1 Ayrı ayrı ileten kimdir?
2 Kitabın indirilişi, üstün bilge olan Allah tarafındandır [1].
3 Günahı bağışlayıcı, hatasından kesin dönüş yapıp kendisine itaate yönelenin yönelişini kabul edici, suçun karşılığında sonuçlandırması şiddetli olan, geniş imkan sahibidir. O'nun dışında bir ilah yoktur. Varış yeri O'nadır.
4 Gerçekleri örtenlerin dışında kimse, Allah'ın ayetleri hakkında ileri geri tartışmaz [1]. Beldelerde dönüp durmaları seni aldatmasın [3:196].
5 Onlardan önce de Nuh halkı ve onların ardından taraflar [hizipler] da yalana sarılmıştı. Her önderli toplum, elçilerini tutmak için meyletti [1]. Hakkı gidermek için batılla mücadele ettiler [2]. Bunun üzerine onları tutuverdim. Suçlarına karşılık sonuçlandırmam nasılmış?
6 İşte böylece, Rabbinin takdir ettiği hüküm, gerçekleri örtenlerin üzerine gerçekleşti [1]. Gerçekten onlar, ateşin arkadaşlarıdır.
7 Arşı [Allah'ın egemenlik alanını , evreni] taşıyanlar [1] ve etrafındakiler [müminler], Rablerinin her işini kusursuz yapmasıyla görevlerini yerine getirirler [2]. O'na inanıp güvenirler [3] ve inanıp güvenenler için bağışlanma dilerler [4]: "Rabbimiz, rahmet ve bilgice her şeyi kuşattın. Hatasından kesin dönüş yapıp sana itaate yönelenleri ve yoluna uyanları kat kat ateşin azabından koru."
8 "Rabbimiz, onları ve soylarından, eşlerinden, atalarından kim ıslah olduysa [kendini düzelttiyse], onlara vaat ettiğin Adn bahçelerine girdir [13:23]. Şüphesiz sen, adaleti sağlayan en doğru hükümleri vermede üstün olansın.''
9 "Onları kötülüklere karşı koru. O gün, kimi kötülüklere karşı korursan, şüphesiz ona rahmet etmişsindir. Hak edilen muazzam kazanç işte budur."
10 Gerçekleri örtenlere seslenilir: "Allah'ın nefreti sizin kendinize nefretinizden daha büyüktür. İnanıp güvenmeye çağrıldığınızda gerçekleri örttünüz."
11 Dediler ki: "Bizi iki kez öldürdün ve iki kez dirilttin [2:28, 67:2]. Suçlarımızı itiraf ettik. Çıkışa bir yol var mı [bizim için bir çıkış yolu var mı]?"
12 Bu, Allah'ın birliğine davet edildiğinde gerçekleri örtmenizdendir. O'na ortak koşulunca inanıyordunuz [1]. Artık hüküm, büyük bir yüceliğe sahip olan Allah'a aittir.
13 O, size ayetlerini gösterir [1] ve size gökten rızık indirir. Daima Allah'a yönelenin / bağlı kalanın dışındakiler bu bilgileri kullanmazlar.
14 Gerçekleri örtenler hoşlanmasa da, dini O'na halis kılanlar olarak Allah'a davet edin [1].
15 Dereceleri yükseltendir, arşın sahibidir [1]. Karşılaşma gününü uyarması için işinden olan ruhu [2], kullarından gerekli gördüğü kimseye bırakır.
16 Bir gün ortaya çıkarlar. Onlardan hiçbir şey Allah'a gizli kalmaz. O gün mülk kimindir [1]? Tek ezici güce sahip olan Allah'ındır.
17 O gün herkes kazandıklarıyla karşılık görür. O gün yanlış yoktur [36:54]. Şüphesiz Allah, hesabı seri olandır [1].
18 Yaklaşan gün hakkında onları uyar. Kalpler gırtlaklara dayandığında yutkunurlar. Yanlış yapanlar için sıcak bir dost ve kendisine itaat edilir bir şefaatçi yoktur.
19 Gözlerin hainliğini ve göğüslerin gizlediğini bilir.
20 Allah hakikati gerçekleştirir. O'nun yanı sıra çağrıda bulundukları hiçbir şey gerçekleştiremez. Şüphesiz Allah, işitip hakkıyla görendir.
21 Yeryüzünde dolaşmıyorlar mı ki, onlardan öncekilerin akıbeti nasıl oldu gözlemlesinler [1]. Onlar, yeryüzünde kuvvetçe ve eserce onlardan daha şiddetliydi. Allah, suçlarıyla onları tutuverdi. Onları, Allah'tan bir koruyan da olmadı.
22 Bu, elçileri apaçık kanıtlarla geldiği halde, onların gerçekleri örtmelerindendi. Bunun üzerine Allah, onları tutuverdi. Şüphesiz O, güçlüdür, suçun karşılığında sonuçlandırması şiddetli olandır.
23 Şüphesiz Musa'yı ayetlerimizle ve apaçık bir yetkiyle gönderdik [1].
24 ''Firavun, Haman ve Karun'a. ''Yalan yanlış şeylerle insanları etkileyen büyük bir yalancı.'' dediler.
25 Onlara katımızdan gerçekle geldiğinde: ''Onunla birlikte inanıp güvenenlerin oğullarını etkisizleştirin ve kadınlarını hayasızlaştırın.'' dediler [1]. Gerçekleri örtenlerin planı hedefine ulaşmaz.
26 Firavun: ''Bırakın Musa'yı etkisiz hale getireyim ve Rabbini çağırsın. Şüphesiz ben, dininizi değiştirmesinden veya bu yerde bozgunculuğu galip getirmesinden korkuyorum.'' dedi.
27 Musa: ''Şüphesiz ben, hesap gününe inanıp güvenmeyen her büyüklenenden, benim ve sizin Rabbinize sığındım.'' dedi [44:20].
28 Firavun ailesinden, imanını gizleyen inanıp güvenmiş bir adam: ''Siz, -Rabbim Allah'tır- demesinden dolayı mı bir adamı etkisiz hale getiriyorsunuz [1]? Şüphesiz Rabbinizden apaçık kanıtlarla geldi. Eğer yalancıysa, yalancılığı kendi aleyhinedir. Eğer doğruysa, vaat ettiğinin bazısı size isabet eder. Şüphesiz Allah, ölçüyü kaçıran yalancılara yol göstermez.'' dedi.
29 ''Ey halkım, bugün mülk sizde, yeryüzünde galipsiniz [10:83]. Eğer bize gelirse, Allah'ın vereceği sıkıntıdan bize kim yardım edebilir?'' Firavun: ''Benim gördüğümün dışında size bir şey göstermiyorum. Ve size olgunluğun yolu dışında bir yol da göstermiyorum.'' dedi [11:97].
30 ''İnanıp güvenen: ''Ey halkım, şüphesiz beni, aleyhinize olan, ahzabın [1] gününün benzeri korkutuyor.''
31 ''Nuh halkının ve Ad'ın ve Semud'un ve onlardan sonrakilerin [uğradığı akıbetin] durumu gibi. Allah, kulları için yanlışlık istemez.''
32 ''Ey halkım, şüphesiz beni, aleyhinize olan çağrışma günü korkutuyor.''
33 ''Arkanızı dönüp uzaklaşacağınız gün. Size, Allah'tan koruyacak kimse de yoktur. Allah, kimi sapıklıkta bırakırsa, ona bir yol gösterici de yoktur.''
34 ''Şüphesiz önceden de Yusuf apaçık kanıtlarla gelmişti. Fakat onun size getirdiği şey hakkında yeterli bilgiye sahip olamamaktan ikilemde kalmaya devam ettiniz. Helak olduğunda da [1], onun ardından Allah asla bir elçi görevlendirmez dediniz. Allah, ölçüyü kaçıran şüpheci kimseleri işte böyle şaşkınlıkta bırakır.''
35 ''Kendilerine verilen bir yetki olmadan Allah'ın ayetleri hakkında ileri geri konuşuyorlar. Bu da, Allah katında ve inanıp güvenlerin katında nefret uyandırmayı büyütüyor. Allah, büyüklenen zorba her kalbi işte böyle damgalar.''
36 Firavun: ''Ey Haman, sebeplere ulaşayım diye, benim için bir köşk bina et.'' dedi.
37 ''Göklerin sebeplerine. Musa'nın ilahını araştırayım. Ben onun, kesinlikle bir yalancı olduğuna kanaat getiriyorum [28:38].'' Amelinin kötülüğü Firavun'a işte böyle çekici gösterildi ve yoldan alıkonuldu. Firavun'un planı, kayıp / ziyan içinde [1] olmasının dışında bir şeye yaramadı.
38 İnanıp güvenen: ''Bana uyun, size olgunluk yolunu göstereyim.'' dedi.
39 ''Ey halkım, şüphesiz bu dünya hayatı bir yararlanmadır. Şüphesiz ahiret, odur konaklama yurdu.''
40 ''Kim bir kötülük yaparsa, benzeri dışında karşılık verilmez. Ve erkek veya kadından kim düzeltici olursa [1] ki o inanıp güvenmiştir, onlar cennete girerler, orada hesapsız rızıklandırılırlar [10:9, 20:75-112].''
41 ''Ey halkım, bana ne ki, sizi kurtuluşa davet ediyorum. Ve siz beni ateşe davet ediyorsunuz [11:98, 28:41].''
42 ''Allah hakkında gerçekleri örtmeye [1] ve hakkında bilgim olmayan şeyi O'na ortak koşmaya davet ediyorsunuz [31:15]. Ve ben sizi, üstün çok bağışlayana davet ediyorum.''
43 Gerçekten, beni kendisine davet ettiğiniz şey, dünyada ve ahirette bir karşılığı olmayan davettir. Kavuşmamız Allah'adır. Ve ölçüyü kaçıranlar ateşin arkadaşlarıdır.
44 Size dediğimi ileride hatırlayacaksınız. İşimi Allah'a bırakıyorum. Şüphesiz Allah, kullarını hakkıyla görendir.
45 Onların uyguladıkları planların kötülüklerinden Allah onu korudu. Ve Firavun ailesini azabın kötüsü kuşattı.
46 Ateş [1]. Devamlı [2] ona sunulurlar [3]. Saatin kalkacağı gün [kıyamet günü9, Firavun ailesini daha şiddetli bir azaba sokun.
47 Ateşin içinde birbirleriyle tartışırlarken, zayıf olanlar büyüklenenler için: ''Şüphesiz biz size uymuştuk. Ateşten bir kısmını bizden giderebilir misiniz?'' derler.
48 Büyüklenenler: ''Şüphesiz biz, hepimiz onun içerisindeyiz. Allah kulları arasında hükmünü verdi.'' dediler.
49 Ateşin içinde olanlar, cehennemin bekçilerine: ''Rabbinize çağrı yapın, azaptan bir gün bizden hafifletsin.'' dediler.
50 ''Elçileriniz apaçık kanıtlarla size gelmiş değil miydi?'' dediler. ''Elbette.'' dediler [1]. ''Siz çağırın. Gerçekleri örtenlerin çağrısı hedefine ulaşmaz.'' dediler.
51 Şüphesiz biz, elçilerimize ve inanıp güvenenlere dünya hayatında da, şahitlerin kıyam ettiği günde [1] de, kesinlikle yardım ederiz [2].
52 O gün, yanlış yapanların mazeretleri menfaat sağlamaz. Dışlanma onlaradır. Ve onlara, yurdun kötüsü vardır [13:25].
53 Şüphesiz Musa'ya yol göstericiyi verdik. Ve kitabı İsailoğulları'na miras bıraktık [1].
54 Sağlam duruşlu akıl sahipleri için, bir yol gösterici ve bir zikir [yeri geldiğinde kullanmamız için aklımızdan çıkarmamamız gereken bilgi, öğreti] olan.
55 Dirençli ol [1]. Allah'ın vaadi gerçektir. Suçun için bağışlanma dile [2]. Rabbinin her işini kusursuz yapmasıyla, sen de akşam ve sabah [devamlı olarak] onun verdiği görevleri yap.
56 Kendilerine verilmiş bir yetki olmadan, Allah'ın ayetleri hakkında ileri geri konuşanların göğüslerinde, ulaşamadıkları bir kibrin [büyüklenmenin] dışında bir şey yoktur. Allah'a sığın. Şüphesiz O, işitip hakkıyla görendir.
57 Göklerin ve yeryüzünün oluşturulması, insanların oluşturulmasından kesinlikle daha büyüktür [36:81, 79:27]. Fakat insanların çoğu bu bilinçte değildirler.
58 Hakikati gören ile kör [1], inanıp güvenenler ve düzeltici işler yapanlar ile kötülük yapanlar eşit değildir [45:21]. Bu bilgileri ne kadar da az kullanıyorsunuz.
59 Şüphesiz saat gelicidir. Onda bir tereddüt yoktur. Fakat insanların çoğu inanıp güvenmiyorlar.
60 Rabbiniz dedi ki: ''Bana dua edin size cevap vereyim [2:186, 11:61]. Şüphesiz bana kulluktan büyüklenenler, horlanmışlar olarak cehenneme gireceklerdir [4:172].
61 Allah size geceyi, içerisinde sukünet bulmanız [dinlenmeniz] için ve gündüzü de aydınlık kıldı. Şüphesiz Allah, insanlar üzerine armağan sahibidir. Fakat insanların çoğu karşılığını vermiyorlar.
62 Rabbiniz Allah işte budur, her şeyi oluşturandır [39:62]. O'nun dışında bir ilah yoktur [6:102]. Nasıl da tersyüz ediliyorsunuz.
63 Allah'ın ayetlerini reddetmekte olanlar, işte böyle tersyüz ediliyorlar.
64 Allah size yeryüzünü konaklama yeri ve göğü de bina kıldı. Ve size en iyi şekli vererek şekil verdi [1]. Temizlerinden sizi rızıklandırdı. Rabbiniz Allah işte budur. Alemlerin Rabbi Allah, bereketin kaynağıdır.
65 O diridir. O'nun dışında bir ilah yoktur. Dini O'na halis kılanlar olarak O'na davet edin [1]. Her işini kusursuz yapmak alemlerin Rabbi Allah'a aittir.
66 De ki: ''Şüphesiz ben, Rabbimden bana apaçık kanıtlar geldiğinde, Allah'ın yanı sıra davet ettiklerinize kulluk etmekten engellendim [6:56]. Ve alemlerin Rabbi için İslamlaştırmamı [1] emrolundum.
67 O sizi topraktan oluşturandır. Sonra nutfeden [1], sonra alakadan [2]. Sonra sizi daha şiddetli çağınıza ulaşıp sonra ihtiyarlar olmanız, -ki sizden kimisi önceden vefat ettirilir- adı belirlenmiş ecele ulaşmanız [3] ve aklınızı kullanmanız için bir çocuk olarak çıkarır [4].
68 O, öldüren ve diriltendir. Bir işin gerçekleştirilmesine hükmettiğinde, ona ancak ''Ol'' der ve olmaya başlar.
69 Allah'ın ayetleri hakkında ileri geri konuşanlara dikkat ettin mi [1]? Nasıl da çevriliyorlar?
70 Kitabı ve onunla gönderilen elçilerimizi yalancı sayanlar ileride bilecekler;
71 Boyunlarında demir halkalar ve zincirlerle sürüklenirlerken,
72 Sıcak suyun içinde. Sonra ateşte doldurulurlar [1].
73 40:73-74: Sonra onlara: ''Allah'ın yanı sıra ortak koşmakta olduklarınız nerede?'' denir. ''Bizden uzaklaştılar. Bilakis, önceden bir şeye çağrıda bulunuyor da değilmişiz.'' Allah, gerçekleri örtenleri işte böyle şaşkınlıkta bırakır.
74 40:73-74: Sonra onlara: ''Allah'ın yanı sıra ortak koşmakta olduklarınız nerede?'' denir. ''Bizden uzaklaştılar. Bilakis, önceden bir şeye çağrıda bulunuyor da değilmişiz.'' Allah, gerçekleri örtenleri işte böyle şaşkınlıkta bırakır.
75 Bu, yeryüzünde haksız yere şımarmanız ve böbürlenmekte olmanızdandır.
76 Orada kalıcılar olarak cehennemin kapılarından [15:44, 39:72] girin. Büyüklenenlerin kaldığı yer ne sıkıntılıdır [16:29, 39:72].
77 Dirençli ol [1]! Allah'ın vaadi gerçektir. Onlara vaat ettiğimizin bazısını sana göstersek veya seni vefat ettirsek de, onlar bize döndürülürler [2].
78 Şüphesiz senden önce de onlardan elçiler gönderdik. Onlardan kimisini sana anlattık, kimisini sana anlatmadık [4:164]. Allah'ın koyduğu kurallar çerçevesi dışında, elçi için bir ayet getirmesi olur şey değildir [13:38, 14:11]. Allah'ın emri geldiğinde, hakikatle hüküm gerçekleştirildi ve batıldan yana olanlar orada kaybetti.
79 Allah, size ondan binmeniz için ve ondan nasiplenesiniz diye, etinden ve sütünden yararlanılan hayvanları kıldı.
80 Onlarda size menfaatler vardır. Ve onlar, göğüslerinizdeki ihtiyacınıza ulaşmanız içindir. Yüklerinizi, onların ve gemilerin üzerinde taşıyorsunuz.
81 Size ayetleri gösteriyor [1]. Allah'ın ayetlerinin hangisini inkar ediyorsunuz [tanımıyorsunuz]?
82 Yeryüzünde dolaşmıyorlar mı ki, onlardan öncekilerin akıbeti nasıl oldu gözlemlesinler? Onlardan daha çoktular. Yeryüzünde eser ve kuvvet olarak daha şiddetliydiler. Kazanmakta oldukları şeyler onlardan bir şey gidermedi [1].
83 Elçileri onlara apaçık kanıtlarla geldiğinde, kendilerindeki bilgiden dolayı şımardılar [1] ve alay etmekte oldukları şeyler onları kuşattı [39:48, 45:33].
84 Verdiğimiz sıkıntıyı gördüklerinde: "Allah'ın birliğine inanıp güvendik. Onunla ortak koşanlar olduğumuz şeylere kafirlik ettik." dediler.
85 Verdiğimiz sıkıntıyı gördüklerinde, imanları menfaat sağlamadı [1]. Allah'ın kulları hakkındaki gelip geçen uygulaması [2]. Gerçekleri örtenler orada kaybettiler.