allah'ın, insanları birbiriyle savması olmasaydı, sevamiu [meyve, sebze bakliyat vs. depoları], biyeun [alışveriş yerleri], salavatun [sosyal dayanışma kurumları, atölyeler, fabrikalar vs.], Allah'ın adının çokça anıldığı [24:36] mescitler [eğitim kurumları, okullar] kesinlikle yerle bir edilirdi [2:251]. Allah, O'na yardım edene kesinlikle yardım eder [1]. Allah, kesinlikle kuvvetlidir, üstündür.
41 Onlara yeryüzünde imkan versek, salatı ikame ederler, arınmanın bedelini yerine getirirler [1], herkesçe kabul edilen ortak iyiyi emreder, herkesçe kabul edilen ortak kötüden engellerler [2]. İşlerin sonu Allah'adır.
42 Seni yalancı saydılarsa, onlardan önceki Nuh, Ad ve Semud halkı da [elçilerini] yalancı saymıştı.
43 İbrahim halkı ve Lut halkı da.
44 Ve Medyen arkadaşları. Musa da yalancı sayıldı. Gerçekleri örtenlere süre verdim, sonra da tutuverdim. Beni tanımamak nasılmış?
45 Yanlış yapan nice kentlerden yıkıma uğrattık. Artık yapıları üzerine çökmüş, atıl bırakılmış kuyular ve sağlam saraylar.
46 Yeryüzünde dolaşmadılar mı ki, onunla akıl ettikleri kalpleri ve onunla işittikleri kulakları olsun. Şüphesiz, bakışlar kör olmaz, göğüslerdeki kalpler kör olur [1].
47 Azap hakkında seni acele ettiriyorlar [70:1-2-3]. Allah, vaadini asla değiştirmez. Rabbinin katında bir gün, sizin saydığınızdan bin sene gibidir [32:5].
48 Yanlış yapan nice kentlere süre verdim, sonra onları tutuverdim. Varış yeri banadır.
49 De ki! ''Ey insanlar, ben ancak sizin için açıkça bir uyarıcıyım.''
50 İnanıp güvenenler ve düzeltici işler yapanlara, bağışlanma ve saygın bir rızık vardır [5:9, 11:11].
51 Ayetlerimizi aciz bırakmak için koşturanlar var ya, işte onlar, kat kat ateşin arkadaşlarıdır [1].
52 Senden önce bir elçiden ve bir nebiden göndermedik ki, bir şey temenni ettiğinde, şeytan temennisine bir şey bırakmış olmasın. Fakat Allah, şeytanın bıraktığı şeyleri siler. Sonra Allah, ayetlerini sağlamlaştırır, korur. Allah bilgedir, adaleti sağlayan en doğru hükümleri verendir.
53 Şeytanın bıraktığı şeylerle, kalplerinde hastalık olanları ve kalpleri katılaşanları ayıklamak için [bir sınavdır]. Yanlış yapanlar, kesinlikle uzak bir ayrılık içerisindedirler.
54 Kendilerine ilim verilenlerin, onun Rabbinden gelen bir gerçek olduğunu bilmeleri, ona inanıp güvenmeleri ve kalplerinin ona samimiyetle bağlanması içindir. Allah, inanıp güvenenlere, kesinlikle dosdoğru yolu gösterendir [1].
55 Gerçekleri örtenler, o saat onlara ansızın gelene kadar veya kısır bir günün azabı onlara gelene kadar, ondan [Kur'an'dan] bir tartışma içerisinde olmaya devam edecekler.
56 O gün hükümdarlık Allah'a aittir. Aralarında O hüküm verir. İnanıp güvenenler ve düzeltici işler yapanlar, nimet bahçelerindedir [31:8].
57 Gerçekleri örtenler ve ayetlerimiz hakkında yalana sarılanlar, işte onlar, küçük düşürücü azap, onlar için olanlardır.
58 Allah yolunda hicret edip sonra etkisiz hale getirilenleri veya ölenleri, kesinlikle iyi bir rızıkla rızıklandıracaktır [1]. Allah, rızık verenlerin hayırlısı kesinlikle O'dur [23:72, 34:39].
59 Kesinlikle onları, razı oldukları bir giriş yerine girdirecektir. Allah, kesinlikle bilgedir, yumuşak davranandır.
60 İşte böyle... Kim kendisine yapılanın benzeri ile karşılık verir de [1], sonra kendisine azgınlık edilirse, kesinlikle Allah, ona yardım eder. Allah, kesinlikle affedendir, bağışlayandır.
61 İşte bu, Allah'ın, geceyi gündüzün içine sokması, gündüzü de gecenin içine sokmasından dolayıdır. Allah işitendir, hakkıyla görendir.
62 İşte bu, Allah'ın gerçeğin ta kendisi, O'nun yanı sıra çağrıda bulunduklarının batılın ta kendisi ve Allah'ın, yüce ve büyük olanın ta kendisi olmasından dolayıdır [1].
63 Allah'ın, gökten su indirip, yeryüzünü yemyeşil hale getirmesine dikkat etmedin mi? Allah, bütün ayrıntıları bilendir, haberdar olandır.
64 Göklerde ve yeryüzünde olan şeyler O'nundur. Allah, kesinlikle kendine yetip, her işinde kusursuz olanın ta kendisidir.
65 Allah'ın, yeryüzünde olanları buyruğunuz altına verdiğine ve emriyle bol suda akıp giden gemilere dikkat etmedin mi? Ancak O'nun koyduğu kurallarla göğü, yeryüzüne düşmesine karşı tutuyor. Allah, insanlara karşı kesinlikle şefkatlidir, merhamet edendir.
66 O, size hayat veren, sonra sizi öldüren, sonra hayat verecek olandır. O insan, kesinlikle nankördür [2:28].
67 Her önderli topluluk için ritüeller belirledik [22:34]. Onlar ritüellerini sürdürsünler. Bu işte seninle çekişmesinler. Sen Rabbine davet et. Kesinlikle sen, dosdoğru bir yol gösterici üzerindesin.
68 Seninle ileri geri konuşurlarsa de ki! ''Allah yaptığınız şeyleri daha iyi biliyor.''
69 Allah, ihtilafta olduğunuz şeyler hakkında, kıyamet günü aranızda hükmünü verir.
70 Allah'ın, göklerde ve yeryüzünde olanları bildiğini bilmedin mi? İşte bu, bir kitaptadır [yasaya bağlıdır]. İşte bu, Allah'a kolaydır.
71 Hakkında bir yetki indirmediği ve hakkında bir bilgilerinin olmadığı şeylere, Allah'ın yanı sıra kulluk ediyorlar. Yanlış yapanlara hiçbir yardımcı yoktur.
72 Onlara apaçık kanıtlı ayetlerimiz okunup aydınlatıldıklarında, ayetlerimizi tanımamayı [inkarı], gerçekleri örtenlerin yüzlerinde tanırsın. Neredeyse kendilerine ayetlerimizi okuyanlara saldıracaklar [30:58, 68:51]. De ki! ''Size bundan şerli olanını haber vereyim mi? Ateş. Allah onu, gerçekleri örtenlere vaat etti. Ne sıkıntılı bir varış yeridir.
73 Ey insanlar! Size bir örnek vurgulanıyor, ona kulak verin! Allah'ın yanı sıra çağrıda bulunduklarınız, onun için birlik olsalar da, asla bir sinek bile oluşturamazlar. Sinek, onlardan bir şey kapsa, ondan onu kurtaramazlar. İsteyen de acizdir, istenen de [2:26].
74 Allah'ı, gerçek ölçüsüyle ölçmediler [6:91, 39:67]. Allah, kesinlikle kuvvetlidir, üstündür.
75 Allah, haberci ayetlerden de elçiler seçer, insanlardan da. Allah, işitendir, hakkıyla görendir.
76 Onların önlerindekini de, arkalarındakini de bilir [72:27]. İşler Allah'a döndürülür.
77 Ey inanıp güvenenler! İlahlıkta ve rablikte Allah'ı birleyin, otoritesine boyun eğin, Rabbinize kulluk edin ve hayır yapın ki, başarıya ulaşabilesiniz.
78 Allah uğrunda, hakkını tam vererek elinizden gelenin en iyisini yapın. O sizi seçti ve size dinde hiçbir güçlük kılmadı. Atanız İbrahim'in inanç sitemi [yaşam tarzı][1]. O, daha önce de, şimdi de; elçinin üzerinize şahit olması, sizin de insanların üzerine şahitler olmanız için [2], sizi ''İslamlaşanlar, Müslümanlar'' diye isimlendirdi. Salatı ikame edin, arınmanın bedelini yerine getirin [3] ve Allah'a tutunun [4]. Sizin yakınınız, yol göstericiniz, müttefikiniz O'dur. Ne güzel bir yakın, bir yol gösterici, bir müttefiktir ve ne güzel bir yardımcıdır [2:286, 8:40].