⚖️ Karşılaştır
12. Sure Mustafa Çavdar Şinasi Güneş

Yûsuf Suresi

Mustafa Çavdar — Mustafa Çavdar Meali

1 Elif, Lâm, Mîm, Râ. İşte bu kitabın ayetleridir. Rabbinden sana indirilen hakkın ta kendisidir. Fakat insanların çoğu bu hak olan Kuran’a iman etmiyorlar.

2 Şu gökleri görebildiğiniz bir direk olmaksızın yükselten,1 sonra kâinatı hükümranlığı altına alan,2 bu çerçevede yörüngelerinde belirli bir süreye kadar akıp gidecek olan ayı ve güneşi bir yasayla emrinize amade kılan ve varlığı yerli yerince yöneten Allah’tır.3 O Rabbinizle buluşmaya şeksiz ve şüphesiz inanasınız diye4 ayetleri ayrıntılı olarak açıklamaktadır.5, 131/10, 50/6, 67/3, 232/4, 57/4, 331/29, 35/13, 36/38...40, 440/15, 42/7, 56/105-114-126,

3 Yine O’dur yeryüzünü yayıp döşeyen,1 orada sağlam ve sabit dağlar dikip,2 vadilerde nice nehirler akıtan,3 her üründen erkekli-dişili çiftler var eden4 ve gündüzü geceye bürüyüp örten.5 İşte bütün bunlarda, derinliğine düşünen bir toplum için nice deliller vardır.6, 12/21-22, 10/24, 36/33...36, 216/15-16,

4 Yeryüzünde birbirine komşu ama birbirinden farklı kara parçaları vardır. Orada üzüm bağları, ekin tarlaları, tek kökten çıktığı halde çatallı-çatalsız veya çatal kökten çıktığı halde tek gövde üzerinde boy veren hurma ağaçları vardır. Bunlar aynı sudan sulandığı halde, biz onların meyvelerini birbirinden güzel farklı renk ve tatlarda yaratmışızdır. Bunda da, aklını kullanan bir toplum için nice ayetler/deliller vardır. 6/99-141,

5 Eğer şaşıyorsan, asıl sen onların: “Biz toprak olduktan sonra yeniden mi diriltileceğiz?” demelerine şaş! İşte onlar, Rablerinden gelen gerçekleri örtbas eden kâfirlerdir. İşte onlar, boyunlarında tutsaklık tasması taşıyanlardır. İşte onlar ateş halkıdır. Orada kalıcıdırlar. 17/49-97-98 19/66, 23/33...35

6 Hem onlar iyiliği bırakmışlar da senden, kötülüğü/azabı acele getirmeni istiyorlar. Hâlbuki kendilerinden önce ibretlik nice acı örnekler geçmiştir. Neyse ki senin Rabbin, insanların günah ve isyanlarına rağmen yine de bağış sahibidir, ama Rabbinin cezalandırması da çok şiddetlidir.

7 Gerçekleri örtbas eden kâfirler; “Sana Rabbinden bir ayet/mucize indirilmesi gerekmez miydi?” derler.1 Unutma ki sen, sadece bir uyarıcısın.2 Zira her toplumun mutlaka bir yol göstericisi olmuştur.3, 120/133-134, 29/50-51,

8 Allah, her dişinin neyi yüklendiğini ve rahimlerin neyi eksiltip, neyi artırdığını iyi bilir. Zira O’nun katında her şey, bir yasa ve bir ölçüye göredir. 22/5, 42/49-50

9 O idrak alanına giren şahadet âlemini de, idrak sınırları dışında kalan gayb âlemini de bilendir. O her şeyden uludur, yüceler yücesidir! 10/61, 67/13-14

10 Allah için, birinizin sözünü saklaması veya açığa vurması ya da bir şeyi gece gizlenerek veya gündüzün açıkça yapması arasında hiçbir fark yoktur. 2/76-77,

11 Zira her insanın, önünde ve ardında onu izleyen ve Allah’ın emriyle koruyup yaptıklarını kaydedenler vardır.1 Bir toplum, kendi durumunu değiştirmedikçe, Allah onların durumunu değiştirmez!2 Fakat (yaptıkları zulümlere göre) Allah, bir toplumun cezalandırılmasını dileyince artık onu geri döndürecek yoktur ve onların Allah’tan başka sığınacakları bir sığınakları da yoktur.3, 16/61, 50/17-18, 82/10...12,

12 O Allah’tır, size şimşeği göstererek korku ve ümidi bir arada yaşatan; ardından yağmur yüklü bulutları var edip ortaya çıkaran. 2/19-20,

13 RA’D SÛRESİ

14 Hakiki dua, yalnızca Allah’a yapılandır. Allah ile aralarına koyup dua ile yalvarıp yakardıkları, kendilerine hiçbir şekilde cevap veremezler. Onların durumu, tıpkı ellerini uzatıp suyun ağzına gelmesi için avuçlarını ona açana benzer. Oysa o hiçbir zaman suya kavuşamayacaktır. İşte bu kâfirlerin duası, boş ve beyhudedir.

15 Göklerde ve yerde olan her iradeli varlık ve onların gölgeleri, sabah ve akşam ister istemez/mecburen Allah’a secde ile görevlerini yaparlar.

16 Onlara: “Göklerin ve yerin Rabbi kimdir?” diye sor. “Allah’tır!” de!1 “Peki öyleyse Allah ile aranıza koyup kendilerine bile fayda ve zararı olmayanları evliya ve yardımcı mı edindiniz!” de.2 Ve yine onlara “Kör ile gören bir olur mu?3 Veya karanlıklarla aydınlık aynı şey midir?”4 diye sor. Yoksa onlar yaratma hususunda Allah’a, bir takım ortaklar keşfettiler de gerçek yaratmanın kime ait olduğu hakkında kafaları mı karıştı? De ki: “Her şeyin mutlak ve tek yaratıcısı Allah’tır.5 O, her şeyi otoritesine boyun eğdiren tek ilahtır.”6, 123/84-85, 29/61, 31/25-26, 210/18, 22/12, 3 22/46, 35/19, 40/58, 414/1, 57/9, 65/11, 516/17, 27/60, 46/4, 62/163, 16/51-52,

17 Allah gökten su indirir de, vadiler o su ile alabildiğine dolup taşar. Sel, üzerinde oluşan köpükleri süpürür götürür. Süs eşyası veya alet-edevat yapmak için ateşte erittiklerinizin üzerinde de buna benzer bir köpük oluşur. Allah, hak ile batılı işte böyle örnekle anlatıyor! Nihayetinde köpük yok olup gider de, insanlara faydalı olan kısmı ise yerde kalır. Allah, gerçekleri işte böyle misallerle anlatır.

18 Rablerinin çağrısına karşılık verenlere en güzel ödül vardır!1 O’nun çağrısına uymayanlara gelince, yeryüzünün bütün servetine hatta onun bir katına daha sahip olsalar, azaptan kurtulmak için hepsini fidye verirlerdi. İşte hesapların en kötüsü onları beklemektedir. Yerleri de cehennem olacaktır. O, kalınacak ne kötü bir yerdir!2, 16/36, 42/47, 26/70, 39/47, 70/11...24,

19 Hiç Rabbin katından sana indirilen Kuran’ın hak olduğunu kavrayan kimse ile bu hakikate karşı kör kesilen bir olur mu? Bu gerçeği ancak derin kavrayış/temiz akıl sahipleri düşünebilirler.

20 O derin kavrayış sahipleri ki, Allah’la yaptıkları fıtrat sözleşmesini yerine getirenler ve o antlaşmayı bozmayanlardır.

21 Ve bunlar, Allah’ın kurulmasını emrettiği bağları kurarlar. Zira bunlar, Rablerine saygıda kusur etmeyenler ve kötü hesapla karşılaşmaktan korkanlardır.

22 Ve bunlar, Rablerinin rızasını kazanmak için zorluklara göğüs gererek sabreder, namazı kılar. Bizim kendilerine verdiğimiz rızıktan gizli ve aşikâr infak/sarf eder; bunlar kötülüğü iyilikle def eder. Mutluluk yurduna ulaşacak olanlar işte bunlardır.

23 O yurt mutluluğun merkezleri olan adn cennetlerdir ki, onlar oraya girecekler; atalarından, eşlerinden ve soylarından iyi olanlar da oraya girecekler, onları her kapıdan melekler karşılayacaklar ve onlara:

24 “Selamün Aleyküm size/tebrikler sıkıntılara göğüs gererek sabrettiğinizden dolayı mutluluk yurduna hoş geldiniz! Ne güzel bir yurttur burası.” derler.

25 Ama Allah’la yaptıkları fıtrat sözleşmesini bozanlar ve Allah’ın kurulmasını emrettiği bağları koparanlar ve yeryüzünde bozgunculuk çıkaranlar, işte onlar lanete uğrayacaklar. En kötü yurt/cehennem onları beklemektedir... 2/27-205,

26 Allah, gerekli çabayı gösteren için rızkı bir ölçüye göre verir. Onlar da, dünya hayatında bununla sevinirler. Oysa dünya hayatı, ahirete göre geçici bir geçimlikten ibarettir.

27 Gerçekleri örtbas eden kâfirler: “Sana Rabbinden bir mucize/ayet indirilmesi gerekmez miydi?” derler. De ki: “Kuşkusuz Allah, sapıklığı tercih edeni sapıklıkta bırakır; kendisine yöneleni de doğru yoluna yönlendirir. 13/7, 20/133-134, 29/50-51

28 Onlar ki, (Allah’ın ayetlerine inanıp güvenenlerin) kalpleri Allah’ın zikri Kuran ile tatmin olanlardır. İyi bilin ki akleden kalpler ancak Allah’ın zikri Kuran ile tatmin olur.

29 Müjdeler olsun iman edip, güvenen ve güzel işler yapanlara! En güzel gelecek onları bekliyor.

30 İşte böylece, kendilerinden önce gelip geçmiş ümmetlere elçiler gönderdiğimiz gibi bu topluma, sana vahyettiklerimizi kendilerine okuyup iletesin diye seni de elçi olarak gönderdik.1 Zira onlar Rahman’ı kabul etmiyorlar. De ki: “O Rahman benim rabbimdir.2 O’ndan başka ilah yoktur,3 ben yalnız O’na bağlanıp/güvendim4 ve yalnız O’na yöneldim.5, 15/67, 21/45, 24/54, 225/60, 32/255, 59/22-23-24, 43/159-1605/11,

31 Eğer bu kendisi ile dağların yürütüldüğü veya yeryüzünün yarılıp parçalandığı yahut ölülerin konuşturulduğu bir Kuran olsaydı! Zaten bütün bu olaylar Allah’ın koyduğu yasalar çerçevesinde gerçekleşmek 13. RA’D SÛRESİ tedir. Peki, iman edenler, ‘Allah isteseydi bütün insanları doğru yolda toplardı’1 gerçeğini kavrayıp da ısrarından hala vaz geçmediler mi?2 Ama gerçeği örtbas eden kâfirlerin yapıp ettiklerinden dolayı başlarından bela eksik olmayacak ya da yanı başlarında dönüp duracak ki Allah’ın (iman edenlere) verdiği zafer sözü geçekleşsin. Zira Allah verdiği vaatten asla dönmez.3, 110/99, 16/37, 28/56, 217/89-99,

32 Unutma ki senden önce de nice elçiler hafife alınmışlardı. Ben de gerçeği örtbas eden o kâfirlere belli bir mühlet vermiştim sonra da onları kıskıvrak yakaladım. Cezalandırmam nasılmış öğrendiler.

33 Herkesin ne kazandığını bilen ve bununla yargılayacak olan kimmiş? Buna rağmen onlar hala Allah’a bir takım ortaklar koşuyorlar.1 De ki: “Onlara birtakım isimler ve sıfatlar vererek kutsayın bakalım.2 Yoksa Allah’ın, yeryüzünde bilmediği bir şey var da Allah’a onu mu haber veriyorsunuz?3 Yoksa siz bu boş sözle oyalanıyor musunuz?4” Aslında gerçeği örtbas eden kâfirlere bu kurdukları düzen cazip görünüyor, böylece gerçek yoldan sapıyorlar.5 Zira Allah kimin sapıklığını onaylarsa, artık ona doğru yola getirecek kimse yoktur.6, 110/30, 27/90, 74/38, 212/40, 53/23, 37/28, 10/18, 423/3, 31/6-20, 56/43, 16/63, 35/8, 614/4, 39/36-37

34 Böyleleri için dünya hayatında bir azap vardır; ahiretteki azapları ise daha çetindir! Allah’ın azabından onları koruyacak da yoktur!

35 Allah’a karşı takva sahibi olanlara/sorumlu davrananlara vaat edilen cennet; tabanından ırmakların çağladığı, meyvelerinin ve gölgelerinin devamlı olduğu bahçeler gibidir. Bu, muttakilerin/günahlardan korunmuşların hak ettiği sonuçtur, gerçeği örtbas eden kâfirlerin hak ettiği ise ateştir. 2/81-82, 47/15, 64/8...10

36 Kendilerine kitap verdiklerimizden bazı kimseler, sana indirilen bu Kuran’la sevinirler.1 Onlardan bazı gruplar ise, Kuran’ın bir kısmına inanmazlar.2 De ki: “Ben yalnızca, Allah’a kulluk etmekle ve O’na asla şirk koşmamakla emrolundum.3 Ve ben yalnızca O’na dua ederim, zira dönüşüm yalnızca Allah’adır.4, 1 28/52...55, 22/85, 15/91, 339/11...15-65-66,

37 Yusuf: “Size verilen günlük yiyeceğiniz önünüze gelmeden, ikinizin de rüyasının altında yatan gerçeği haber vereceğim. Zira bu, Rabbimin bana öğrettiği şeylerdendir. Çünkü ben, Allah’a inanmayan ve ahireti de hesaba katmayan bir toplumun inanç sistemini terk ettim.”

38 “Ve atalarım İbrahim, İshak ve Yakub’un inanç sistemine uydum. Allah’a ait niteliği, herhangi birine yakıştırmak bize asla yakışmaz. İşte bu, tevhit inancı bize ve tüm insanlara Allah’ın bir lütfudur. Ne var ki insanların çoğu bu nimete şükretmezler.” 2/132-133

39 “Ey zindan arkadaşlarım! Ayrı ayrı bir sürü rablere inanmak mı; yoksa tek olan ve bütün varlıklar üzerinde otorite olan Allah’a inanmak mı hayırlıdır?

40 Allah ile aranıza koyup kulluk ettikleriniz, sizin ve atalarınızın uydurduğu birtakım isimlerden başka bir şey değildir. Oysa Allah, bu konuda herhangi bir bilgi ve belge indirmemiştir. Zira hüküm yalnızca Allah’ındır. O ise, kendisinden başkasına kulluk edilmemesini emretmiştir. İşte doğru ve sağlam din budur; fakat insanların çoğu bu gerçeği bilmiyorlar.”

41 “Ey zindan arkadaşlarım! Biriniz efendisine sarhoş eden içki sunmaya devam edecek, diğeri de asılacak ve başını kuşlar gagalayacak! Bana sorduğunuz rüyaların gerçekleşecek olan yorumu budur.”

42 Yusuf, o iki mahkûmdan kurtulacağını düşündüğü kimseye; “Efendinin yanında benden söz et.” dedi. Ama şeytan, efendisinin yanında ondan söz etmeyi ona unutturdu ve birkaç yıl daha zindan da kaldı! 6/68, 18/23-24

43 Ve bir gün kral şöyle dedi; “Ben rüyamda, yedi semiz inek gördüm. Bu yedi semiz ineği, yedi cılız inek yiyordu. Bir de yedi yeşil başak ve yedi kuru başak gördüm. Ey ileri gelenler, eğer rüya tabirini biliyorsanız bana bu rüyamı yorumlayın!” dedi.

44 “Bunlar, karmakarışık rüyalar. Biz böyle rüyaları yorumlamasını bilemeyiz.” dediler.

45 O iki zindan arkadaşından biri olan ve kurtulan kişi, aradan geçen bunca zamandan sonra hatırlayıp: “Beni gönderin, onun yorumunu getirip size bildirebilirim.”

46 Yusuf! Ey benim özü sözü doğru arkadaşım! Rüyada yedi semiz ineği yedi zayıf ineğin yemesi ve yedi yeşil başak ile yedi kuru başak görmenin ne anlama geldiğini bize yorumla da, dönüp onlara bildireyim. Ümit ederim ki senin kıymetini anlarlar.

47 (Yusuf): “Öteden beri yaptığınız gibi yedi sene ekip biçin. Fakat yiyeceğiniz az bir miktar dışında kalan kısmını, başağı sapından ayırmadan depolayın.

48 “Sonra yedi yıllık bir kıtlık dönemi olacak. Bu dönemde tohum olarak bıraktığınız az bir miktarın dışında, hepsini tüketirsiniz.”

49 “Bu dönemin ardından, insanların darlıktan kurtulup bolluğa kavuşacakları yağışlı bir dönem gelecek.” dedi.

50 Kral: “Onu bana getirin.” dedi. Elçi Yusuf’u almaya gelince, Yusuf ona: “Şimdi efendine git ve ona, “Vaktiyle ellerini kesen kadınların derdi neymiş?” bir sor. Elbette Rabbim, onların hilesini çok iyi bilmektedir!” dedi. 12/31-32

51 (Kral kadınları topladı ve onlara): “Bir zamanlar siz Yusuf’dan faydalanmak istediğinizde ondan nasıl bir karşılık gördünüz?” dedi. Kadınlar: “Hâşâ, Allah var biz onun herhangi bir kötülüğüne şahit olmadık.” dediler. O anda Azizin hanımı: Artık gerçek ortaya çıktı. Onu koynuma almak isteyen bendim. O, bütün söylediklerinde doğruydu.” 12/23...26

52 “Bu itirafım, kocamın gıyabında ona asla ihanet etmediğimi bilmesi içindir. Zira Allah, hainlerin tuzağını asla başarıya ulaştırmaz.” 12/5-33

53 “Bununla beraber ben kendimi tamamen temize çıkarmıyorum. Çünkü Rabbimin esirgemesi hariç kişinin benliği sürekli kötülüğü/şehevi arzuları emreder. Doğrusu benim Rabbim eşsiz bir bağışlayıcı ve sonsuz merhamet sahibidir.” 2/168-169,

54 Bunun üzerine Kral: “Onu bana getirin; onu kendime özel danışman yapacağım!” dedi. Onunla konuşunca da: “Bundan böyle, senin katımızda saygın bir konumun olacak ve benim güvenilir bir adamım olacaksın.” dedi.

55 “Öyleyse beni, ülkenin hazinelerinden sorumlu bir makama getir. Çünkü ben, hazineyi iyi korur ve mali işleri iyi bilirim.” dedi.

56 İşte biz böylece ülkede Yusuf’a iktidar imkânını bahşettik ki, orada istediği gibi bir yapı inşa etsin. Zira biz mülkü kullarımızdan dilediğimize veririz ve işlerini doğru yapanların hak ettikleri karşılığı da asla zayi etmeyiz!

57 Hele bir de ahiret ödülü var ki, inananlar ve sorumlu davrananlar için bu çok daha hayırlıdır.

58 Yıllar sonra Yusuf’un kardeşleri (tahıl yardımı alabilmek için Mısır’a) gelip onun huzuruna çıktılar. Yusuf onları tanıdı ama onlar onu tanımadılar!

59 Yusuf onların yüklerini hazırlatıp gidecekleri sırada: “Bir dahaki gelişinizde bana, baba bir kardeşinizle beraber gelin. Görüyorsunuz ki, ben size tahılı bol bol veriyorum ve sizi en güzel şekilde ağırlıyorum.”

60 “Gelecek seferde onu bana getirmezseniz, ne benden bir ölçek tahıl alabilirsiniz ne de yanıma yaklaşabilirsiniz.”

61 Kardeşleri: “Onu getirmek için babasını ikna etmeye çalışacağız, her halde bunu başarırız.” dediler.

62 Bu arada Yusuf memurlarına: “Onların tahıl için ödedikleri paraları tahıllarının içine koyun. Ailelerine dönünce kendilerine ikramda bulunduğumuzu anlarlar da, tekrar gelirler.” dedi.

63 Sonunda babalarına döndüklerinde: “Ey babamız! Bir dahaki sefer kardeşimizi de götürmezsek, bize bir ölçek bile tahıl verilmeyecek. Onun için kardeşimizi bizimle beraber Mısır’a gönder de tahıl alabilelim. Emin ol ki onu çok iyi koruyacağız.” dediler.

64 Babaları: “Daha önce kardeşiniz Yusuf’u size güvenip emanet ettiğim gibi, şimdi de size güvenip onu mu emanet edeyim? Neyse ki Allah en iyi koruyucu ve merhametlilerin en merhametlisidir.” dedi. 12/7...14

65 Nihayet yüklerini açınca, tahıl karşılığı olarak götürdükleri sermayelerinin kendilerine iade edilmiş olduğunu gördüler: “Ey babamız! Daha başka ne isteyebiliriz ki; işte sermayemiz bile bize iade edilmiş! Bunlarla ailemize tekrar yiyecek alır, kardeşimizi de korur hem de fazladan bir deve yükü daha alırız. Zaten bu getirdiğimiz az bir miktar.” dediler.

66 Babaları: “Hepiniz kuşatılıp saldırıya uğrayarak yok olmadıkça; onu bana getireceğinize dair Allah adına yemin ederek söz vermezseniz, onu sizinle göndermem.” Onlar yemin ederek kesin söz verince Yakup: “Bu konuştuklarımıza Allah vekildir.” dedi.

67 Ve ekledi “Yavrularım, şehre tek bir kapıdan girmeyin Farklı kapılardan girin. Gerçi ne söylersem söyleyeyim, Allah’ın sizinle ilgili takdirine engel olamam. Zira son karar ve hüküm Allah’ındır.1 Ben yalnız O’na güvenir ve dayanırım, güvenmek isteyenler de yalnızca Allah’a güvenip dayansınlar.” dedi.2, 134/26, 82/18-19, 23/159-160,

68 Onlar babalarının emrettiği gibi girdilerse de, esasen bu Allah’tan gelecek hiçbir şeyi onlardan savamazdı. Sadece Yakup’un temennisi yerine gelmiş oluyordu. Şüphesiz ki Yakup, kendisine öğrettiğimiz ilim sayesinde biliyordu.1 Fakat insanların çoğu bu gerçeği bilmiyorlar.2,

69 Kardeşleri Yusuf’un yanına girdiklerinde, öz kardeşini bağrına bastı ve: “Ben senin kardeşinim, onların yaptıklarına sakın üzülme!” dedi.

70 Yusuf onların yüklerini yükletirken, bir su kabını öz kardeşinin yüküne koydurdu. Sonra bir görevli seslendi: “Ey kervancılar, siz hırsızsınız!”

71 Onlara doğru dönerek, “Nedir kaybettiğiniz?” dediler.

72 Görevliler de: “Kral’ın su tasını kaybettik. Onu kendiliğinden getirene bir deve yükü tahıl verilecek. Ben buna kefilim!” dedi.

73 “Vallahi, biz bu memlekete bozgunculuk yapmak için gelmedik. Siz bunu pekâlâ biliyorsunuz, ayrıca biz hırsız da değiliz.” dediler.

74 Görevliler: “Peki yalan söylüyorsanız, hırsızlığın cezası nedir?” dediler.

75 Onlar, “Hırsızlık malı kimin yükünde bulunursa, ceza olarak o alıkonulur. Biz, hırsızlık yapan zalimleri böyle cezalandırırız.” dediler.

76 Yusuf, önce öteki kardeşlerinin yükünü aradı. Sonra da öz kardeşinin yükünden su kabını çıkarttı. Biz Yusuf’a böyle bir plan öğrettik. Allah böyle dilemeseydi, Kral’ın yasasına göre kardeşini alıkoyamazdı. Biz, dilediğimiz kimsenin derecelerini yükseltiriz.1 Zira her bilgi sahibinin üstünde mutlaka bir bilen vardır.2,

77 Kardeşleri kendi aralarında: “Eğer o çalmışsa şaşırmayız, yıllar önce abisi de çalmıştı zaten.” dediler. Yusuf onların bu suçlamalarını sineye çekti, içinde gizledi ve yüzlerine bir şey söylemedi. İçinden, “Siz, çok daha kötü bir durumdasınız, Allah ithamlarınızın asılsız olduğunu biliyor.” dedi.

78 Onlar: “Ey değerli yönetici! Onun yaşlı bir babası var, onun yerine bizden birini alıkoy. Biz senin iyilerden olduğunu görüyoruz.” dediler.

79 Yusuf, “Suçsuz birini cezalandırmaktan Allah’a sığınırım! Biz, malımızı kimde bulmuşsak ancak onu alıkoyarız, aksi halde adaletsiz davranan zalimlerden olmuş oluruz.” dedi.

80 Kardeşleri onu kurtarmaktan ümitlerini kesince, kendi aralarında konuşmak için bir kenara çekildiler. Ağabeyleri dedi ki: “Babanızın, Allah’a yemin ettirerek sizden söz aldığını bilmiyor musunuz? Üstelik yıllar önce de Yusuf’a yaptığınız kötülük ortada. Vallahi ben, babam bana dönüş izni verinceye kadar yahut hüküm verenlerin en iyisi olan Allah hakkımdaki hükmünü verinceye kadar buradan ayrılmayacağım.”

81 “Siz dönün, babanıza gidin ve deyin ki, ‘Ey babamız! Senin oğlun hırsızlık yapmış, biz sadece görüp bildiğimize şahitlik ettik. Biz bilgimiz dışında olan bir şeyi de koruyamayız.”

82 “Bize inanmıyorsan, bulunduğumuz kasabanın halkına ve beraberinde olduğumuz kervana sor. Biz gerçekten doğru söylüyoruz.”

83 Yakup: “Kıskançlık duygularınız belli ki size bu işi yaptırmış. Artık bana düşen güzelce sabretmektir. Belki de Allah, hepsini birden bana

84 Yakup oğullarına arkasını dönüp içine kapandı, “Vah Yusuf’um, vah tasam!” diye için için inledi. Ve bu üzüntüsünden gözlerine ak düştü. Tüm öfkesini ve kederini içine attı.

85 Oğulları: “Baba! Vallahi Yusuf’um diye diye kendini mahvediyorsun. Bu kederinden bir gün yataklara düşeceksin, hatta ölüp gideceksin!” dediler.

86 Yakup, “Ben üzüntü, tasamı sadece Allah’a arz ediyorum ve ben Allah’ın lütfuna dair, sizin bilmediğiniz birçok şey biliyorum.” dedi.

87 “Ey Oğullarım! Gidin, Yusuf’u ve kardeşini araştırın. Sakın Allah’ın rahmetinden ümidinizi kesmeyin. Zira kâfirler topluluğundan başkası, Allah’ın rahmetinden ümidini kesmez.”

88 Kardeşleri Yusuf’un yanına girdiklerinde: “Ey Aziz! Biz ve ailemiz sıkıntı ve darlık içindeyiz, üstelik size getirdiğimiz para da çok az bir miktar. Ama sen yine de bize ölçeği dolu dolu ver ve bize fazladan bağışta bulun. Şüphe yok ki Allah, bağışta bulunanları ödüllendirir.” dediler. 3/195, 16/97, 39/34-35

89 Yusuf onlara: “Siz, Yusuf ve kardeşine cahilce neler yaptığınızı hatırlıyorsunuz değil mi?” dedi. 12/9...18

90 Onlar: “Ne! Yoksa sen Yusuf musun?” dediler. O da; “Evet ben Yusuf’um, bu da kardeşim! Gerçekten Allah bize lütufta bulundu. Doğrusu, kim kötülükten sakınır ve sıkıntılara sabrederse, iyi bilsin ki Allah böyle güzel işler yapanları mükâfatsız bırakmaz.” dedi.

91 “Vallahi Allah seni bizden üstün kıldı. Biz gerçekten, çok yanlış işler yapmışız!” dediler.

92 Yusuf: “Bugün size herhangi bir kınama ve ayıplama yok. Allah sizi bağışlasın; zira O, merhametlilerin en merhametlisidir!”

93 “Şimdi siz bu gömleğimi götürün, babamın yüzüne sürün; o zaman görmeğe başlar. Sonra da aile fertlerinizin hepsini alıp bana gelin.” dedi.

94 Kervan Mısır’dan ayrılınca, babaları, “Eğer beni bunaklıkla suçlamazsanız, bir şey söyleyeceğim. Gerçekten ben Yusuf’un kokusunu alıyorum.” dedi.

95 Çevresindekiler: “Vallahi sen, hala eski bunaklığında devam ediyorsun!” dediler.

96 Nihayet müjdeci gelip gömleği Yakup’un yüzüne sürünce, hemen görmeye başladı. Bunun üzerine: “Ben size, Allah’ın lütfuna dair sizin bilmediğiniz birçok şeyi biliyorum dememiş miydim?” dedi.

97 Oğulları: “Ey babamız! Günahlarımızın bağışlanması için Allah’tan bizim için af dile; zira biz gerçekten, yanlış işler yaptık.” dediler.

98 O da: “Rabbimden sizin bağışlanmanız için af dileyeceğim. Şüphesiz ki O evet O’dur, eşsiz bağışlayıcı olan ve sonsuz rahmet kaynağı olan.” dedi. 9/99-104,

99 Yusuf’un huzuruna çıktıklarında o, anne ve babasını bağrına bastı: “Allah’ın izniyle bundan böyle Mısır’da huzur ve güven içinde yaşayın.” dedi.

100 Yusuf anne ve babasını makamına çıkartıp, yanına oturttu. Hepsi de Rabblerine şükür secdesi yaptılar. O zaman Yusuf: “Babacığım! İşte önceden gördüğüm rüyanın yorumu bu! Rabbim onu şimdi gerçekleştirmiş oldu ve Rabbim bana çok iyilikte bulundu. Beni zindandan çıkardı ve şeytan, benimle kardeşlerimin arasını açıp bozduktan sonra da, sizi çölden buraya getirerek bizi kavuşturdu! Gerçekten benim Rabbim, çok lütufkârdır. O, dilediğini akıl sır ermez bir şekilde gerçekleştirir. Şüphesiz ki O’ dur her şeyi bilen, O’dur her şeyi yerli yerince yapan.” dedi.

101 “Rabbim! Bana güç ve iktidarı sen verdin, rüyaların/olayların altında yatan gerçeği sen öğrettin. Ey gökleri ve yeri eşsiz bir şekilde yaratan! Dünyada ve ahirette benim velim sensin;1 varlığımı sana adamış biri olarak benim canımı Müslüman olarak al2 ve beni iyilerin arasına dâhil et!”3 12/257, 7/196, 22/132, 3/102-193,

102 İşte bunlar, sana vahyettiğimiz gayba dair haberlerdendir. Zira sen, Yusuf’un kardeşleri birleşip hep birlikte tuzaklar kurarlarken yanlarında değildin.

103 Hem sen ne kadar çok istersen iste, insanların çoğu yine de mümin olmayacaklar!

104 Oysa sen buna karşılık, onlardan herhangi bir ücret de istemiyorsun.1 Hâlbuki bu Kuran, bütün toplumlar için bir öğüt ve şeref kaynağıdır.2,

105 Göklerde ve yerde nice ayetler var ki, yanlarından geçip giderler de onlara dönüp bakmazlar bile.

106 Nitekim onların çoğu, inançlarına şirk bulaştırmadan Allah’a iman etmezler.

107 Şimdi onlar hiç beklemedikleri bir anda kendilerini çepeçevre kuşatacak Allah’ın azabının gelmeyeceğinden yahut bu dünyanın sonu o saat ansızın gelip çatmayacağından emin midirler?

108 Onlara de ki: “Ben bilinçli bir şekilde delillere dayanarak Allah’a davet ediyorum! Ben ve bana uyanlar aynıyız. İşte bu benim davet metodumdur. Allah sizin yakıştırmalarınızın tümünden münezzehtir, yücedir ve ben de asla Allah’a ortak koşan müşriklerden değilim.”

109 Bizim senden önce gönderdiğimiz elçiler, o ülkelerin içinden seçip kendilerine vahyettiğimiz adamlardan başkaları değildi.1 Şimdi bunlar yeryüzünde gezip dolaşmazlar mı; kendilerinden önce gelip geçmiş toplumların feci akıbetlerini görüp ibret almazlar mı?2 Ahiret yurdu, korunanlar için daha hayırlıdır; hala akıllanmayacaklar mı?3, 116/43, 21/7, 230/9-42,

110 O elçiler ümitlerinin son noktasına geldiklerinde ve tam yalanlandıklarına kanaat getirdiklerinde; bizim onlara yardımımız yetişmişti ve bizden umutlarını kesmeyenleri kurtardık. Zira bizim azabımız suça batmış toplumlardan asla geri döndürülemez!

111 Andolsun ki, bu elçilerin kıssalarında sağduyu/temiz akıl sahipleri için alınacak nice ibretler vardır.1 Bu Kuran, Allah adına uydurulmuş bir hadis değildir.2 Aksine O; kendinden önceki vahiyleri onaylayan,3 din adına gerekli her şeyi etraflıca açıklayan,4 inanıp güvenen mümin bir toplum için bir doğru yol kılavuzu ve bir rahmettir.5, 17/101, 11/120, 20/99, 210/37-38,

← 11. Hûd 13. Ra'd →